{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2108 Esas<br>KARAR NO: 2024/517 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2018/554 Esas - 2021/278 Karar<br>TARİHİ: 20/04/2021<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 21/03/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... markasının tanınmış ve piyasada büyük paya sahip şirketlerden olduğunu, ..., ..., ... başta olmak üzere müvekkili şirketin tanınmış birçok markasının bulunduğunu, müvekkili şirketin uzunca süredir \"...\" sloganını ürünlerinde kullandığını, müvekkili şirketin en son ... markası için çekilen reklam filminde ... sloganını kullandığını, davalı tarafın kötü niyetli hareket ederek müvekkili şirketin reklamlarında uzun süredir kullandığı sloganını kopyalayarak reklam filminde \"...\" şeklinde taklit ederek müvekkili şirketin ürünü ile tüketici nezdinde iltibas yaratacak ve karışıklığa sebebiyet verecek şekilde kullanmaya başladığını, reklam filmlerindeki ürünün aynı grup ürün olduğu da dikkate alındığında davalı tarafın kötü niyetli kullanımının tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet vereceği ve bu durumun haksız rekabet yaratacağının tespit edileceğini beyanla davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının iddialarının tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, haksız rekabetin unsurlarının oluşmadığını, davacının dilekçesinde kulladığı sloganın üzerinde herhangi bir fikri veya sınai mülkiyete konu bir hakkı olduğunu ileri süremediğini, aynı şekilde bu slogan üzerinde kendisine tekel sağlayan bir hakka da sahip olmadıklarının anlaşıldığını, zira bu sloganın kaynağının davacı olmadığını, bu sloganın kullanımının davacının kullanımından çok daha eskiye dayalı olduğunu ve artık kamuya mal olduğunu, bu ifadenin kaynağının tam olarak tespit edilememekle birlikte zamanla herkes tarafından benimsenip çeşitli şekillerde kullanıldığının görüldüğünü beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih ve 2018/554 Esas - 2021/278 Karar  sayılı kararında; \"Dava; haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, dava konusu reklam sloganını içeren her türlü reklam görselinin imhası, hükmün ilanı ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Haksız Rekabetin Tespiti, Maddi Tazminat İstemi, Hükmün İlanı ve  Her Türlü Görselin İçeriğin İmhası Talepleri Yönünden; Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan yasal mevzuat kapsamında somut olay, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve iki ek rapor dosya içeriği ile birlikte değerlendirildiğinde;  haksız rekabet eylemine dair tespitlerin yer aldığı 1. Ve 2. Ek rapor da dikkate alındığında ilk defa davacı şirket tarafından cips ürünü için kullanılan reklam sloganının ( \"...\") büyük oranda benzerinin (\"...\") yaklaşık 6 ay sonra davalı şirket bünyesinde bulunan \"...\" cips ürünü için de kullanıldığı aynı ürün gurubu için büyük oranda benzer reklam sloganının kullanılmasının iltibas yarattığı dolayısı ile davacı şirket aleyhine haksız rekabet oluştuğu kanaatine varılmış olmakla;  davalının dava konusu reklam sloganını kullanması sebebiyle haksız rekabetin varlığının tespiti ile, bu haksız rekabet eyleminin men'ine,  TTK 59.   maddesine göre karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına,  mali yönden yapılan inceleme ve ticari defter ve karşılaştırma sonucunda yapılan tespitleri içeren 2. Ek rapor denetime elverişli bulunmuş olup, davacı şirket nezdinde bir kazanç kaybı ve/veya davalı şirket nezdinde bir kazanç artışı olmadığı gözetilerek maddi tazminat şartlarının oluşmaması sebebiyle maddi tazminat talebinin ve TTK 56. Madde hükmü gözetilerek tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz olmaması sebebiyle her türlü görselin ve içeriğin imhası talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>Manevi Tazminat Talebi Yönünden; 6102 sayılı TTK'nın 56/1-e maddesinin gönderme yaptığı 6098 sayılı TBK'nın 58. Maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görene uğradığı manevi zarara karşılık manevi  tazminat olarak bir miktar para ödenmesine karar verilebilir. Hakim bu giderim yerine başka bir giderim biçimi kararlaştırabilir yahut para şeklinde öngörülen  tazminata ekleme yapabilir yahut saldırının kınanmasına  ve bu kararın yayınlanmasına karar verebilir. Kanun hükmüne göre hakime tanınan alternatif giderim verme yetkisi hakim tarafından manevi tazminat olarak bir miktar para takdiri şeklinde oluşmuş olup, manevi tazminatın yukarıda açıklandığı gibi uygun bir miktarda olması, manevi zarar anlayışının bir gereğidir. Türk Borçlar Kanunu’ nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. HD. 2012/8581 E., 2014/726 K.) Mahkememizce yukarıda ifade edildiği üzere dava konusu reklam sloganının davalı tarafından kullanılmasının haksız rekabet niteliğinde olduğu kabul edilerek bu durumun tespit ve önlenmesine karar verilmiş, 6098 sayılı TBK'nın 58/2. maddesinde manevi tazminatın ödenmesi yerine hakim, saldırıyı kınayan bir karar verebileceği gibi bu kararın