{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>22. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/385 <br>KARAR NO\t: 2024/970<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO \t\t: 2021/346  <br>KARAR NO\t\t: 2021/670 <br>DAVA TARİHİ\t: 07.06.2021<br>KARAR TARİHİ\t: 01.12.2021<br>DAVANIN KONUSU\t: Şahsi Hakka Dayalı Tapu İptali ve Tescil, Terditli Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 26.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.04.2024<br><br>\tKarşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli, 2021/346 Esas ve 2021/670 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, raportör üye tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>DAVA: <br>Davacı vekili, davaya konu \"Ek Protokol\" başlıklı 06.12.2012 tarihli sözleşme ticaret şirketleri arasında akdedildiğinden, davalı şirket yönünden  6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesinde öngörülen \"Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılır\" hükmü uyarınca ticari iş olduğundan görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalının dava dışı ... Şti ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağından dolayı 14.12.2011 tarihinde protokol başlıklı sözleşme akdedildiğini, bu sözleşmenin borçlu dava dışı şirketin edimlerini yerine getirmemesi iddiası nedeniyle feshedildiğini, davalı şirket ile dava dışı şirketin alacak borç ilişkileri yeniden ele alınarak davaya konu 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\" başlıklı sözleşme ile revize edildiğini, müvekkili ...'ın 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\" başlıklı sözleşmeye 6098 sayılı TBK'nın 206. maddesinde öngörülen hüküm uyarınca ... ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde kain B blok 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin 600.000,00 TL senet ve ipotek verilmesi karşılığı müvekkiline verilmesi ile sınırlı olmak kaydıyla kısmen dava dışı ... Şirketi yanında katılarak davalı alacaklı şirket ve yanında katılınan dava dışı şirketle katılma sözleşmesi imzaladığını, her ne kadar müvekkili sözleşmenin tarafları ile katılma sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamış ise de ortada hukuki olarak kefalet sözleşmesi olmadığını, zira müvekkilinin katıldığı 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\" başlıklı sözleşmenin 9. maddesinde müvekkilinin hak ve yükümlülüğünün \"Altı ay sonunda bina komple satılmazsa, binadaki sekiz daire ..., sekiz daire de ...'a 600.000,00 TL'den senet ve ipotek karşılığı satışı yapılacaktır. A blok ...'a, B blok ...'a verilecektir. Dairelerin 1 adet değeri 75.000,00 TL'dir. 12 eşit taksitte çek ve senetle ödenecektir. ... 600.000,00 TL, ... 600.000,00 TL ödeyecektir.\" şeklinde düzenlendiğinden yapılan düzenleme hukuki olarak kefalet sözleşmesi olmayıp sözleşmenin asıl taraflarıyla yapılan ve müvekkilinin dava dışı şirket yanında katılınan kısmi katılma sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin ihtarlarına cevap ile 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\"ün fesih ve ibra edildiğinden bahisle müvekkilinin alacak hakkının kalmadığı yönündeki beyanının hukuki dayanağının olmadığını, fesih ve ibra başlıklı 06.12.2013 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, fesih ve ibra sözleşmesinin müvekkili yönünden sonuç doğurmayacağını, her ne kadar ... Şti tarafından davalı şirkete yönelik Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/523 esasına kayden 14.10.2014 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açılıp davanın 06.12.2013 tarihli fesih ve ibra başlıklı belge nedeniyle reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de bu yargılamada 6098 sayılı TBK'nın sözleşmeye katılma müessesinin değerlendirilmediğini ileri sürerek, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde kain B blok 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazların dava tarihindeki rayiç değerlerinin tespit edilerek Menemen 3. Noterliğinin 05.05.2014 tarih ve 3515 sayılı ihtarnamesinin davalı tarafa tebliğinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. <br>CEVAP : <br>Davalı vekili, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, Karşıyaka Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının 06.12.2012 tarihli Ek Protokolü kefil/garantör sıfatı ile imzalamasının sözleşmeye katılma olarak nitelenemeyeceğini, müvekkili şirket ile dava dışı ... Şti arasındaki sözleşmenin tarafların edimlerinin ifası ve ibralaşılarak sona erdirildiğini, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, dava dışı ... şirketi tarafından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/523 esas ve 2016/41 karar sayılı dava ile iş bu davanın maddi ve hukuki anlamda aynı nitelikte olduğunu, bu nedenle iş bu dava açısından kesin