{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2185 <br>KARAR NO: 2024/1598<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/02/2022<br>NUMARASI: 2019/720 Esas -  2022/72 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkili ...'nın Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1980 tarihinde mezun olduğunu, Ortopedist olarak çalıştıktan sonra 04/01/2005 tarihinde emekli olduğunu, İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacı müvekkil aleyhine kambiyo senetlerine ilişkin icra takibi başlatıldığını ve 10 ödeme emri gönderildiğini, takibin müvekkilden habersiz olarak kesinleştiğini, davacı müvekkilin mal varlığına haciz konulduktan sonra haberi olduğunu, davacı müvekkilin davalı şirket aleyhine İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/193 Esas, 2018/1020 Karar sayılı dosyasında icra takibinin iptali için Menfi Tespit davası açıldığını, takibe konu senet üzerindeki imza ve yazıların davacı müvekkile ait olmadığı tespit edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, davacı müvekkil aleyhine açılan icra takibinin de iptal edildiğini, kararın 22/11/2018 tarihinde kesinleştiğini, bu süreçte müvekkilin tüm malvarlığına haciz konulduğunu, yargılama 2014 yılından 2018 yılına kadar sürdüğünden bu süre zarfında müvekkilinin banka hesaplarına haciz konulduğunu herhangi bir banka işlemi yapamadığını ve kullanamadığı araç için de vergi ödemeleri yapmak zorunda kaldığını, davacı müvekkilinin aracını harici satım sözleşmesiyle sattığı için noterde devir yapamadığı için aracın  hala müvekkili adına göründüğü için satın alan kişinin araca ait vergi, harç ve cezalı geçişleri de ödemediği için tüm bu bedelleri müvekkilin ödemek zorunda kaldığını, davacı müvekkilin açmış olduğu tespit davası sebebiyle avukat tutmak zorunda kaldığını, 2.000 TL'yi aşkın dava masrafı yapmak durumunda kaldığını, davacı müvekkilin icra takibi sebebiyle kişilik haklarının zedelendiğini, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, olay tarihinden işletilecek faizi yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, müvekkilin giderleri karşılayacak ekonomik güce sahip olmaması sebebiyle adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 21/06/2021 tarihli beyan dilekçesi ile; Dava dilekçesinde davacı müvekkili lehine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiğini, işbu talep edilen 500 TL maddi tazminatın; 100 TL'sinin  müvekkilinin harici satım sözleşmesiyle satmak ve kullanamadığı araç için ödediği vergi bedelinin, 100 TL'sinin aracın satılamamasından kaynaklı zarar bedeli, 200 TL'sinin ise araç ikame bedeli, 50 TL'sinin müvekkilinin  duruşma masrafları ve ulaşım bedeli, 50 TL'sinin müvekkilinin araç için ödemek zorunda kaldığı zorunlu mali mesuliyet sigortası bedeli olduğunu beyan etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın kötü niyetle ve haksız şekilde açtığı davada gerçeğe aykırı beyanlarla mahkemeyi yanıltmaya teşebbüs ettiğini, görülen davanın reddi gerektiğini, davacı ...'ya 21/05/2014 günü ödeme emri tebliğ edildiğini, takip kesinleşmeden ...'nın tarafı aradığını, senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, 26/05/2014 tarihinde kendisine ait imza beyannamesi gönderdiğini, davacı vekilinin gerçek dışı iddiasının aksine davacı borçlu icra takibinden yasal itiraz süresi içinde haberdar olmasına rağmen tarafa e-mail gönderdiğini fakat icra takibine, borca ve imzaya süresinde itiraz etmediğini ve hakkında başlatılan takibin kesinleştiğini, davacının bu durumu kötü niyetle gizlediğini, bu sebeple davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddinin gerektiğini, davacı adına kayıtlı ... plakalı araç hakkında hiçbir zaman satış istenmediğini, yakalama dahi talep edilmemiş olup üzerindeki hacizin defalarca zaman aşımına uğramasına rağmen yargılama sonuçlanıncaya kadar aracın trafikten men dahi edilmediğini, davacının haczedilen vasıtası haricinde hiçbir banka hesabı veya ev, işyeri, maaş haczi vs. haciz işlemi de uygulanmadığını, tespit davası kesinleşene kadar imzaların davacıya ait olduğunu kabul etmek zorunluluğu sebebiyle haciz işlemi yapılmasının talep edilmesinin kanuna uygun olduğunu, herhangi bir tedbir kararı olmadığından davacının aracının yakalama ile trafikten men edilmesi ve satılmasını talep etmenin her türlü hak ve alacaklarının haczedilmesi hakkı olmasına rağmen bu hakkın kullanılmadığını, davacının haczedilen aracı harici satış sözleşmesi ile satmasının kendi tercihi olduğunu, bu tarz sözleşmelerin her zaman geriye veya ileriye dönük şekilde düzenlenebileceğinden bu beyana itibar etmenin mümkün olmadığını, davacının her fırsatta Dr. Olduğunu belirttiğini aynı dilekçede yoksul olduğunu beyan etmesinin ihtiyaç sahibi