{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/522 Esas<br>KARAR NO: 2024/548<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/03/2022<br>NUMARASI: 2022/42 Esas, 2022/280 Karar<br>DAVA: KAYIT KABUL <br>KARAR TARİHİ: 06.05.2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı müflis bankanın iflasına karar verildiğini, Bakanlar Kurulu kararı ile bir kısım kurum, şirket ve derneklerin kapatılarak hazineye devredildiğini, hazineye devredilen kurum, şirket ve derneklerin tüm hak ve alacaklarının hazineye geçmesi amacıyla iflas masasına alacak kayıt talebinde bulunduklarını, iflas idare memurları tarafından alacak kayıt taleplerinin gerekçe göstermeden ve genel ifadeye dayalı şekilde reddedildiğini, ret kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek reddedilen alacak taleplerinin rüçhanlı 3.sıra alacak olarak masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacı tarafça talep edilen alacakların zaten sıra cetvelinde kayıtlı mükerrer alacaklar olduğunu, bu sebeple alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, kamu alacaklarının iflas idaresince reddedilemeyeceğine ilişkin kanun maddesi bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 23.12.2021 tarihli duruşmada; davacının yaptığı her bir başvuru için açtığı davanın tefrik edilmesine karar verilmiş, iş bu davacı yönünden tefrik edilen dosya mahkemenin yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, iş bu davaya konu alacağın mükerrerlik arz ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemenin hükme esas olmak üzere dikkate aldığı bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak oluşturulduğunu, iş bu bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesi gereğince açılan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. Davacı vekili, dava dilekçesinde; Bakanlar kurulu kararı ile hazineye devredilen bir kısım kurum, şirket ve derneklerin tüm hak ve alacaklarınında hazineye devredilmesi amacıyla iflas masasına başvuruda bulunduklarını, iflas idaresince alacak kayıt taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek iş bu kayıt kabul davasını açmış, mahkemece, bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve iş bu davaya konu alacağın mükerrerlik arz ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İş bu karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Anayasanın 141/III maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde ayrıntılı bir şekilde hükmün kapsamı düzenlenmiş, hükmün  hangi hususları kapsayacağı maddeler halinde ve açıkça belirtilmiştir. HMK.nun 297/1- c bendinde \"Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin hükümde gösterilmesi\" gerektiğine yer verilmiştir. Gerekçe, hakimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak (m.33), hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Hakim gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendi kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz. Hakim hükmün gerekçesini hazırlarken yargı kararlarından (içtihatlardan) ve bilimsel görüşlerden yararlanır (TMK m.1). Gerekçe çok önemli olduğundan, Anayasa'ya \"bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı\" hakkında açık hüküm konulmuştur (Anayasa m.141/3) (Prof.Dr.Baki Kuru, Prof.Dr.Ramazan Arslan, Prof. Dr.Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku 22. Baskı,sayfa 472).\"...Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarakgerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece bozma üzerine verilen kararda davacı iddiası ile davalı savunması yazılmış, Dairemizin bozma kararı özetlenmiş, gerekçe olarak aynen “Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama doğrultusunda başka bir bilirkişi heyeti oluşturularak banka müdürü ve insan kaynakları uzmanından rapor aldırılmış, bilirkişi kurulunun raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere her ne kadar davalı tarafça davacının iş akdi 06.01.2012 tarihinde işletmesel nedenlerle feshedilmiş ise de bu kararın yerinde ve isabetli olmadığı anlaşılmıştır”  açıklaması yapılmıştır. Mahkemece davanın kabulünün gerekçesi hiçbir bir şekilde açıklanmamış, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulunun raporuna atıf ile yetinilmiştir. Bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Mahkemenin kararı T.C. Anayasası’ nın 141 ve HMK. nun 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımamaktadır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerekmiştir...\" (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/16428 Esas 2016/12347 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlıkta; davanın reddine yönelik gerekçeli kararda hiçbir şekilde gerekçe açıklanmamıştır. Gerekçeli kararda sadece bilirkişi tarafından sunulan rapora değinilmekle yetinilmiştir. Oysa bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermez. Kararda, bilirkişi raporuna hangi nedenle itibar edildiği, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi yönünden hangi tarafın haklı yada haksız olduğu ve sonuç olarak davanın kabul veya reddine dair kanaate ne şekilde varıldığı hususları tartışılmalıdır. Başka bir deyişle kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantıda ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde kararların doğruluğunun denetlenmesi mümkün olacaktır. Bu nedenle Mahkemenin, belirtilen yasal düzenlemelerin aksine, gerekçesiz şekilde oluşturduğu karar usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi de göz önünde bulundurarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa dair hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/42 Esas, 2022/280 Karar ve 21/03/2022 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06.05.2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c25185fd42b0088a","SID":"0c4ba15a1f9e06bf"}}