{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/606 <br>KARAR NO\t: 2024/759<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2018/72 E.  -  2022/27 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ<br>DAVALI<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2022 tarih ve 2018/72 E. - 2022/27 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin esas unsuru “...” kelimesi olan “... ...” markası olduğunu, ilgili markanın TÜRKPATENT nezdinde “ham ve işlenmiş tütün, tütün mamulleri, sigara ve kibrit”i kapsayan birçok tescile sahip olduğunu, taraflar arasındaki ihtilafın 2011 senesindeki davalının 34. sınıfta “...” ibareli ilk marka başvurusuna dayandığını, söz konusu 2011/58867 sayılı başvurunun tescile bağlandığını, bu tescile karşı açmış oldukları iltibasa dayalı hükümsüzlük davasının Ankara 2. FSHHM’nin 2014/90 E- 2016/174 K. sayılı ilamı ile kabul edildiğini, bu arada davalının aynı emtialar için aynı ibareli, 2013/86333 sayılı yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun aleyhine yaptıkları itirazın reddedildiğini, bunun üzerine YİDK kararının iptali için açmış oldukları davanın Ankara 4. FSHHM’nin 2015/80 E.- 2017/19 K. sayılı ilamı ile kabul edildiğini, davalının son olarak 2017/58067 numaralı ve \"...\" ibareli markayı tescil ettirdiğini, oysa söz konusu markanın kötü niyetten dolayı hükümsüz kılınması gerektiğini, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, birbirlerinden, birbirlerinin markalarından ve ürünlerinin fiyatlarından dahi haberdar olduklarını, davalının müvekkil markasını yok saymasının mümkün olmadığını, davalı şirketin dava konusu markayı kasten seçtiğini, ısrarla ve bahsi geçen kesinleşmiş mahkeme kararlarından haberdar olarak \"...\" markasını tescil ettirmeye çalıştığını, dava konusu markanın hem işitsel hem de görsel olarak iltibas yarattığını, markaların esas unsurunun tek harf dışında birebir aynı olduğunu, “...” kelimesinin okunuşunda “D” harfinin sessiz oluşunun benzerliği üst seviyeye taşıdığını, ürünlerin de aynı/benzer olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, müvekkilinin “...” ibaresini “...” markası ile birlikte kullandığı 2009 33473 sayılı “... ...” markasının da sahibi olduğunu, bunun dava konusu marka ile iltibas ihtimalini arttırdığını ileri sürerek, davalı adına tescilli 2017/58067 tescil sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava  etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.  <br><br>Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 2009/20682, 2009/33473, 2009/33474, 2009/33475, 2009/33477, 2010/51588, 2010/51589, 2010/57222, 2010/61113, 2010/64188, 2010/64189, 2011/36552, 2011/36555, 2011/36557, 2011/59723 sayılı 34. sınıfta tescilli \"...\" unsurlu markalarıyla dava konusu edilen davalının 2017/58067 sayılı \"...\" ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; her iki markada \"...\" ve \"...\" ibaresinin asli ayırtedici unsur olduğu; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 34. sınıftaki mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde davalıya ait \"...\" ibareli markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacıya ait \"...\" unsurlu    markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, yine benzerlik nedeniyle davalı markası ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 ve 25. maddesi kapsamında hükümsüzlük koşulunun oluştuğu; diğer yönden aynı davacının açtığı davalar sonucu aynı davalı hakkında aynı ibare ve aynı sınıftaki markaları hakkında Ankara 4. FSHHM'nin 2015/80 E.-2017/19 K. sayılı 25.01.2017 tarihinde karara çıkan (daha sonra da kesinleşen), yine Ankara 2. FSHHM'nin  2014/90 E.-2016/174 K. sayılı 26.05.2016 tarihinde karara çıkan, 08.09.2016 tarihinde de kesinleşen kararın rağmen davalının aynı ibare ve aynı sınıfta yaptığı marka başvurusunun SMK'nın 6/9. ve MK'nın 2. maddeleri kapsamında iyiniyetli bir davranış olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 2017/58067 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline usulüne uygun tebligat yapılmadığını, dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmeden davanın esasına geçildiğini, usulüne uygun uluslararası tebligat yapılmadığı gibi ilan yoluyla tebligat da yapılmadığını, onun yerine marka vekiline tebligat yapıldığını, SMK'nın 160. maddesi kapsamında marka vekili yetkilerinin sınırlı olduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, bilirkişi raporunun müvekkilinin yokluğunda alındığını, rapora karşı da yalnızca davacı tarafın beyanlarının alındığını ve sözlü yargılamaya geçildiğini, uygulamanın HMK'nın 27. maddesine de aykırı olduğunu, taraf markalarının da benzer olmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, tütün mamullerinin 18 yaş üstü kişilere satıldığını, tüketicilerin bilinç seviyesinin yüksek olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin markasının birçok ülkede de tescilli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDavalı şirket Birleşik Arap Emirliklerinde mukimdir. Dava dilekçesinin davalı şirkete tebliği için Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılmış ise de, davalı şirketin adresinin yanlış olması, adresinin temin edilememesi, anılan ülke ile adli işbirliği anlaşmasının bulunmaması gibi sebeplerle Adalet Bakanlığı aracılığı ile tebligat yapılamaması üzerine, 20.09.