yayınlanmasına da alternatifli bir şekilde  karar verebilir. Bu hüküm TTK 59/son hükmüyle birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda, tarafların ticari durumları, faaliyette bulundukları sektör, söz konusu sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı, ticari gelirleri, haksız rekabet teşkil eden reklam sloganının kullanıldığı mecra ve süre sebebiyle haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı manevi zarar, ayrıca, TBK'nın 52/2 maddesine göre kararın yayınlanması da kamuoyunun bilgilendirilerek ticari itibarın düzeltilmesi yönünde manevi zararın bir giderim yolu olduğu gözetildiğinde davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının dava konusu reklam sloganını kullanması sebebiyle haksız rekabetin varlığının tespiti ile, bu haksız rekabet eyleminin men'ine, 2-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına, 3-Maddi tazminat talebinin REDDİNE, 4-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 5-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmiş ve verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; taraflarınca huzurdaki dava ikame edilerek, basiretli tacir olma yükümü altında bulunan davalının kötü niyetli hareket ederek müvekkili davacı şirketin reklamlarında uzun süredir kullandığı \"...\" sloganını, aynı tüketici kitlesine hitap eden ve müvekkili davacı şirketin sloganı kullandığı ürün grubu ile aynı ürün grubu içerisinde yer alan ürünü için çeşitli mecralarda yayınlanan reklam filminde \"...\" şeklinde kopyalayarak tüketici nezdinde iltibas yaratacak ve karışıklığa sebebiyet verecek şekilde kullanmaya başlaması üzerine davalının dava konusu reklam sloganını kullanması sebebiyle haksız rekabetin varlığının tespiti ile, bu haksız rekabet eyleminin menine, dava konusu \"...\" ibaresini ve türevlerini içeren davalı tarafından yayınlanan her türlü reklamın, görselin ilgili tüm yayın mecralarından toplatılmasının, imhasının, kayıtların silinmesinin ve müvekkil şirket lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin Yerel mahkemeden talep edildiğini; Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak Yerel mahkemenin 20/04/2021 tarihli nihai kararının taraflarınca aşağıda sunulan gerekçelerle usul ve yasaya aykırı olup kararın incelenerek kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi amacıyla istinafa başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili şirket lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, davalı şirket yabancı sermayeli uluslararası bir şirket olup pazar payının tekel oluşturacak kadar yüksek olduğunu, davalı şirketin ekonomik ve sosyal durumu ile ülkenin ekonomik koşulları göz önünde bulundurulmadan hükmedilen 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırı olup caydırıcılıktan uzak olduğunu; Yerel mahkemece verilen gerekçeli kararda dava konusu reklam sloganının davalı tarafından kullanılmasının haksız rekabet niteliğinde olduğu kabul edilerek bu durumun tespit ve önlenmesine karar verildiğini, somut olayda tarafların ticari durumları, faaliyette bulundukları sektör, söz konusu sektörde faaliyet gösteren şirket sayısı, ticari gelirleri, haksız rekabet teşkil eden reklam sloganının kullanıldığı mecra ve süre sebebiyle haksız rekabet nedeniyle davacının uğradığı manevi zararın TBK'nın 52/2 maddesine göre kararın yayınlanması da kamuoyunun bilgilendirilerek ticari itibarın düzeltilmesi yönünde manevi zararın bir giderim yolu olduğu gözetildiğinde davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğinin açıklandığını; Hakimin, Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesini gözeterek hukuk ve adalete uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerektiğini, miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenlerin karar yerinde objektif olarak gösterilmesi gerektiğini, hakimin manevi tazminata hükmederken; saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliğini, kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını, ülkenin ekonomik koşullarını, olayın ağırlığını, tarihini, paranın satın alma gücünü göz önünde bulundurması gerektiğini; Bunların yanında manevi tazminat miktarının adalete ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiğini, kişilik haklarını ihlal eden fiille tazminat miktarı arasında makul bir oranda ve manevi tazminatın amacına uygun olması ve zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek var olan durumda elde edilmek istenilen doyum duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerekip ve en önemlisi gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğini ancak Mahkeme tarafından davalı şirket aleyhine hükmedilen 10.000 TL manevi tazminatın somut olaya ve koşullara uygun olmadığı gibi caydırıcı bir miktar da olmadığını; Davalı uluslararası bir şirket olup ...'nun bir yan kuruluşu olduğunu, ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi cips dünyasında yüksek tanınırlığa ve Türkiye pazarında tekel oluşturacak kadar yüksek oranda (%70'den fazla) pazar payına sahip bir şirket olduğunu, davalı şirketin resmi sitesinde (...com.tr/...html) yer alan \"Dünyanın 200’ü aşkın ülke ve bölgesindeki tüketiciler, her gün 1 milyar adedi aşkın ... ürününü zevkle tüketmektedir. ..., aralarında ..., ..., ..., ... ve ...’nın da bulunduğu birbirini tamamlayan yiyecek ve içecek portföyüyle, 2013 yılında 66 milyar doları aşan bir net gelire ulaşmıştır. ...’nun ürün portföyü, her biri yılda 1 milyar doları aşkın satış hacmine sahip 22 markanın da bulunduğu geniş bir aralık içerisindeki eğlenceli ürünlerden oluşur.