{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2023/1600 <br>KARAR NO: 2024/521<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 09/11/2022<br>NUMARASI: 2017/395 Esas - 2022/724 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/08/2015 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile seyir halindeyken müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, meydana gelen kazada müvekkilinin ağır yaralandığını ve çok uzun süren tedavi süreçleri sonunda kalıcı olarak sakat kaldığını, bunun üzerine Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/394 Esas sayılı dosyası ile kazaya karışan ... plakalı aracın sigortalısı ... Sigorta A.Ş aleyhine tazminat davası açıldığını, davalı ile yapılan anlaşma sonucunda açılan davadan feragat ettiklerini ancak müvekkilinin tedavisinin feragat nedeni ile davanın karara çıkmasından sonra da devam ettiğini ve Muş Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu'ndan alınan özürlülük oranının %47 olarak tespit edildiğini, bu oranın gerçek özürlülük oranının ve meslekte kazanma gücünün çok altında olduğunu, müvekkilinin maluliyet oranının daha yüksek olması gerektiğini, müvekkilinin gerçek zararının yani maluliyet durumunun 17/11/2016 tarihinde ortaya çıkması nedeni ile artan zarar kapsamında davalı ... şirketine başvuru yapıldığını ancak iş bu dava tarihine kadar ilgili sigorta şirketinden herhangi bir dönüş alamadıklarını, fazlaya ilişkin haklarının manevi tazminat ve tedavi masrafları ile ilgili haklarının saklı kalması kaydıyla, müvekkilinin meslekte kazanma gücü kaybı ve bakıcı giderleri belirlenerek şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihindeki sigorta limitleri dikkate alınarak ve müvekkiline yapılan 19.000,00 TL ödeme mahsup edilerek ayrıca ihbar tarihi olan 14/01/2017 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile  birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın maluliyetine ilişkin talebi için Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/394 Esas sayılı dosyası ile tazminat talepli dava açıldığını ve yargılama sırasında davacı vekili ile sulh olunarak 28/09/2016 tarihinde 22.914,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinden maddi tazminata yönelik davadan feragat edildiğini ve açılan davanın feragat nedeni ile müvekkili yönünden reddedildiğini dolayısıyla müvekkili şirket gerek sulh sonucu yaptığı ödeme ile gerekse de Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/394 Esas, 2016/1673 Karar sayılı kararı ile sorumluluğunu yerine getirdiğini  davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın reddine \" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin kaza sonrası tedaviler devam ederken  tedavi masraflarını ve ev ihtiyaçlarını görme konusunda aşırı sıkıntı çekmiş ve bu konuda aracı bir kişi ile kendisine yardım etmek istediğini söyleyen Av....’ye vekalet vermesi üzerine müvekkilinin tedavileri bitmeden epikriz raporları ve tıbbi evraklar dikkate alınarak ve maluliyet oranı %4 ler gibi kabul edilerek Avukat ... tarafından Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/ 394 Esas sayılı dosyası ile kazaya karışan ... plakalı aracın ZMS sigortacısı ... Sigorta Aleyhine tazminat davası açılmış ve müvekkilinin maluliyet durumu, iş göremezlik oranı, henüz tespit edilmeden Av. ... tarafından 19.000 TL asıl, 3.900 TL vekalet ücreti olmak üzere 22.900 TL üzerinden davalı ... ile 29.09.216 tarihinde anlaşma yapılarak feragat edilmiş ve bilahare yerel mahkeme 07.10.2016 tarihinde 2016/ 1673 Karar sayısı ile feraget nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ancak davacının tedavisi feragat nedeni ile davanın kararı çıkmasından sonra da devam etmiş ve tedavilerinin bittiği 17.11.2016 tarihinde özürlülük durumunun tespiti amacıyla başvurduğu T.C. Sağlık Bakanlığı Muş Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Muş Devlet Hastanesinin Engelli Sağlık Kurulu’ ndan %47 oranında rapor almış ancak bu oran gerçek özürlülük oranının ve meslekte kazanma gücünün çok altında olduğunu, maddi şartlar altında çaresiz kalan müvekkilinin önceki açtığı davasında gerçek zararının çok çok altında bir rakama davalı ile sulh olmak zorunda kaldığını, kaldı ki; feragat ettiği davasında da T.C. Sağlık Bakanlığı Muş Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Muş Devlet Hastanesinin Engelli Sağlık Kurulu’ ndan %47 oranında raporu olmasına rağmen, sulh olduğu rakam mevcut zararını bile karşılamadığını, Mahkeme tarafından aldırılan İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 15/11/2021 tarih ve 18174 karar sayılı raporunun sonuç bölümünde; Kas-İskelet Sistemi, Omurgaya ait sorunlar, Servikal omurganın yaralanması, Tablo 1.2 Kategori V’e göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %38 olduğu, İyileşme  süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği sonuç ve kanaatine varıldığını, rapordan da anlaşılacağı üzere müvekkilinin gerçek zararının çok çok altında maddi tazminat ile sulh olmak