{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/583 <br>KARAR NO: 2024/433<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21.12.2020<br>NUMARASI: 2018/584 E. - 2020/826 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın iptali (bankacılık işleminden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin rüzgar ve güneş enerjisinden elektrik üretmek isteyen kişi veya özel işletmeler için anahtar teslim, garantili projeler gerçekleştiren, yatırımcı olarak elektrik üreten ve yatırımcı şirketlere danışmanlık hizmeti veren bir enerji şirketi olduğunu, müvekkili şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmesi görüşmeleri yapıldığını, bu kapsamda banka tarafından sürecin başlatılması adına hesapta bir miktar mevduatın olması gerektiği, 20.000,00 TL'nin yeterli olduğu, bunun da cari hareketlilik görüntüsü açısından gerekli olduğunun söylendiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından 10.07.2018 tarihinde hesap açıldığını ve bilinçli olarak iyi niyet çerçevesinde 30.000,00 TL nin hesaba yatırıldığını, davalı banka tarafından müvekkili şirkete herhangi bir bilgilendirme yapılmadan ve henüz kredi sözleşmesi de imzalanmamışken müvekkili şirkete ait hesaptan \"PDR/KDR/KAB Ücreti Tahsilatı\" adı altında toplamda 15.750,00 TL nin tahsil edildiğini, gerekli yazışmalar yapılıp bu tahsilatların iadesinin istenmesine rağmen bankanın iade konusunda herhangi bir işlem gerçekleştirmediğini, müvekkili şirket ve davalı banka görevlileri arasındaki 01.10.2018-04.10.2018 tarihli e-mail yazışmalarını dava dilekçesinde belirttiklerini, bankanın, üçüncü kişilerden hizmet alındığını iddia ettiğini, ancak bu hizmetler hakkında müvekkili şirkete herhangi bir bilgilendirme ve raporlama yapılmadığını, davalı bankanın, ödeme emrine itiraz ederken müvekkili şirketten onay alındığına dair icra takibine itiraz dilekçesinde herhangi bir açıklamaya yer vermediğini ve herhangi bir belge sunmadığını, sadece mevzuat ve sözleşme hükümlerine değindiğini, banka ve müvekkili şirket arasında henüz bir genel kredi sözleşmesi imzalanmadığını, davalı bankanın müvekkili şirket hesabından onaysız tahsilat yapması ve yapmış olduğu tahsilatların iadesini gerçekleştirmemesinin açıkça bankacılık mevzuatına aykırı olduğunu, davaya konu alacak likit olduğundan borca itirazında haksız olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, söz konusu icra takibine konu asıl alacak miktarının belirli olması ve bu alacağa bağlı ferilerinin de taraflarca hesaplanabilir olması nedeniyle alacağın “likit” olduğunun kabulü gerekeceğini ve böylelikle itirazın iptali ile birlikte müvekkil şirket lehine ve davalı banka aleyhine dava konusu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  davacı-müşteri tarafından ikame edilen davaya konu tahsilatların; davacı-müşterinin yatırım kredisi talebi nedeni ile yasal mevzuat kapsamında ve davacı-müşterinin bilgisi ve onayı dahilinde kredibilitenin tespiti amacıyla Kredi Değerlendirme Raporu, Proje Değerlendirme Raporu ve Grup Değerlendirme Raporu tanzim ettirilmek üzere tahsil edilen ücretlere ilişkin olduğunu,  hazırlanan raporlarda alacaklı müşterinin yatırım kredisi kullanmak için yeterli koşulları sağlayamadığının tespit edilmesi üzerine müşteriye limit teklifi yapılamadığını, söz konusu değerlendirmelerin müvekkili banka tarafından yapılmadığını, üçüncü kişi konumundaki değerlendirme firmalarından konuya ilişkin hizmet alımı yolu ile yapıldığını, bu hizmete ilişkin masrafların daima müşteriye yansıtıldığını, bu noktada kredi kullanımının sağlanıp sağlanmadığı hususunun dikkate alınmadığını, keza bu hizmetlerin sağlanmasında alınacak ücretlerin müvekkili banka internet sitesinden ilan edildiği gibi her bir müşteriye hizmet öncesinde kapsamlı bilgi verilerek ve onayı alınarak sağlandığını, burada bahsi geçen hizmetlere ilişkin banka uygulamasının standart olup, şubelerin bu hususta tek başına herhangi bir indirim ya da muafiyet yetkisi bulunmadığını, ancak davacı tarafından müvekkili bankaya gönderilen Beyoğlu ... Noterliği' nin 22.10.