{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/565 <br>KARAR NO\t\t: 2024/504<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/08/2018 (Dava) - 20/12/2023 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2023/185 Esas - 2023/1045 Karar<br>DAVA\t\t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 21/03/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/12/2023 tarihli 2023/185 Esas ve 2023/1045 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile önünde aynı istikamete seyir halinde olan davacıya ait dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı araca arkadan çarparak maddi hasarlı kazaya neden olduğunu, davalı sürücü ...'un trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmeden kaza mahallinden ayrıldığını, müvekkilinin Almanya'da ikamet ettiğini ve Almanya da yetkili bir servise  aracını  tamir ettiğini, 2.427,60 Euro  masraf yaptığını, davalı sürücünün  kazanın oluşunda tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta  şirketine  hasar ihbarında bulunulduğunu ancak bugüne kadar cevap alınamadığını, açıklanan nedenle eldeki dava konusu maddi hasarlı trafik kazası sonucu müvekkilin aracında meydana gelen toplam 2.427,60 Euro tutarındaki  hasarın ödeme günündeki TL karşılığının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davalı sigorta şirketi bakımından hasar başvurusunun kendisine ulaştığı tarihe 8 işgünü ilave edilmesiyle ulaşılacak 24/04/2018 tarihinden itibaren, davalı sürücü bakımından ise, kaza tarihi olan 20/08/2017 tarihinden itibaren, 3095 S.K madde 4/a uyarınca işletilecek yasal faizi ile birlikte  müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. <br>CEVAP :<br>Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının talebi üzerine müvekkili sigota şirketi nezdinde 218 T 31184/1 nolu hasar dosyasının açıldığını, hasar dosyasında kazada meydana gelen değer kaybının tespitinin yapılması için  gerekli evrakların müvekkili sigorta şirketine sunulmadığını, değer kaybı tespiti yapılabilmesi için aracın kilometresi, yaşı, hasarlanan  parçalar,  hasarın boyutu ve niteliği, arcın piyasa  değeri, önceki hasar kayıtları, aracın onarımına ilişkin bilgi ve belgelerin temini gerektiğini, bu bilgi ve belgeler sunulmadan müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilmeyeceğini, uyuşmazlık konusu olayda kazaya ait kaza tespit tutanağı ve polis tutanağı sunulmadığını, bu nedenle hasar dosyasında kazanın oluş biçimi ve kusur durumu değerlendirilmesi yapılamadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazanın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde meydana geldiğini, tamirinin yurtdışında yaptırılarak o ülkenin para birimine göre tazminat talebinde bulunulmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını, trafik sigorta poliçe bedelinin 33.000TL ile sınırlı olduğunu açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının savunma hakkının kısıtlandığını, gidiş geliş masrafının  oldukça yüksek olduğunu, davacının davayı İzmir'de açmasında hiçbir hukuki menfaati bulunmadığını, tam aksine olası bir keşif kararı durumunda usul ekonomisi ve davanın zaman kaybı açasından Gaziantep'te açılması daha uygun düşeceğini, bu nedenle müvekkil açısından yetksizlik kararı verilmesini gerektiğini, kazadaki kusurlu oldukları iddiasını kabul etmediklerini, müvekkilin olay yerinden kaçmadığını, söz konusu aracın Türkiye'de servisi olduğunu, burada yaptırmasının mümkün olduğunu, kazadan 5 ay sonra alınan teklifin gereçeği yansıtmadığını, davaya konu iddia edilen kazadan sonra başka bir kaza yapılıp yapılmadığı aracın hasar görmediğini bilmediklerini, masraf hesaplamasında römork yenileme masrafı denilmiş ise de  dosyaya sunulan araç resmi incelendiğinde arabada römork bağlantısı olmadığının görüleceğini, aracın 2007 model olduğu görüldüğünde aracın değerinin yarısına yakın bir masraf çıktığını, bu bedelin ödenip ödenmediği, tamiratın yapılıp yapılmadığının da belli olmadığını, araçta hehangi bir hasarın bulunmadığını, oluşacak hasar ve zararın bilirkişi raporu aldırılması gerektiğini, açılan dava hukuki dayanaktan yoksun olup davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :<br>Mahkemece, ''...Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1.535,10 Euro maddi tazminatın davalı ... yönünden 20/08/2017 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise 24/04/2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki T.C Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile  (davalı ... Sigorta A.Ş  kaza tarihi olan 2017 yılı poliçe teminat limiti olan 33.