{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO 2022/2260 <br>KARAR NO: 2024/536<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/09/2022<br>NUMARASI: 2018/787 E. - 2022/717 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (İstasyon İşletme Devrinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı, taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... Urla ilçesinde, üzerinde akaryakıt istasyonu ve eklentileri bulunan .. ada ... parselin malikleri olduğunu, .... Şti'nin ise istasyonun GSM ruhsatını davalıya devreden müvekkillerine ait şirket olduğunu, taşınmaz malikleri ile davalı arasında düzenlenen 13.06.2000 tarihli sözleşme ile 18 yıl süreli intifa hakkı tesis edildiğini, daha sonra 28.10.2010 tarihli sözleşme ile bu sürenin 15 yıl 3 ay 10 güne indirildiğini, buna göre intifa hakkı süresi ile GSM ruhsatının kullanım hakkının 18.09.2015 tarihinde sona ereceğini, müvekkilleri ile davalı arasında düzenlenen protokolde davalının işletme hakkı devir bedeli olarak aylık 10.500 USD + KDV ödemesinin kararlaştırıldığını, buna göre davalının 18.09.2015 tarihine kadar işletme bedelini ödemeyi, süre sonunda işletmeyi ve GSM ruhsatını iadeyi üstlendiğini, ancak işletme bedelinin ödenmediği gibi istasyonun da iade edilmediğini ve istasyon kirasının ödenmediğini, sözlü uyarıların sonuçsuz kalması üzerine Çeşme Noterliğinin 31.08.2015 ve 21.12.2015 tarihli ihtarlarının gönderilerek sözleşmeye uyulmasının istenildiğini, davadan önce gönderilen Karşıyaka ....Noterliğinin 08.03.2018 tarihli ihtarı ile istasyon ve ruhsatın teslim edilmemesi sebebiyle uğranılan kira, işletme kaybı gibi zararların ödenmesinin istenildiğini, davalının işletme süresinin 18.09.2015 tarihinde sona erecek olmasına rağmen 23.08.2013 tarihinde müvekkillerinden izin almaksızın istasyonu 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ile dava dışı ... Ltd. Şti'ne teslim ettiğini, işletme hakkı süresini aşar şekilde düzenlenen sözleşmenin yasaya aykırı olduğunu, davalının basiretsiz davrandığını ve işletme sözleşmesi süresi dolmasına rağmen ... şirketinin yeri tahliye etmediğini, davalının tahliye için uzunca bir süre işlem yapmadığını, davalı tarafından bayilik sözleşmesi feshedilmesine rağmen yerin tahliye ettirilemediğini ve  ... tarafından bayilik veren davalı aleyhine İzmir 2.ATM'nin  2016/1054 Esas sayılı dosyasında  tazminat davası açıldığını, davalı şirketin intifa ve işletme süresini aşar şekilde üçüncü kişiyle sözleşme yapmasının zarara neden olduğunu, ... yapmış olduğu mevzuata aykırı işlemler nedeniyle GSM ruhsatının iptali ile karşı karşıya kalındığını, yeni ruhsat alınamadığını ve ancak devir yoluyla ruhsatın alınabileceğini, davalının devir edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin zorunlu olarak ... şirketinden  20.11.2017 tarihinde ruhsatı 700.000 TL bedelle devir aldığını ve 9.077,15 TL noter masrafı yaptığını, davalının fuzuli işgalci olan ... şirketine karşı tahliye davası açmadığını, daha sonra müvekkilleriyle birlikte  ... şirketine karşı İzmir 1.ATM'nin 2017/357 Esas sayılı  dosyasında tahliye talepli dava açıldığını, davanın reddedilmesi nedeniyle, ruhsat devir bedelinin ödemek zorunda kaldıklarını, ruhsatın iptali halinde telafisi imkansız zararlar doğacağını, intifa süresinin dolması ile birlikte 18.09.2015 tarihinde istasyonun çalışma ve GSM ruhsatı ile birlikte iade borcunu yerine getirmeyen kira ödenmesi gerektiğini, uğranılan kira kaybının aylık 60.000 TL olduğunu, müvekkillerinin yeri işletmemesi nedeniyle aylık 100.000 TL kar kaybına uğradıklarını, bu zararların şimdiye kadar telafi edilmediğini ileri sürerek, uğranılan zararların belirlenerek GSM ruhsat devir bedeli olarak ödenen 700.000 TL ve  9.077,15 TL noter masrafının, tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili 20.04.