{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1859 <br>KARAR NO: 2024/530<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/06/2023<br>NUMARASI: 2020/616 E. - 2023/491 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan) <br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kullandığı ihracat kredilerinin teminatı olarak, muhtelif bankalarca düzenlenen teminat mektuplarının davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/847 Esas sayılı dosya ile konkordato ilan ettiği, bu nedenle davalının, henüz vadesi gelmeyen kredilerin geri ödemeleri için neredeyse tüm teminat mektuplarını nakde çevrilerek tüm kredi borçlarının kapatıldığını, kredi riski kapatılmasına rağmen iki adet teminat mektubununh iade edilmediğini, konkordato sürecinde bedelsiz teminat mektuplarını ilgili bankalara iade edilmemesi nedeniyle, bu bankalarla olan hesapların kapatılamadığını ve konkordato nisabında davacı aleyhine sonuçlar  oluştuğunu, mektupların iade edilmemesi nedeniyle nisap sağlanamadığından şirketin iflasına karar verildiğini, kredi borcu  bulunmamasına rağmen, halen dahi mektupların iade edilmediğini, bir çok kez banka yetkililerine bakiye borcun bildirilmesi halinde ödeneceğinin bildirildiğini, aksi halde mektupların derhal iadesinin talep edildiğini, sözlü olarak kredi borcu bulunmadığı, ancak iflasla faaliyetin durması nedeniyle 22.000 USD taahhüt ihlal cezası bulunduğunun bildirildiğini, ticari faaliyetin, iflas sebebiyle sona ermesi nedeniyle taahhüdü ihlal cezasının doğup doğmadığının yargılamayı gerektirdiğini, davacı şirketin tasfiye işlemlerinin İstanbul .... İflas Müdürlüğü ... iflas dosyasında devam ettiğini, ancak davalı bankanın alacak kaydı yaptırmadığını ileri sürerek, davalı bankada bulunan ... Bankası AŞ'nin ... nolu  90.000,00 USD ve ... nolu 125.000,00 USD bedelli teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dilekçesinde şirketin İstanbul 3.ATM'nin 2018/847 Esas sayılı dosyasında 17.07.2020 tarihinde iflas ettiğinin belirtildiğini, davanın iflas eden şirket adına açılması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunmadığını, müflis adına iflas masasının dava açabileceğini, davanın masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresince takip edilebileceğini, davacının mevcut borcu bulunurken menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacıya kullandırılan 21 adet kredinin vadeleri geldikçe mektup bedellerinin tazmin edildiğini, bakiye 166.404,55 USD kredi borcu nedeniyle Ankara 40.Noterliğinin 18.11.2019 tarihli ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiğini, davacının yaklaşık olarak 1.2 milyon USD ile 1.35 milyon EURO olmak üzere yaklaşık olarak 2,84 milyon USD ihracat taahhüdü riski bulunduğu, davacının genel kredi sözleşmesinin 2. 2. maddesi ve 3.1 maddesi ile özel hükümlerin 2.3 maddesine aykırı olarak ihracat  taahhütlü krediden doğan muafiyetler nedeniyle taahhüt açığı borcu bulunduğu, davacının, BSMV ve BSMV cezası, gecikme zammı, pişmanlık zammı ve diğer her türlü vergi, resim, harç ve fonlar ila masraf ve diğer kalemler henüz tam olarak belli olmamakla birlikte, bu gün itibariyle 27.494,00 USD ile 12.760,00 EUR ve 4.717,00TL taahhüt açığı riski bulunduğu, müvekkili bankanın GKS'nin 2.1. maddesinin 4. ve 5. paragrafına göre birden çok teminat isteme hakkının bulunduğu, davacının ihracat taahhüt açığı nedeniyle kambiyo mercilerinde uygulanan vergi ve cezaları ödenmediğinden teminat mektuplarının iadesinin söz konusu olmadığı savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...davacı şirketin, davalı yedindeki  100.000 USD ve 125.000 USD bedelli teminat mektubu karşılığında kullanılan kredilere ilişkin  davalıya borçsuzluğun tespitinin talep olunduğu, bu kapsamda yapılan incelemede davacının, davalı bankadan ihracat taahhütlü döviz kredisi kullandığı, ihracat tahhüdünün yerine getirilmemesi ve bu nedenle daha önce istisna tutulan vergisel yükümlülüklerin