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında dava konusu markanın tescil belgesinde ismi geçen marka vekilleri ...ve ...'ya SMK'nın 160/3-4 maddesi kıyasen uygulanarak, duruşma ve tahkikat gününün bildirilmesine karar verilmiştir. Akabinde, adı geçen marka vekillerine dava dilekçesi tebliğ edilmiş ise de, tebligatlar iade edilmiştir. 02.02.2022 tarihli sözlü yargılama duruşması öncesi Av. ... ... tarafından davalı şirket adına vekaletname ibraz edilmiş ve davalı vekilince ara karardan dönülerek tahkikata devam edilmesi talep edilmiş ise de, davalı şirkete yapılan tebligat işleminin usul ve yasaya uygun bulunduğundan bahisle davalı şirket vekilinin cevap ve delil sunma süresi verilmesini de içeren usule ilişkin talepleri reddedilmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince, davalı şirkete tebligat yapılması için kıyasen uygulandığı belirtilen SMK'nın 160. maddesinin üçüncü fıkrası \"Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler ancak marka veya patent vekilleri tarafından temsil edilir. Vekille temsil edilmeksizin asil tarafından gerçekleştirilen işlemler, yapılmamış sayılır.\" hükmünü, maddesinin dördüncü fıkrası ise  \"Marka veya patent vekili tayin edilmesi hâlinde, tüm işlemler vekil tarafından yapılır. Vekile yapılan tebligat asile yapılmış sayılır.<br>\" hükmünü havidir. Ancak, anılan maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, madde ile, Enstitü nezdinde işlem yapabilecek kişiler ile Enstitü tarafından yapılacak tebligatlar düzenlenmiştir.  Mahkemece, davalı vekiline yapılacak tebligat Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümlerine tabi olup, SMK'nın 160/4. maddesi hükmünün kıyasen uygulanması mümkün değildir. <br>\tSomut uyuşmazlık yönünden tartışılması gereken bir diğer husus, davalı tarafın davadan haberdar olması ve son celse kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle, yapılan tebligatın geçerli hale gelip gelmediğidir. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.11.2021 tarih ve 2017/12-2789 E.-2021/1487 K. sayılı kararında tartışılmıştır. Anılan karar da belirtildiği gibi, Tebligat Kanunu'na uygun olmayan tebligat usulsüz tebligattır. Tebligat Kanunu’nun “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 32. maddesinde yer alan “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” hükmü uyarınca tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Usulsüz tebligatın muhatabın öğrenmesiyle geçerli hâle gelebilmesi için tebligatın yasal muhatap adına çıkarılması, ancak tebliğ işleminin kanun ve yönetmelikte ön görülen şekilde yapılmaması gerekmektedir. Tebliğ usulsüz ise muhatabın her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alması ya da bunların içeriğini öğrenmesi ile tebliği öğrenmiş sayılır ve usulsüz tebliğ geçerli hâle gelir (Muşul, T.; Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s. 562, 573)  Ancak, muhataba gönderilmiş bir tebligat yok ise geçersiz tebligat söz konusudur. Örneğin görülmekte olan davada asılın vekili var ise tebligat vekile yapılır. Vekil yerine asıla yapılan tebligat geçersiz tebligattır. Vekile yeniden tebligat yapılması gerekir. <br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, tebligat ile ilgili kanun ve yönetmeliklere aykırı olsa bile yasal muhataba çıkartılmış bir tebligat bulunmamaktadır. Dava dilekçesi, davalıyı temsil yetkisi bulunmayan marka vekillerine tebliğe çıkartılmış, marka vekilleri de tebligatı iade etmişlerdir. Öyleyse, eldeki dava yönünden geçersiz bir tebligat söz konusudur. Somut uyuşmazlıkta, taraf teşkili sağlanmadan, davalı şirketin yokluğunda, davalının savunma hakkı da ihlal edilmek suretiyle yargılama sürdürülmüştür. Bu durumda davalı şirketin yokluğunda yapılan tüm işlemler geçersiz kabul edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28.01.2016 tarih ve 2015/4861 E.-2016/924 K. sayılı kararı da bu yöndedir.           <br>\t<br><br><br><br>\tBu itibarla Dairemizce, davalı vekilinin yukarıdaki hususa ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davalı vekilinin  diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 02/02/2022 gün ve 2018/72 E. - 2022/27 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/05/2024\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b970c0207a0f90c","SID":"66a2489d60820583"}}