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, işletme hakkı alacağının 378.000 USD'ye, kira kaybı talebini 1.986.000 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ... AŞ'nin unvan değişikliği ile ... A.Ş. olduğunu ve tüzel kişiliğin birleşmesi nedeniyle tek davalı bulunduğunu, davacılar adına kayıtlı taşınmazda 13.06.2000 tarihinde 18 yıllık intifa hakkı kurulduğu, daha sonra 22.10.2010 tarihli protokol ile intifa süresinin 18.09.2015 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak şekilde kısaltıldığını, protokol ise müvekkilinin, davacıların muvafakati olmaksızın satış yerini üçüncü kişilere devrine olanak sağlandığını, müvekkilinin protokolden kaynaklanan hak ve yetkililerini kullanarak dava dışı şirketlerle sözleşme imzalandığını, protokoldeki hüküm gereğince müvekkilinin talebi ile GSM ruhsatının da davacı ... tarafından bildirilen şirkete devir edildiğini, ruhsatın daha sonra iki kez devri sonrası, ... şirketine devir edildiğini, ilk devir ile ... şirketinin GSM üzerindeki haklarının sona erdiğini ve ruhsata bağlı hakların üçüncü kişilere geçtiğini, ... şirketi ile yapılan 23.08.2013 tarihli sözleşme ile bu şirkete bayilik verildiğini, müvekkilince görülen ticari lüzum üzerine bu sözleşmenin 30.07.2015 tarihli ihtarla fesih edildiğini, feshin 17.08.2015 tarihinde EPDK'ya bildirildiğini, bu nedenle ... petrolün fuzuli işgalci durumuna düştüğünü, davacılarla birlikte ... şirketinin tahliyesi için İzmir 1.ATM'nin 2017/357 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, bu dava devam ederken müvekkilinin bilgisi dışında ruhsat devri için afaki şekilde ... şirketine yapılan 700.000 TL ödeme ile ruhsatın iade alındığını, davacıların aynı yeri ... şirketine kiralaması nedeniyle zararları bulunmadığını, ruhsat devri için verilen paradan müvekkilinin sorumlu olmadığını, zararın oluşumunu davacıların eylemlerinin de neden olduğundan TBK'nın 52.maddesinin uygulanması gerektiğini, ruhsat devrinin davacılar ile ... arasında yapılması nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmayacağını,  ... karşı açılan dava devam ederken, davacıların bedel ödeyerek ...'nın müdahalesini sona erdirdiğini, 18.09.2015 tarihinden itibaren kira kaybı, işletme kar kaybı ve diğer zararlardan ... şirketinin sorumlu olduğunu, taraflar arasında akdedilen 22.10.2010 tarihli protokolün feshi ile tarafların birbirlerine karşı açtıkları dava ve takiplerden feragat ve ibra amacıyla 2017 yılında sulh ve ibra protokolü imzalandığını, bu protokolün üçüncü maddesinde tarafların davaya konu edilmiş veya edilmemiş kira, işletme bedeli, işletme hakkı devir bedeli veya herhangi bir alacaklarının bulunmadığını kabul etmeleri nedeniyle davacıların alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davacılar vekili, cevaba cevap dilekçesinde özetle;  önceki beyanlarını aynen tekrar ederek, intifa ve kullanım süresinin 27.10.2010 yılında düzenlenen protokolle 18.09.2015 tarihinde sona ermesine rağmen, davalının 23.08.2013 tarihinde müvekkillerinin onayını almadan bu süreyi aşar şekilde dava dışı şirketle 21.08.2018 tarihinde sona erecek şekilde bayilik sözleşmesi imzaladığını, bu şekliyle taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden itibaren üc yıl daha müvekkillerinin yerden faydalanmasının engellendiğini, protokol ile ödenmesi kararlaştırılan aylık 10.500 USD  işletme bedelinin ödenmediğini, yeri fuzuli işgal eden ... şirketinin tahliyesi için girişimde bulunulmadığını, protokolde yerin davacıların izni olmaksızın üçüncü bir kişiye kiralanabileceğinin belirtildiğini, ancak sözleşme süresinde yerin ve GSM ruhsatının müvekkillerine iadesinin gerektiğini, müvekkillerinin ısrarıyla Urla AHM'nin 2017/43 Esas sayılı dosyasında