{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1396 Esas<br>KARAR NO: 2024/840 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/03/2022<br>NUMARASI: 2021/312 E. -  2022/33 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde;  davacı firmanın \"...\" esas unsurlu markasını 1971 yılından beri aktif olarak kullandığını, markanın davacının hakim ortağı olan ...'in soy isminin son üç harfinden türetildiğini, davacı şirketin kurucusu olan ...'in 1971 yılından 1993 yılına kadar bu ibareyi ... no.lu ticaret sicil kaydı ile ... şeklinde şahıs işletmesi olarak kullandığını ve 1993 yılında ise müvekkili şirket ... Paz. Ltd. Şti. firmasını kurduğunu, sonrasında ise ... San. Tic. Ltd. Şti. isimli firmayı, sonrasında ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. isimli ve ... Hiz. Ltd. Şti. isimli firmalarını kurduğunu, oto alım satımı, oto yedek parça alım satımı, oto kiralama, oto servis hizmetleri, oto sigorta aracılık hizmetleri, filo kiralama hizmetleri, inşaat ve taahhüt işleri başta olmak üzere bir çok alanda faaliyetlerini yürüttüğünü, \"...\" ibareli tescilsiz markasının oto kiralama ve otomotiv sektöründe İstanbul içinde oldukça iyi bilinen bir ibare olduğunu, davacının isminin ve tanıtımının yapıldığı yerel ve ulusal gazete ve televizyonlarda verilen reklamlar nedeni ile bilinirliğinin çok yüksek olduğunu, markayı 43 yıldır kullandıklarını, davacı ile özdeşleştiğini, davacının \"...\" ibareli markasını tescil etmek için Türk Patent Enstitüsüne müracaat edecekken, yaptırdığı araştırmada davalı firmanın \"...\" ibareli marka tescilinden ve unvanından haberdar olduğunu ve bu hususta davalı firmaya ihtarname keşide ettiğini, davalının ihtarnameye cevap vermediğini, davalı firmanın vekili aracılığı ile müvekkilinden unvanı değiştirmek ve markayı devir etmek ya da geri çekmek için 150.000,00 TL gibi büyük bir meblağ talep ettiğini, davalı tarafından bu istemi karşılanmayınca bu sefer ihtara konu unvanını değiştirerek davacı firmanın unvanı ile iltibası daha da güçlendiren bir unvan seçerek tescil ettirdiğini, davalı firmanın, ilk olarak ise davacının sektöründe maruf hale getirmiş olduğu \"...\" ibaresine benzer olacak şekilde \"...\" şeklinde 2008 yılında ticaret unvanı olarak tecil ettirdiğini, akabinde ise, 2013 yılında dava konusu yapılan ... kod no. ile \"...\" olarak marka müracaatı yaptığını, davalı yana gönderilen ihtarnameden sonra ise davalı yanın önceki unvanını terkin ederek, davacı ile aynı olacak biçimde \"...\" şekline getirdiğini ve iştigal alanını da yine davacı ile bire bir olacak şekilde değiştirdiğini, kötü niyetli olduğunu, davalının bu kötü niyetli tutumuna karşı Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/668 Esas sayılı dosyası ile davalının unvanının terkinine karar verildiğini ve kararın  kesinleştiğini, davalı firmaya ait markanın, müvekkili firmanın tescilsiz maruf \"...\" markası ile aynı olacak şekilde \"...\" olarak tescil edildiğini, her iki markadaki \"...\" ibaresinin bire bir aynı olduğunu, ses tertibinin yanında, görsel olarak da tescilli davacı firma markalarıyla iltibasa neden olacak bir benzerliğin olduğunu, davacının ticaret siciline kayıtlı ve fiilen faaliyet yürüttüğü alanlar kapsamında doğan sınai hakkının davalı firmanın markasındaki 39. Sınıftaki \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil).\" hizmet gruplarında ortak olduğu, bu bağlamda her iki işaret arasındaki iltibas tehlikesinin olduğunu belirterek, davacıların ticaret unvanına ve tescilsiz markalarına tecavüz teşkil eden davalının ... kod no.lu \"...\" ibareli markasının 39. sınıftaki \"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil).\" emtialarında hükümsüzlüğü ile iptaline, aynı markanın ayrıca 6769 sayılı SMK’nın 9-26 maddeleri kapsamında kullanılmama nedeniyle iptalini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  6769 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince davacıların söz konusu ibareyi markasal olarak kullanmadıklarını ve bu yönde defide bulunduklarını, davalının markasının tescili amacıyla 08.11.2013 tarihinde başvurmuş olup, 17.06.2015 tarihinde markasının tescil edilmiş olduğunu, davacı yanın davalının tescil başvurusundan 2014 yılında haberdar olup, yayına itirazlarının reddedildiğini, davacının markasını şirketin ilk kurulduğu günden beri aktif olarak kullandığını, 7 yılı aşkın süredir ise tescilli olarak kullandığını, davacıların bu durumdan haberdar olmasına rağmen, bu hususta herhangi bir işlemde bulunmadıklarını, davacıların markayı ciddi olarak kullanmadığını, davacıların, davalı markasını 5 yıldır kullanmadığını beyan ederek işbu sebeple 6769 Sayılı Kanun'un 26. maddesi gereği markanın iptalini talep ettiğini, davayı kötü niyetli olarak ikame ettiğini, davacının bu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacılar ile müvekkili şirketin faaliyetlerinin aynı olmadığını, davacının belli firmaların otomobil satışlarında yetkili olup, davalının ise filo, otomobil kiralama hizmeti verdiğini, davalı şirketin 2008 yılında faaliyet hayatına başlamış olup yıllardır faaliyetlerini kesintisiz olarak sürdürdüğünü, 2008 yılında ... Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanıyla kurulmuş olup, 2014 yılında ise unvan değişikliğiyle ... Org. Ltd. Şti. olarak faaliyetini sürdürdüğünü, kurulduğu ilk günden bu yana \"...\" markasını kullanan davalının en nihayetinde 2013 yılında markasının tescili için başvurduğunu,  \"...\" markasının tescil edildiğini, yıllardır bu markayı kesintisiz olarak kullandıklarını, sektörde markasına duyulan güveni ve markasının bilinirliğini artırdığını, kamu kurumlarına otomobil kiraladığını, ... gibi medya kuruluşları ile pek çok büyük firmaya da hizmet verdiğini, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğünde olan davacıların bu markayı tescil ettirmesi gerekirken, yıllarca herhangi bir tescil başvurusunda bulunmamış olmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağını, marka ile ticaret unvanının işlevi farklı olup, davacıların sırf unvanının bulunmasının şirketin markasının hükümsüzlüğüne neden olamayacağını, tescilde öncelik ilkesi gereği davalının markanın korumasından yararlanması gerektiğini, davacıların davalı şirketin markasından 2014 yılından beridir haberdar olup, bu durumun davacıların ikrarı ve TPE kayıtlarıyla da sabit olduğunu, 6 yıl boyunca markanın hükümsüzlüğünü talep için herhangi bir dava ikame etmediklerini ve uzun süre sessiz kaldıkları için haklarını kaybettiklerini, davacıların huzurdaki davayı ikame etmesinin tamamıyla  kötü niyetli olduğunu, davalının sektördeki itibarından yararlanmayı amaçladıklarını, davalının ... no.lu markası ile davacının markasal kullanımlarının farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde markalar arası benzerlik ve mal/hizmetler arasındaki benzerliğin aynı anda bulunmasının gerektiğini, davalının markasının 35. ve 39. sınıfta tescil edildiğini, markalar arasında ne işaret benzerliği, ne de mal/hizmet benzerliği bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/03/2022 tarihli 2021/312 E. - 2022/33K. sayılı kararıyla; \"...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporu karşısında davalı marka sahibinin söz konusu \"...\" markasını 39.sınıfta \"deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri(tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil) hizmetleri yönünden ve 35.sınıf yönünden ciddi bir şekilde herhangi bir kullanımının bulunmadığı bu hali ile markanın sicilden kısmi iptal sebebinin yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde; 1-Davacının hükümsüzlük davasının REDDİNE, 2-Davacının kullanılmama nedeniyle iptal davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 39.sınıfta \"deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil) hizmetleri yönünden ve 35.sınıf yönünden kullanılmama nedeniyle iptaline, -Davalı markasının tescilli olduğu 39.sınıftaki \"kara taşımacılığı hizmetleri ve kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" yönünden kullanılmama nedeniyle iptal talebinin reddine,\" karar verildiği görülmüştür. <br>İSTİNAF BAŞVURULARI: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalının markası henüz ilan aşamasındayken müvekkilinin \"...\" markasını kullanmaması için ihtarname gönderdiğini, davalının markayı geri çekmesi ve kullanmaması gerekirken müvekkilinden para talep ettiğini, ticaret unvanını da müvekkilinin markası ile daha da yakınlaştırarak \"...\" şekline getirdiğini, Davalının kötüniyetli davranışı nedeniyle davalı hakkında ticaret unvanını terkini için dava açıldığını, marka tescili henüz sonuçlanmadığından hükümsüzlük davası açılmadığını, ancak taraflarının bildiriminden sonra markanın tescil edildiğinin öğrendiğini ve derhal dava açıldığını, Müvekkilinin dava konusu markayla ilgili 5 yıl boyunca sessiz kalmadığını, Müvekkilinin açtığı davanın kesinleşmesinden sonra 5 yıl boyunca sessiz kalmış olsaydı 5 yıllık sürenin geçirildiğinin kabul edilebileceğini, davalının söz konusu marka üzerinde müvekkilinin üstün hak sahibi olduğunu öğrenmesine rağmen markasını tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğunu, Davalının ayrıca müvekkilinin tescil ettirmeye çalıştığı \"...