hüküm içerdiğini, davacının dayanak yaptığı 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\"ün 9. maddesinin kapsam ve nitelik itibarıyla gayrimenkul satış vaadi olduğunu, geçerliliği resmi şekle bağlı olduğundan geçersiz olduğunu, davacının belirlenen zaman dilimi ile sınırlı olarak daire fiyatı 75.000,00 TL olarak belirlenerek 600.000,00 TL ödeme borcu altına girdiğini, belirlenen süre içinde bu bedelin ödenmemesinin davacının bu konudaki talep hakkını sonlandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 06.12.2012 tarihli Ek Protokolün feshine ve taraflar arasındaki ilişkiden kaynaklanan tüm konuların tüm sonuçları ile birlikte sulh ve ibrasına ilişkin olarak uyuşmazlığın asıl tarafları olan dava dışı ... Şti. ile davalı ... Şti. arasında 06.12.2013 tarihli “Fesih ve İbra” başlıklı sözleşme imzalandığı, bu belge uyarınca dava dışı şirketin 06.12.2012 tarihli ek protokole dayalı olarak hukuken korunmaya değer hak ve menfaatinin bulunmadığı, ancak dava dışı şirketin 06.12.2013 tarihli \"fesih ve ibra\" başlıklı sözleşmeden doğan hak ve alacaklarını talep edebileceği, 06.12.2012 tarihli ek protokolde dava dışı ...Şti.nin eski yöneticisi ve ortağı olması nedeniyle kefaleten imzaladığı bu sözleşmedeki hukuki kaderinin sözleşmenin asıl tarafları durumundaki ilgili şirketlerin birbirine uygun ortak iradelerine tâbi olduğu, nitekim bilahare adı geçen şirketler arasında sözü edilen 06.12.2013 tarihli yeni bir tasfiye sözleşmesi imzalandığı ve böylece 06.12.2012 tarihli ek protokol içeriğinin hükümsüz hale getirildiği, bu aşamadan sonra 06.12.2012 tarihli ek protokole davalı tarafın aykırı davrandığı gerekçesiyle uyuşmazlığın asıl tarafı .... Şti'nin hak talep etmesinin mümkün olmadığı gibi kefil sıfatıyla imzası bulunan davacının da hak talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, böylece, davalının 06.12.2012 tarihli ek protokole aykırı davrandığı gerekçesine dayalı 06.12.2012 tarihli ek protokol uyarınca davalıya devrolunan taşınmazların davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescili ya da bedelinin tahsili talebi ile açılan davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; keşif yapılıp bilirkişilerden dava konusu taşınmazların değerine ilişkin rapor alınması hukuken icap ettiği halde bu hukuki gereklilikten sapılarak tensip ara kararı ile konusu uzmanlığı gerektiren bir konuda icbar edilmelerinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece ihtiyati tedbir kararının alındığı 25.08.2021 tarihi ile ihtiyati tedbirin kaldırıldığı 13.10.2021 tarihi arasında aleyhlerine olacak şekilde davalı tarafça davanın esasına müessir bir delil sunulmadığı halde birbirine tezat kararlar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkına, hak arama hürriyetine ve adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu, mahkemece tahkikat işlemi yapılmaksızın, her iki tarafın da açıklamaları ve delilleri değerlendirilmeksizin yargılamanın sona erdirilmesinin usule aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\" başlıklı sözleşmeye 6098 sayılı TBK'nın 206. maddesinde öngörülen hüküm uyarınca ... ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde kain B blok 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin 600.000,00 TL senet ve ipotek verilmesi karşılığı müvekkiline verilmesi ile sınırlı olmak kaydıyla kısmen dava dışı ... Şirketi yanında katılarak davalı alacaklı şirket ve yanında katılınan dava dışı şirketle katılma sözleşmesi imzaladığını, her ne kadar müvekkili sözleşmenin tarafları ile katılma sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalamış ise de ortada hukuki olarak kefalet sözleşmesi olmadığını, zira müvekkilinin katıldığı 06.12.2012 tarihli \"Ek Protokol\" başlıklı sözleşmenin 9. maddesinde müvekkilinin hak ve yükümlülüğünün \"Altı ay sonunda bina komple satılmazsa, binadaki sekiz daire ..., sekiz daire de ...'a 600.000,00 TL'den senet ve ipotek karşılığı satışı yapılacaktır. A blok ...'a, B blok ...'a verilecektir. Dairelerin 1 adet değeri 75.000,00 TL'dir. 12 eşit taksitte çek ve senetle ödenecektir. ... 600.000,00 TL, ... 600.000,00 TL ödeyecektir.\" şeklinde düzenlendiğinden yapılan düzenleme hukuki olarak kefalet sözleşmesi olmayıp sözleşmenin asıl taraflarıyla yapılan ve müvekkilinin dava dışı şirket yanında katılınan kısmi katılma sözleşmesi olduğunu, fesih ve ibra başlıklı 06.12.2013 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, fesih ve ibra sözleşmesinin müvekkili yönünden sonuç doğurmayacağını, her ne kadar ... Şti tarafından davalı şirkete yönelik Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/523 esasına kayden 14.10.2014 tarihinde tapu iptal ve tescil davası açılıp davanın 06.12.2013 tarihli fesih ve ibra başlıklı belge nedeniyle reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise de bu yargılamada 6098 sayılı TBK'nın sözleşmeye katılma müessesinin değerlendirilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.