işgalci aleyhine açılan davada yetkisizlik kararı verildiğini,  davanın gönderildiği İzmir 1.ATM dosyasında davanın reddine ilişkin ret kararının müvekkilinden gizlendiğini, GSM ruhsatının protokol gereğince davacılara iadesinin gerektiğini, davalının yeri kiraladığı ... şirketinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle işletmenin belediyece mühürlendiğini, ruhsatın iptali ile karşı karşıya kalınması nedeniyle, talep edilen bedelin ödenerek 20.11.2017 tarihinde ruhsatın geri alındığını, GSM ruhsatının ancak devir yoluyla elde edilebileceğini, bir işletme için mevcut bir GSM ruhsatı bulunması halinde idarece yeni ruhsat verilmediğini,  talebin 22.10.2012 tarihli protokolden kaynaklanmadığını, geçerli bir ibra sözleşmesi sunulmadığını, somut bir alacak belirtilerek bir ibra anlaşması yapılmadığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davacı tarafa ait taşınmaz üzerindeki davalı tarafın intifa hakkının 18/09/2015 tarihinde kendiliğinden sona ereceği kararlaştırılmış olup; davalı tarafça taşınmaz üzerinde dava dışı 3.kişi (...) bayilik verilmesi nedeniyle taşınmazın ve ruhsatın kararlaştırılan bu tarihte davacı tarafa teslim edilmediği; davacı ... Ltd. Şti. tarafından 20/1/2017 tarihinde dava dışı bu firmaya yapılan 700.000 TL'lik ödeme karşılığında davacı tarafa GSM ruhsatı ile birlikte teslim edildiği; davacı tarafça da teslim alındıktan kısa bir süre sonra 20/01/2018 tarihli sözleşme ile dava dışı ... firmasına 10 yıllığına kiraya verildiği dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda davalı taraf, kararlaştırılan tarihte taşınmazı GSM ruhsatı ile birlikte davacı tarafa teslim etmediğinden, teslim etmesi gereken tarihten taşınmazın davacı tarafça teslim alındığı tarihe kadarki haksız olarak işgal ettiği dönem için ecrimisil tazminatından, işletme bedelinden ve ruhsatın tekrar alınması için yapılan ödeme ve masraflardan dolayı davacılara karşı sorumludur. Alınan tüm bilirkişi raporlarına göre aylık işletme bedelinin KDV dahil 12.390 USD, GSM ruhsat devir bedeli ile masraflarının toplam 709.077,15 TL ve talimat raporuna göre ilk yıl için aylık ecrimisil bedelinin 50.000 TL, 2.yıl için aylık 55.000 TL ve 3.yıl için aylık 60.500 TL olduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda değinildiği üzere, davalı taraf taşınmazı ruhsatı ile birlikte süresinde davacılara teslim etmediğinden dolayı haksız işgal nedeniyle ecrimisil tazminatından, işletme bedelinden ve ruhsatın geri alınması için ödenen bedel ve yapılan giderlerden sorumlu olup; davacı taraf ecrimisil tazminatı ve işletme bedeli yönünden sözleşmenin sona erdiği tarihten dava tarihine kadar 36 aylık süre için talepte bulunmuş ise de; Davacı tarafın taşınmazı ruhsatı ile birlikte 20/11/2017 tarihinde geri alması ve kısa bir süre sonra 3.kişi bir firmaya ( ...) kiralaması nedeniyle bu alacaklar yönünden ancak 26 aylık (18/09/2015 ile 20/11/2017 arası) dönem için talepte bulunabileceği, bu süreyi aşan dönem için talepte bulunamayacağı kuşkusuzdur. Dolayısı ile ecrimisil tazminatı ve işletme bedeli yönünden bilirkişilerce belirlenen aylık miktarların 26 aylık karşılığı ile ruhsatın geri alınması için yapılan ödeme ve masrafların tahsili yönündeki davacı taraf istemi yerinde görülmüştür. Buna göre, intifa hakkının sona erdiği 18/09/2015 tarihinden taşınmazın devri olan 20/11/2017 tarihine kadar 26 aylık süreye isabet eden davacı tarafın davalıdan, işletme bedeli yönünden KDV dahil aylık 12.390 USD x 26 ay = 322.140,00 USD; ecrimisil (kira bedeli) yönünden, ilk yıl aylık kira bedeli için 50.000 TL x 12 = 600.000 TL, ikinci yıl aylık kira bedeli için 55.000 TL x 12 660.000 TL, üçüncü yıl içindeki son iki ay aylık kira bedeli için 60.500 x 2 = 121.000 TL olmak üzere toplam 1.381.000 TL ve ruhsat devir bedeli ile masrafları yönünden 700.000 TL + 9.077,15 TL =709.077,15 TL alacaklı olduğu; bu miktarı aşan davacı taraf isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 322.140,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a.maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ....Ltd. Şti.'ne ödenmesine, 1.381.000,00 TL ecri misil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı gerçek kişilere ödenmesine, 709.077,15 TL ruhsat devir bedeli ile masrafın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... Tic.Ltd.