{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  37. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/753 - 2024/633<br>T.C<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/753 <br>KARAR NO\t: 2024/633<br>                  T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>          K A R A R <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 26/01/2022<br>NUMARASI\t: 2010/271 Esas - 2022/37 Karar<br>ASIL DAVACI-KARŞI DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>ASIL DAVALI-KARŞI DAVACI \t<br>DAVANIN KONUSU\t                               : Banka Teminat Mektubunun İadesi ve Depo Edilmesi \t\t\t         Alacak<br><br>Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı Banka Teminat Mektubunun İadesi ve Depo Edilmesine ilişkin, asıl ve karşı dava ile birleşen davalarda verilen karara yönelik, davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.<br>Asıl davacı ... Ltd.Şti. vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı ... İnş. San. Tic. A.Ş.'den 13.11.2009 tarihinde kira sözleşmesini devir aldığını, tesis ve taşınmazların kendisine devir tarihinden öncesine ait kira bedellerinin istenildiğini, ancak devreden ... İnş. San.Tic. A.Ş. ile davacı arasında imzalanan sözleşme gereğince kiranın peşin ödenmesi ve gecikmenin 2 ayı hiçbir şekilde geçemeyeceğinin karara bağlandığını, 2009 kirasının ödenmediği gerekçesiyle taraflar arasındaki sözleşmesinin davalı tarafından feshedilerek müvekkiline ait 207.000,00 TL bedelli banka teminat mektubunun haksız yere davalı kurum tarafından nakde çevrildiğini, 2009 yılı kira borcunun müvekkiline usülüne uygun bildirilmediğini, devreden şirket tarafından kuruma ödenmediği ileri sürülen kira bedeli  mevcut ise; davalının müvekkili şirketten 2009 yılı kira borcunu kabul ettiğine dair yazılı taahhüt alması veya devir esnasında devreden şirketin vermiş olduğu banka teminat mektubundan kira alacağını tahsil etmesi gerektiğini beyanla davalının tahsil ettiği 207.000,00 TL teminat mektubu bedelinin davalıya keşide edilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, öncelikle halen davalı kurum nezdinde mevcut müvekkiline ait 118.000,00 TL bedelli  banka  teminat mektubunun müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Asıl davalı-karşı davacı ... vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili kurum ile dava dışı ... İnş. San. Tic. A.Ş. arasında imzalanan 30 yıl süreli hasılat kirası sözleşmesinden kaynaklanan kira bedeli ödemelerinin sözleşme gereğince her takvim yılında Ocak ayının 15'ine kadar ödenmesi gerekmekle birlikte 2009 yılında ... İnş. San. Tic. A.Ş.'nin talebi üzerine ... yönetim kurulunun kararı ile önce 15 Temmuz 2009, daha sonra da 31/12/2010 tarihine kadar  ertelendiğini, kira sözleşmesinin devri öncesi de  ... İnş. San. Tic. A.Ş. İle davacı şirket arasında yapılan 30/04/2009 tarihli protokolde açıkça 2009 yılı kira bedelinin davacı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, daha sonra kira sözleşmesinin 2009 yılı kira bedeli dahil tüm yükümlülükleri ile birlikte Ankara 41. Noterliğine ait 13 Kasım 2009 tarih ve 41223 yevmiye sayılı sözleşme ile davacıya devredildiğini, diğer davalılar ... ve ...'in kira sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükler sebebiyle müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının ön görüldüğünü, 31/12/2009 tarihine kadar ertelenen 2009 yılına ait kira bedelinin asıl davacı şirket tarafından ödenmemesi üzerine kira bedeli ve gecikme zammının davacının kuruma verdiği 207.000,00TL bedelli banka teminat mektuplarının nakde çevrilmesi yoluyla tahsil edildiğini beyanla asıl davanın reddini talep etmiş ayrıca asıl davacı şirketin devraldığı kira sözleşmesi hükümlerine aykırı olarak kira sözleşmesini feshettiğini beyanla