<br>GEREKÇE: <br> İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Dava, şahsi hakka dayalı tapu iptal ve tescil, terditli alacak isteğine ilişkindir.<br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br> Bilindiği üzere, davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16 ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre, harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddesinde, yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, HMK'nın 150/5. maddesinde gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır. <br>Başvuru harcı ile karar ve ilam harcına ilişkin açıklanan hükümler, 6100 sayılı HMK'nın 114/(2). fıkrasında, \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.\" şeklindeki düzenleme gereğince dava şartı niteliğindedir. <br>HMK'nın 353/(1)-a-4. maddesi; ''Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.'' düzenlemesini içermektedir. Dava şartlarına aykırılık olması halinde mahkeme esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka  bir yer mahkemesine  ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verecektir.<br>Yine yukarıda da açıklandığı üzere, 492 Sayılı Harçlar Kanununda, harcın alınması veya tamamlanması tarafların isteklerine bırakılmayıp, anılan hususun (istinaf edenin sıfatına bakılmaksızın) mahkemece kendiliğinden gözetileceği düzenlenmiş ve buyurucu nitelikteki 492 Sayılı Harçlar Kanunun 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür.<br>Aksi halin kabulü, istinaf ve temyiz sınırlarına göre tarafların kanun yoluna başvuru hakkının elinden alınmasına neden olacağından, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır.<br>Dava, ... ili ... ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde kain B blok 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 numaralı bağımsız bölüm taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkin olup, taşınmazın dava tarihindeki değeri yönünden mahkemece bir belirleme yapılmamıştır.<br>492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16/1. maddesi gereğince tapu iptal ve tescil gibi gayrimenkulün aynına taallük eden davalarda gayrimenkulün değeri nazara alınır. Belirtilen  bu husus kamu düzenine ilişkin olmakla uzman bilirkişi aracılığı ile mahallinde keşif yapılarak dava değeri saptandıktan sonra, hesaplanacak eksik peşin karar harcının ödemesi konusunda davacı tarafa usulüne uygun süre verilmeli, bu sürede eksik harcın tamamlanmaması halinde, HMK'nın 150. maddeye göre dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, eksik harcın ikmali halinde ise davaya devam edilmesi gerekirken anılan husus gözardı edilerek hüküm kurulmuş olması doğru değildir.<br>Ayrıca; 6100 sayılı HMK'nın 143 vd maddelerinde tahkikat ve tahkikat duruşması düzenlenmiştir. HMK'nın 147. maddesi gereğince \"Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat ve sözlü yargılama için duruşmaya davet edilir. Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150 nci madde hükmü saklı kalmak kaydıyla, yokluklarında hüküm verileceği bildirilir.\" <br>Somut olayda ise, Mahkemece 03.11.2021 tarihli celsede ön inceleme duruşmasının tamamlanmasına müteakip tahkikat aşaması gerçekleştirilmeksizin doğrudan sözlü yargılama aşamasına geçildiği, tarafların süre talebinde bulunmaları üzerine bir sonraki celse sözlü yargılama yerine getirilerek istinaf konusu kararın verildiği anlaşılmıştır.<br>Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi hükmüne göre de, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, başka bir anlatımla, taraflara dosya içerisindeki bilgi ve belgelere karşı savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamaz. Aksi halde savunma hakkı kısıtlanmış olup, bu husus kamu düzenine ilişkindir.<br>Mahkemece, tahkikat aşaması yerine getirilmeksizin karar verilmiş olması yukarıda bahsedilen usul hükmünün ihlali ve bu suretle hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayıcı niteliktedir. O halde, tahkikat aşaması ile ilgili HMK'nın 143 vd. maddelerinde gösterilen usule riayet edilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırıdır. <br>Bu durumda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>\t2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2021 tarihli, 2021/346 Esas ve 2021/670 Karar sayılı kararının HMK'nın  353/1-a-4 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KALDIRILMASINA,<br>\t3-HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,<br>\t6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,\t<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.04.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be2047ffcec1f559","SID":"5b0d44dbb9ee0b93"}}