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bahsi geçen tahsilatların hangi gerekçe ile yapıldığının bilinmediği ve bu tahsilatlar için  talimatları olmadığı yönünde haksız iddialar ile tahsil edilen 15.750,00.-TL toplam rapor ücretinin iadesinin talep edildiğini,  davacının ihtarı ile bildirdiği talebinin dilekçe kapsamında detaylı olarak izah edildiği üzere yasal mevzuat ve taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında iade istemine konu tahsilatların yapılmasında hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığının tespit edilmesi nedeni ile kabul edilmediğini ve dolayısıyla iade yapılmadığını, bunun üzerine davacı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını ve takip kapsamında düzenlenen ödeme emrinin 08.11.2018 tarihinde tebellüğ edildiğini, yasal süresi içerisinde haksız ve kötü niyetli takibe, takip konusu borca ve fer’ilerine itirazlarını sunduklarını, dava konusu tahsilatların yasal mevzuata ve akdedilen sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılmış olması nedeni ile davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddini talep ettiklerini, somut olayda da davacının kredi kullanma istemi üzerine, krediye uygunluğunun tespiti amacı ile doğal olarak kredi sözleşmesi akdedilmeden önce, bankacılık hizmetleri sözleşmesi ile taraflar arasında mutabık kalınan hususlar kapsamında bir takım zorunlu incelemeler yaptırıldığını ve bu incelemeler neticesinde davacının istemine konu krediye uygun olmadığının tespit edilmesi nedeni ile limit açılamadığını, burada müvekkili davacı yanın kredibilitesine ve finansal riskine ilişkin hiçbir müdahalesi ve/veya kusuru olamayacağı açıkken davacı talebine istinaden yaptırılan araştırma ve incelemelerin maliyetini yüklenmesinin beklenmesinin kabul edilebilir yanı bulunmadığını, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olan davacının sözleşme serbestisi dahilinde müvekkil ile akdettiği sözleşme hükümlerine aykırı taleplerinin diğer taraftan akde aykırılık da teşkil ettiğini savunarak, davanın reddi ve haksız ve kötü niyetli yasal takip nedeni ile davacı aleyhine İ.İ.K. 67. maddesi uyarınca %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı tarafından, tahsil edilen ücretlerin kredibilitenin tespiti amacıyla, kredi değerlendirme raporu, proje değerlendirme raporu ve grup değerlendirme raporu tanzim ettirilmek üzere tahsil edilen ücretlere ilişkin olduğu belirtilmiş ise de; taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin imzalanmadığı ve söz konusu değerlendirmelerin üçüncü kişi konumundaki değerlendirme firmalarından konuya ilişkin hizmet alımı yoluyla yapıldığı ve müşteriye yansıtıldığı beyan edilmiş ise de; ilgili belgelerin detayları ve masraf kalemlerinin nelerden oluştuğu hususlarında dosyaya somut bir delil ve belgenin dosyaya sunulmadığı gibi mahkememizce emsal bankalar ile yapılan yazışmalar sonucunda yatırım kredisi tahsis edilmeden önce aldırılan kredi değerlendirme raporu, proje değerlendirme raporu ve grup değerlendirme ie konsolide amaçlı bilanço girişi rapor ücretlerinin mahkememize gönderildiği, bankaların yapmış oldukları kredi ön çalışmaları için sabit bir tutarın belirlenmediği, yapılan çalışma bedelinin kullanılacak kredi tutarı ile KOBİ büyüklüğüne göre belirlendiği hususlarının bildirildiği anlaşıldığından, bu haliyle davalı banka tarafından tahsil edilen 15.750,00.-TL tutarındaki miktarın tahsil edilemeyeceği hususunda mahkememize tam kanaat geldiğinden ve böylelikle davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına haksız bir şekilde itiraz ederek , takibin durmasına sebebiyet verdiğinden  ve bu haliyle hüküm kurmaya elverişli nitelikteki bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün  ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin  15.750,00-TL üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla devamına, alacak miktarı likit olmayıp tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat talebini isteminin reddine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş...\"   gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin  15.750,00-TL üzerinden takip talebindeki şartlarla devamına, alacak miktarı likit olmayıp tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminat talebinin reddine,  fazlaya ilişkin istemin reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yatırımcı olarak eletrik üreten ve yatırımcı şirketlere danışmanlık hizmeti veren enerji şirketi olduğunu, müvekkili ile davalı banka arasında kredi sözleşmeleri başlatılması adına hesapta bir miktar mevduatın olması gerektiği, 20.000,00 TL'nin yeterli olduğu, bununda cari hareketlilik görüntüsü açısından gerekli olduğunun söylendiğini, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından 10.07.2018 tarihinde hesap açıldığını ve iyi niyet çerçevesinde 30.000,00 TL'nin hesaba yatırıldığını, davalı banka tarafından müvekkili şirkete herhangi bir bilgilendirme yapılmadan şirkete ait hesaptan PDR/KDR/KAB ücreti tahsilatı adı altında toplam 15.750,00 TL'yi tahsil ettiğini, hiçbir şekilde müvekkilinin bilgilendirilmediğini, tahsilatın neye istinaden yapıldığının açıklanmadığı gibi müvekkiline de hizmet verilmediğini, tahsil edilen bedelin iadesi için 22.10.2018 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, ihtara rağmen iade yapılmadığını ve icra takibinin başlatıldığını, itiraz üzerine iş bu davanın açıldığını, mahkeme tarafından isabetsiz bir şekilde icra inkar tazminat isteminin reddedildiğini, kararın yalnızca icra inkar tazminatının reddi kararı yönünden istinaf ettiklerini belirterek, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddi ile icra inkar tazminatı yönünden kararın düzeltilmesine ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın açıkça hukuka aykırı olduğunu, bankacılık teamülleri ile ticari hayatın gereklerinin davacı taraf yönünden yeterince irdelenmeden hukuka aykırı şekilde kabul kararı verildiğini, davacı müşteri tarafından davaya konu edilen tahsilatların müşterinin yatırım kredisi talebi nedeniyle yasal mevzuat kapsamında da müşterinin bilgisi ve onayı dahilinde kredibilitenin tespiti amacıyla kredi değerlendirme raporu, proje değerlendirme raporu, grup değerlendirme raporu tanzim ettirilmek üzere tahsil edilen ücretlere ilişkin olduğunu, hazırlanan raporlarda alacaklı müşterinin yatırım kredisi kullanmak için yeterli koşulları sağlamayamadığının tespit edilmesi üzerine müşteriye limit teklifi yapılamadığını, bu hizmete ilişkin masrafların daima müşteriye yansıtıldığını, bu noktada kredi kullanımının sağlanıp sağlanmadığı hususunun dikkate alınmadığını, keza hizmetlerin sağlanmasında alınacak ücretlerin bankanın internet sitesinde ilan edildiği gibi  müşteriye hizmet öncesinde kapsamlı bilgi verilerek onay alınarak sağlandığını, alınacak ücret ve komisyonlara ilişkin 30.12.2015  tarihli genel mektup uyarınca işlem yaptığını,10.08.2018 tarihinde yapılan güncelleme ile ücretlerin güncellendiğini, davacının ihtarname ile haksız iddialar ve sonucunda ücretlerin iadesinin talep edildiğini, yasal mevzuat ve taraflar arasındaki sözleşme kapsamında iade istemine konu tahsilatların yapılmasında hukuka aykırılık tespit edilmemesi nedeniyle iadenin yapılmadığını, bankacılık hizmet sözleşmesinin 9.maddelerinde ilgili hükümlerin yer aldığını, iş bu hükümlerde davacı müşterinin kredi kullanım talebinin değerlendirilmesi için müvekkili bankanın  yapacağı kredi ile ilgili masrafların kendisine ait olacağını kabul ve taahhüt ettiğini, bu sebeple kararın kaldırılması gerektiğini, dava konusu olayda davacının müvekkili bankanın grup şirketlerini kapsayan bir yatırım kredi talebinde bulunduğunu, bunun üzerine grubun yanı sıra dava dışı şirketler hakkında da değerlendirme yaptırılarak 26.07.2018 tarihinde 9 adet kredi değerlendirme raporu, 3 adet proje değerlendirme raporu ve 1 adet grup değerlendirme raporu olmak üzere 13 adet rapor alındığını, firmaların borç ödeme gücü rasyosunun düşük olmasından dolayı limit teklifinin yapılamadığını, davacı firma yetkisi ile yapılan görüşmelerde dava konusu ücretlerin tahsil edilmesi gerektiğinin iletildiğini, bunun üzerine firma yetkilisi tarafından müvekkili nezdindeki