Şti'ne ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemece, ecrimisil tazminatı, işletme bedeli yönünden bilirkişilerce belirlenen aylık miktarların 26 aylık karşılığı ile ruhsatın geri alınması için yapılan ödeme ve masrafların tahsiline ilişkin istemin kabul edildiğini, davalı ile davacı ... Ltd.Şti. arasındaki protokole göre, işletme süresinin sona erdiği 18.09.2015 tarihinden itibaren 20.11.2017 tarihine kadar 26 aylık süreye isabet eden 12.390 USD  X 26 ay için 322.140,00 USD işletme giderinden sorumlu olduğu kabul edilerek fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiğini, Davalı ile müvekkilu ... Ltd Şti arasında 18.09.2010 tarihinden itibaren 18.09.2015 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak şekilde düzenlenen sözleşme ile yerin davalıya bırakıldığın, Protokolün 6. maddesine göre, bayi ... Ltd Şti'nin istasyonla ilgili tüm haklarını ve ruhsatı 01.11.2010 ile 18.09.2015 tarihleri arasındaki süre için ...'ya devir edildiğini ve ...'nun yeri davacıların rızası olmaksızın üçüncü kişilere devir edebileceğini, sözleşmenin 18.09.2015 tarihinde sona erdiğinden bu tarihte yerin ve ruhsatın iadesinin gerektiğini, iadenin yapılmaması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan aylık 10.500 USD +KDV tutarlı işletme bedelinin ödemesi gerektiğini, mahkemece dava dışı ... Petrol ile  20.11.2017 tarihinde düzenlenen devir sözleşmesi  ile maliklerden ... yetkilisi olduğu davacı  ... Şirketine GSM ruhsatının devri nedeniyle 18.09.2015 tarihinden 20.11.2017 tarihine kadarki 26 aylık süre için işletme bedeline karar verildiğini, davalının yükümlülüğünü yerine getirmeyerek yeri teslim etmediğini, işletme açısından yerin yeniden ruhsata bağlanabileceği tarihin esas alınması gerektiğini, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca gönderilen 28.05.2020 tarihli yazıda ... Petrolün istasyonda yaptığı hukuka ve ruhsata aykırı işlemler nedeniyle ancak 27.02.2019 tarihinde 9-2019/6 Sayılı GSM ruhsatının verildiğinini bildirilmesi nedeniyle, bu tarihe kadar tazminat hesaplanması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davadaki taleplerin reddi gerektiğini,  müvekkilinin davalılara borçlu olmadığını,  ... şirketinin müvekkili ile düzenlenen bayilik sözleşmesi kapsamında taşınmazda bulunduğunu, ancak sözleşmenin feshine, her türlü ihtar ve işleme rağmen anılan şirketin yeri tahliye etmeyerek maliklere ait yeri fuzuli işgalci olarak kullandığını, bu nedenle müvekkili ile malikler tarafından ...’ya karşı İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/357 Esas sayılı dosyasında  sayılı dosyasından elatmanın önlenmesi ve tahliye davası açıldığını, bu yargılama sırasında müvekkilinin bilgisi dışında dava dışı ... Petrol’e afaki şekilde 700.000 TL tutarında ödeme yaparak GSM ruhsatını iade aldıklarını ve taşınmazı başka bir dağıtım şirketine verdiklerini, dava dışı ...’nın taşınmazda fuzuli işgalci olduğunun belirtilmesine karşın uzun süredir davacıların bir çaba göstermediğini ve müvekkilinin yönlendirmesi ile dava açıldıktan sonra müvekkilinin bilgisi dışında, 700.000 TL gibi yüksek bir tutarda ...’ya ödeme yapıldığını, TBK'nın 52. maddesi gereğince zarar görenin katkısı ile oluşan zarardan