\" şeklindeki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalının global ve yiyecek sektöründe baskın bir şirket olduğunu; Dilekçeyi sundukları işbu tarih itibariyle, USD 8,87 kuruna, EURO ise 10,30 kuruna sahip olup Mahkemece hükmedilen 10.000 TL'nin, 1.127,27 Dolar'a ve 970,52 Euro'ya isabet ettiğini, görüldüğü üzere haksız eylemde bulunduğu açıkça tespit edilen yabancı sermayeli davalı şirket aleyine hükmedilen manevi tazminat miktarının, davalı şirketin ekonomik ve sosyal durumu ile ülkenin ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücünü göz önünde bulundurulmadan caydırıcıklıktan uzak ve hakkaniyete aykırı bir şekilde takdir edildiğini, bu sebeple Dairemizden İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih ve 2018/554 E. 2021/278 K. sayılı usule ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın kabulü ile talepleri gibi 100.000,00 TL manevi tazminatın reklamın ilk yayın tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ettiklerini; Haksız rekabetin varlığının tespiti ile haksız rekabet eyleminin menine karar verilmesine rağmen tarafları lehine haksız rekabet yönünden vekalet ücretine hükmedilmediğini, Mahkemenin gerekçeli kararında ilk defa davacı şirket tarafından cips ürünü için kullanılan reklam sloganının (\"...\") büyük oranda benzerinin (\"...\") yaklaşık 6 ay sonra davalı şirket bünyesinde bulunan \"...\" cips ürünü için de kullanıldığı, aynı ürün gurubu için büyük oranda benzer reklam sloganının kullanılmasının iltibas yarattığı dolayısı ile davacı şirket aleyhine haksız rekabet oluştuğu kanaatine varıldığını, davalının dava konusu reklam sloganını kullanması sebebiyle haksız rekabetin varlığının tespit edildiği belirtmesine rağmen haksız rekabetin varlığı yönünden tarafları lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmediğini, taraflarınca huzurdaki davada her birinin ayrı bir dava konusu olabilecek istemleri tek bir dava içinde talep ettiklerini ve işbu durumun HMK’nin 110. maddesi gereğince dava yığılması niteliğinde olduğunu, Mahkemece kabul edilen taleplerinin her biri için tarafları yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini beyanla tehiri icra talebinin kabul edilerek istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar mahkeme kararının uygulanmasının geri bırakılmasına, Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/554 E. ve 2021/278 K. sayılı kararının kısmen kabule ilişkin kısımlarının aşağıda açıklanan nedenlerle usule ve yasaya aykırı olduğundan bahisle istinaf yoluna başvurulma zorunluluğunun doğduğunu; <br>Usuli İstinaf Gerekçeleri; davacının davasını ispat edecek delillerini süresi içinde sunamadığını, bu delillere dayalı olarak karar tesis edilmesinin usule aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin 13.12.2018 tarihli duruşmasındaki 2 nolu ara kararı ile taraflara delil listelerinde yer alan delillerini sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verdiğini, davacıların delillerini sunduklarını, bilirkişilerin de raporlarında açıkça davacının; \"delil olarak bulunduğu iddia edilen eklerden çoğunun dosyada bulunmadığını, dosyaya sunulu taşınabilir bellekte sadece taraflara ait reklam filmi örneklerinin bulunduğunu\" belirttiklerini, buna göre davacının Mahkemece verilen süre içerisinde delillerini sunamamış olduğunu dolayısıyla da bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılmaları gerektiğini, Mahkemenin 13.12.2018 tarihli duruşma tutanağında bu hususta açık ihtaratta bulunduğunu; Davacının dosyaya yeniden delil sunmasına muvafakatlerinin bulunmadığını 04.11.2019 tarihli dilekçede Yerel mahkemeye bildirdiklerini, Yerel mahkemenin kararına dayanak olarak alınan bilirkişi raporlarında Mahkeme tarafından verilen kesin süre içerisinde sunulmayan delillerin incelenerek karar verildiğini, bilirkişilerin kök raporlarında özetle davacının davasını ispat etmek için gerekli ve yeterli bilgi ve belgeyi sunmamış olduklarını, bu nedenle haksız rekabete ilişkin bir değerlendirme yapamadıkları gibi, yapmış olsalardı dahi davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararı ispat edecek delilleri de sunamamış olduğunu belirttiklerini, davacının delil sunmasına muvafakatleri bulunmadığının yazılı olarak 04.11.2019 tarihli dilekçede açıkça beyan edilmiş olmasına karşın ek raporda çelişkili bir sonuca ulaşılmasına neden olacak şekilde inceleme yapıldığını; Bilirkişilerin raporlarında; \"(Reklamcılık Açısından İncelemede) Davaya konu olan; \"...\" ibaresi ile \"...