haksız ve usulsüz fesih sebebiyle ileride ...'e bırakılacak projeli yatırımların yapılmaması sebebiyle oluşan yoksun kalınan kâr ve yapılan bildirime rağmen davacının banka teminat mektubu bedelini tamamlamasından kaynaklanan cezai şart alacağı ve ayrıca müvekkiline ödenmeyen 2010 yılına ilişkin kira alacağı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL  cezai şart ve yoksun kalınan kâr ve 201.681,00TL 2010 yılı kira bedeli alacağı olmak üzere toplam 211.681,00TL'nin 15/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... ... Hay. San. Tic. Ltd. Şti,'den ve karşı davaya dahili talep ettikleri diğer davalılar ... ve ...'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Karşı dava dilekçesinde karşı davalılar arasında ... ve ...'in de davaya dahil edilmesi talep edilmiş, yerel mahkemesince davaya dahil yoluyla davalılar olarak asıl davada taraf sıfatını kazanamayacakları gerekçesiyle 30/09/2010 tarihli celse ara kararı ile anılan davalılar yönünden dava dosyasının asıl davada tefrikine ve Mahkemenin 2010/620 Esasına kaydına karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, akabinde 2010/620 Esas sayılı dava dosyasının asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.<br>Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/620 sayılı dosyasında sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı arasındaki sözleşme gereği 2010 yılı kira bedeli için 201.681,00 TL cezai şart ve yoksun kalınan kâr için fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı ... vekili birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/50 sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde  özetle; müvekkili ile dava dışı ...  İnş. San. Tic. A.Ş. arasında 30 yıl süreli anlaşmanın, davalı şirketin Ankara 41. Noterliğince düzenlenen 13/11/2009 gün ve 41223 yev. nolu sözleşme ile devir işlemi yaptığını, şirket ortaklarının sözleşmeye müştereken kefil olduğunu, 2009 ve 2010 kira alacaklarının kiracı tarafından ödenmediğini, davalının Bergama 1. Noterliğince düzenlenen  08/03/2010 gün ve 02269 yev. nolu ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, müvekkilinin işyerini teslim alarak başka bir şahsa kiraladığını, davalı şirket ile ilişkisinin 02/04/2010 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 30 yıllık olup 2010 yılı kira bedelinin 201.681,00 TL iken yeni kiracıya 91.000,00 TL kira bedeli ile kiraya verildiğini, müvekkilinin iki ihale konusu kira bedeli sebebiyle zarara uğradığını beyanla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla iki ihale arasındaki fark nedeniyle 100.000,00 TL kısmi alacağın ticari faizi ile  birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada; davalı ... ... Hay.San. Tic. Ltd.Şirketi vekili davanın reddini talep etmiştir.<br>Davacı karşı davalı ... vekili  02.12.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle 10.000,00 TL olan cezai şart talebini, 333.000,00 arttırarak 343.000,00 TL'ye yükseltmiştir.<br> Mahkemece; asıl dava yönünden davanın reddine, karşı dava yönünden davanın talep ile bağlı kalınarak kısmen kabulü ile; dava konusu 2010 yılına ait 201.681,00TL hasılat kira bedeli alacağının davalının temerrüt tarihi olan 15/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... Hay.San. ve Tic. Ltd. Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, dava konusu 342.493,00TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... Hay.San. ve Tic. Ltd. Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen 2010/620 Esas sayılı dosya yönünden; (Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davanın talep ile bağlı kalınarak kısmen kabulü ile; dava konusu 2010 yılına ait 201.681,00 TL hasılat kira bedeli alacağının davalıların temerrüt tarihi olan 15/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten alınarak davacıya verilmesine; dava konusu 342.493,00TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ... Hay. San. ve Tic. Ltd. Şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2011/50 Esas sayılı dosyası yönünden; davanın reddine,  karar verilmiştir. <br>Davacı-karşı davalı vekili ; Asıl dava yönünden 2009 yılı kira bedelinden davalıların sorumluluğu bulunmadığını bu nedenle davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu;<br>Karşı dava yönünden 2010 yılı kira bedelinin tamamının talebinin yerinde olmadığını, zira kiralananın, sözleşmenin feshinden sonra 02.11.2011 tarihinde yeniden kiraya verildiğini bu hususun gözardı edildiğini;<br>Birleşen 2010/620 Esas sayılı dosyası yönünden, davanın açılması sırasında harç yatırılmadığından davaya devam olunamayacağını, karşı davayla birlikte açılıp, tefrik edildikten sonra tekrar birleştirilen davada kabul etmemekle birlikte garanti edenler yönünden ayrı ayrı harç ve yargılama gideri ile ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usulü ve hakkaniyete aykırı olduğunu;<br>Davalılar ... ve ... yönünden açılan cezai şart alacağının reddinden dolayı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükmedilmemesinin usulsüz olduğunu;<br>Davalı ...'nun sorumluluğuna ilişkin müşterek borçlu müteselsil kefil olmayıp garanti eden sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığını kabul edilmesi ve bu hususunda yetersiz gerekçeye dayandırılmasının hukuki olmadığını, bilirkişi ücretlerinden davalıların sorumlu olmadığını;<br>Kabule göre de 118.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrilerek kira bedeline mahsup edilebilecekken çevrilmeyip dava konusu edilmesinin müvekkili ...'nun sorumluluk sınırlarını arttırdığını, bu hususun da usulsüz olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna gelmiştir.<br>Davalı-karşı davacı, birleşen dava dosyaları davacısı ... vekili; yönetmelikte de belirtildiği üzere ... Alım-Satım ve İhale Yönetmeliği esaslarında yapılan kiralama ihalelerine ait ilanların, en az 1 gazetede yayınlanmasının zorunlu olup, ilanın birden fazla gazetede yayınlanmasının idarenin takdirinde olduğunu, kurumun titizlikle davranarak ihalenin duyurulmasına çaba gösterdiğini ve tirajı en yüksek gazetelerinden olan ... Gazetesi'nde ilan vermek sureti ile bu çabasını ortaya koyduğunu,  50.000,00 TL/Yıl muhammen bedel üzerinden yapılan ihale için gerekli duyuruların yapılmasına rağmen katılım olmadığını, pazarlık usulü ile ihale yapıldığını, dolayısıyla kiralamanın piyasa şartlarında gerçekleştiğini, 30 yıl süreli yapılan 1. ihalede gösterilen özenin 5 yıl süreyle yapılan 2. ihalede de aynı şekilde gösterildiğini, müvekkili İdarenin ikinci ihalenin düşük bedelle sonuçlanması nedeniyle aradaki farktan dolayı zarara uğradığını, bu durumun yeni kiracı ...'e 91.000,00-TL'ye kiraya vermiş olup önceki ihale ile arasında 110.681,00 TL fark bulunması ile zaten kanıtlandığını, müvekkili idarenin Manisa ilinde bulunan işletmesinin ilan edilen ihaleler ile kiraya verildiğini, iki ihale sonucunda farklı miktarların oluşmasının nedeninin teklif veren şirketlerin ihale bedeli olarak sundukları miktarlar olduğunu, bu farkın oluşmasında idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, yerel mahkemesince verilen kararın mevcut usul ve yasaya aykırı olduğunu bildirerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>ASIL DAVA  YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME ;<br>Davaya dayanak yapılan, davalı karşı davacı ... ile ihbar olunan 3. kişi, ... İnş. AŞ arasında 20.12.2005 gün ve 62240 yev. nolu 30 yıl süreli sözleşme kira sözleşmesi çekişmesizdir. Sözleşmeye göre kira bedeli ilk yıl için 126.500.TL olup artışın ÜFE’ye göre yapılacağı, kira konusunun sözleşme MADDE 2 ile düzenlendiği ve \"Sözleşmenin konusu, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Manisa Tarım İşletmesine ait ekli işletme haritası üzerinde gösterilen gayrimenkulün tarımsal amaç ve faaliyet konuları içerisinde kalmak şartı ile üretim yapmak tesis kurmak pazarlama faaliyetlerinde bulunmak üzere kiralanmasıdır.