hesaba 30.000,00 TL yatırıldığını, dava konusu tahsilatlara ilişkin taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince ilgili ücretlerin müşteriden tahsilinde mevzuata aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bankacılık işlemi nedeniyle hesaptan kesilen alacağın iadesi amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.madesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin, davalı bankanın Balıkesir Şubesi mudilerinden olduğu, davacının banka şubesindeki hesabına 30.000,00 TL yatırdığı, davalı banka tarafından 15.750,00 TL'nin tahsil edilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacı banka müşterisine kredi kullandırılmamasına karşılık hesaptan kesilmiş olan dava konusu alacak kalemlerinin taraflar arasındaki gerçekleştirilen bankacılık hizmetleri sözleşmesi kapsamında yerinde olup olmadığı ile davacı aleyhine icra inkar tazminat talebinin reddedilmiş  olmasının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı bankanın Balıkesir Şubesi ile davacı müşteri arasında 06.07.2018 tarihinde bankacılık hizmetleri sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmenin 9.maddesinde, telemarketing ve outbound (dış arama) başlığı ile 9.1.maddede, bankanın müşteride bulunmayan ürün ve hizmetlerin bilgilendirmesinin ve satışının yapılması müşteride bulunan ürün ve hizmetlerin kullanımının artırılmasını ve kullanımdan vazgeçmesini önlemeyi sağlamak ya da bankanın ürünleri ve hizmetleri konusunda müşterilerin görüşlerini öğrenmek amacıyla veya bankanın acente sıfatıyla aracılık yaptığı sigorta ve diğer ürünleri ile alım satıma aracılık hizmeti sunduğu, yatırım ürünleri için müşteriye kayıtlı iletişim bilgilerinden SMS, elektronik  posta, otomatik dış arama sistemleri ile veya müşteri temsilcileri aracılığıyla ulaşarak ilgili ürünün satışı veya bilgilendirmesini yapabileceğini, müşterinin ürün ve hizmeti kabul etmeme hakkının saklı olduğu, 9.2.maddede, bankanın müşteriye sunduğu ürün ve hizmetlere uyguladığı faiz oranları, komisyon tutarları vb konusunda değişiklik yapabileceği, 9.2.1 maddede, bilgilendirme ve satışı yapılan ürünler ve hizmetler ile ilgili bankanın ürün ve hizmeti niteliği vb hususları önceden bildireceği, müşterinin ürün ve hizmeti satın alması durumunda ürün veya hizmetin karşılığı olan tüm ücretleri, komisyonlar ve prim tutarlarının müşterinin hesabına/hesaplarına veya kredi kartına banka  tarafından borç kaydedileceği, satışı yapılan ürün veya hizmetin ücret, komisyon ve prim tutarlarının müşterinin hesaplarına veya kredi kartlarına borç kaydedilememesi sebebiyle bankanın sorumlu olmayacağı hususlarına yer verildiği, davacı şirket tarafından davalı bankanın Balıkesir Şubesine Beyoğlu ... Noterliğinde düzenlenen 22.10.2018 tarihli ihtarnameyi keşide ettiği, ihtarnamede , firma hesabından mevzuata aykırı olarak hiçbir surette talimat ve bilgisi olmamasına rağmen PDR/KDR/KAB ücreti adı altında tahsil edilen 15.750,00 TL meblağın iadesinin istendiği, ihtarname içeriğinde bankada hesabın 10.07.2018 tarihinde açıldığı ve kullanılmaya başlandığı, banka tarafından ücret açıklaması ile muhtelif zamanlarda hesaptan tahsilatlar yapıldığı, tahsilatlar toplamının 15.750,00 TL meblağa tekabül ettiği, hangi gerekçelerle yapıldığının bilinmediği, müvekkilinin herhangi bir talimatının bulunmadığı, bankacılık mevzuatı gereği sözleşme kapsamında maddi yükümlülük doğuracak her bir ürün veya hizmet için ayrı ayrı olmak üzere yazılı veya müşteri şifresi girmek ya da kimlik doğrulamak suretiyle kullanılan elektronik ortam, e-posta vb araçlarla talep alınması ve bilgilendirme yapılmasının zorunlu olduğunun  belirtilerek tahsil edilen bedelin iadesinin talep edildiği, iadenin gerçekleşmemesi üzerine davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 06.11.2018 tarihinde 15.750,00 TL alacak ile 109,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.859,39 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının icra takibine karşı itiraz ettiği, davacı şirket tarafından İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 19.