{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/622 <br>KARAR NO: 2024/551<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09.11.2020<br>NUMARASI: 2016/1211 E. - 2020/661 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı,  davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle;  müvekkili davacı şirketin birçok sektörde taşımacılık ve lojistik hizmetlerini sunmakta olup, kara, deniz ve hava taşımacılığı ile tüm Türkiye ile tüm dünyaya dağıtım olanağı sağlamakta olduğunu, davalı borçlu şirketin bir kısım emtianın muhtelif yerlere taşınması için işlemlerinin yapılmasını talep ettiğini, müvekkili şirketin ise zamanında ve eksiksiz olarak teslimatları yaparak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, alınan hizmetlerin müvekkil şirketçe ekte sunulu faturalarla davalı şirkete faturalandırıldıklarını ve faturaların davalı şirketin bir önceki adresi olan faturalarda yazılı adresine tebliğ edildiğini, davalı şirketçe fatura ve içeriklerine süresi içinde veya sonrasında itiraz edilmeyerek faturaların kesinleşmiş olduklarını, müvekkili şirketin borcun ödenmesi için davalı şirkete defalarca başvurduğunu, ancak olumlu bir sonuç alamadıklarını, borcunu ödemeyen davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine mesnetsiz olarak borcunun bulunmadığını ileri sürerek itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme ile alacak taleplerinin haklılığının ortaya çıkacağını iddia ederek, davalı şirketin vaki itirazının iptali ile takibin işleyecek faiziyle devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar  tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; müvekkil şirketin kurulduğu 2004 yılından bugüne  kadar sektöründe öncü bir konumda faaliyet gösteren ve medikal cihazları ve hastane demirbaşlarını ithalatçı olarak tedarik ederek doğrudan hastanelere satışını gerçekleştiren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketten taşımacılık hizmeti almak üzere anlaştığını, ancak davacı tarafından sunulan hizmetin gereği gibi ve süresinde ifa edilmediğini, takibe konu edilen alacak için aynı zamanda İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyadan da takip başlatıldığını, her iki takipte de cari hesap ekstresine dayanıldığını, müvekkili şirkket kayıtlarındaki durum ile alacaklının takibinin uyuşmadığını, davacı tarafından takip/davaya konu edilen faturaların müvekkil ine  usulüne uygun tebliğ edilmediğini, fatura bedellerinin neye göre tespit edildiğinin ve hangi hizmet için ne kadar ücret talep edildiğinin açık olmadığını, taraflar arasında C/H ilişkisi devam ederken işbu faturaların cari hesaptan ayrı takibe konulmasının teamüllere aykırı olduğunu, cari hesap ilişkisinin usulüne uygun kat edilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye dayalı olmayan navlun/taşımacılık hizmetleri alım/satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, aralarında bir cari hesap sözleşmesi bulunmamasına rağmen birbirlerinden alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkacak bakiyeyi isteyebilecekleri hesap şeklinde çalıştıkları, davaya konu ihtilafın, davacı şirketin takip dayanağı yaptığı USD cinsi faturalara dayalı C/H ekstresinden kaynaklı olarak davalı şirketten alacaklı olup olmadığı ve alacaklı ise miktarı hususlarında olduğu, anlaşılmıştır.  Bilirkişice dosya kapsamı ve davacı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; Davacı ve davalının incelenen BA-BS formları dahilinde, davacı şirketin davalı şirketten 37.649,71 USD alacaklı olduğu tespit edildiğinden, alacaklı/davacıca başlatılan takibin yerinde olduğu anlaşıldığından, açılan işbu davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün  ... Esas sayılı takip dosyasında takip borçlusu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, 3095 sayılı kanunun 4A maddesi uyarınca faiz işletilmesine karar verilmiştir. Alacak likit olduğundan, hükmedilen alacağın %20' si oranındaki icra inkar tazminatına hükmedilmiştir...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün  .... Esas sayılı takip dosyasında takip borçlusu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, hükmedilen alacağın %20' si oranındaki icra inkâr tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararı kabul etmediklerini, söz konusu faturalarda müvekkiline veya vekiline ait imzalar olmamakla birlikte faturaların usulüne uygun tebliğ edilmediğini, yasal sürede itiraz edilmemesinin akdî ilişkinin kabulüne olanak vermeyeceğini, davacı tarafından faturalara ilişkin malların teslim edildiğinin ispat edilemediğini, müvekkilinin davacı şirketten taşımacılık hizmeti almak üzere anlaştığını, ancak davacı tarafından sunulan hizmetin gereği gibi ve süresinde ifa edilmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı açık alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, taşıma ilişkisinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, bu ilişki kapsamında davacının alacağının bulunup bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 01.12.2015 tarihinde 37.649,71 USD asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibinin başlatıldığı, icra takibine konu alacağın cari hesap ekstresi olarak gösterildiği, takibe ekli olan listenin mevcut olduğu, davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, itiraz dilekçesinde, müvekkili şirket kayıtları ile alacaklının takibinin örtüşmediği, ayrıca hesap ekstresinin uygun şekilde kat edilmiş olmadığı, kesin borç niteliği taşımadığının belirtildiği, davacı şirket tarafından İİK 67 maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri dosyaya ibraz edildikten sonra taraflara ait BA ve BS formları ilgili vergi dairelerinden celp edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 17.12.2018 tarihli bilirkişi  raporunda; davacı şirket tarafından ibraz edilen 2014 yılına ilişkin ticari defterlerinin; T.T.K. 64,66 m. ve V.U.K. 220-226 m. göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usul ve yasaya uygun olarak yaptırıldığı, ticari defterlerin dayanak belgeleriyle uyum içinde oldukları ve birbirlerini teyit ettikleri, belirlenen bu durumlarıyla, ticari defterlerin HMK.222 uyarınca sahipleri lehine delil olma ispat kuvvetine sahip olup, olmadıklarının takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgelerinin incelenmesi neticesinde, ticari defterlerle uyum içinde olduğu görülen muavin hesap ekstrelerinden tespit edildiği üzere; taraflar arasındaki ticari ilişkinin hem Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş faturalar, hem de USD üzerinden düzenlenmiş faturalar üzerinden olmak üzere ulusal para Türk Lirası ve USD cinsinden açık C/H ilişkisi kurulduğu, davacı şirketin takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 37.649,71 USD alacaklı durumda bulunduğu, davanın dayandığı takip ve işbu davaya 37.649,71 USD alacağın konu edildiği, 37.649,71 USD alacağın davacı şirket ticari defterlerinde aşağıda belirtilen şekilde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, her iki taraf vekilinin hazır bulunduğu ve duruşma tutanağının taraf vekillerince imza altına alındığı 10.10.2017 tarihli celse 5 Nolu ara kararında; “ davacı ve davalı vekillerince, davacı ve davalı şirketlerin 2 hafta içerisinde 2014 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu yer ile inceleme sırasında muhatap alınacak yetkili kişinin kimliği ve iletişim kaydı ile varsa e-mali kaydının dosyaya yazılı olarak açıklanmasına” şeklinde ara karar verilmiş olduğu, dosya kapsamı incelendiğinde, davalı şirket ve/veya vekilince dosyaya bu yönde yapılmış herhangi bir bildirim veya beyanın bulunmadığının tespit edildiği, açıklanan bu gerekçeyle, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapabilmek mümkün olamadığı, davacı şirketin ... vergi kimlik numarasıyla mükellefi olduğu Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğünden dosyaya celp edilen davacı şirkete ait 2014 yılı Ba ve Bs form beyanlarının işbu dava kapsamıyla sınırlı olarak incelendiği, davacı şirketin 2014 yılında içeriğinde davalı şirkete yapılan lojistik hizmet satışlarının da yer aldığı mal/hizmet satışlarını BS Formu ile beyan ettiği, davacı şirketin davalı şirkete ilişkin olarak 2014 yılında gerçekleşen ve ayrıntılı BS beyanına tabi olan Lojistik Hizmet satışlarının 40 adet belge(fatura) karşılığı KDV hariç 178.256,00 TL olarak BS formunun 7.sahifesinde beyan edildiğinin tespit edildiği, davalı şirketin ... vergi kimlik numarasıyla mükellefi olduğu Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğünden dosyaya celp edilmek istenen davalı şirkete ait 2014 yılı BA Formları, Sarıgazi Vergi Dairesinden dosyaya gelen 09.11.2017 tarihli cevabi yazı ekinde olduğu belirtilmiş ise de yazı ekinde yer almadıkları tespit edildiğinden davalı şirketin mal/hizmet alımlarını beyan ettiği BA formunu inceleyebilmek mümkün olamadığı, davacı şirketin BS formları ancak davalı şirketin BA formlarının mevcut olması durumunda yapılacak karşılaştırma sonucunda işbu davada hukuki yarar sağlayabileceği sonuç ve kanaatlerine varıldığı, dosyanın tetkikinden, huzurdaki davanın davacı şirketin başlatmış olduğu icra) takibine davalı şirketçe yapılmış vaki itirazın iptali için ikame edilmiş itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşmeye dayalı olmayan navlun/taşımacılık hizmetleri alım/satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, aralarında bir cari hesap sözleşmesi bulunmamasına rağmen birbirlerinden alacaklarını ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden çıkacak bakiyeyi isteyebilecekleri| açık cari hesap şeklinde çalıştıkları, davaya konu ihtilafın, davacı şirketin takip dayanağı yaptığı USD cinsi faturalara dayalı C/H ekstresinden kaynaklı olarak davalı şirketten alacaklı olup, olmadığı ve alacaklı ise miktarı hususlarında olduğunun tespit edildiği, davalı şirkete ait 2014 yılı BA formunun dosyaya tekrar celbinin hukuki yarar sağlayabileceği, ayrıca davacı şirketin fatura içeriği yurt dışı lojistik hizmetlerinin davalı şirkete verildiğini ispata elverişli CMR, GGB/GÇB Konşimento gibi dayanak belgelerinin dosyaya sunulması halinde dava konusu 2 adet USD faturasına dayalı alacak taleplerinin değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Davalı şirket tarafından rapora karşı beyan dilekçesinde; aleyhe hususları kabul etmediklerini, müvekkili şirkete ait BA Formlarının dosya içerisinde mevcut olmadığından belirlenemediğini ifade ederek ek rapor alınmasını talep etmiştir. 05.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı şirketin davalı şirkete 2014 yılında gerçekleştirdiği ve ayrıntılı BS beyanına tabi olan lojistik hizmet satışlarının 40 adet fatura karşılığı KDV hariç 178.256,00 TL olarak BS Formunun 7.sayfasında beyan edildiği, davalı şirketin davacı şirketten 2014 yılında gerçekleştirdiği ve ayrıntılı BS beyanına tabi olan lojistik hizmet alımlarının 40 adet fatura karşılığı KDV hariç 178.270,00 TL olarak BA formunun 1.sayfasında beyan edildiği, faturalar arasında 14 TL'lik farkın kayıt kur farkından kaynaklandığı, tarafların 40 adet belge ile alım/satım gerçekleştirildiği hususunda mutabık olduklarının anlaşıldığı, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı şirketin takip  tarihi itibariyle 37.649,71 USD asıl alacağı yönünden takibe devam edebileceği belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu gereğince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi raporu ve ek raporu dosya kapsamına uygun yeterli ve gerekçelidir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, taraflara ait BA ve BS Formlarında takip konusu cari hesap alacağına ilişkin faturaların beyan edildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça davacının taşıma işini uygun şekilde ifa etmediğine dair iddiada bulunulmuş ise de dosya içerisinde bu iddiasını ispat edecek herhangi bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak davacı tarafça yabancı para alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. İcra takibine itiraz üzerine iş bu itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkemece hükümde,  alacağın %20'si oranındaki icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda, mahkemece hüküm altına alınan icra inkâr tazminatının miktarı konusunda tereddüt oluşmaktadır. Çünkü icra inkâr tazminatının döviz üzerinden hükmedilmesi mümkün olmayıp  miktarın açıkça TL cinsinden gösterilmesi gerekir. İlk derece mahkemesince yabancı para alacağının takip tarihindeki kur karşılığı üzerinden Türk lirası tutarının %20'si oranında oranında ( 37.649,71 USD'nin takip tarihi olan 01.12.2015 tarihindeki Türk lirası karşılığı 109.955,98 TL'nin % 20'si olan 21.991,20 TL) icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde açık olmayan hüküm kurulmuş olması nedeniyle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kararın resen düzeltilmesi gerekmiştir.Açıklanan  bu gerekçelerle, davalı tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri gereğince resen düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekili tarafından ileri sürülmüş olan istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri gereğince resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine takip borçlusu davalı tarafından yapılan itirazın iptaline,  3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesine, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan döviz alacağının takip tarihindeki kur karşılığı üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 21.991,20 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Alınması gerekli 7.511,09 TL karar ve ilam harcından 1.328,00 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.183,09 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 15.145,09  TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.357,20 TL harç, 700,00 TL bilirkişi ücreti ve 204,35 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.261,55 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  6-Davalının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Artan gider avansının, talep hâlinde ve karar kesinleştikten sonra yatıranlara iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre takdiren davalı üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45debf1a169efdae","SID":"82b6f2a004694bb4"}}