\" ibarelerinin iltibas yaratacak ve karışıklığa sebebiyet verecek şekilde olup olmadığı, haksız rekabet oluşturup oluşmadığı, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığını ayırt edebilmek üzere dosyada bulunan delillerin yetersiz olduğu belirtmiş ve gerekli belgelerin dosyaya sunulmasını talep etmiştik. İltibas iddiası ve maddi tazminat talebi için dosyada bulunması beklenen ve daha önce bilirkişi heyetinin delil olarak değerlendirmek üzere istemiş olduğu belgeler davacı tarafından dosyaya ve sayın mahkemeye sunulmuştur.\" şeklinde değerlendirme yaptıklarını; Tüm bunlardan anlaşılacağı gibi davacının davasını ispat edecek delilleri süresi içerisinde dosyaya sunmadığını, süresi içinde sunulmayan delilleri kabul etmediklerini, bunların sunulmasına muvafakatlerinin olmadığını, bu sebeple ek rapordaki sonuçların dikkate alınamayacağını, Yerel mahkemenin bu bilirkişi raporunu karara esas almasının usule aykırı olduğunu, bu sebeple davacının haksız rekabete ilişkin iddialarının sübuta erdiğini kabul etmenin mümkün olmadığını, bilirkişilerin ilk ek raporlarında; “Davalının, yaklaşık 6 ay sonra benzer bir ürün geliştirip reklam kampanyası için aynı ifade kalıbını (“...”) değiştirerek kullanmış olması, iltibas yaratarak karışıklığa sebebiyet verdiği görüşü oluşturmuştur.” dediğini, ancak bilirkişilerin bu kullanılan sloganın orijinal olup olmadığını, ortalama tüketici bakımından bu ifade şeklinin doğrudan davacı şirketle ilintili olduğu izleniminin yaratılmış olup olmadığını incelemediğini, yani reklam bakımından inceleme yapan bilirkişinin sadece davacının bu ifade kalıbını önceden kullanmış olmasından yola çıkarak ifadeler arasında iltibasın gerekçelerini belirtmeden doğrudan bir sonuca ulaştığını, oysa daha önceki dilekçelerde belirttikleri gibi bu ifade şeklinin genel geçer bir kullanımı olan bir ifade olduğunu, daha önce popüler bir dizide de kullanılması sonucunda herkes için popüler hale geldiğini ve sosyal medyada sayısız kullanıma konu olduğunu; İkince ek raporda ise usulî itirazları incelenmeden sadece ifadenin özgün olup olmadığına bakılmaksızın inceleme yapıldığını belirterek iltibas suretiyle karışıklığa neden olduğu yönündeki görüşlerinin daha önce aynı ürün grubunda hizmet veren davacı marka tarafından kullanmış olmasından doğduğu yönünde görüş bildirdiklerini, davacının süresi içinde sunmadıkları deliller ve buna dayalı denetlemeye elverişli olmayan bilirkişi raporlarına göre karar oluşturduklarını, bu hususlardaki bilirkişi raporlarına itirazlarının da dikkate alınmadığını, tüm bunların Yerel mahkeme kararının usule aykırı olduğunu gösterdiğini;<br>Esasa İlişkin İstinaf Gerekçeleri; A-) Haksız rekabetin oluşmadığı hakkında; haksız rekabetin varlığı için; kazanç sağlama amacına yönelik bir faaliyet, yarışma ortamı, aldatıcı davranış veya dürüstlük kuralına aykırı bir davranış, rekabetin dürüstlük kuralına aykırı herhangi bir davranışla veya özel olarak aldatıcı hareketle yapılması gerektiğini; TTK m. 54/ f. 2’de yer alan tanımdan yola çıkarak, haksız rekabeti oluşturan fiillerin “aldatıcı veya objektif iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar ile normal rekabet düzeninin bozulmasına sebep olan fiiller” şeklinde tanımlanabileceğini, TTK m.55/f.4’te ise “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almanın” haksız rekabet fiillerinden biri olarak belirlendiğini, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında sadece ilk defa davacının sloganında “...” kalıbını kullanarak bu slogan üzerinde hak sahibi olabileceklerini ileri sürdüğünü, oysa bunun hukuki bir gerekçelendirmesinin yapılamadığını, bilirkişilerin raporlarında sadece; “… aynı sektörde hizmet veren ve aynı ürün grubunda üretim yapan şirketlerin pazarlama ve iletişim stratejilerini rakiplerine göre konumlandırmaları gerektiği; davalı markanın davacı markaya ait reklam faaliyetini incelemeden bir faaliyette bulunmuş olmasının düşünülemeyeceği, bu nedenle aynı ürün grubunda hizmet veren ve doğrudan rakip olan markalar birbirleriyle rekabet etmenin kurallarını ve haklarını bilmek ve gözetmekle sorumlu olduklarını ifade etmiş; davaya konu olan ve ilk kez Davacı tarafından kullanılan “...” ifade kalıbının, yaklaşık 6 ay sonra davalı tarafından benzer kullanmış olması, iltibas yaratarak karışıklığa sebebiyet verdiği görüşüne varılmıştır...” değerlendirmesinde bulunduklarını ve Yerel mahkemenin de bu görüşü benimseyerek kararı bu değerlendirmeye dayandırdığını; Oysa burada önemli olan bu ifadenin davacı ile özdeşleşmiş olup olmadığına, “...” ibaresi ile başlayan tüm sloganları duyanların doğrudan davacıyı hatırlayıp hatırlamayacağına ilişkin bilimsel bir değerlendirme yapamadığı, bunun sadece bilirkişinin şahsi görüşü olduğunu ve objektif bir değerlendirme olmaktan çok uzak olduğunu, bu sloganın kaynağının davacı olmadığını, davacı sanki kendi özgün sloganıymış gibi huzurdaki davayı açmış bulunsa da söz konusu \"...