davacı şirket adına davalı bankaca ilgili  kurumlara ödenip daha sonra davacıdan tahsil edilebilmesi durumunda bu riskin  ve sair riskler yönünden teminat teşkil etmek üzere ve aralarındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri gereğince davalı yedinde teminat mektupları nedeniyle davacının borçsuzluğunun tespitinin talep olunduğu, davalı banka nezdinde yapılan inceleme ile; davacının nakdi kredi borcunun bulunmadığı, bankanın hesap kat ihtarına konu edilen borcun, dava dışı teminat mektuplarının  tazmin bedelleri ile tasfiye edilip kapatılmış olduğu, ancak  davacının, davalı nezdinde açılmış 5 adet krediye karşılık, ihracat taahhüdünde bulunması nedeniyle cari riskin bulunduğu, buna ilişkin olarak Mersin Gümrük Müdürlüğünün 14.07.2021 tarih ... sayılı \"Ceza Kararı\" ile, ihracı gerçekleştirilmeyen 23.440 kg hammadde için 81.432,615 TL tutarında ihracat taahhüt açığı müeyyidesi tatbik edildiği, davaya konu teminat mektuplarının sözleşmesel olarak doğmuş ve doğacak tüm nakdi ve gayrinakdi risklerin/kredilerin teminatını teşkil ettiği, bu kapsamda ihracat taahhüt açıkları nedeniyle kambiyo mercilerince uygulanacak olan müeyyide bedellerinin  teminatını da teşkil ettiği, bununla birlikte davacı tarafça bu ceza yönünden yapılan başvuru üzerine; Mersin Gümrük Müdürlüğünün 26.04.2023 tarihli Yapılandırma Kararı alındığı, sonrasında 26.04.2023 tarihli vergi tahsil alındısıyla  tahsil edildiği ve nihayetinde söz konusu ceza kararının \"kapandı\" statüsüne gelmiş olduğu bildirilmekle, davalı yedinde bulunan dava konusu teminat mektupları yönünden davacının başkaca riski kalmadığı, kredi borcunun ise zaten öncesinde kapatılmış olduğu...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Bankası A.Ş. tarafından ...Tic. Ltd.Şti. lehine, davalı ... Bankası A.Ş.'ne hitaben düzenlenen ... sayılı 100.000 USD bedelli ve ... sayılı 125.000 USD bedelli iki adet  teminat mektubu yönünden  davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhracatın desteklenmesi amacıyla kurulmuş olan müvekkili bankanın sermayesinin tamamının Hazine'ye ait olduğunu, kredi kullanan müşterilere, kullandığı kredi tutarı kadar ihracat yapması kaydıyla, faiz indirimi, BSMV muafiyeti gibi imkânlar sunduğunu, ihracat taahhüdü olarak adlandırılan yükümlülüğün, kredi müşterisinin bankaya karşı üstlendiği bir borç olduğunu, taahhüdün yerine getirilmemesi halinde muafiyetlerin, cezalı olarak ödenmesi gerektiğini, bu husus  GKS ve özel şartlarda düzenlendiğini, davacının ihracat taahhütünü yerine getirmediğini ve davacının ihracat taahhüt açığı borcu bulunduğunu, bu nedenle iki adet teminat mektubunun iade edilmediğini, genel kredi sözleşmesinin eki olan özel şartların 2.2 maddesinde ihracatın kapatılmasının gerektiğinin belirtildiğini, kapatılmaması halinde uygulanacak 2.3. maddesinde ise ceza uygulanacağının belirlendiğini, Genel Hükümlerin 3.1. maddesinde özel şartlardaki taahhüt cezasının kabul edildiğini, alınan 04.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda tedbir konulan 2 adet teminat mektubunu iade etmemekte haklı olduğunun belirlendiğini, 21.02.2023 tarihli raporda ise \"davacının 23.440 kg tutarında ihracat gerçekleştirmediği, dolayısıyla Gümrük Müdürlüğü'nün taahhüt açığı cezası uyguladığı, söz konusu cezanın davacı tarafından ödendiğine dair bir belgeye tesadüf edilmediği\" hususunun belirlendiğini, mahkemenin hatalı tespitinin iki farklı ihracat taahhüdü işlemi bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklandığını, dava konusunun bir numaralı tabloda gösterilen ihracat taahhüdü olduğunu ve bu taahhüdün \"kredi müşterisine faiz indirimi, BSMV muafiyeti gibi sunulan imkânlar karşılığında kredi müşterisinin müvekkil bankaya karşı üstlendiği bir borç\" olduğunu, 2 numaralı tabloda gösterilen ihracat taahhüdü ise davacı şirketin dahilde işleme izin belgesinin (DİİB) kapatmaması nedeniyle Gümrükler tarafından takip edilen ihracat taahhüdü ile ilgili olduğunu, bu taahhüdün bankalardan kullandığı ihracat kredilerinin ihracat taahhüdü ile ilgisi bulunmadığını, DİİB kapsamında ithal edilen hammadde ve/veya yarı mamüllere yönelik ithalde ödenmeyen vergiler için gümrüklerce banka teminat mektubu alındığını, taahhüt edilen ihracat tutarının tamamlanması halinde mektubun iade edildiğini, aksi halde ise tazmin edildiğini, mahkemenin atıfta bulunduğu  21.