{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/818 - 2024/375<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/818 \t\t                             ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/375<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2020/671 E 2022/857 K<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 03/04/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br>Davacı vekili; müvekkili şirketin eski temsile yetkili olan davalı ...‘un temsil yetkisi sona erdiğini, gerçek bir borç bulunmamasına rağmen, yetkili olduğu dönem içeresinde kalan 04/01/2017 tarihli olarak tanzim edilen bonoda davalı lehtar tarafından diğer davalıya ciro edilerek takibe konularak müvekkili şirkete zarar verme kasdıyla hareket edildiğini, belirterek Ankara 2. İcra Müdürlüğü 2020/10396 E. Sayılı icra takibi dayanağı, 04/01/2017 tanzim tarihli, 30/12/2019 vadeli ve 2.000.000,00-TL bedelli \"sahte\" ve \"geçersiz\" senedin iptaline, İİK 72.m. uyarınca aleyhe başlatılan Ankara 2. İcra Müdürlüğü’nün 2020/10396E. Sayılı icra takip dosyası kapsamında müvekkil şirketin \"borçlu olmadığının\" tespiti ile icra takibinin iptaline, haksız ve kötü niyetle takip başlatılması nedeniyle lehlerine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalılardan ... vekili; müvekkili ile davacı şirket arasındaki proje destek ve gelir ortaklığı anlaşması kapsamında düzenlendiğini bildirerek davanın reddine, kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili; müvekkilinin iyiniyetli ciro yoluyla hamil olduğunu bildirerek haksız davasının reddi ile davacının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ...’a dava dilekçesi ve tensip zaptı 7201 sayılı Kanunun 25/a.m. uyarınca yurt dışı adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde davalı yan duruşmalara katılmadığı gibi kendisini vekil ile de temsil ettirmemiştir. <br>\tİLK DERECE MAKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>\tMahkemece; davacı tarafından dava konusu bononun davacı şirketin önceki yetkili temsilcisi olan davalı ... tarafından temsil yetkisinin bulunmadığı dönemde geçmiş tanzim tarihi atılarak ve sahte olarak düzenlendiği ileri sürülmesine rağmen söz konusu iddiayı kanıtlar nitelikte TTK 687.m. bağlamında herhangi bir belge ve delil sunulmadığı, yine davacının iddiasına dayanak İstanbul 41.Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020/283E. sayılı dosyasında yargılama konusu ve davalı ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet kararına dayanak bononun işbu dava konusu bonodan farklı olup maddi olgu tespiti yönünden hukuken bağlayıcı nitelik taşımadığı, dosyada mevcut ve davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan 26/05/2017 tarihli ibra sözleşmesi ile tarafların ayrı ayrı % 50 oranında hissesine sahip oldukları davacı Şirketin hisselerini ... San. ve Tic. A.Ş.’ye toplam 50.000.000,00 USD bedelle sattıkları ve anılan sözleşmenin 4.maddesinde davalı ...’un şirket kayıtlarında görünmeyen herhangi bir borç ve taahhütte bulunmadığını belirttiği anlaşılmakta ise de;  taahhüdün sözleşmede davalı ...’un akidi konumundaki dava dışı ... lehine hukuki sonuç doğurabileceği, bu nedenle de davalı ...’u sadece akidine karşı taahhüdü ile bağlı ve ihlali halinde sözleşmede öngörülen cezai şart tahakkukundan sorumlu olduğu, dava konusu bononun davalı ...’un bahse konu taahhüdü kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı gibi anılan taahhüdün dava konusu bononun geçerliğini ortadan kaldıran ve bonoyu hükümden düşüren bir olgu olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle dava konusu icra takibinde takip alacaklısı sıfatı bulunmadığı husumet yöneltildiği anlaşılan davalılar Veysel ve ... aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK’nın 114/1-d.m. delaleti ile 115/2.m. gereğince taraf ehliyetine ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine, diğer davalı ... aleyhine açılan davanın ise; haklılığı kanıtlanamadığından reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı ve davalılardan ... vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPELERİ<br>I-)Davacı vekili; davanın husumetten reddi kararının doğru olmadığını, sahte senedi düzenleyenler hakkında dava açılabileceğini, sahte senette lehtar gözüken davalı ...'un, müvekkil şirketten şahsi hiçbir alacağının olmadığı ve keşideci ...'in abisi olduğu dikkate alındığında, sahtecilik eylemine dahil olduğunu, husumet yöneltilmesi gerektiğini, diğer davalı ...