{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2013 <br>KARAR NO\t\t: 2023/2050<br>KARAR TARİHİ\t: 09/11/2023<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/08/2023  (Ara Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2023/806 Esas<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 09/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/11/2023<br><br> İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in sahibi olduğunu, davalı ile müvekkilinin arasında sözleşme yapıldığını, bu sözleşme uyarınca müvekkiline iki parti halinde ürün teslim etmeyi taahhüt etttiğini, bunun karşılığında müvekkili her biri 75.000,00 TL bedelli olmak üzere 4 adet sıralı çek verdiğini, taraflar arasında akdedildiği üzere ilk 2 adet çekin karşılığı olan ilk parti teslimatın 24.04.2023 tarihinde yapıldığını ve aynı tarihte fatura düzenlendiğini, ancak aynı malların ikinci parti teslimi yapılmadığını, şu halde senetler bedelsiz kaldığından müvekkilinin borcu ödemekle yükümlü olmadığını, ... Bankası Fethiye Likya Şubesine ait müvekkili tarafından düzenlenen 2351901 numaralı 31.10.2023 tarihli 75.000,00 TL bedelli ve 2351902 numaralı 31.11.2023 tarihli 75.000,00 TL bedelli çekler üzerine alacaklılara ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>MAHKEMECE: 28.08.2023 tarihli ara kararı ile;  \"...Dava,  menfi tespit istemine ilişkindir.<br><br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, avans çeki olarak verildiği iddia edilen çekin karşılığı malların teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığı iddia edilen çekler nedeniyle açılan menfî tespit davasında, çekin bankaya ibrazı halinde ödenmemesi ve açılması muhtemel icra takiplerinin durdurulması yönünde ihtiyatî tedbir kararı verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. <br> 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerinde geçici hukukî himayenin bir türü olan ihtiyatî tedbirlere ilişkin düzenleme genel nitelikte olup; 2004 sayılı İİK m. 72 hükmünde menfî tespit davaları hakkındaki tedbirlerin özel olarak düzenlenmiş olması, bu davada, 6100 sayılı HMK m. 389 vd. hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. <br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa,  6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. <br>Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. <br>  Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.<br>Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın dava dilekçesinde dava konusu çeklerin sipariş ettiği mallar nedeniyle davalıya verildiğinin beyan edildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, 6098 sayılı TBK m. 207/2 hükmü uyarınca satış sözleşmelerinde sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü oldukları, bu çerçevede çekin ödeme vasıtası olması nedeniyle avans olarak verildiğinin davacı tarafça 6100 sayılı HMK m. 200 hükmündeki ispat kuralları uyarınca ispat edilmesi gerektiği, bu itibarla dosya mevcuduna yansıyan delillere göre yaklaşık ispat olgusunun somut olayda gerçekleşmediği 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yasa'nın 390/3. maddesinde haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi zorunluluğu koşulu ve uyuşmazlık konusu olması aranmıştır.<br>Tedbirler, geçici hukuki koruma niteliğinde olup esasın varlığına karine oluşturmazlar. Bu nedenle mevcut durumda bir değişiklik olduğu takdirde hakim edindiği kanaate göre kararı da değiştirebilir. Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendirdikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispatın yeterli olacağı HMK'nın 390/3 maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın başarılması yeterlidir.<br>Buna göre; somut olayda davacı tarafça, davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti amacıyla iş bu dava açılmış ve ... Bankası Fethiye Likya Şubesine ait müvekkili tarafından düzenlenen 2351901 numaralı 31.10.2023 tarihli 75.000,00 TL bedelli ve 2351902 numaralı 31.11.2023 tarihli 75.000,00 TL bedelli çekler üzerine alacaklılara ödenmemesi yönünde tedbir konulması  talep edilmiş ise de;  tedbirin  yalnızca dava konusu uyuşmazlık hakkında verilebileceği, dava konusu çeklerin ödeme vasıtası olması nedeniyle davacı tarafından çeklerin avans çeki olarak verildiği yönünde dosyamızda yaklaşık ispat bulunmadığından, uyuşmazlığı nihayete erdirecek şekilde tedbir