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davacıya ÖDENMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE...'' karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ  :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ...2 plakalı araçla 20.08.2017 tarihinde Gaziantep ili sınırları dahilinde ilerlemekte iken takip mesafesini koruyamadığı için önünde seyreden müvekkili üzerine kayıtlı ve müvekkilinin oğlu ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarparak maddi hasarlı trafik kazasına neden olduğunu, kazadan sonra müvekkilinin ikamet ettiği Almanya'ya döndüğünü ve orada yetkili serviste aracında meydana gelen hasar ve tamiri gösterir raporu aldığını, anılı rapor uyarınca müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın 2.427,60 Euro olduğunun tespit edildiğini, hazırlanan 19.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise hasar bedelinin 1.535,10 Euro olarak tespit edildiğini, söz konusu raporun ise tüm itirazlarına rağmen hükme esas alınarak davanın 1.535,10 Euro'luk kısmının kabulüne karar verildiğini, hükme esas anılan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını,  dava konusu araç Almanya ülkesinde kayıtlı olup, davacı müvekkilinin aracının onarımını Almanya ülkesindeki yetkili bir serviste yaptırdığını, bu durumda, zararın Almanya ülkesindeki giderlere göre saptanması gerektiğini ancak, bilirkişinin alacak kalemlerini yeniden değerlendirerek hesaplanmasının doğru olmadığını zira, bilirkişinin yapması gereken inceleme, davacı müvekkilinin aracında meydana gelen zarar ile hasarı gidermek ve eski haline getirmek amacıyla yaptırmış olduğu tamire ilişkin masrafların birbiriyle uyumlu olup olmadığını belirlemek olduğunu, tüm itirazlarına rağmen Yerel Mahkemenin itirazlarını gözardı ederek itirazlarını karşılar nitelikte bir ek rapor aldırılmasına dahi karar vermeden dava hakkında hüküm kurduğunu, anılı durum kararın eksik inceleme neticesinde verildiğini gözler önüne serdiğini belirterek ilamın istinaf incelemesi neticesinde müvekkili lehine kaldırılarak haklı davanın tamamen kabulüne, avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılan yerin davacının yada davalının ikametgahı olmadığını, kaza yeri de olmadığını, davalıyı sırf kendi yerleşim yerinden başka bir mahkemeye getirmek amacı olduğunu,  davalının savunma hakkının kısıtlandığını, Mahkemeye duruşmaya gidilemediğini, çünkü gidiş geliş masrafının oldukça yüksek olacağını, ayrıca davacının davayı İzmirde açmasında hiçbir hukuki menfaati bulunmadığını, tam aksine olası bir keşif kararı durumunda usul ekonomisi ve davanın zaman kaybı açısından, kaza yerinin Gaziantep olduğunu, davalının Gaziantepte ikamet ettiğini, davacının da yurt dışında ikamet ettiğini, sigorta poliçesinin yapıldığı yerin de Gaziantep olsuğunu, yapılan poliçede yetki sözleşmesi gereği yetkili yerin İstanbul olduğunu,  Mahkemenin yetki itirazını reddetmesinin yersiz olduğunu, kazanın 20.08.2017 tarihinde gerçekleştiğini, bunun üzerine söz konusu kazaya karışan davacının aracı, davacı tarafından 25.01.2018 tarihinde Almanya’da tanıdığı otomobil tamircisi olan “...” oluşan hasarla ilgili faturalandırma yapıldığını,  ancak faturalandırma tarihinde parçaların tamir edildiği(parçaların önceki ve sonraki halleri), parça değişimi ve aracın yapıldığı konusunda herhangi bir resim ve belgelendirme yapılmadığını, dava konusu olan kazada davacının aracı fazla hasar almadığından sadece arka tamponda birkaç çizik ve küçük darbeler bulunduğunu, bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, davacı tarafın talep ettiği hasar tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, dosyaya sunulan resimden de görüleceği üzere davacının arabasında hasar bulunmadığını, yine dosyaya davacı tarafından sunulan masraf hasar tespit hesaplamasının da oldukça yüksek olduğunu, söz konusu aracın Türkiye'de servisi bulunduğunu, burada yaptırmasının mümkün olduğunu, yine teklifin 25.01.2018 tarihinde alındığını, kazanın ise 20.08.2017 tarihinde olduğunu, kazadan 5 ay sonra alınan teklifin gerçeği yansıtmadığını, Mahkemenin kararında davacının yurt içinde ve yurt dışında yaptırmasının tercih hakkı olduğunu kabul etmediklerini, Doktrinde hakim olan görüş \"Zarar kural olarak zarar verici olayın gerçekleştiği yerdeki değeri üzerinden hesaplanmalıdır.\" olup davaya konu iddia edilen kazadan sonra başka bir kaza yapılıp yapılmadığı aracın hasar görmediğinin bilinemeyeceğini,  Mahkemenin aracın yurt dışına çıkış tarihinin sorulmadığını, aracın yurt içinde yapılmadığını bilemeyeceğimizi, yurt dışında yapıldığına ilişkin bir fatura bulunmadığını, Türkiye'de daha uyguna yaptırmış olabileceğini çünkü Türkiye'de daha uyguna yaptırmak varken Almanya'da daha pahalıya yaptırmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, daha yüksek bir tazminat almak için yurt dışından bir servis  teklifi almış olabileceğini, aracın yurt dışında Almanya'da yapıldığına ilişkin şüpheden uzak somut bir delilin dosyaya sunulmadığını, bu nedenle hesaplamanın Türkiye verilerine göre hesaplanması ve TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece yurt dışı masrafı gözönüne alınsa dahi  kararın Euro üzerinden verilmesinin hem usul ve esasa hemde hakkaniyete aykırı olduğunu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine ilişkin gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası olarak karar verilmesi ve faiz işletilmesi gerektiğini, dava açıldığında ve bozma öncesi verilen kararda  zarar  poliçe limiti dahilinde iken şimdi ise poliçe limitini 33.000 TL ile sınırlı tutmanın yerinde olmadığını,  dava tarihindeki kura göre poliçe limitinde iken şimdi 33.000 TL ile sınırlı tutmanın yerinde olmadığını, yabancı para üzerinden karar veriliyorsa temerrüt yada dava tarihindeki kura göre değerlendirme yapılması temerrüt yada dava tarihindeki kura göre zarar poliçe limiti dahilinde ise poliçe limiti ile sınırlı tutulmaması gerektiğini, bu nedenle kararın bu yönüyle de kaldırılmasını talep ettiklerini, diğer bir husus ise davaya konu aracın tamir edilip edilmediği konusundaki ihtilaf olup davacının ileri sunmuş olduğu belgede ve düzenlenen bilirkişi raporlarında sadece kazaya karışan araç ile ilgili faturalandırmaların mevcut olduğunu, söz konusu aracın tamir edilip edilmediği, ilk ve son halini gösterir resim gibi belgelerin mevcut olmadığını, aracın akıbeti hakkında herhangi bir bilgi, belge ve delil bulunmadığını, ... tarafından tutulan faturalandırmalarda ve dava sürecinde düzenlenen bilirkişi raporlarında hukuka ve hakkaniyete aykırı eksik değerlendirmeler bulunduğunu, iş bu dosyada eksik ve hatalı bilgilerle değerlendirmeler yapılmış olmasının davacı ve diğer davalı sigorta şirketinin sebepsiz zenginleşmesine sebep olacağını, verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırılıklar teşkil edeceğini, öncelikle yetkisizlik kararı verilerek yetkili Gaziantep Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili  şirketin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/954 E. - 2020/93  K. sayılı  kararına binaen açılan İzmir 4. İcra Dairesi 2020/3398 E.  sayılı icra dosyasına 23.692,08 tl ödeme yaprığını,yapılan ödemenin kararda belirlenen tazminat ve yargılama giderlerinin tamamını karşıladığını, müvekkili şirketin mükerrer ödeme tehditi altında olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, tespit edilen değer kaybı tutarının yanlış hesaplama yöntemi kullanılarak yapıldığını, ZMSS Genel Şartları’nda belirtilen hesaplama yöntemlerine göre değer kaybı belirlenmesi gerektiğini, ZMSS Genel Şartları çerçevesindeki “teminat dışında kalan haller” ve ödeme sınırları ile bakiye teminat limiti gözetilerek değerlendirme yapılması, poliçe kapsamında karşılanması gereken bir değer kaybı zararı mevcut olduğu kanaatine varılması halinde, konusunda uzman bilirkişi nezdinde gerekli inceleme ve tespitlerin sağlanması, mevzuat ve içtihatlara göre ZMSS Genel Şartları’ndaki değer kaybı hesaplama kriterleri hesaplamaya esas alınması gerektiğini belirterek, kararın istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talebi doğrultusunda ‘davanın reddine’ karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. \t\t<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava,  maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle hasar bedeli isteğine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. <br>6100 sayılı HMK.'nun 341-(2) maddesinde; \"miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir\" hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK.'nun Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK.'nun \"341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır.<br>Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2023 yılı için HMK.'nun 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 17.830,00 TL olmuştur.<br>Mahkemece reddedilen ve istinaf incelemesine konu edilen (dava tarihi itibarı ile 1 EURO = 7,49 TL) dava değeri 2.427,60 EURO (18.182,72 TL)_- 1.535,10 EURO (11.497,89 TL)  = 892,50 EURO (6.684,82 TL) olup, davacı yönünden reddedilen tutar ile davalılar yönünden kabul edilen tutarın karar tarihi itibarı ile HMK.'nun 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince verilen karar davacı ve davalılar yönünden kesin niteliktedir.<br>Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece  mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.<br>Buna göre; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan  mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekili ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK.'nun 341-(2) ve 346-(1) maddeleri gereğince miktar itibariyle kesinlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, <br>3-Davacı ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b ve 362/1-a maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"29e95f07fcc58cfa","SID":"683988ce477711b8"}}