{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/167 <br>KARAR NO: 2024/323<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/10/2020<br>NUMARASI: 2018/643 Esas -  2020/518 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının başlatılan icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın kaldırılarak takibin kaldığı yerden devamına, icra inkar tazminatına hükmedilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin kötü niyetli olduğunu, davacının şirket yetkilisi Bulgaristan' da ikamet ettiğini, müvekkilinin bu ödemeyi yapması durumunda yaptığı ödemeyi şirket sahibi ve yetkilisinin şahsi sorumluluğuna giderek tahsil etmesi maddi olarak mümkün olmadığını,çek ile ödeme yapıldığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davalının defter ve belgelerini ibrazdan kaçındığı;Davacının defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi uyarınca 8.867,28 EURO alacaklı olduğu ,davalının çek ile ödeme yaptığı savını yukarıdaki içtihat uyarınca ispatlayamadığı Davacının takipteki  işlemiş faiz talebi yönünden ise  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 10.maddesinde “Aksine sözleşme yoksa ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar.” hükmü  bu hükümler gereğince, davacı alacaklının takip tarihi itibariyle işlemiş faiz talep edebilmesi için davalı borçluyu icra takibinden önce temerrüde düşürmüş olması gerektiği, 6098 sayılı TBK 117.maddesi uyarınca da davalının temerrüde düşürülmesi gerektiği, temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından, alacaklının takip tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinde bulunabileceği kanaatine varılmış ve  İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle asıl alacağın  %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ücreti vekalete yönelik \" Yine,  yabancı para veya yabancı paranın Türk Lirası karşılığının tahsili amacıyla açılan davalarda vekalet ücreti, yabancı paranın dava açıldığı tarihteki Türk Lirası karşılığına göre, ancak hüküm tarihindeki tarife hükümleri dikkate alınarak takdir edilecektir \"(T.C. Yargıtay 11. H.D. 2015/9645 E. 2016/4426 K.) içtihat hükümleri uygulanarak karar verilmiş ve davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kendilerinin seçme yetkisini kullanmasına olanak tanımadan takip tarihindeki kuru esas alarak hüküm kurduğunu, ancak hatalı bir karar olduğunu, ilgili hukuk kuralları gereği kurlar üzerinden harca esas değerler gösterilmiş olmakla birlikte taleplerinin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden alacağın ödenmesi yönünde olduğunu, yerel mahkemece  40.080,1056 TL tutar üzerinden icra inkar tazminatı ve kendilerine AAÜT \"Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para İle Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret- İlk 40.000,00TL'ye kadar %15\" üzerinden hesaplanarak vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak alacağın TL cinsine çevrilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kendilerince borçlunun temerrütü ile alacaklıya tanınan seçme yetkisinin fiili ödeme tarihindeki döviz kuru şeklinde kullanılmış olup yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanması icra inkar tazminatının ve vekalet ücretimin de bu doğrultuda hesap edilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde takibin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak tahsiline karar verilmesini, icra inkar tazminatının Euro cinsinden alacağın %20'si olarak hesap edilip tahsiline karar verilmesini, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanmış tutara göre kendilerine vekalet ücretine hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ödemeye ilişkin çekin ibrazına ilişkin bilgilerinin celbi için yerel mahkeme tarafından 09/09/2020 tarihinde müzekkere yazıldığını, ancak yerel mahkemenin müzekkere cevabını beklemeden eksik ve hatalı inceleme yaparak karar verdiğini, yerel mahkeme kararında salt davacı tarafın delillerine ve beyanına itibar ederek karar verildiğini, müvekkilinin ödeme aracı olarak sunduğu çek hakkında ayrıntılı inceleme yapmadan müvekkili açısından adil yargılanma ilkesi ihlal edilerek eksik ve tek taraflı deliller incelenerek karar verildiğini, davacı şirket yetkilisinin aldığı çeke karşılık müvekkiline makbuz vermekten imtina ettiğini, ayrıca davacı tarafın müvekkilinin mala karşılık verdiği çeki şirket ticari defterlerine işlemeden kötü niyetli olarak başkasına ciro ettiğini, müvekkilinin şirket yetkilisine şahsi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın şirket nam ve hesabına teslim aldığı ancak karşılığında makbuz vermediği çeki tahsil ettikten sonra verdiği malın bedelini ikinci kez tahsil etmek için kötü niyetli icra takibine girdiğini, yargılama sırasında davacı tarafın 15/09/2020 tarihli dilekçesinde 15/06/2017 tarihli 40.000,00 TL tutarlı çekin taraflar arasındaki mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişki sebebiyle değil de başka bir borç ilişkisinden dolayı verildiğini iddia ettiğini, yargılama süreci boyunca iddia ettikleri üzere işbu çekin dava konusu yapılan fatura bedellerine karşılık şirket yetkilisine verildiğini, her ne kadar şirket yetkilisine ciro edilse de davacı tarafın ikrarı ile şirkete olan borcun ifası amacı ile verildiğinin ispatlandığını, davacı tarafın işbu çek ödemesini ikrar ettiğini, davacı tarafın bu ikrarı üzerine ispat külfetinin davacıya geçtiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının icrasının dava sonuna kadar tehirine, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. <br>GEREKÇE: Dava; fatura alacağına dayalı olarak başlatılan takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde ve davacı vekili tarafından ise katılma yoluyla istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava dosyasında davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"01/12/2016 tarihli 4.954,44 EURO bedelli ve 20/12/2016 tarihli 4.272,84 EURO bedelli faturalar\" sebebine dayalı olarak toplam 10.313,64 EURO alacağın tahsili istemiyle 16/01/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Davacının incelenen tercüme defterlerine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunun anlaşıldığı, incelenen defterin 3. Sayfasında ... tarafından 15.03.2016 tarihli fatura karşılığı gönderilen 4.491,20 EURO, 4. Sayfasında ... tarafından 31.03.2016 tarihli gönderilen 4.468,40 Euro, 18. Sayfada ... tarafından 