kararı verilemeyeceği\" gerekçesi ile, 6100 sayılı HMK'nın 389/1 ve 390/3 maddesi gereğince davacı vekilinin tedbir talebinin reddine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Mahkeme kararına karşı ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br> İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönünde verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, davalının müvekkiline iki parti halinde ürün teslim etmeyi taahhüt ettiğini, bunun karşılığında  müvekkilinin her biri 75.000 TL bedelli olmak üzere 4 adet sıralı çek verdiğini, taraflar arasında  akdedilen sözleşme uyarınca ilk iki adet çek karşılığına gelecek olan teslimatın 24.04.2023 tarihinde yapıldığını, ancak kalan teslimatın davalı ...'in borca batık hale gelmesi, ticareti terk etmesi ve depolarını kapatması nedeni ile yapılmadığını, taraflarınca 02.06.2023 tarihinde Fethiye 7. Noterliği 09091 yevmiye numarası ile davalıya ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin ise ne kalan malların teslimatını yapmaya yanaştığını, ne de avans olarak verdikleri  4 adet sıralı çekten son 2 çekin iadesini yapmadığını, aldıkları duyumlara göre davalı şirketin çok yüksek meblağlarda banka ve piyasa borçları bulunduğunu, çeklere ödeme yasağı konulmaması halinde müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödeme yapmak zorunda kalacağını ve davalı şirketin borca batık olması nedeni ile her iki taraftan da zarara uğrayacağını, yerel mahkemenin her ne kadar, çeklerin avans çeki olarak verildiği yönünde yaklaşık ispat bulunmadığını belirtmiş ise de, \"çeklerin sıralı çek olması\"  \"ihtara konu ticari ilişkiden kaynaklı verilmiş olması\" \"ilk iki çekin karşılığı malın teslim alındığının taraflarınca açıkça belirtilmiş olması\" ve \"davalının borca batık olması\", \"çeklerin iade edilmesi hususunda çektikleri ihtara herhangi bir dönüş olmaması\", \"yapılan tebligatların cevapsız bırakılması\", \"teslimin temerrüde düşmesi\" gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde olayın açıkça anlaşılacağını beyanla ilk derece mahkemesince verilen  ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki kararın kaldırılarak, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararın kaldırılmasına ilişkindir.   <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İhtiyati tedbir isteyen tarafça, sözleşme gereği verilen malların teslim edilmediğini, iki adet çekin bedelsiz kaldığını ileri sürerek çekler üzerinde alacaklılara ödenmemesi  yönünde ihtiyati tedbire hükmedilmesi talep edilmiştir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiştir.<br>İhtiyati tedbir şartları değerlendirildiğinde; geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir.(HMK m. 406)<br>Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir.(TC Anayasası m.36, HMK m.33) ihtiyati tedbir istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir.<br>6100 sayılı HMK'nun 389/1. Maddesinde; \" mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" şeklinde, <br> HMK'nın 390/3. maddesinde; \"tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.  \" şeklinde düzenleme bulunmaktadır. <br>İhtiyati tedbir isteminin dayanağı, mal teslimi olmadığından çeklerin bedelsiz kaldığı iddiası olup,  tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği, çekin sözleşme kapsamında verildiği ve bedelsiz kaldığının ancak yargılama sonucu anlaşılabilecek nitelikte olduğundan ve karar verildiği aşamada yaklaşık ispat sağlandığını kabule değer delil bulunmadığı gibi, davada taraf olmayan üçüncü kişilerin haklarını ihlal edici nitelikte tedbir kararı verilemeyeceğinden ihtiyati tedbir isteminin  reddedilmiş olması isabetli görülmüştür.<br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle uyuşmazlığın yargılama gerektirmesine, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu ara kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/08/2023 Tarih ve 2023/806 Esas sayılı ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, \t<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran ihtiyati tedbir isteyen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  \t<br>5-Kararın tebliği ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/(1)-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 09/11/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8fab99000dc519c6","SID":"c8c1a5ee3c40abf6"}}