\" şeklinde izah edildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte ve uyuşmazlık döneminde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nu yürürlükte olduğundan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 248-299 maddeleri uygulanacaktır. Bu düzenlemeler karşısında, kira ve kiracılık ilişkisinin özel hukuk ilişkisi olduğu, buna bağlı olarak uyuşmazlıkların sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince çözümlenmesi gerekeceği her türlü izahtan varestedir. Kiracı şirket asıl davada  2009 yılı kira borcunun müvekkiline usülüne uygun bildirilmediğini, devreden şirket tarafından kuruma ödenmediği ileri sürülen kira bedeli mevcut ise; davalının müvekkili şirketten 2009 yılı kira borcunu kabul ettiğine dair yazılı taahhüt alması veya devir esnasında devreden şirketin vermiş olduğu banka teminat mektubundan kira alacağını tahsil etmesi gerektiğini beyanla davalının bu dönem kira bedeli ve işlemiş faiz ile cezai şart bedeli karşılığı tahsil ettiği 207.000,00 TL teminat mektubu bedelinin davalıya keşide edilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, öncelikle halen davalı kurum nezdinde mevcut müvekkiline ait 118.000,00 TL bedelli  banka  teminat mektubunun müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> Kira sözleşmesi \"MADDE 7: Kira bedeli ve ödemesi, Kira bedeli ilk yıl için 126.500,00 TL'dir. Kira bedelinin ödenmesinde geciken kiracı XI maddede belirtilen cezai şarta maruz kalır. Bu sürenin bitiminde de kiracının ödeme yapmaması halinde sözleşme feshedilir. Teminat ceza olarak irat kaydedilir. İrat kaydedilen teminat kiracının borcuna mahsup edilemez. ...'in kira ve sözleşmeden doğan diğer alacakları hükmen tahsil edilir. Kira bedeli her takvim yılı başından 15 Ocak tarihine kadar peşin ödenecektir. Kira sözleşmesinin ... tarafından haklı feshi veya kiracının haksız feshi halinde kira döneminin tamamlanmasına kadar geçecek süre için peşin ödenen kira bedeli geri istenemez. MADDE 8: Kira süresi ve sona ermesi; kira süresi teslim tarihinden itibaren 30 yıldır. 01.01.2006 tarihinden başlayan her takvim yılı bir kira dönemidir. MADDE 10: Kesin teminat; Kiracı yıllık kira bedeli, ifaya eklenen cezai şartlar ve tazminat borcu olabilecek her türlü zarar ve hasarlara karşılık olmak üzere ihalede belirlenen ve her yıl TEFE (ÜFE) oranına göre arttırılan bir yıllık kira bedelinin iki katı tutarındaki gayrikabili rücu, kayıtsız şartsız, ilk talepte ödemeli ve istenildiğinde paraya çevrilebilir, süresiz kesin teminat mektubunu en geç bu sözleşme imzalanmadan önce idareye verecektir. Banka teminat mektubu zaman içerisinde değişen şartlara uyum sağlamak için her takvim yılı başında belirlenecek yeni kira bedeline göre arttırılarak yenilenir. Teminat mektubunun kısmen paraya çevrilmesi halinde meydana gelecek eksilmeler paraya çevrilmeyi müteakip en geç bir ay içerisinde (a) maddesinde belirtilen teminat miktarına tamamlanacaktır. Aksi taktirde ifaya eklenen cezai şart için alınan teminat mektubunun tamamı nakde çevrilerek irat kaydedilecektir. MADDE 11: Cezai Şart, Kira bedelinin ödenmesinde geciken kiracı, geciken kira bedelinin her ayı için %10 ifaya eklenen cezai şart olarak öder. Kiracı ...'e yüklenemeyen bir nedenle sözleşmeyi uygun olmayan bir zamanda mücbir sebepler dışında haksız fesheder ise toplam teminat tutarını cezai şart olarak öder.