‘ın da iyiniyetli hamil olmadığını mahkemece eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, davalılar hakkında yargılama aşamasında suç duyurusunda bulunulduğunun soruşturma dosyasının bildirildiğini davaya konu senedin sahteliği nedeniyle davalılar hakkında Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinde 2024/140 esas sayılı dosyası ile dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak kamu davasının bekletici mesele yapılmasını istemiştir.<br>II-)Davalı ... vekili; dava reddedildiğine göre müvekkili lehine nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden düzeltilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, lehtar tarafından davalıya yapılan cironun tahsil cirosu mu yoksa temlik cirosu mu olduğu burada varılacak sonuca göre husumetin davalı bankaya yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; icra takibine konu senetteki davacı-borçlu şirketi temsilen atılan imzaların, davacı şirket yetkilisinin senedin  gerçek tanzim tarihlerinde şirket yetkilisi olmadığı, senedin tanzim tarihinin şirket yetkilisi olduğu tarihe denk gelecek şekilde geçmişe dönük olarak atıldığı ve senedin bedelsiz olduğu iddiasıyla İİK'nın 72. maddesi gereği açılan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Davaya ve takibe konu bononun daha önceden şirket yetkilisi  olan davalı ... ‘un temsil yetkisi sona erdikten sonra yetkili olduğu dönemi kapsayacak şekilde geçmiş tarihli ve sahte olarak düzenlenip düzenlenmediği, davalı ...’un lehtar olduğu senedin bedelsiz olduğunu bile bile diğer davalı ...‘ a ciro ile anılan kişinin takip yapmakta kötüniyetli olup olmadığı, hususları ihtilaf konusudur.<br>İspat yükü üzerinde olan davacı yanca  iddialarının usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından senedin bedelsiz olduğu aslında davacı şirketin gerçek bir borç ilişkisine konu olmayan sahte senet nedeniyle Ankara C. Başsavcılığı’nın 2020/204931 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma yapıldığı anılan soruşturma kapsamında  dava açıldığı anlaşılmış olup, Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2024/140 E. sayılı dosyasının bir örneği UYAP üzerinden dosya arasında alınmıştır. <br>Ceza mahkemesinin olası bir mahkumiyet  kararının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. Maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Dolayısıyla ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.<br>Somut olay yönünden dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098  sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince mahkumiyet kararı verilmesi halinde ya da maddi vakıanın tespitini içeren bir kararın hukuk hakimini bağlayacağı gözetilerek ceza davasının değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.<br>Mahkemenin kabul şekli itibariyle de Davalılardan ... dava konusu   bononun lehtarı olup senetteki sıfatı gözetildiğinde husumet yöneltilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Senedin borçlusu kendisinden alacak iddiasında bulunabilecek kişilere (lehtar, hamil, ciranta) karşı menfi tespit davası açabileceğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır. Ayrıca davanın HMK'nun 114. ve 115.maddesi gereğince pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği şeklinde gerekçe oluşturulması doğru olmamıştır. Zira, taraf sıfatı (husumet) ve dava ehliyeti farklı kurumlar olup  pasif husumet yokluğu halinde, dava şartı yokluğundan bahsedilemeyeceği, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde gerekçe oluşturulması da doğru görülmemiştir.<br>Açıklanan bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca kabulü ile yukarıda belirtilen ceza davasının sonucu bekletici mesele yapılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına bu aşamada davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/671Esas, 2022/857Karar ve 09/11/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 03/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye104806<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79195971626cd93a","SID":"1022d6e5e8dfded6"}}