06.10.2016 tarihli  gönderilen 4.345,93 Euro, 20. Sayfada ... tarafından 01.11.2016 tarihli gönderilen ... karşılığı 4.556.01 Euro, 24 sayfada ... tarafından 05.12.2016 tarihli gönderilen 4.590,33 EURO tespit edilmiş olup, Davalı tarafça 01.12.2016 tarihli, fatura bedelinin; 4.594,44 Euro, 20.12.2016 tarihli, fatura bedelinin: 4.273,00 euro olarak havale edildiği yönünde herhangi bir kayıt bulunmadığı, toplam 8.867,28 EURO alacaklı olduğu, davalı tarafın İş bu faturalara usulüne uygun ve süresinde itirazını bulunmadığı tespit edilmiştir.Davalının ticari defter ve dayanaklarını incelemeye sunmadığı, takibe konu faturaların  ... Ostim şubesine ait keşidecisi .... Tic. Ltd. Şti. Olan ... seri nolu, 15/06/2017 keşide tarihli ve 40.000,00-TL bedelli çek ile ödendiğini savunduğu, görülmüştür. Davacı şirketin ticari defter ve dayanaklarında savunmaya konu çeke ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Davacı, davalının faturalara konu malların bedellerinin davalının iddia ettiği çek ile ödediği savunmasını kabul etmemiştir. Davalı vekilince istinaf başvurusunda davacı vekilinin çekin taraflar arasındaki mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişki sebebiyle değil de başka bir borç ilişkisinden dolayı verildiğini beyan etmesiyle çekin borcun ifası için verildiğini ispatladığına yönelik iddiası bakımından davacının beyanlarından ispat külfeti yer değişmiş olmaz, zira çek bir kıymetli evrak olmakla niteliğinde kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği ve sebepten mücerret olduğundan, davalının söz konusu çekin takibe konu fatura bedellerine karşılık olarak ödendiğini yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Dosya kapsamında buna ilişkin  herhangi bir sözleşme ya da yazılı belgenin davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, dolayısıyla davalının davaya konu fatura bedellerini ödediğini ispatlayamadığı, bu nedenle davacının takibe konu 01/12/2016 ve 20/12/2016 tarihli faturalardan dolayı davalıdan 8.867,28 EURO alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf taleplerine yönelik yapılan incelemede ise; ilk derece mahkemesince davanın asıl alacak miktarı üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla birlikte hükümde takip tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğu belirtilmiştir.  İlk derece mahkemesince hükümde yabancı para cinsinden alacağın TL karşılığı yazılmak suretiyle infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığı gibi takip tarihinde EURO  TCMB efektif satış kurunun 4,6833 TL, dava tarihinde 5,4912 TL ve ilk derece mahkemesi karar tarihinde 9,0675 TL olması karşısında hükümde belirtilen 4,52 TL kur karşılığının esas alınması yerinde olmamıştır. İcra inkar tazminatının takip tarihindeki kur esas alınmak suretiyle hesaplanan asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Ancak mahkemece 40.080,1056 TL asıl alacak üzerinden  icra inkar tazminatı hesaplanmış olup  takip tarihinde EURO  TCMB efektif satış kurunun 4,6833 TL üzerinden 41.528,13 TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bu husus hükümde düzeltilmiştir. Davacı vekilinin işlemiş faiz talebi yönünden; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1530/2. maddesi, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere TTK'nın 1530/2. maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğunu ve kendisinin de tedarikçi olduğunu ispatlayamamıştır. Dolayısıyla TTK'nın 1530/2. maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak yoktur. İcra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesi TBK'nın 117 ve TTK'nın 18. maddesi uyarınca icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerekir. Bu durumda, davacının davalıyı takipten önce temerrüde düşürdüğünü ispat edemediği gibi, taraflar arasında ödeme günü kararlaştırıldığı da ileri sürülmediğinden davacı alacaklısı icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizi talebinde bulunamayacağından mahkemece takip öncesi işlemiş faize ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden, karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve 2010/966 E. - 2011/10441 K. Sayılı kararları). Kabul edilen 8.867,28 EURO'nun dava tarihindeki kur 5,4912 TL üzerinden karşılığı 48.692,00 TL olduğuna göre, mahkemece bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 6.010,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Dairemizin karar tarihi itibariyle de davacı lehine hükmedilmesi gereken avukatlık ücreti 7.790,72 TL olmakla birlikte vekalet ücreti maktu ücretin altında olamayacağından davacı vekili lehine 17.900,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının davalı açısından usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince hatalı kur üzerinden hükmedilen icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti takdiri isabetli görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜNE,  2-Davalı takip borçlusunun Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 8.867,28 EURO asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren Devlet Bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Hüküm altına alınan asıl alacağın (41.528,13-TL) % 20 si oranında icra inkar tazminatı olan 8.305,6 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Alınması gereken 3.326,15 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 956,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.369,75 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,  5-Davacı tarafından yatırılan 956,40 TL peşin harcın davalılardan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafça yargılama sırasında sarf edilen başvuru harcı 35,90 TL, posta ve tebligat gideri 63,00 TL, bilirkişi ücreti 600,00 TL, olmak üzere toplam 698,90 TL yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre takdiren  hesaplanan 607,67 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 7.311,06 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalılara verilmesine, 10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde  yatıran tarafa iadesine,11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 9,00 TL olmak üzere toplam 157,60 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 685,00 TL harcın, alınması gerekli olan 3.326,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.641,15 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a110309f160539f","SID":"1443550f968c6504"}}