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda; ... Bankası A.Ş. Balıkesir Şubesinin 13.03.2019 tarihli sayılı yazı ekinde dosyaya sunulan 14.08.2018 tarihli masraf dekontlarının incelenmesi sonucunda, toplam PDR/KDR/KAB ücreti adı altında 15.750,00 TL çekilmiş olduğu, tahsil edilen tutarların davacı şirketle birlikte dava dışı 8 adet şirkete ilişkin olduğu,  ... Bankası A.Ş. Balıkesir Şubesi 13.03.2019 tarihli  sayılı yazı ekinde dosyaya sunulan mail yazışmalarının  görüldüğü, mail incelemelerinden, masraf tutarı ile ilgili davacı firmaya yazılı olarak bir bilgilendirme yapılmadığı, 04.10.2018 Tarih saat 16.25 “te banka tarafından gönderilen mailde “Rapor masraf ücretleriyle ilgili ... Hanım size toplamda 15.000-16.000 TL civarında tutacağını iletmişti ve hesabınıza 30.000. TL yi bunun üzerine göndermiştiniz.” 02.10.2018 Tarih saat 10.37'de banka tarafından gönderilen mailde “Kobi Miy'imiz ... Hanım firmayı I yada 2 gün önce arayarak bilgilendirdiği, firma yetkiliside bunun üzerine tutarı göndermiştir.” konuyla ilgili iki adet mail tespit edildiği, ... Hanım'ın firma yetkililerini masraf tutarı konusunda bilgilendirip bilgilendirmediğinin tespit edilemediği, ... Bankası A.Ş. Balıkesir Şubesi 13.03.2019 tarihli sayılı yazı ekinde dosyaya sunulan sözleşmelerin incelenmesi sonucunda; ... Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi matbu formunun dosyada yer aldığı, sözleşmenin 23.sayfasının müşteri tarafından imzalanan nüsha örneği, 24.sayfa yatırım hizmet ve faaliyetleri genel risk bildirim formu, 25.sayfa sermaye piyasası işlemlerine yönelik müşteri bilgi formu, 26.sayfa Gerçek faydalanıcı beyan formu, 27.sayfa Gerçek kişi kişisel beyan formu, 28. sayfa Tüzel kişi kişisel beyan formlarının ; ... San.A.Ş. 06.07.2019 tarihinde ...  Tic.Ltd.Şti. 04.07.2019 tarihinde ....Tic.Ltd.Şti. 06.07.2019 tarihinde ....Tic.Ltd.Şti., ....Tic.Ltd. 06.07.2019 tarihinde .... Tic.Ltd.Şti. 04.07.2019 tarihinde kaşe imza yapıldığı, her firma için farklı imzanın yer aldığı,(... ve ... hariç) imzalayan kişi isminin belirtilmediği, formlarda yer alan bilgilerin doldurulmadığı, mail adresi ve telefon numarası bölümünün dolu olduğu, ... Ltd. Şti. , ... Ltd. Şti., .... Ltd. Şti. firmalara ait form ve sözleşme metninin bulunmadığının görüldüğü,  ... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş., ..., ..., ... müzakere yazılarak talep edilmiş olan 2018 yılına ait yatırım kredisi tahsis edilmeden önce aldırılan kredi değerleme raporu, proje değerleme raporu, grup değerlendirme ile konsolide amaçlı bilanço girişi raporu ücretlerinin bankalarca gelen cevabı olduğunun tespit edildiği, bankaların yapmış olduğu kredi ön çalışmaları için sabit bir tutarın belirlenmediği, yapılan çalışma bedelinin kullanılacak kredi tutarı ve KOBİ büyüklüğüne göre belirlendiğinin görüldüğü, dava konusu olan ... Bankası A.Ş. tarafından 14.08.2018 tarihinde PDR/KDR/KAB ÜCRETİ açıklaması ile düzenlenen toplam 15.750,00 TL tutarında dekontların var olduğunun görüldüğü, davalı dilekçesinde; tahsil edilen ücretlerin kredibilitenin tespiti amacıyla, kredi değerlendirme raporu, proje değerlendirme raporu ve grup değerlendirme raporu tanzim ettirilmek üzere tahsil edilen ücretlere ilişkin olduğu, söz konusu değerlendirmelerin üçüncü kişi konumundaki değerlendirme firmalarından konuya ilişkin hizmet alımı yoluyla yapıldığı ve müşteriye yansıtıldığının beyan edildiği, fakat ilgili belgelerin detayları ve masraf kalemlerinin nelerden oluştuğunun görülemediği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; raporda belirtildiği gibi davalı tarafından dava dosyasına iddia edilen hizmet alımlarına dair masrafları gösteren herhangi bir belgenin sunulmadığını, bu sebeple rapora göre davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; bankacılık işlemlerinde bu tarz kredibilite çalışmalarının müşterinin bilgisi ve proje kapsamında yapıldığını, müşteriden habersiz bu tarz işlemlerin yapılmasının mümkün olmadığını, dosyadaki kurum içi yazışmalardan anlaşılacağı üzere sürecin davacı müşterinin bilgisi dahilinde ilerlediğini, ticari