\" şeklindeki sloganı davacının yaratmadığını, kendisinin emeğinin sonucu olmadığını, TTK’nın 55.maddesinin 4. bendinin gerekçesinde; “Bu bent karıştırılmayı, yani 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendinde kullanılan terimle iltibası düzenlemektedir. (4) numaralı alt bendin ilkeleri ve amacı, 6762 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin (5) numaralı bendi ile özdeş olmasına rağmen lafızda farklıdır. Ancak, bu değişiklik 6762 sayılı Kanundaki hükmün öğreti ve mahkeme kararlarındaki birikiminin feda edilmesi, uygulanamaz kabul edilmesi anlamını taşımamaktadır. Çünkü, karıştırılma (iltibas) kavramı, pozitif hukuklar üstü anlamı ve işlevi ile varlığını sürdürmektedir. MarkKHK “iltibas” yerine “karıştırılma”yı kullandığı ve bu terim öğreti ve içtihatlarda yerleşmeye başladığı için, burada da aynı terim tercih edilmiştir. Bu sebeple bentte basit ancak kapsamı geniş bir ifadeye yer verilmiştir. “Karıştırılma”, yanıltmayı, kandırmayı, yanlış algılattırmayı da kapsar. Hüküm, karıştırılmayı dış görünüş (tanıtım, takdimgörsellik) ve duyuruş (ses yönünden benzerlik) bağlamında düzenler. İç benzerlikten doğan karıştırılma (meselâ elektrik devrenin veya yarı iletken topografyasının benzerliği) hükmün kapsamı dışındadır. İç benzerlik “karıştırılma” kavramı ile tanımlanmaz. Dış görünüm koruması, takdim, şekil, tasarım ve donanım korumasıdır. Karıştırılma nesnel değerlendirmeyi gerektirir.” dediğini, burada nesnel bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olmasını hukuka aykırı olduğunu; Üstelik bu sloganın TTK m.55’te belirtilen “iş ürünleri” kapsamında sayılmasının mümkün olmadığını, iş ürününün; iş, faaliyet ve üretim vs. açısından önem taşıyan, fikri mülkiyet haklarından sayılmayan ve belli bir fikri ve/veya maddi çaba gerektiren teklif, hesap, plan gibi ürünleri kapsadığını, yani iş ürünü ya fiziksel objeler ya da maddi olmayan ancak fiziksel olarak algılanabilen objeler olmak zorunda olduğunu, herkesçe bilinen veya serbestçe arzedilebilen iş ürünlerinin TTK madde 55/1-c, 1-2 kapsamında değerlendirilemeyeceğinin doktrinde ifade edildiğini, bu sloganın kullanımı davacının kullanımından çok daha eskiye dayalı olup artık kamuya mal olduğunu, bu ifadenin kaynağı tam olarak tespit edilememekle birlikte zamanla herkes tarafından benimsenip çeşitli şekillerde kullanıldığının görüldüğünü; Bu ibare üzerinde herhangi bir kimsenin mülkiyet hakkı bulunmadığı gibi çok yaygın bir kullanımı olduğunu, doğrudan ne davacı ne de başka bir 3. kişi ile ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını, Google'da \"...\" şeklinde yapılan bir araştırmada 2,340,000 sonuca ulaşıldığını, Youtube'da yapılan araştırmada ilk yüklemelerin 6 yıl önce (2012 yılında) yapıldığının görülebileceğini; yine aşağıda görüleceği gibi 2014 yılında bu kullanımın sosyal medyada çok popüler hale geldiğini ve ekşi sözlüğe konu olduğunu, (https://..com/...); Ticari alanda kullanımına örnek olarak ise ...'nin kullanımının gösterilebileceğini, davacının yıllardır kamuya mal olmuş bir sloganı kendi ürünlerinin tanıtımı için kullandığını, bu kullanımın ise davacıya münhasır hak sağlayamayacağının açık olduğunu, zira bu kullanımın davacının bir düşüncesinin ürünü veya emeğinin sonucunda yaratılmış bir ifade olmadığının açık olduğunu, haksız rekabet hükümleri ile korunmak istenenin ise emek olduğunu, bu nedenle öncelikle davacının şahsına veya ürününe ilişkin olarak bir iş mahsulünün söz konusu olması gerektiğini, oysa huzurdaki davaya konu sloganın davacıya ait bir iş mahsulü sayılamayacağını ancak ek raporlarda bu hususun dikkate alınmadığını, bilirkişi raporlarına itirazları da bu hususları açıklamakta olmasına rağmen dikkate alınmadığını ve itirazları gözetmeden alınan eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına dayalı hüküm kurulduğunu, sadece tekerlemelerin vb. de reklam olarak kullanılabileceğini, bunlar üzerinde tekel hakkı ileri sürülebileceğini, ilk kullananın kendinden sonra gelen herhangi bir kullanımı tüketici nezdinde gerçekten karıştırılmaya neden oluyor mu düşünülmeden, bir veri veya bilimsel araştırmaya dayanmayan görüşle sanki tescilli bir hakmış veya bir esermişçesine korunacağı anlamına gelmeyeceğini; Yine karara esas alınan raporda bilirkişilerin, davacının herhangi bir zarara uğramamasını, müvekkilinin ise bir kazanç sağlamamasını da yine herhangi bir bilimsel temele dayanmayan, olsa olsa şöyle olmuştur diye yapılan bir açıklama ile mali sonuçların da iltibası desteklediğini ileri sürdüklerini, bilirkişilerin; \"Her iki kampanya sonrasında mali açıdan gerçekleşmiş olan sonuç; davalının reklam kampanyasının ileri tarihte yayına girmiş olmasına rağmen davacı lehine çalışmış olması iltibas suretiyle karışıklığa neden olduğu görüşünü kuvvetlendirir niteliktedir. Tüketici benzer söylemlere maruz kaldığı ve herhangi bir ayrıştırıcı unsur bulunmayan durumlarda marka gözetmeksizin zihninde yer etmiş çağrışımla bağlantı kurar. Dolayısıyla davalı marka kampanyasının, daha önce yayınlanan davacı marka yararına çalıştığı ve maddi bir zarar oluşturmak yerine kazanç olarak sonuçlandığı görülmektedir.