\" şeklindeki düzenlemeler karşısında, kira bedelinin yıllık olarak ödeneceği, ödemenin Ocak ayının 15. Gününe kadar yapılmadığı taktirde aylık %10 oranında 2 ay süreyle cezai şart uygulanacağı, ödemenin yapılmaması halinde banka teminat mektubundan tahsil edileceğine  ilişkin sözleşme hükümleri ile,  her ne kadar davacı ... ... AŞ. Tarafından kira bedelinin ödenmediğinden haberdar olunmadığı, 2009 dönemi kira bedelinin Ocak ayı itibariyle ödenmiş olması gerektiği, devir  sözleşmesinde bu konuda kendilerinin taahhüdü bulunmadığı iddia edilmiş ise de 13.05.2009 tarihli ... ... Ltd Şti imzalı dilekçe ile idareye başvurulduğu, ... A.Ş.'ne kiraya verilen Manisa Tarım İşletmesine ait kiracılık haklarının devir alınmak istenildiğine ilişkin görüş talebi yazısına, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün 05.06.2009 Tarihli B.12.2.TİG.80.02 /245/03980 Sayılı yazısı ile devir işleminin gerçekleştirilebilmesi için kira devir sözleşmesi çerçevesinde bir devir işleminin yapılması gerektiği, 2009 yılı kira bedelinin 2 katı tutarında teminat mektubunun idareye verilmesi gerektiği, sözleşmenin X-c maddesi gereği müteselsil kefil sıfatı ile en az 2 kişinin hazır bulunması gerektiğinin belirtildiği, yazının sol alt köşedeki not kısmında ise işletmeye ait 2009 yılı kira bedeli 01-15 Temmuz 2009 tarihine ertelendiği, 2009 yılı kira bedelinin yeni kiracı tarafından ödeneceği de ayrıca yazılı olduğu, bu durumda davacının kira sözleşmesinin devri sırasında kira sözleşmesinin şartlarından ve 2009 yılı kira bedelinin ödenmediği ile, kendisinin bu kira bedeli ile ferilerinden sorumlu olacağını bildiği zira yine Ankara 41. Noterliğinin 13 Kasım 2009 Tarihli 41223 yevmiye nolu Kira Devir Sözleşmesi'nde ... ... Ltd Şti., Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün Manisa Tarım İşletmesine ait kira mukavelesini kiracılık hakları ve ekli projeyi bilumum hak ve vecibeleri ile birlikte devraldığını kabul ve beyan etmiştir. Basiretli bir tacir olan ... ... Ltd Şti. ... İnş. A.Ş.'nin kira sözleşmesinden doğan borçlarını ve yükümlülüklerini araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu durumda davacının 2009 yılı kira bedeli karşılığı banka teminat mektubundan davalı karşı davacı kiraya verence yapılan kesintinin iadesi talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, 118.000,00TL bedelli banka teminat mektubu yönünden talebin değerlendirilmesinde ise Kira sözleşmesi 9-d maddesine göre kira sözleşmesinden kaynaklı borçların tümünün ödenmediğinin sabit olması nedeniyle iade talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığı  anlaşılmıştır.<br>KARŞI DAVA  YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME;<br>Davacı kiracı tarafından, Bergama 1. Naterliği'nin 08.03.2010 tarih ve 2269 yevmiye nolu ihtarnamesi ile banka teminat mektubunun haksız olarak irat kaydedildiği, sözleşmeye aykırı hareket nedeni ile sözleşmenin kiracı ... tarafından tek taraflı olarak feshedildiği bildirildiği anlaşılmış olup, asıl davaya ilişkin yapılan izahatlarla da sabit olduğu üzere kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde teminat mektubunun paraya çevrilebileceğinin sözleşmenin 7 ve  11. Maddeleriyle sabit olduğu bu durumda davacı karşı davalının kira sözleşmesini feshinin haksız olduğu açıktır. Kira sözleşmesi 7. Maddesine göre kira bedelinin ödenmesinde geciken kiracı XI maddede belirtilen cezai şarta maruz kalacağı, bu sürenin bitiminde de kiracının ödeme yapmaması halinde sözleşme feshedileceği, teminatın ceza olarak irat kaydedileceği, irat kaydedilen teminatın kiracının borcuna mahsup edilemeyeceği, kira bedelinin her takvim yılı başından 15 Ocak tarihine kadar peşin ödeneceği, kira sözleşmesinin ... tarafından haklı feshi veya kiracının haksız feshi halinde kira döneminin tamamlanmasına kadar geçecek süre için peşin ödenen kira bedeli geri istenemeyeceğine ilişkin düzenleme gözetildiğinde, kira sözleşmesinin 08.03.2018 tarihinde davalı tarafından haksız feshi nedeniyle kira bedelinin tamamının istenmesinde sözleşmeye göre  yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.