hayata ve bankacılık teamüllerine uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davanın takip konusu asıl alacak miktarı üzerinden kabulüne, icra inkar tazminat talep talebinin ise alacagın likit olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında gerçekleştirilen bankacılık hizmetleri sözleşmesi ve davalı vekilinin kabul beyanlarına göre, davacı müşteri ile ilgili kredibilite çalışmalarının müşterinin bilgisi ve proje kapsamında yapıldığı, müşteriden habersiz bu tarz işlemlerin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Buna  rağmen davacı müşterinin bilgilendirildiği konusunda dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. İbraz edilen belgelerin incelenmesinden bilgilendirme olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda da davalı banka tarafından taraflar arasındaki gerçekleştirilen mail yazışmalarının tamamının incelenmesi neticesinde herhangi bir bilgilendirilme olmadığı ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan, davalı banka tarafından yapılan kesintilerin hangi tür işlem ve ne miktarda olduğuna dair açıklayıcı bir beyanda bulunularak dosyaya delil ibraz edilmemiştir. Mahkemece yazılan müzekkerelere cevaben dava dışı bankalar tarafından gerçekleştirilen rapor ücretlerinin değişiklik arz ettiği, söz konusu ücretlerin çalışma bedelinin kullanılacak kredi tutarı ve KOBİ büyüklüğüne göre belirlendiği, bankaların yapmış oldukları kredi ön çalışmaları için sabit bir tutarın belirlenmediği de sübuta ermiştir. Bu durumda ,davalı banka tarafından davacı banka müşterisinin izni ve onayı olmaksızın hesabından yapılan kesintilerin davacı müşteriye iadesi gerekeceğinden mahkemeni buna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu sebeple davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekili ise İİK'nın 67. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden % 20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme tarafından davacının iş bu talebi, alacak miktarının likit olmayıp yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Ne var ki ret gerekçesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Şöyle ki, taraflarca davalı banka  tarafından davacı müşteri hesabından kesilen miktar belirli olup alacak likittir. Yargılama  aşamasında bilirkişi raporunun alınmış olması, söz konusu bedelin rapor öncesinde bilinmediği anlamına gelmez. Bu nedenle davacı yararına talep gibi, kabul edilen alacak olan 15.750,00 TL üzerinden % 20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu talebin reddedilmesi hukuka aykırı olmuş, bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı bakımından düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının icra inkâr tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulüne, davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız takibine yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin  15.750,00 TL üzerinden takip talepnamesindeki şartlarla devamına, Fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine,2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20'si oranında belirlenen 3.150,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 1.075,88 TL harçtan, peşin alınan 229,75 TL (79,30.-TL'si icra dosyasından) harcın mahsubu ile bakiye 846,14 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, 109,39 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri 108,50 TL, bir bilirkişi ücreti 600,00 TL, 35,90 TL başvuru harcı, 5,20 TL vekalet harcı, 229,74 TL peşin harç olmak üzere toplam 979,34 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 969,54 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avanslarının, yatıranlara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm verildiğinden, her iki tarafça yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı ve 31,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 193,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,10-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 14.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8535b60489514ab","SID":"9765ea0036705c55"}}