\" diyerek bilirkişilerin tüketici hareketlerini herhangi bir sektöre kısıtlaması olmaksızın taraf şirketlerin diğer faaliyetlerinin tamamını yok sayarak bir yorum yaptıklarını, kabulü mümkün olmayan bu ispatsız “teori”ye göre tüketicinin müvekkilinin kullanımı ile davacıya yönlendiğini, bu konuda ürünlerin fiyatlarının ve diğer pek çok tanıtım faaliyetinin, satış ağının, satışın yapıldığı marketlerdeki konumlandırmanın ve benzeri pek çok marketing/pazarlama stratejilerinin inceleme dışı bırakıldığının görüldüğünü, bilirkişilere göre satış rakamlarındaki tek etkenin bu reklam sloganı olduğunu, dolaysıyla tamamen dayanaksız bir teoriden ibaret olan bu değerlendirmenin Yerel mahkemece karara dayanak alınmasının yasaya ve hukuka aykırı olduğunu; Müvekkilinin kullanımının da bunlardan farklı olduğunu, reklamcılık ile ilgili olarak bilirkişilerin bu konuda da itirazları göz ardı ettiklerini, müvekkilinin yurt dışında da yürütülen bir reklam kampanyasının devamı olarak ödüllü bir yarışma düzenlediğini, yarışma döneminde \"https://www...com\" adresine 20 adet birbirinden farklı mısır çerezi fotoğrafı koyduğunu, mısır çerezleri standart bir yapısı olmayan rastgele şekillerden oluşmakta olup ve yarışmacıların 20 şekilden herhangi birini hayvanlara, binalara, insanlara, ağaçlara, eşyalara benzeterek, yaratıcı benzetmelerini anlatan bir metni; ad, soyad, yaş, e-mail, telefon numarası ve adres bilgileri ile birlikte \"https://www...com\" adresine girerek yarışmaya katıldıklarını; Dileyen katılımcıların mevcut fotoğraflar yerine kendi çektikleri mısır çerezi fotoğrafını \"https://www...com\" adresine yükleyerek de yarışmaya katıldıklarını, daha sonra jürinin bunları inceleyerek ödüle değer bulduklarını açıkladığını, görüldüğü gibi müvekkilinin kullanımının tamamen farklı bir anlamda olduğunu ve kesinlikle iltibas yaratmadığını, tüketicilerin bu slogan nedeniyle yanılarak davacının ürünleri yerine müvekkilinin ürünlerini satın almış olmasına olanak olmadığını, nitekim mali bilirkişinin incelemesinde bu hususu ispatladığını, yani reklam bilirkişisinin ileri sürdüğü gibi mali açıdan gerçekleşmiş olan sonucun, davalının reklam kampanyası ileri tarihte yayına girmiş olmasına rağmen davacı lehine çalışmış olmasının iltibas suretiyle karışıklığa neden olduğu görüşünü kuvvetlendirir nitelikte değil aksine iltibas suretiyle karışıklığın var olmadığını gösterdiğini, zira ortada başka pek çok etken bulunduğunu ve bu etkenlere göre iki rakip ürün arasında tüketicinin tercih yaptığını, dolayısıyla iltibas bulunmadığından bahisle haksız rekabet tehlikesi de bulunmadığını; Müvekkilinin kamuya mal olmuş genel geçer bir ifadenin objektif iyi niyet kuralları çerçevesinde kampanyası kapsamında kullandığının görüldüğünü, buradan hukuka aykırı bir fiilin bulunmadığının anlaşıldığını, müvekkilinin objektif iyi niyet çerçevesindeki fiillerinin iltibas yaratmadığı da ispat olunduğundan bahisle iktisadi rekabetin kötüye kullanıldığının da düşünülemeyeceğini, davacının müvekkilinin anılan ifadeyi kullanması nedeniyle herhangi bir zarar görmesi veya zarar tehlikesine maruz kalmasının söz konusu olmadığını, zaten mali bilirkişi değerlendirmesinin de bu hususu ispat ettiğini, bu nedenlerle Yerel mahkemenin haksız rekabetin tespitine ilişkin kararının yasaya, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının haksız rekabete ilişkin taleplerinin reddi gerekirken kabul edilmesi yönündeki kararının kaldırılması gerektiğini; B-) Manevi tazminat şartlarının oluşmadığı hakkında; mali bilirkişilerce hazırlanan denetlenebilir ve verilere dayalı bilirkişi raporlarının mali incelemesinde varlığı iddia edilen haksız rekabetin sonucu olabilecek somut bir zarar bulunamadığını, davalı müvekkilinin satışlarında artış olmamasına rağmen davacının satışlarında artış olduğunun görüldüğünü, burada gerek zararın, gerekse haksız rekabete yol açan fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağının mevcudiyetini ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının dava dilekçesinde ne zararın ne de nedensellik bağının varlığına dair bir bilgi veya belge sunamadığını, nitekim bilirkişi raporunun da bu bağın bulunmadığını ispat ettiğini, maddi bir zararı olmadığı gibi satışlarının artmış olduğu görüldüğünden manevi bir zararın bulunmasının da mümkün olmadığını, davacının piyasadaki satışları veya pazar payının müvekkilinin söz konusu kampanyası süresince azalmadığını, davalının satışlarında da bir artış gözlenmediğini, davacının herhangi bir zararının ve bu zararın sadece müvekkilinin dava konusu fiillerinden kaynaklandığını ispat edememesi karşısında davacının şirket olması itibariyle manevi zararından da bahsetmenin mümkün olmadığını; Borçlar Kanunu’nun 49/1 maddesinde; \"Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dâva edebilir.