<br> Davalı karşı davacının cezai şart talebi yönünden incelenmesinde; kira sözleşmesinin 10. maddesinin, kiracının yıllık kira bedeli, ifaya eklenen cezai şartlar ve tazminat borcu olabilecek her türlü zarar ve hasarlara karşılık olmak üzere ihalede belirlenen ve her yıl TEFE (ÜFE) oranına göre arttırılan bir yıllık kira bedelinin iki katı tutarındaki gayrikabili rücu, kayıtsız şartsız, ilk talepte ödemeli ve istenildiğinde paraya çevrilebilir, süresiz kesin teminat mektubunu en geç bu sözleşme imzalanmadan önce idareye vereceği, banka teminat mektubunun zaman içerisinde değişen şartlara uyum sağlamak için her takvim yılı başında belirlenecek yeni kira bedeline göre arttırılarak yenileneceği, teminat mektubunun kısmen paraya çevrilmesi halinde meydana gelecek eksilmelerin paraya çevrilmeyi müteakip en geç bir ay içerisinde tamamlanacağı, aksi taktirde ifaya eklenen cezai şart için alınan teminat mektubunun tamamı nakde çevrilerek irat kaydedileceği, sözleşmenin 11. maddesine göre, kira bedelinin ödenmesinde geciken kiracının, geciken kira bedelinin her ayı için %10 ifaya eklenen cezai şart olarak ödeyeceği, kiracının, ...'e yüklenemeyen bir nedenle sözleşmeyi uygun olmayan bir zamanda mücbir sebepler dışında haksız fesheder ise toplam teminat tutarını cezai şart olarak ödeyeceğinin hüküm altını alınmış olması karşısında, davacı kiracının ödemesi gereken 2009 yılı kira bedeli ile ferilerine mahsuben yapılan banka teminat mektubunun paraya çevrilmesini gerekçe göstererek sözleşmeyi feshetmesinin haksız fesih niteliğinde olduğundan 2010 yılı kira bedelinin 2 katı karşılığına tekabül eden 342.493,00 TL cezai şarta hükmedilmesinde her hangi bir şekilde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.<br>BİRLEŞEN 2011/50 Esas  SAYILI DAVA  YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME; <br>Dava,  erken fesih nedeni ile yoksun kalınan kar ve kiraya verenin elektrik borcu için icra dosyasına ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. <br>Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK md. 96 maddesine göre alacaklı hakkını kısmen veya tamamen istifa edemediği taktirde borçlu kendisine hiç bir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine mecburdur. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır, kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Kâr kaybı, kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kardan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kardan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir. Kar kaybının hesabında kiracının aynı şartlarla benzer bir taşınmazın kiralanması için gereken makul süre tespit edilip, bu süre içindeki kiracı kazanç kaybının ne olabileceği tespit edilerek mahrum kalınan kazanç kaybının belirlenmesi gerekir. <br>Yukarıda izah edildiği üzere zarara uğrayanın mevcut zararlarının tazminini isteme koşulları oluşabilir. Eş söyleyişle sözleşmeye bağlılık ilkesi uyarına taraflar sözleşme süresi ile bağlı olup kural olarak akdin süresinden önce feshi mümkün değildir. Aksi durumda haklı bir neden olmaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın giderim yükümlülüğü doğar. Somut olayda davalı ödemekle yükümlü olmadığını iddia ettiği kira bedelinin banka teminat bedelinden mahsubunu fesih sebebi olduğu iddiası ile sözleşmeyi haksız feshetmiştir. Bu durumda davalı kiracının erken fesihten kaynaklanan sorumluluğu gündeme gelecektir. Kiraya verenin erken feshe bağlı kaybının sözleşmede maktuen tayin edilen güncel iki kira bedeli karşılığı cezai şarttan ibaret olduğu kabul edilmelidir. Birleşen dosya davacısının bunun yanında ayrıca makul süreye ilişkin kira tazminatı veya yeniden kiraya verilmesi nedeniyle yoksun kalınan kar talep edebilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece birleşen dosya davacısının davasının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.