{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/473 - 2024/763<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/473 <br>KARAR NO\t: 2024/763<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t   MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/214 E.  -  2021/348 K.<br><br>DAVACILAR\t  <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI<br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/10/2021 tarih ve 2020/214 E. - 2021/348 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili,  müvekkilinin ürün ve hizmetlerini ... markaları ile kullanıcılara ulaştırdığını, davalının 2019/34427 sayılı \"...+ şekil\" ibareli 9 ve 41.sınıftaki marka başvurusuna YİDK nezdinde gerçekleştirdikleri itirazın, markaların benzer görüldüğü ancak sınıflarının farklı olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, 38 ve 41.sınıfların benzer sınıflar olduğunu, müvekkillerine ait “...” markasının ayırt edici olduğunu, zayıf marka kabulünde dahi kullanım yolu ile ayırt edicilik kazanma durumunun Kurum tarafından incelenmediğini, sunulan delillerde “...” markasının hakim olduğunu, kullanım ile ayırt edicilik sağlama ve tanınmışlık iddiasına ilişkin delillerinin değerlendirilmediğini,\" ...\" markası ile en eski tescilin 20.02.2007 tarihli olduğunu, markanın 7 yılı aşkın süredir müvekkilleri tarafından yoğun şekilde kullanıldığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde kayıtlı olan 2007/08131 no.lu \"...+\"; no.lu \"...+...”; 2012/39177 no.lu \"... ... ...\"; 2012/39180 no.lu \"... ...+\"; 2012/39181 no.lu \"... ...+\"; 2012/39179 no.lu \"... ...”; 2012/42045 “... ...”; 2017/10771 numaralı \"...+\" ibareli markalarının 09. sınıfta, 38. sınıfta ve 41. sınıfta  münhasıran hak sahibi olduğunu, davalının başvuru markasında yer alan \"...\" ibaresinin çatı markası olduğunu, esaslı unsurun “...” ibaresi olduğunu,  karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 27.05.2020 tarihli 2020-M-4683 sayılı kararının iptali ile davalıya ait 2019/34427 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, sıklıkla kullanıldığını, davacının itiraz aşamasında sunmuş olduğu belgelerden YİDK kararında söz konusu itiraza mesnet markaların tanınmış olduğu kanaatine varılmadığını, davacıya ait markaların mal/hizmet listesi incelendiğinde tescili talep edilen mal/hizmetlerin söz konusu markaların tescil kapsamında bulunanlardan farklı türden olduğunu, itiraz gerekçesi markaların tanınmışlığı iddiasının markaların benzer olmadığı yönünde varılan tespiti değiştirmeyecek olması nedeniyle tanınmışlık iddiasının da haksız ve yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı vekili, müvekkiline ait  uygulamanın henüz Türkiye’de kullanılmadığını, işbu markanın ulusal ve  WIPO gibi uluslararası marka tescil ofislerinde tescilli olduğunu, başvurunun “...” ve “...” ibarelerinden ve şekil unsurundan oluştuğunu, bir bütün halinde ayırt edici niteliği haiz olduğunu, “...” ibaresinin “...” anlamına geldiğini ve her sektörde sunulan hizmetlerin rakiplerine kıyasen ek unsurlar içerdiği iddiasını desteklemek üzere kullanıldığını, markadaki baskın unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, \"...\" ibaresinin düşük ayırt ediciliğe sahip olduğunu, \"...\" markası tanınmış marka olduğunundan mal veya hizmetin kaynağı konusunda yanılgı yaşanmayacağını, müvekkilinin 2012/ 73602 nolu 09 ve 41. Sınıfta tescilli  markasının da bulunduğunu, davacılara ait markalarla birlikte var olduğunu, “...” ve “...” ibarelerinin itiraza konu 09. ve 41. sınıftaki televizyon ve televizyon yayıncılığını içeren mal ve hizmetler için ayırt edici niteliği haiz olmadığını, davacı markalarının sadece 38. sınıf hizmetler için tescilli olduğunu, davacının bu markalarının tanınmış da olmadığını, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacının “...” markalarının tek başına davacıları işaret eden ayırt ediciliğe sahip olduğunu ispatlayamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalıya ait marka ile davacının mesnet markaları arasında bütüncül değerlendirme sonucunda marka ve işaretler arasında ilişkilendirme de dahil karıştırılma/benzerlik ihtimalinin bulunmadığı, taraf marka ve işaretleri benzer bulunmadığından tanınmışlık iddiasına ilişkin koşulların somut olayda oluşmadığı, davalı yönünden, davacıyı baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olaya ilişkin delil bulunmadığı, davalının kötü niyetli olmadığı, önceye dayalı hak iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde,  YİDK tarafından marka işaretleri benzer bulunmakla birlikte \"...\" ibarelerinin ayırt edici gücünün yüksek olmadığının kabul edildiğini, kullanım delillerinin incelenmediğini, bilirkişi raporunda yoğun kullanımlarının ve markanın tanınmış olduğunun belirlendiğini,  markalar hecelerine ayrılmak suretiyle benzerlik bulunmadığı sonucuna varıldığını ve çatı marka hususunun hiç değerlendirilmediğini, “...+” ve “...” ibarelerinin ayırt ediciliği ve güçlü-zayıf olma durumunun hatalı değerlendirildiğini, davalı markası ile müvekkili markasına ait uygulamaların aynı ortamlarda, aynı tüketici kitlesine hitap ettiğini, bilinç düzeyi düşük tüketici topluluğu tarafından kullanıldığını, müvekkilinin tanınmışlığı nedeniyle karıştırma ihtimali bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka tescil başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun davacı markalarından yeterince ayrıştığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ya da davacının dava konusu ibare üzerinde önceye dayalı hak sahipliği bulunduğunun da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa595c899432fcc4","SID":"4718d63916381691"}}