\" şeklinde bir düzenlemeye yer vererek tüzel kişilerin de kişilik haklarını hukuken koruma altına aldığını, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi tarafından 1977 yılında verilen bir kararda tüzel kişilerin manevi tazminat davası açabileceğinin; \"… kişilerin şeref ve haysiyetleri Medeni Kanunu’nun 24. Ve Borçlar Kanunu’nun 49. Maddeleri gereğince korunması gereken kişilik haklarındandır. Tüzel kişilerinde bu hükümlerden yararlanabilecekleri bilimsel ve yargısal içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır. Kişiliğe karşı haksız tecavüz halinde bunun önlenmesi istenebileceği gibi tecavüzün gerçekleşmiş bulunması halinde de manevi tazminat davası açabilir.\" şeklinde belirtildiğini, buradan da anlaşıldığı gibi davacının tüzel kişiliğine ait şeref, haysiyet ve itibarını ihlal edici bir fiilin söz konusu olması gerektiğini, davacının ne kendisine ne de ürünlerine karşı karalama veya itibarını zedeleyici bir fiil mevcut bulunmadığından manevi tazminat şartlarının da bulunmadığının görüldüğünü; Davacının bu talebinin de reddi gerekirken kabule ilişkin karar tesis edilmesinin hatalı ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat davasının açılabilmesi için TBK madde 58’deki koşulların gerçekleşmesi gerektiğini, TBK madde 58’in; \"Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.\" şeklinde olduğunu, buna göre manevi tazminat talebinin gerçekleşebilmesi için haksız fiilin failinin kusurunda kişilik haklarının konusunu oluşturan manevi, ahlaki ve fikri niteliklerle ilgili menfaatlere yönelen tecavüz unsurunun bulunması gerektiğini, kişilik haklarının namus, şeref, haysiyet, saygınlık, ad, sırlar vb. manevi ahlaki değerler üzerindeki haklar olduğunu, davacının kendisine özgülenebilecek veya kendisinin iş mahsulü sayılabilecek bir hakkı söz konusu olmadığına göre TBK madded 58 anlamında kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmesinin imkansız olduğunu, kamuya mal olmuş, herkesin kullanımına açık olan bir ifadenin slogan olarak kullanılmasının davacıya herhangi bir hak tanımayacağını, söz konusu kullanım sonucu herhangi bir maddi zararın gerçekleşmemiş olduğunun ispat edildiğini, davacının dilekçelerinde sadece manevi tazminat talebinde bulunduğunu ama bu talebini gerekçelendiremediğini; Haksız rekabetten kaynaklanan manevi tazminat davasının tacirlerin başta ticari kişiliklerinde meydana gelen eksilmeleri ve bu sebeple uğranılan zararları giderme amaçlı olduğunu, oysa olayda davacının ticari kişiliğinde bir eksilme meydana gelmediğinin ispat olunduğunu, esasen haksız rekabet hallerinde kişilik değerlerine tecavüzün tacirin başkaları nezdindeki mesleki ve kişisel itibarını haksız biçimde zedelemekten oluştuğunu, davacının herhangi bir şekilde itibarı zedelenmediği gibi, reklam bilirkişisinin teorisine göre davacıya katkı sağladığını, buna göre ilk olarak davalı müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığının, maddi veya manevi bir zarar doğmadığının, davacıda herhangi bir zararın oluşmadığının ortaya çıktığını, davacının bunların hiçbirinin varlığını ispat edemediğini, bu halde manevi tazminatın unsurlarının da oluşmadığının anlaşıldığını, kanunda sayılan hallerden hiçbiri gerçekleşmemişken ve ortada herhangi bir zarar da bulunmazken manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı ve yasaya aykırı olduğunu; Sonuç olarak Yerel mahkeme kararının; davacının kesin süre içinde sunamadığı delillere dayanması, bilimsel dayanaktan uzak, objektif olmayan şahsi kanaatlere göre hazırlanmış reklamcılık incelemesi bakımından karara esas teşkil edemeyecek, denetlemeye elverişli olmayan bir rapora göre oluşturulmuş olması, birbirleriyle çelişen kök ve ek raporlara karşı itirazları dikkate alınmadan ve bu çelişkileri ortadan kaldıracak bir bilirkişi raporu alınmadan tesis edilmiş olması, herhangi bir zararın oluşmaması, davacının korunması gereken üstün bir hakkının bulunduğunun ve haksız rekabetin varlığının ispat edilememiş olmasına rağmen manevi tazminata hükmedilmesi nedeniyle kararın kendi içerisinde çelişkili unsurlar taşıması, haksız rekabete ve manevi tazminata ilişkin kısımlarının hukuka ve hakkaniyete aykırı olması nedenleriyle istinaf yoluna başvuru talebinin kabulü gerektiğini beyanla; Yerel mahkemece verilen kararın; \"haksız rekabetin varlığının tespiti ile, bu haksız rekabet eyleminin men'ine, karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına, 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine\" ilişkin kısımları bakımından istinaf yoluna başvurma talebinin kabulü ile kaldırılmasına, bu talepler bakımından da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 54 vd maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Davacı taraf, cips ürününe ilişkin bir çok markasının bulunduğunu, bazı cips ürünlerinin tanıtımı için yaptığı reklamlarda \"...\" sloganını kullandığını, davalı tarafın da kısa bir süre sonra aynı şekilde cips ürünü için \"...