<br>BİRLEŞEN 2010/620 Esas  SAYILI DAVA  YÖNÜNDEN YAPILAN İNCELEME; <br>Ankara 41. Noterliği'nin 13 Kasım 2009 Tarihli 41223 yevmiye nolu Kira Devir Sözleşmesi'nde Ankara 41. Noterliği'nin 20.12.2005 tarih ve 62240 yevmiye nolu kira sözleşmesinin X-c maddesindeki sorumluluğun ... ve ...”e geçtiği, bu hususun taraflarca kabul edildiği ibaresi yazılmış ve ilgili devir sözleşmesi ... ve ... tarafından da imzalanmıştır. X-c maddesinde ise kiracının kira sözleşmesindeki yükümlülüklerinden birleşen dava dosyası davalılarının sorumlu olacağı belirtilmektedir. Bu noktada davalıların sorumluluğunun nitelendirilmesi gerekmektedir. Davalıların sorumluluğunun 818 sayılı yasanın 484. Maddesi kapsamında kefalet hükmünde değerlendirilebilir ise de davalıların kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıklarını ilişkin sözleşmede herhangi bir açıklamanın bulunmadığı bu durumda davalıların sorumluluğunun 3. Kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğunun kabulü gerekeceği, zira  818 sayılı 110. Maddesinde, \"Bir üçüncü şahsın fiilini başkasına taahhüt eden kimse bu üçüncü şahıs tarafından taahhüdün ifa edilmemesi halinde zarar ve ziyan tediyesine mecburdur ...\" şeklinde düzenlendiği, sözleşmede de davalıların, kiracının yükümlülüklerinden sorumlu olduklarının belirtilmesi karşısında davalıların sorumluluğunun, kefalet niteliğinde olmayıp 3. Kişinin fiilini taahhüt olduğunun kabulü gerekir. Bu halde davalıların kiracıdan bağımsız olarak kiracının borçlarından sorumluluğunun kabulü gerekeceği ve bu kapsamda karşı dava konusu alacaklardan davalıların da sorumlu olacağı açıktır. Ne var ki yerel mahkemesince 2010 yılı kira bedeline ilişkin olarak karşı davayla aynı yönde davalıların sorumluluğuna karar verilmiş ancak gerekçeli karar içeriğinden cezai şart yönünden de davalılar aleyhine hüküm kurulduğuna ilişkin izahatta bulunulmasına rağmen birleşen davada taraf olmayan davalı ... ..... ŞTİ. Aleyhine cezai şart bedeli alınmasına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.  <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Belirtilen maddede; \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\"düzenlemesi getirilmiştir. <br>Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların söz konusu o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve hukuka uygunluk denetiminin yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2. maddesinde de özellikle düzenlenmiştir. HMK'nın 298/2. maddesi gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmünü içermektedir.<br>Birleşen davaya ilişkin kararın gerekçesinde davalıların üçüncü kişinin fiilini taahhüt kapsamında talep konusu kira alacağı ve cezai şarttan sorumlu olduğu belirtilmiş ancak hüküm fıkrasında kira bedelinden sorumluluklarına hükmedildikten sonra birleşen davada taraf olmayan ... ,,,, LTD ŞTİ'nin cezai şarttan sorumluluğuna ilişkin hüküm kurulmuştur. Bu şekilde gerekçeli kararla hüküm arasında çelişki meydana getirilmesi 6100 sayılı Kanunun 298/2. maddesine aykırıdır. Bu bakımdan ortada denetlenebilecek gerekçeli bir karar olmadığına göre mahkemece yapılacak iş; özellikle Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK.nun 297. (Mülga HUMK.nun 381, 388 ve 389.) ve 27.maddeleri de gözetilerek gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurmak olmalıdır. Bu hüküm kurulurken davacı talepleri ve tarafların gösterdikleri delillerin ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun her biri ayrı ayrı değerlendirilerek, bu taleplerin hangilerinin ve bilirkişi raporunun hangi kısımlarının kabul edildiği ya da edilmediğinin nedenleriyle birlikte açıklanıp, tartışılarak denetime elverişli gerekçe ile bir karar verilmesi gerekir. Açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırı olduğu gibi  kabule göre de, kira sözleşmesinden kaynaklı alacak davası 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 17. maddesi ile (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Davanın açılması harca tabi usuli bir işlemdir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harcının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. ve devamı maddeleri ile bağlı tarifede gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Kanun'un 27. ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 27. maddesinin son fıkrası hükmüne göre harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise müteakip işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış ve 30. maddede yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, takip eden oturum gününe kadar noksan kalan değer üzerinden harç tamamlanmadıkça davaya devam olunamayacağı, 6100 Sayılı HMK'nun 150. maddesinde gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu açıklanmıştır.<br>Bu açıklamalar çerçevesinde; davalı karşı ve birleşen dosyalar davacısı, karşı dava dilekçesinde davacı karşı davalının açtığı dava nedeniyle cevap ve karşı davasında kiralananın muaccel olan 2010 yılı kira bedeli 201.681,00 TL ile haksız fesih nedeniyle  davalının kira sözleşmesi gereği ödemesi gereken cezai şart ve yoksun kalınan kar karşılığı 10.000,00 TL kısmi alacak talebinde bulunurken kira sözleşmesinin kefilleri ... ve ...'i dahili davalı olarak göstermiş, mahkemece  asıl davaya davaya dahil suretiyle taraf eklenemeyeceği gerekçesiyle bu şahıslara ilişkin talep yönünden dosyanın tefrikiyle yerel mahkemenin 2010/620 Esasına kaydedilmiş, akabinde birleştirme kararıyla bu dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Bu arada 2010/620 Esas sayılı dasyanın da niteliği gereği harca tabi olduğu gözardı edilerek davaya devam ettirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemece öncelikle birleşen dava için de davalı karşı davacı tarafça talep edilen kısmi kira bedeli ile yoksun kalınan kazanç ile cezai şart bedeli üzerinden nisbi başvuru harcı yatırılmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemesince eksik harç tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken harç yatırılmadan yargılamaya devam edilmesi doğru değildir. Ayrıca, birleşen 2010/620 esas sayılı dosyanın tarafı ... ve ... olduğu, ... ... ... Ltd. olmadığı halde, davacı vekilinin alacak talebi yönünden  hükmün C bendi 2. maddesinde bu davanın tarafı olmayıp asıl dava ile karşı dava ve birleşen 2011/50 Esas sayılı dosyanın tarafı olan ... ... ... Ltd. aleyhine hüküm oluşturulması, hatalı olduğundan bu nedenlerle taraf vekillerini istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM              : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>Taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/01/2022 tarih, 2010/271 Esas - 2022/37 Karar sayılı hükmünün HMK'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA, <br>Dosyanın yeniden karar verilmesi için  mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,<br>İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafa iadesine, <br>HMK 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5.fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,  <br>Dosya üzerinde yapılan incelemede  21/03/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ :  21/03/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8a582a8bff39504","SID":"c161ff217acce742"}}