\" markasına da itiraz ederek, müvekkilinin bu markayı kullanmasına da engel olmaya çalıştığını, Yargıtay içtihatları ile belirlenen markanın yedeklenmesi ve asıl hak sahibinin kullanımlarının engellenmesi veya tescil ettirilen marka üzerinde asıl hak sahiplerinden bedel talep edilmesi gibi şartları yerine getirdiğinden aslında davalının kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiğinin aşikar olduğunu, dosyaya delil olarak sundukları Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/668 Esas, 2016/553 Karar sayılı dosyasında davalının müvekkilinden para istediğine dair mail yazışmasının delil olarak sunulduğunu, Ancak Mahkemenin bu dosyayı yeterince incelemediği için, müvekkilinin sessiz kalmadığını ve davalının kötüniyetli olduğunu tespit edemediğini, Ayrıca müvekkilinin kara araçları kiralama hizmetlerinde davalının markayı tescil ettirdiği tarihte üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunun Bakırköy 1. FSHHM'nin 2014/189 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararı ile ve Bakırköy 2. ATM'nin 2014/668 Esas, 2016/553 Karar sayılı ilamları ile de sabit hale geldiğini, bu konuda başkaca araştırma yapılmasına gerek olmadığını, yine müvekkilinin tescilli bir markaya dayalı olarak hükümsüzlük talebi olmadığından davalının markanın 5 yıllık kullanım ispatı ile ilgili defi ileri sürmesinin de imkansız olduğunu, yerel mahkemece hatalı hüküm kurulduğunu, Davalının markayı kullandığını ispat için ticari defterlerine delil olarak dayanmamasına rağmen, Mahkemece resen bu kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verildiğini, Mahkemenin tarafların sunmadıkları delilleri resen inceleme hak ve yetkilerinin mevcut olmadığını, aksine davranışın mahkemelerin objektifliğine ve tarafsızlığına gölge düşüreceğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari bir uyuşmazlık olmadığını, davalı tarafça hiçbir faturaya da dayanılmadığını, bu nedenle HMK'nun 222/1. Maddesinin uygulanamayacağını, Bilirkişilere sadece davalıya ait ticari defterler üzerinde inceleme yetkisi verilmesine rağmen bilirkişilerin faturaları da incelediklerini, yetki kapsamını aştıklarını, fiilen davalının işyerine gidilmeden mail yoluyla gönderilen davalıya ait 4 adet faturası, son 5 yıllık cirosu ile defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerine ilişkin bilgilerin alındığını, davalının beyanlarına göre 2016-2017 yıllarında markanın kullanılmadığını ifade ettiklerini, Bilirkişilerle yaptıkları görüşmede davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi sırasında kendilerinin de hazır bulunmak istedikleri bildirilmesine rağmen, mail yoluyla aldıklarını düşündükleri bilgilerle rapor hazırladıklarını, Bilirkişilerin incelemesinin usulsüz olduğunu, yalnızca 4 adet fatura ile davalının kara araçlarının kiralanması hizmetlerinde markayı ciddi şekilde kullandığına dair görüş bildirdiklerini, bilirkişilerin davalı tarafça sunulmayan faturaların fotokopilerini dosyaya eklemelerinin de uygun olmadığını, Mahkemece davalıya ait tüm faturaların dosyaya ibrazı sağlanarak, oto kiralama sektöründen bir bilirkişi de görevlendirilmek suretiyle inceleme yaptırması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, yeniden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; markanın iptalini talep edebilecek kişilerin kanunda sınırlı olarak sayılmış olduğunu, Mahkemece davacıların bu kişilerden olup olmadıklarının araştırılmadığını, Dava tarihi gözetildiğinde, markanın kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin markasının kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, 5 yıllık sürenin başlangıcının SMK'nun yürürlüğe girdiği 10/01/2017 tarihinden başlatılması gerektiğini, Mahkemenin markanın 39. sınıfta \"deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri (tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, kurye hizmetleri dahil)\" ve 35. Sınıf yönünden kullanılmadığına ilişkin tespitinin hatalı olduğunu, delil olarak bildirdikleri ve 2013 yılından bu yana aktif olarak kullanılan davalıya ait http://www...com alan adlı internet sitesinin incelenmesi halinde markanın 35. sınıftaki hizmetlerde kullanıldığının tespit edilebileceğini, Mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarının gözetilmediğini, Müvekkilinin markayı kullanmadığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, kullanılmamış olmasının mücbir sebepten kaynaklandığını, 2020 yılında ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle pek çok sektörün olumsuz olarak etkilendiğini, pandemi şartlarının iki yıl sürmesi nedeniyle markanın kullanılmamasının haklı sebebe dayandığının dikkate alınması gerektiğini belirterek, yerel mahkemenin davanın kısmen kabule dair kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: Dosya içinde bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; 08/11/2013 başvuru, 17/06/2015 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının 35 ve 39. Sınıflarda davalı adına tescilli olduğu, davacı ... tarafından 24/12/2014 tarihinde marka tescil başvurusuna itiraz edildiği, TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 27/04/2015 tarihli, ... numaralı kararı ile itirazın reddine karar verildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka uzmanı ..., marka uzmanı ... ve mali müşavir ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 22/10/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda;  \"davacı tarafa ait tescilsiz \"...