sorumluluğun kısıtlandığını, bu nedenle müvekkilinin zarardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, Kar mahrumiyeti talebinin varlığı kabul edildiğinde bu alacağa ilişkin makul sürenin tespiti gerektiğini, Yargıtay kararları ile ticari hayatı ve dürüstlük kuralını göz önüne alarak, kar mahrumiyeti talebinin makul süre ile kısıtlandığını, pek çok kararda bu hususun vurgulandığını,Ecrimisil talebinin  haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu talibin varlığı halinde de alacağa ilişkin makul sürenin tespiti gerektiğini, mahkemece istasyonun ve GSM ruhsatının davacılara iade edilmediği aylar için bugüne kadar ödenmesi gereken kira kayıpları hesaplanarak hükmedildiğini, ancak dava dışı bayi ... Petrol ile yapılan sözleşmenin müvekkilince görülen ticari luzüm üzerine, Beyoğlu .... Noterliğinin 30.07.2015 tarihli ihtarı ile feshedildiğini ve feshin 17.08.2015 tarihinde maliklere bildirildiğini, dava dışı ...’nın taşınmazda fuzuli şagil olduğunun bilinmesine karışın, men-i müdahale davası açılması için davacıların bir girişimde bulunmadığını,  müvekkilinin yönlendirmesi ile dava açıldıktan sonra, bu kez müvekkilinin bilgisi dışında, 700.000 TL gibi yüksek bir tutarda ödeme yapılarak ruhsatın ...’dan iade alındığını, zararların önlenmesi ve azaltılması için çaba harcamayan ve sonunda sonunda ...’ya bedel ödeyen davacıların  bu bedeli ve kira alacağını zarar olarak müvekkilinden talep edemeyeceklerini, bu hususta da TBK'nın 52.maddesinin değerlendirilmesi gerekirken, buna ilişkin bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, kira bedeli alacağı olduğunu varsayılsa dahi yine makul bir süre için kira alacağının belirlenmesi gerekirken, tüm dönem için kira alacağı belirlenmesinin hatalı olduğunu, İşyeri açma ve çalışma ruhsatının devri mümkün olmadığı gibi kayda değer ekonomik bir değeri bulunmadığını, idari işlem niteliğindeki bu belgenin bir çeşit iş eri açma ve çalıştırma ruhsatı olduğunu, bu tür bir belge için ödenen miktarın fahiş olduğunu, ruhsatın ekonomik değeri bulunmadığının Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin emsal kararı ile belirlendiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, gerçek kişi maliklere ait olan ve davacı şirketçe işletilen akaryakıt istasyonu ve eklentileri ile ilgili olarak taraflar arasında düzenlenen 22.10.2010 tarihli ve beş yıl süreli istasyon devir sözleşmesinin ifa edilmemesi nedeniyle uğranılan devir hakkı, işletme kar kaybı ve kira ile diğer zararların tespiti ile tazmini,  iş yerine ait işletme ruhsatının iade alınması için ödenen para ile yapılan giderin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Gerçek kişi davacılara ait olan Urla ilçesi ... ada ... parseldeki akaryakıt istasyonu ve eklentileri üzerinde işletme devri sözleşmesi kapsamında davalı yararına 13.10.2000 tarihinde 18 yıllık intifa hakkı kurulmuştur. Rekabet Kurumunun dikey sözleşmelere ilişkin kısıtlama kararı üzerine 28.10.2010 tarihinde tapuda yapılan işlemle 15 yıl 3 ay 10 güne indirilmiştir. Bu durumda davalının intifa hakkının 18.09.2015 tarihinde sona ereceği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki belgelerden intifa hakkının dağıtıcı olan davalının istasyonun işletilmesini garanti altına alma amacıyla yapıldığı ve bu sözleşmenin bayilik ve  kira sözleşmeleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Gerçekten de bu kapsamda davalı ile davacı gerçek kişiler ve istasyondaki bayilik hakkına sahip olan  ...Ltd. Şti. arasında 27.10.2010 tarihli bir protokol düzenlenmiştir. Bu protokolde sözleşme konusu 12 parseldeki akaryakıt istasyonunun işletme esasları ile intifa süresinin 18.09.2015 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak şekilde kısıtlanması düzenlenmiştir.  