bir izlenim yaratma çabasının olduğunu, senetlerdeki imzaların ...'nın oğlu ...'ya ait olduğunu gizlemeyi tercih ettiğini, davacının bir tazminat davası açması gerekiyorsa oğlu ...'ya açması gerektiğini, müvekkili şirketin 1.500,00 EURO borç için sahte senet düzenlemesinin  hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kendi üzerine düşen edimlerini ticari teammüllere, usule ve hukuka uygun şekilde ifa ettiğini, imzanın ...'ya ait olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini ve herhangi bir haciz veya başka işlem yapılmadığını, davacının dava dilekçesinde bahsettiği yargılama gideri ve vekalet ücretinin tazmin edildiğini, edilen bu talebin herhangi bir yasal dayanağı olmadığını, manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını kararın bu sebeple bozulması gerektiğini, usule aykırı açılan davanın reddi ile hiçbir hakkı olamadığı halde dava açan davacıya yargılama giderlerinden başka vekalet ücreti olan 3.400,00 TL+KDV 'nin tamamına ve 5.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesi gerektiğini, davanın ve tüm taleplerin reddi ile ihbar olunan davalı ...'nın sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerektiğini, borçlu ...'nın defalarca borcunu taksitler halinde ödeyeceğini beyan etmesine rağmen ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin borçlarını ödememesi neticesinde şirketin küçülmeye gittiğini, çalışanlarının tazminatlarını ödemek suretiyle işten çıkarmak zorunda kaldığını ve bir yetkili, iki çalışanla ayakta kalmaya çalıştığını, davacı tarafın haksız, mesnetsiz, kötüniyetli davasının reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"...Tüm dosya kapsamından; davacı ...'nın, oğlu ...'nın işyerini devraldığı, oğul ...'nın borçlarını babasının kredi kartından ödediği, oğul ...'nın davalıya olan borcunu ve takibe konu senetleri davalıya verdiğini kabul ettiği, her ne kadar senetlerdeki imzanın, keşideci olarak belirtilen davacı ...'ya ait olmadığı sabit ise de;  davalının, ...'nın babası ...'ya imzalattığını belirterek verdiği senetlere dayanarak takip başlatmasında kusurunun olmadığı, yasal hakkını kullandığı, takip başlatmasının haksız fiil teşkil etmeyeceği kanaatine varılmıştır. Takibin haksız fiil teşkil ettiği kabul edilse dahi; davacı, zararını ispatlayamamıştır. Maddi tazminat talebinin dayanağı olarak belirttiği hacizli aracı haricen devretmesi sebebi ile devralanın ihlalli geçiş bedellerini ödemek zorunda kaldığı, bankadan kredi çekemediği hususlarında ve 21/06/2021 tarihli beyan dilekçesinde belirtiği hususlarda delil ibraz etmemiştir. Menfi tespit davası sebebi ile yaptığı avukat masrafı ise hüküm altına alınmıştır. Davacının manevi tazminat talebinin incelenmesine gelince; hakkında takip başlatılması kişilik haklarına saldırı mahiyetinde değildir. Haricen sattığı aracın insan kaçakçılığı suçunda kullanılması sebebi ile hakkında yargılama yapılması, dava dilekçesinde  belirtilen hususlardan olmadığı gibi davacının bu olay sebebi ile manevi anlamda zarar görmesi ile davalının başlattığı takip arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır. Bu bağlamda; Davanın REDDİNE; Davalı vekilinin davacının  disiplin para cezasına mahkum edilmesi talebinin REDDİNE    ...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, açmış oldukları davada tazminat koşullarının oluştuğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz hukuki sebebine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Maddi tazminatın miktarı yönünden yapılan incelemede; 29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, hüküm tarihi itibariyle kesinlik sınırı 8,000,00 TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda, davacının istinaf talebine konu olan 500.00 TL miktar itibariyle kesin olup, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır. Buna göre,davacının talebinin reddine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın  kesin nitelikte olduğu,  dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar verilmiştir. Manevi tazminatın miktarı yönünden yapılan incelemede; Haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği kişi veya borçluya ait olmadığını bildiği eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haciz söz konusu olur. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda; Davacı ile oğlu arasında borç ilişkisi olduğu, davalının davacının oğluna güvenerek icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı  anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE,2- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/02/2022 tarih,  2019/720 Esas  2022/72  Karar sayılı kararının manevi tazminata yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21644d3ff201f1fa","SID":"316983ede03c4059"}}