\" sloganını reklamlarında kullanarak haksız rekabette bulunduğunu beyan ederek haksız rekabetin tespiti ve meni ile maddi ve manevi tazminat talep etmiş, davalı taraf, söz konusu sloganın ilk kez davacı tarafından kullanılmadığını, kamuya mal olmuş bir slogan olduğunu, davacının slogan üzerinde herhangi bir fikri hakkının bulunmadığını, haksız rekabetin ve tazminat koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile haksız rekabetin tespiti ve meni taleplerinin kabulüne, maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu, haksız rekabetin tespiti ve meni talepleri yönünden de ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ise; davacı tarafından delil ibrazı için yasada öngörülen süre geçtikten sonra sunulan delillere göre bilirkişi raporu hazırlandığı ve bu rapor esas alınarak hüküm verildiği, bu durumun usul hükümlerine aykırı olduğu, davada haksız rekabetin koşullarının oluşmadığı, dava konusu edilen sloganın ilk kez davacı tarafından kullanılmadığı, çok daha önce bir çok platformda kullanıldığı, davalı tarafından sloganın kullanım şeklinin farklı olduğu, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığına ilişkindir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından bilirkişi heyetince talep edilmesi üzerine sunulan delillerin teknik bir değerlendirme için gerekli belgeler olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde delil olarak bilirkişi incelemesi ve bilirkişi incelemesi için gerekli ticari kayıtlara dayanıldığı, teknik incelemeye esas olacak her bir kaydın dava dilekçesinde tek tek delil olarak gösterilmemesinin ve davacının bu belgeleri sonradan dosyaya sunmasının HMK'nın 145. ve hakimin davayı aydınlatma ödevi başlıklı 31. maddesine aykırı olmadığı, tarafların aynı ürün grubununda ticari faaliyet yürüten rakip şirket oldukları, Mahkemece, ilk kez davacının cips ürünlerinin reklamlarında kullandığı sloganın kısa bir süre sonra davalı tarafından aynı ürün grubuna ait reklamlarda kullanılmasının iltibas ve haksız rekabet teşkil edeceğine dair tespitleri içeren denetime açık bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmasının dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu, bununla birlikte davacının manevi zarar iddiasının dayanağını davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle tüketiciler nezdinde yaratılan iltibasın oluşturduğu, TBK'nın 58/2. maddesinde; \"Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir\" şeklinde yer alan düzenleme uyarınca Mahkemece, masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına karar verilmiş olması, bu ilan ile birlikte davacının tüketiciler nezdinde yaratılan iltibas nedeniyle oluşan manevi zararının giderilecek olması ve başkaca bir manevi zarar iddiasının ve buna ilişkin bir ispat vasıtasının ileri sürülmemesi/sunulmaması karşısında davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusu kısmen haklı bulunmuştur. Davalı tarafın istinaf başvurusu kapsamında Mahkemece manevi tazminata hükmedilmiş olması haksız bulunmuş olduğundan davacı vekilinin, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğuna ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiş ise de, Mahkemece davalı aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarları yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmişken, haksız rekabetin tespiti ve meni yönü kararı yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesine uygun olarak ayrı vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hatalı olup, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı vekili ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kısmen kabulü ile, Mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin  istinaf başvurusunun ayrı ayrı KISMEN KABULÜ ile;  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/04/2021 tarih ve 2018/554 Esas 2021/278 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının dava konusu reklam sloganını kullanması sebebiyle haksız rekabetin varlığının tespiti ile, bu haksız rekabet eyleminin men'ine, 4-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hükmün tirajı 100.000'in üzerinde olan bir gazetede ilanına, 5-Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 6-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.724,83 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 1.297,23‬‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 427,60 TL karar harcının davalıdan alınarak davacıya iadesine, 8-Davacı tarafından sarf edildiği anlaşılan toplam 3.192,10 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 1.596,05‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 9-İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Maddi tazminat talebi yönünden; davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 1.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-Manevi tazminat talebi yönünden; Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 13-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 14-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf eden taraflara iadesine, 15-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 42,00 TL dosyanın istinafa gidiş dönüş ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, 16-Bakiye gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e77ae93e4e48187a","SID":"a8a90c24a31340aa"}}