Protokolle intifa süresini 18.09.2015 tarihine kadar geçerliliğini koruyacağı kabul edilmiştir. Sözleşmenin 6.maddesine göre, davacı bayinin bu protokol çerçevesinde 01.11.2010 tarihinden 18.09.2015 tarihine kadar  satış yeri üzerindeki işletme ile ilgili tüm haklarını (GSM ruhsatı vb) davalıya devir edileceği, bu devir karşılığı Kasım 2010'da 174.000 USD ödeneceği, peşin ödeme dışında ...'nin bayiye sözleşme süresince aylık olarak işletme hakkı  devri bedeli olarak aylık 10.500 USD+KDV ödeyeceği kararlaştırılmıştır. Maddenin devamında; malik ve bayinin muvafakatı olmaksızın ...'nun, satış yerini bizzat işletebileceği gibi üçüncü kişilere de devir edebileceği kararlaştırılmıştır. Bu durumda protokol gereğince taşınmazın davalı tarafından en geç 18.09.2015 tarihinde mevcut şekli ile bayi ve malike iade edilmesi gerekmektedir. Bu sözleşme üzerine davacılar tarafından işletme ruhsatı davalının gösterdiği kişiye devir edilmiş ve işletmenin her türlü istifadesi davalıya sunulmuştur. Davalı bu sözleşme kapsamında yeri üçüncü kişilere devir edebileceğinden dava dışı .... Ltd. Şti. ile 23.08.2013 başlangıç tarihli beş yıl süreli sözleşme düzenlenmiştir.  Taraflar arasındaki protokolde davalının istifade hakkının 18.09.2015 tarihinde sona ereceği açıkça kararlaştırılmasına rağmen, davalı tarafından bu süreyi aşar şekilde üçüncü kişiyle bayilik sözleşmesi düzenlenmesi davalının kusuru olarak değerlendirilmiştir. Davalı ile bayilik sözleşmesi düzenleyen ... şirketinin yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasıyla, ticari koşullar da gerekçe gösterilerek bayilik sözleşmesi davalı tarafından 30.07.2015 tarihli Beyoğlu 41.Noterliğinin 16799 yevmiye nolu ihtarnamesi ile fesih edilmiştir. Ancak bayilik sözleşmesi ile istasyonu elinde bulunduran ... şirketinin istasyon ve eklerinde ruhsata aykırı işlemler yaptığı ve bu nedenle, istasyonun faaliyetinin idari makamlarca durdurulduğu, işletme ruhsatının devir edilerek istasyonun fiilen bayi ve malike teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ve protokol kira veya işletme hakkı devir sözleşmesi niteliğinde olup, davacıların edimini tam olarak yerine getirerek, istasyon ve eklentilerinin, çalışma ruhsatı ile birlikte davalıya devir ettikleri sabittir. Davalının da istasyona ilişkin ödemeleri yaptığı ancak, sözleşmenin sona erdiği 18.09.2015 tarihinde istasyonu, davacılara teslim etmediği ve edimin ifasında temerrüte düştüğü açıktır. TBK'nın 112.maddesi gereğince borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenmeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararlarını gidermekle yükümlüdür. Kiralanan veya işletmesi kendisine bırakılan satış istasyonunun sözleşmenin bitim tarihinde davacılara teslim edilmesi edimi davalıya aittir. Bu edimin yerine getirilmemesi halinde uğranılan her türlü zararın davalı tazmin etmelidir. Bu kapsamda, davacıların bir yükümlülüğü bulunmadığından, davalının sözleşme imzaladığı ... şirketine karşı dava açmaları davacılardan beklenmez. Esasen, davalının uzun süre dava açmadıktan sonra davacılarla birlikte Urla AHM'nin 2017/43 Esas sayılı dosyasında ... Petrol şirketine karşı 23.01.2017 tarihinde el atmanın önlenmesi talebiyle dava açtığı görülmektedir. Davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine bu mahkemede görevsizlik kararı verilerek dosyanın İzmir 1.ATM'ne gönderildiği ve bu mahkemece  yargılama yapılarak takip edilmeyen davanın açılmasına 30.09.2020 tarihinde karar verildiği görülmüştür.Davalının 18.09.2015 tarihindeki teslim edimini yerine getirmemesi üzerine, davacılar tarafından  keşide edilen Çeşme Noterliğinin 21.12.2015 tarihli ihtarı ile, daha önce  31.08.2015 tarihinde keşide edilen ihtarda da belirtildiği üzere, taşınmazın sözleşmenin bitimi nedeniyle tesliminin