zorunda kalmış olup gerçek zararı ortaya çıktıktan sonra Yerel Mahkemedeki davanın  belirsiz alacak davası olarak açıldığını, dosyanın esasına ilişkin tüm deliller dava açılırken sunulmuş, ne tarafınca ne de davalı tarafınca dava öncesine ilişkin yeni bir bilgi sunulmamış yani müvekkilin durumu, önceki alınan engel oranı ve daha önceki Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi''nin 2016/394 Esas 2016/1673 Karar sayılı dosyasındaki feragat durumu daha dava açılırken yerel mahkemeye sunulmuş ve açıklanmış durumlar olup Yerel Mahkeme bu bilgi ve belgeler ile sırasıyla dosyayı kusur bilirkişisine, daha sonra engel oranın tespiti için Üniversite hastanesine daha sonra tekrar Adli Tıp Kurumuna engel oranı tespiti için gönderdiğini, bu belgeler tamamlanınca da dosyayı hesap uzmanı bilirkişiye gönderildiğini, daha sonra  dava değeri , hesap bilirkişisinin takdir ettiği tazminat tutarına yükseltildiğini, tüm bu işlemler için hem mahkeme veznesine gider avansı olarak yatırılmış hem de Muş ilinde ikamet eden müvekkilinin Adli Tıp Kurumuna ve diğer işlemleri yerine getirmek için diğer kurumlara yol vs. masrafları olduğunu, Yerel Mahkeme kararında dayandığı davanın red sebebi zaten davanın en başında da görebileceği red  sebebi olduğunu ancak  dava değerine kadar yükseltilen davanın en son aşamada reddi, davacının gereksiz ve haksız bir maddi mağduriyete sürüklediğini, Yerel Mahkemenin kararı usul ekonomisi ilkelerine aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 28/06/2015 tarihinde meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeni ile daha önce Adana 1. ATM 'de açılan davada 29/06/2016 tarihli feragat  dilekçesi üzerine, 07/10/2016 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildikten sonra 17/11/2016 tarihli  Muş Devlet Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu'ndan alınan özürlülük oranının %47 olduğunun tespit edildiğinden maluliyetin arttığından bahisle yeniden maddi tazminat talep edildiği, kaza nedeniyle açılan hasar dosyasında uzlaşma ile ilgili belge bulunmadığı, maluliyete ilişkin feragat edilen dosyada maluliyet raporu alınmadığı, davacının bu davadan önce yapılan ödemenin %4 gibi olan maluliyet oranına göre ödendiğini belirterek iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Dosyada mahkemece alınan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 02/07/2018 tarihli raporun sonuç bölümünde; Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 270  gün süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğu, Kaza tarihinde yürürlükte olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerinden faydalanmak suretiyle meslekte kazanma gücünde azalma oranı (maluliyet oranı) hesaplandığında, bu oranın  18 olduğu belirtilmiştir. Daha sonra  İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 15/11/2021 tarih ve 18174 karar sayılı raporunun sonuç bölümünde; Kas-İskelet Sistemi, Omurgaya ait sorunlar, Servikal omurganın yaralanması, Tablo 1.2 Kategori V’e göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %38 olduğu, İyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş olup söz konusu trafik kazası sonucu davacıda oluşan maluliyetin tespitine yönelik olarak   davacı hakkında alınan maluliyet raporlarında feragat tarihinden sonra  oluşan maluliyetin zamanla gelişen ve artan bir durum olduğuna dair açıklamanın bulunmadığı görülmüştür. Benzer olayda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 09.03.2022 tarihli 2021/12210 E. 2022/4308 sayılı kararı ile \"... İtiraz Hakem Heyeti'nce; davacının ibraname-feragat tarihinden önceki ve  sonraki  eksik tüm tedavi evraklarının dosyaya teminin sağlanması, davalı ... şirketinden  hasar dosyasının getirtilmesi ve davacının % 23 oranındaki maluliyetini belirleyen rapor ile davacının gelişen maluliyet iddiası ile dosyaya sunduğu % 34 oranındaki maluliyet raporunun karşılaştırılması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, iki rapor arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, İbraname-feragat tarihi olan 2017 ile eldeki başvuru 2018 yılları arasındaki  süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından gerekçeli,denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile  oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken  eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir\" şeklinde gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında belirtilen şekilde mahkemece alınan raporlar ile davacının dava açmadan önce aldığı raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ayrıca maluliyet oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, feragat tarihi olan 2016 ile eldeki başvuru 2017 yılları arasındaki  süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından gerekçeli,denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile  oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken  eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c5046d3f6cf63d5","SID":"e9574b75852b69fe"}}