{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: 30/04/2024<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>KARAR TARİHİ\t: 19/12/2023<br>NUMARASI\t:  Esas Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1-<br>\t\t 2- <br>\t\t 3- <br>VEKİLİ\t: Av. <br>\t\t<br>DAVALILAR\t: 1- <br>VEKİLİ\t: Av.<br>\t: 2-<br>VEKİLİ\t: Av.<br>\t\t<br>İHBAR OLUNAN\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 30/04/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/05/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 24/02/2018 günü saat 13:00 sıralarında davalı sürücü ...'nın  sevk ve idaresinde bulunan, olay tarihinde maliki ve işleteni olduğu ... Sigorta A.Ş. tarafından... müşteri numaralı, ... Acente No, .... Poliçe numaralı, başlangıç tarihi 05/05/2017 ve bitiş tarihi 05/05/2018 olan ZMMS ile sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın, davacıların velayeti altında bulunan davacı ....'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, bu olay sonrası Konya/Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın....Soruşturma Sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma sonucu, Konya Ereğli .. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E Sayılı dava dosyası açılmış ve yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 30/06/2021 Tarih, .... K Sayılı İlamı ile davalı sanık sürücü ...'nın 5237 Sayılı TCK'nun 89/1, 89/3-b, 62, 52/2 ve 52/4 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı sanık sürücünün meydana gelen olayda kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı mağdur çocuk ....'ın yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde olduğunu hayat fonksiyonlarının ağır (6) derecede etkilediği ve duyularından veya organlarından birinin işlevini yitirmesine neden olduğunu belirterek, davacı için; sürekli iş göremezlik zararı nedeni ile 10.000 TL, SGK ödemesi dışında kalan tedavi giderleri için 1.000 TL, bakıcı giderleri için 1.000 TL olmak üzere şimdilik 12.0000 TL maddi zararın tespitine ve olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı sigorta şirketinin teminat limiti ve buna isabet eden faiz ve masraflardan sınırlı sorumlu tutulması kaydı ile) tazmin ve tahsiline, davacı .... için 100.000 TL,  davacının anne ve babası olan diğer davacılar için ayrı ayrı 50.000 TL'den 100.000,00 TL olmak üzere toplamda 200.000,00 TL manevi tazminatın hüküm altına alınarak olay tarihi olan 24/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi dışında kalan) davalı ...'dan tazmin ve tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini ayrıca davanın sonuçsuz kalmaması için davalıların tapu kayıtları üzerine ve yine davalılara ait araçların trafik tescil kayıtları üzerine başkalarına her türlü ad altında devir ve temlikinin ve cebri icra yolu ile satışının önlenmesi için ihtiyati haciz nevinden ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini vekaleten talep  ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili 20/11/2023 tarihli talep arttırım dilekçesinde sonuç olarak; .... için sürekli iş göremezlik nedeniyle 566.011,92 TL, SGK ödemesi dışında kalan tedavi giderleri nedeniyle 3.500 TL, bakıcı giderleri nedeniyle 10.160,14 TL olmak üzere toplam 579.672,06 TL tazminata hükmedilmesini, olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazmin ve tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortası ile sigortalandığını, davacı tarafından ihtiyati haciz nevindeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini, davacı tarafın başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığını, davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmaması sebebiyle kazanı tamamen davacı küçüğün ve ebeveynlerinin kusur ve ihmali ile meydana geldiğini, kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurulu'na gönderilmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının ve kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespiti bakımından mevzuat hükümleri uyarınca çocuklar için özel geresinim değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümleri doğrultusunda rapor alınması gerektiğini, bakıcı gideri ve sair tedavi masraflarından da SGK sorumlu olduğunu, tazminat hesaplamalarının genel şartlarda belirlenen usul ve esaslara uygun olarak yapılması gerektiğini, manevi tazminat taleplerine ilişkin istemin reddine karar verilmesini belirterek, avans faizi taleplerinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazada davacı ....'ın kusurlu olduğunu, akan trafiği kontrol etmeden yola çıkarak karşıdan karşıya geçmek istemesi esnasında kazanın gerçekleştiğini, iş bu davanın manevi tazminat talepleri yönünden de ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarına karar verilmesini, davacıların tedbir talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve reddine karar verilmesini, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesinin kararı ile; \"...Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2021 tarihli ... E.  Ve.... karar sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... plaka sayılı aracın, davacıların velayeti altında bulunan davacı ....'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kaza neticesinde davacının yaralandığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ....'ın %85 oranında, sürücü ....'ın %15 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak maluliyetine ilişkin rapor aldırıldığı, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan  ... plakalı sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş.'ye .... poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davalı ...'nın kazaya karışan ... plakalı sayılı aracın işleteni konumunda olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; her ne kadar davacı tarafça tahkim yoluna gidilmiş olunsa da, 26/02/2019 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Kararında; uyuşmazlık hakemi tarafından  verilen 01/11/2018 - K-2018/73187 sayılı kararın kaldırılarak dosyanın karar verilmeden yetkili ve görevli mahkemede yargılamanın  yapılması için sigorta tahkim komisyonuna iade edilmesine yönelik karar verilmiş olduğu dikkate alınarak, tahkim kararının esas yönelik bir karar olmaması nedeniyle, mahkememiz için kesin hüküm olarak kabul edilecek bir hükmün bulunmadığı kanaatine varılmış, davacıların ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacıların davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, maddi tazminat yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Davacının Maddi Tazminat Davasının KABULÜ ile; 24.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacı ....’da meydana gelen yaralanmadan dolayı, 566.011,92 TL (... Sigorta A.Ş yönünden 360.000 TL) sürekli iş göremezlik zararı tazminatının, 10.160,14 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 3.500,00 TL  tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 579.672,06 TL (... Sigorta A.