gerektiği, ayrıca istasyona ait GSM ruhsatının da iadesi ve uğranılan zararların tazmini talep edilmiştir. Bu kapsamda, her ay 10.500 USD + KDV'nin ödenmesi istenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi, davalının istasyonu ekleri ve ruhsatı ile birlikte 18.09.2015 tarihinde davacılara iadesi gerekirken 23.01.2017 tarihli el atmanın önlenmesi davasına kadar hiçbir işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamındaki belgelerden davalıdan yer kiralayan ... petrol tarafından ...'ya karşı sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak İzmir ATM'de tazminat davası açıldığı, mahkemece verilen yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul 9.ATM'nin 2017/697 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı ve davacının ticari defterlerini sunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından istinaf edilen kararın Dairemizin 2021/183 -2024/144 E.K. sayılı ilamıyla kaldırıldığı, UYAP ortamında yapılan incelemeden anlaşılmıştır.Sözleşmenin tamamlandığı tarihe kadar, davalının edimini yerine getirdiği, ancak bu tarihten itibaren edimini yerine getirmediği açıktır. İfada geciken ve temerrüte düşen davalının uğranılan zararları tazmin etmesi gerektiği yukarıda belirtilmiştir. Bu kapsamda, yapılan bilirkişi incelemesinde tarafların üzerinde mutabık kaldığı 10.500 USD+KDV'nin tazminata esas alınması gerektiği bilirkişi raporu ile belirlenmiş olduğundan, davalının temerrütü süresince bu miktarın tahsiline karar verilmesi yerindedir. Bilirkişi kurulunca,  ... şirketinin yapmış olduğu ruhsata aykırı işlemler nedeniyle yeni ruhsatın 27.07.2019 tarihinde verildiği belirlenip, bu tarihe kadar tazminat ödenebileceği belirtilmiştir. Ancak mahkemece, ... şirketince ruhsat sahibi olan davacı ... şirketine ruhsatın devir edildiği, 20.11.2017 tarihine kadar geçen 26 aylık dönem için tazminat hesaplanarak tahsiline karar verilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi istasyonla birlikte çalışma ruhsatının da davalı tarafından 18.09.2015 tarihinde davacılara verilmesi gerekirken davalı tarafından  buna ilişkin herhangi bir işlem yapılmamıştır.  Davacılar ile davalının 23.01.2017 tarihinde ... şirketine karşı el atmanın önlenmesi davası açılmış ise bu tarihe kadar geçen uzunca sürede davacıların istasyonu kullanamamaları nedeniyle zararlarının olduğu açıktır. Bu davada istasyonun teslimi ve ruhsatın iadesini sağlamamıştır. Aslında davacıya ait olan bu edim ruhsatı daha önce davalı şirketin gösterdiği bayiye devir eden ... şirketi tarafından yerine getirilmiştir. ... şirketi ile ... petrol şirketi arasında düzenlenen İzmir ... Noterliğinin 27.11.2017 tarih ve  ... yevmiye nolu devir sözleşmesi ile istasyona ait 19.08.2013 tarihli iş yeri açma ve çalışma ruhsatı 700.000 TL bedelle devir edilmiştir. Devir borcunun davalı ... tarafından ödendiği sabittir. Dosya kapsamında bulunan belediye tarafından gösterilen belgelerden istasyona ait ruhsatın ... şirketi tarafından istasyonda yapılan izinsiz faaliyetler nedeniyle durdurulduğu ve yeniden yapılan başvuru üzerine 27.02.2019 tarihinde dava dışı ... AŞ adına ruhsat düzenlendiği görülmüştür. Davacılar vekili bu tarihe kadar tazminat ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Görüldüğü gibi taşınmazın ve ruhsatının 18.09.2015 tarihine kadar iadesi davalının edimi ise de, ruhsatı devir alan davacının, bu tarihe kadar taşınmaza ilişkin eksiklikleri devir edene tamamlatması ve bu şekilde istasyonun devir alınması gerektiğinden, TBK'nın 52.maddesi dikkate alınarak ilk derece mahkemsince ruhsat devrine kadar olan süre yönünden davacının işletme kar kaybı tazminatından sorumlu tutulması ve sorumluluk miktarı yerindedir. Davalının edimini yerine getirerek işletmeyi teslim etmemesi ve