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda hatalı şekilde \" gerek davalı banka bünyesinde  ve gerekse de bu kredilerin uzantısı kurum ve kuruluşlar nezdinde doğmuş olan her türlü vergi, harç ve ceza-i müeyyidelerde davalının sorumluluğunun kapsamında girdiğine\" kanaat getirmiş ve \"Mersin Gümrük Müdürlüğü'nce tahakkuk eden taahhüt kapatma cezası ödeninceye kadar teminat mektubunun iade edilmeyeceğini\" değerlendirildiğini, oysa iki farklı ihracat taahhüdü bulunduğunu ve müvekkili bankanın özel hukuk tüzel kişisi olarak ve kamu kurumu sıfatıyla kredi alana, bir anlamda indirimli kredi tahsis ettiğini, bu indirimin  BSMV muafiyeti gibi indirimleri kapsadığını, BSMV muafiyetinden faydalanılan, ihracat taahhüdü ile gümrüğe verilen taahhüdü arasında bir ilgi bulunmadığını, mahkemece hatalı şekilde müvekkil banka ile gümrük müdürlüğününün \"hukuki statü\" kendilerine verilen ihracat taahhüdünü de \"borcun niteliği\" açısından özdeş kabul ederek, gümrük nezdinde borcun kapatılması ile bankaya olan borcun kapatılması gibi algılandığını, oysa müvekkili bankanın amme alacağını tahsilat merci olmadığını, borç ilişkisinin GKS hükümlerine ve borçlar hukukuna tabi olduğundan, Gümrük Müdürlüğüne olan borcun kapatılmasının, GKS kapsamında muaccel olan bir başka borcu sona erdirmeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasında düzenlenen ihracat kredisine ilişkin genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve teminat mektuplarının iadesine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalı tarafından davacıya ihracat kredileri kullandırılmış ve dosyada bulunan 22.01.2018 tarihli genel kredi sözleşmesi ve ekleri imzalanmıştır. Sözleşme ile davalı banka, davacıya 7.000.000 USD'lik kredi limiti tanımıştır. Genel kredi sözleşmesi kapsamında, davacının çeşitli bankalardan temin ettiği teminat mektupları karşılığında, davalı bankadan sevk öncesi ihracat kredisi kullanılmıştır. Dava dilekçesinde davanın, müflis şirketin, iflas idaresine atfen açıldığı, mahkemece bu hususun iflas tasfiyesinin devam ettiği İstanbul ...İflas Dairesinden sorulduğu anlaşılmıştır. Cevabi yazıda, İstanbul 3.ATM'nin  2018/847 Esas sayılı dosyasında 17.07.2020 günü saat 15:27 itibariyle karar davacı şirketin iflasına karar verildiği, masaya dahil alacakların talebinin incelenerek düzenlenen sıra cetvelinin incelemeye hazır tutulduğu ve davalının alacak kaydı talebinde bulunmadığı, iflas tasfiyesinin adi tasfiye olarak yapıldığı ve masa vekili olarak Av. ...'un görevlendirildiği bildirilmiştir. Nitekim davacı vekili tarafından sunulan 25.01.2021 tarihli dilekçede de İstanbul 3.İflas Dairesinin masa vekili olarak davanın açılarak takip edildiği bildirilmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmede kullandırılan kredilere ilişkin belgeler, kat ihtarı getirtilmiştir. Yapılan incelemede, iki adet kesin teminat mektubunun halen geçerli olduğu belirlenmiştir. İİK'nın 184.maddesi gereğince iflasın açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün mallarının bir masa teşkil ederek ve alacakların ödenmesine tahsis edilecektir. HMK'nın 191. maddesine göre, müflisin tasarruf yetkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, adi tasfiyeyi yapan iflas tasfiyesinde iflas müdürlüğünce verilen yetki ile davanın açılması yerindedir. Av....'a ait Beyoğlu ....Noterliğinin 29.07.2020 tarih ve ... nolu vekaletnamesinden yetkisi anlaşılmıştır. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine, genel kredi sözleşmesinin 16. maddesi gereğince bankaca Ankara ... Noterliğinin 08.11.2019 tarihli ihtarı ile kredi hesabı 30.10.2019 tarihi itibariyle kat edilerek 166.110,18 USD tutarındaki borcun 2 iş günü içerisinde ödenmesi istenmiş ve kat ihtarının tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan 04.01.2022 tarihli kök raporda, banka kayıtları ve hesap ekstrelerine göre davacının nakdi kredi borcunun bulunmadığı, hesap kat ihtarına konu borcun çeşitli teminat mektuplarının tanzim edilerek kapatıldığı görülmüştür. Bilirkişi raporunda, ihracat taahhüt açığı nedeniyle kambiyo mercilerine ödenen bir borcunun bulunup bulunmadığı incelenmiş, cevap dilekçesindeki savunmanın aksine banka kayıtlarına göre kambiyo mercilerine ödenmiş ve davacıya rücu edilecek doğmuş bir alacak bulunmadığı da belirlenmiştir. Bilirkişi raporunda, davacının ihracat taahhüt açığı olup olmadığı hususu da incelenmiştir.  Bu kapsamda, bankaca çeşitli vergisel avantajlarla kullandırılan ihracat kredisi kapsamında eksik ödenen vergiler nedeniyle, taahhüt edilen ihracatın gerçekleşmemesi halinde rücu hakkının bulunacağı belirlenmiştir. Teminat mektupları taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi kapsamında davalının uhdesinde tutulmaktadır. Buna göre, sağlanan ihracat avantajları nedeniyle taahhüt edilen ihracatın gerçekleşmemesi halinde ihracatçının sağlanan avantajlardan yararlanmasının sona erecek olması nedeniyle sağlanan avantajların iadesi istenebilir. Bu kapsamda, davalı bankanın risklerini teminat altına alınması için, teminat mektuplarının davalı tarafından iade edilmemesi sözleşmeye uygundur. Ancak bu durumun hukuka uygun olabilmesi için gerçekten de davacının ihracat taahhüdünü yerine getirmemesi gerekir. Mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda taahhüt edilen ihracatın gerçekleştirilmemesi nedeniyle Mersin Gümrük Müdürlüğünce uygulanan 14.07.2021 tarihli ceza kararında tahakkuk ettirilen 162.865,22 TL'nin ödenmesine kadar teminat mektuplarının iade edilemeyeceği kabul edilmiştir. Mahkemece, cezayı yazan kurumlardan getirtilen yazılarda bilirkişi raporu ile belirlenen cezanın yapılandırılarak ödendiği ve davacının sorumlu olduğu herhangi bir ceza kalmadığı anlaşılmıştır. İstinaf başvuru dilekçesinin 1.3. maddesinde açıklanan duruma göre, davacının alacağı 1 nolu tabloda belirtilen kredi alacağından kaynaklanmaktadır. Buna göre davalı tarafından kullanılan kredinin teminatı olarak alınan teminat mektubunun, ihracat taahhüdünün yerine getirilmesi halinde iadesi gerekir. İstinaf başvurusunda hatalı şekilde dilekçenin 2 nolu tablosunda belirtilen gümrük işlemleri kapsamındaki vergilere ilişkin değerlendirme yapıldığı belirtilmiştir. Gerçekten de mahkemece hükme esas alınan 21.02.2023 tarihli ek raporda belirlenen Mersin Gümrük Müdürlüğünün vergi ve cezaların ödenmesi nedeniyle menfi tespit kararı verilmiştir. Ancak, mahkemece daha önce alınan bilirkişi raporlarında, davacının, davalıya gerek genel kredi sözleşmesinde ve gerekse ihracat kredisi taahhüdünden kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı belirlenmiştir. Davacının, kat ihtarına konu borçları ile ihracat taahhütlerinden kaynaklanan borçları, başka bankalara ait teminat mektuplarının nakde çevrilerek tahsil edilmiştir. Mahkemece bu hususun belirlenmesinden sonra, fazladan davacı ile dava dışı gümrük idaresi arasındaki ilişkinin de irdelenmiş olması gereksiz olmakla birlikte, davalının alacaklı olduğu anlamına gelmemektedir. Yapılan tüm incelemede, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç ve ferileri ile ihracat taahhüdünden kaynaklanan borçların ödenmesi nedeniyle teminat mektuplarının bedelsiz kaldığı anlaşılmakla, mahkemece verilen menfi tespit hükmünün gerekçesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 88.442,42 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  28.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d7025ac67fed5f0c","SID":"1c6287f22f2d069f"}}