\" ibareli marka ile davalı tarafa ait ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davalı tarafa ait, \"...\" ibareli ve ... tescil numaralı markanın 17.06.2015 tarihinde tesciline karar verildiği, dava tarihi 09/09/2020 itibariyle 5 yıllık dava açma süresinin dolduğu, davacının, davalının \"...\" ibareli markasını 06/06/2014 tarihinden beri kullandığından haberdar olduğu göz önüne alındığında, davacının davalı markasının hükümsüzlüğü için dava açmakta uzun süre sessiz kaldığı ve bu nedenle hak kaybına uğradığı, davalının ... no. ile  tescilli \"...\" ibareli markasının 39. Sınıfta yer alan \"Kara taşımacılığı hizmetleri ve kara taşıtlarının kiralanması hizmetleri\" dışında kalan hizmetler ve 35. Sınıfta yer alan tüm hizmetler açısından iptal koşullarının mevcut olduğu, davalının ... no. ile tescilli \"...\" ibareli marka başvurusunu kötü niyetli olarak yaptığına dair herhangi bir tespit yapılamadığı\" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. <br>G E R E K Ç E:Dava, marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle marka iptali davasıdır. Mahkemece marka hükümsüzlüğü davasının reddine, marka iptali davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuşlardır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekilinin davalıya ait ticari kayıtların bilirkişiler tarafından incelenmesi sırasında kendilerine haber verilmediğinden hazır bulunamadıklarına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; Mahkemece tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair verdiği ara kararında, incelemenin yapılacağı gün ve saatin tespit edilmediği, Mahkeme veya bilirkişiler tarafından inceleme yapılacak gün ve saatin davacı vekiline bildirildiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı, bilirkişi incelemesi sırasında davacı vekilinin hazır olması için gerekli bilgilendirme yapılmamasının usule aykırı olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmeksizin buna ilişkin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekilinin müvekkiline ait http://www...com alan adlı internet sitesinin arşiv kayıtları incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğine dair istinaf talebinin incelenmesinde; davalı tarafın delil listesinde bu internet sitesinin mevcut olmasına rağmen, marka kullanımıyla ilgili internet sitesinin arşiv kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadan eksik inceleme ile davalıya ait markanın kısmen iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin de diğer istinaf talepleri incelenmeksizin buna ilişkin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Mahkemece davacı şirketler ile davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden istenilerek, davalının ticari kayıtları üzerinde inceleme yapılacak olan gün ve saatin Mahkemece ara kararında belirlenmek suretiyle taraf vekillerinin de inceleme sırasında hazır bulunmaları için imkan sağlanarak, bir marka uzmanı, bir muhasip bilirkişi ve bir bilişim uzmanı bilirkişiden oluşacak yeni bir heyetten davalının ticari kayıtları üzerinde ve http://www...com alan adlı internet sitesinin arşiv kayıtları üzerinde davalının markasını iptali talep edilen mal ve hizmetler için dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde ciddi ve etkin bir şekilde kullanıp kullanmadığı, davacıların “...” ibaresi üzerinde davalının markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler için SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca öncelik hakkının mevcut olup olmadığına dair taraf vekillerinin önceki rapora itirazlarını da karşılayacak şekilde yeniden rapor alınarak buna göre değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin KISMEN KABULÜNE, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 02/03/2022 tarihli, 2021/312 Esas, 2022/33 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıdaki gerekçede belirtildiği gibi yargılamaya devam olunması için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 3-İstinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harçlarının talepleri halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; yalnız davacılar avansından çıkış yapıldığı anlaşılan 146,50TL (posta-teb-müz) masrafının 1/2 oranında 73,25TL'sinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 02/05/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2cb77eece2563d2a","SID":"958d2079befcc99b"}}