Ş yönünden 373.660,14 TL) maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık ile sağlık gideri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak,  davalı ... Sigorta A.Ş’den 23.03.2019’dan itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, davalı ...’dan kaza tarihi olan 24.02.2018 tarihindin itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,<br>Davacıların Manevi Tazminat Davasının KISMEN KABULÜ İLE; Davacı .... için 30.000 TL’nin, Davacı .... için 10.000 TL’nin, Davacı ... için 10.000 TL’nin davalı ...’dan kaza tarihi olan 24.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsili ile DAVACILARA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine\" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, deliller toplanmaksızın dosyanın tamamen alelacele bir biçimde bilirkişiye sevk edildiğini, kaza mahallinde yeniden  kusur durumunun tespiti açısından yeniden keşif talebinde bulunduklarını ancak işbu taleplerinin değerlendirilmediğini ve dikkate alınmadığını, davacı tarafa yerel mahkemenin 17/10/2023 tarihli duruşmasında bedel artırım ve eksik harcı tamamlama konusunda iki haftalık kesin süre verildiği halde işbu konu işlemin verilen kesin süre içerisinde yapılmadığı ve bu konuda itirazları bulunduğu halde işbu durumun nazara alınmadığını, davacı tarafın bedel artırımının kabul edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 16/08/2023 tarihli raporda uygulanacak yaşam tablosu olarak PMF Tablosu uygulanması gerekirken işbu cetvele başvurulmaksızın afaki bir hesaplama yapıldığını, maluliyet oranı hesaplaması yapılırken Çalışma Gücü Yönetmeliği dikkate alınmadan rapor tanzimine gidildiğini, işbu durumun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında kazazedeye ilişkin herhangi bir bakım gideri, bir emare ve delil olmadığı halde bu konuda gider kalemi/masrafı belirtilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırı bir durum teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının davalı müvekkili lehine kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin manevi tazminat yönünden usul ve yasaya aykırı olarak, eksik inceleme ve araştırma ile delillerin takdirinde hataya düşerek hüküm kurduğunu, müvekkili davacı .... henüz 14 yaşında olup geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle yaşamına engelli ve bakıma muhtaç şekilde devam edeceğini, müvekkili ....'ın  içerisinde bulunduğu durum ve çektiği acılar sebebiyle hiç unutamayacakları, ömür boyu devam edecek ve hiçbir şekilde de giderilmesi mümkün olmayacak ağır bir manevi zarara maruz kalmak ile davacı .... ve diğer davacılar olan anne ve babasının yoğun bir elem, ızdırap içinde olduklarını, manevi tazminatın kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilinin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, kazadaki kusur durumları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı müvekkilleri için belirlenen manevi tazminat tutarının dosya kapsamına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının müvekkilleri lehine ortadan kaldırılmasına, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tazmin ve tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.<br>Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik, tedavi ve  bakıcı  giderlerine ilişkin maddi ve manevi  tazminat  istemine ilişkindir.<br>1-Kamu düzeni ve tarafların maluliyet ve hesap raporuna itirazlarının incelenmesinde:<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.<br>Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.<br>Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.<br>Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.<br>T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).<br>Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, \"Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.\" yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.<br>Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.<br>Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.<br>Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada  \"İptal kararları geriye yürümez\" kuralına yer verilmiştir.<br>Türk Anayasal sisteminde, \"Devlete güven\" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve \"İptal kararlan geriye yürümez\" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.<br>Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;<br>AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı  kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, \"Trafik Sigortası Genel Şartları\" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre  sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar\"ın  sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.<br>Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile  bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki  yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.<br>Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu  sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur.  Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.<br>Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE  AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE  İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA  UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.<br>Bu halde Aym'ce verilen  iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından; Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde  haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas  2019/6853 karar sayılı ilamları<br>Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da  genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen  vergilendirilmiş  belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek;<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk  dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın  muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.<br>Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara  göre daha önce rapor tanzim eden maluliyet ve tazminat bilirkişilerinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.<br>2-Manevi tazminat miktarına ilişkin itirazın incelenmesinde:<br>Maluliyet durumu netleşmediğinden bu husus şimdilik incelenmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı ... vekilinin ve davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... vekilinin ve davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde taraflara iadesine,<br>4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>5-Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>7-Ereğli(Konya) İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasına ... vekili tarafından sunulan; nakit 817.000,00 TL bedelli teminatın İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine<br>HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 02/05/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imzalı <br><br>Üye<br><br>e-imzalı  <br><br>Üye<br><br>e-imzalı  <br><br>Katip<br><br> e-imzalı <br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f4ad792fa65731f","SID":"855259b37273fab4"}}