işletme tesliminin davacıların çabasıyla iş yeri ruhsatının devir tarihi olan 27.02.2019 tarihinde gerçekleşmesi nedeniyle, tazminatın ödenmesi için makul bir sürenin belirlenmesine gerek bulunmamaktadır. Davalının sözünü ettiği makul süre haksız fesih halinde yeni bayilik ihdası için gereken bir süre olup, ruhsatın devir edilmemesi nedeniyle belirtilen tarihe kadar taşınmazda faaliyette bulunulması mümkün görülmediğinden, hükmedilen tazminatın dönem veya süre yönünden sınırlandırılmasına gerek bulunmamaktadır. Davacıların yeri teslim aldıktan sonra kısa süre içinde dava dışı ... Şirketine devir etmeleri nedeniyle mahkemece yapılan hesaplama ve hesaba esas  alınan tarih yerindedir.  Yukarıda belirtildiği üzere davacının edimi olan ruhsat devri bedeli karşılığı davacı ... şirketi tarafından yerine getirilmiştir. Davalı şirketin, dava dışı ... şirketi ile sözleşme süresini aşar şekilde bayilik sözleşmesi kurulması ile davalının  kusurlu olduğu açıktır. Davacılar, davalının açtığı el atmanın önlenmesi davasının sonucunu beklemeden, maddi zararın azaltılması ilkesi kapsamında bir an önce devir bedelini ödeyerek, ruhsatı almaları hukuka uygundur. Dosyadaki belgelerden yere ilişkin ruhsatın devir edilmemesi halinde işletmenin çalıştırılamayacağı anlaşıldığından ruhsatın maddi değerinin bulunmadığına ilişkin davalı savunmasına itibar edilemez. Bu nedenle, davalının edimini teminen davacı ... Şirketi tarafından ruhsatın devri için noterde davalının bayisi ... şirketi ile yapılan sözleşme nedeniyle yapılan ödemenin istirdadına karar verilmesi yerindedir. Protokolde belirlenen süreyi aşar şekilde bayilik sözleşmesi düzenleyen ve kesin vadeye bağlanan edimini yerine getirerek, işletme ve ruhsatını davacılara vermeye ve tam kusurlu olan davalının bu tazminattan sorumlu tutulması yerindedir. Son olarak, arsa maliklerince sözleşme kapsamında alınan kira gelirinin, davalının temerrütü nedeniyle elde edilemediği dosyadaki bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda denetime elverişli şekilde hak edilen ecrimisil bedeli belirlenmiş olup, mahkemece rapor denetlenerek ecrimisile hükmedilmesi yerindedir. Hükmedilen bu miktar istasyon maliklerinin, bu yeri kullanamamaları nedeniyle mahrum kaldıkları kiraya ilişkin olduğundan TBK'nın 52.maddesi kapsamında bu yerin ecrimisil bedelinden makul bir süre belirlenerek indirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere makul süre kavramı ecrimisil tazminatını yapısına uygun olmayıp, haksız fesih halinde yeni bir bayilik tesisi için makul bir süre bulunması halinde makul süreye ilişkin tazminat uygulanmaktadır. Mahkemece yapılan inceleme, özellikle davacıların istinafı yönünden  tespit edilen işletme kar mahrumiyeti tazminatının süre ve miktar yönünden taraflar arasındaki sözleşme ve edim dengesine uygun belirlenmesi, kesin vadeye bağlanan edimini yerine getirmeyen davalının TBK'nın 112.maddesine uygun şekilde gerçekleşen tüm zararlardan sorumlu tutulması yerindedir. Her ne kadar, sözleşme kapsamındaki alacaklardan taraflardan birbirlerini ibra ettikleri belirlenmiş ise de usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir ibra sözleşmesinin varlığı kanıtlanmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvuruları ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin yönlerden re'sen yapılan incelemede, mahkemenin hüküm ve gerekçesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan  reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının  ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 346,9 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 216.719,50 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  28.03.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c375f6387d22cea4","SID":"5da0ca8c770477ff"}}