{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2023/1693 <br>KARAR NO\t\t: 2024/578<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/02/2016 (Dava) - 12/04/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t\t: 2016/174 Esas - 2023/322 Karar <br>DAVA\t\t: Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 03/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/174 Esas - 2023/322 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA :<br> Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 12.01.2015 tarihinde karşıdan karşıya geçen ve yolun ilk yarısını ortalayarak refüj üzerinde diğer yandan gelen trafiği kontrol etmek için bekleyen müvekkili ...'e ... plakalı belediye otobüsünün çarparak, müvekkilini ileriye fırlattığını, karşı yönden gelen plakası belli olmayan bir aracın daha müvekkiline çarpmasına neden olduğunu, kazada, davalı şoförün asli kusurlu, müvekkilinin ise tali kusurlu olarak 24.08.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre değerlendirildiğini, istenilen tazminatların kusur durumu gözönüne alınarak talep edildiğini, Adli Tıp Kurumu raporuna göre; yaralanmaların müvekkilinin hayatını tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu, kırıkların hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek nitelikte olduğunu, yüzde sabit iz olduğunu, kaza sonrası müvekkili uzunca bir süre yoğun bakımda olduğundan ifade veremediğini,  müvekkili ...'in, İzmir ili Buca ilçesinde eczacı olarak çalıştığını, kaza sonrasında ise tüm yaşantılarının alt üst olduğunu, müvekkilinin, birçok kimsenin, özellikle de eşi olan müvekkili ...'in bakım ve ilgisine muhtaç kaldığını, omurilik kırılması meydana geldiğinden geçirdiği beyin ameliyatlarına rağmen tam bir iyileşme sağlanmadığı gibi bu ameliyatların kendisinde epilepsi hastalığının nüksetmesine neden olduğunu, ayrıca her ne kadar ev hizmetlerinde yardımcıdan yararlanıyor olsalar da, müvekkili ...'in, bir takım kişisel ihtiyaçlarının ... tarafından karşılandığını, bu nedenle müvekkili ...'ın da derin üzüntü ve elem sonucu depresyona girdiğini, müvekkilinin tedavisinin devam ettiğini, iş gücü kaybının henüz belli olmadığını, yapılacak Adli tıp incelemeleriyle bu durumun ortaya çıkacağını, talep edilen manevi tazminat miktarı, müvekkillerinin yaşadığı acı ve ızdırabın karşılığı olmaktan uzak olsa bile bir nebze olsun hafifletmeyi amaçladığını, müvekkillerinden ...'in, kaza sonrasında defalarca kez ameliyat geçirmek zorunda kaldığını ve büyük bir maddi yükü de göğüslemek zorunda bırakıldığını, halen evde fizik tedavi gördüğünü, tedavi için çeşitli hastanelere gitmek zorunda kaldıklarını, bu hastanelere ambulans ile taşındıklarını, bir takım tıbbi ihtiyaçlarını karşılamak için bir hemşireden yatılı yardım alındığını, hareket kabiliyeti oldukça azalmış olan müvekkilinin, ev işlerine katkı koyabilmesi söz konusu bile edilemeyeceğinden ev işlerini yapan ayrı bir kimse ile de anlaşıldığını, tüm bu hizmetlerin elbette ücretsiz olarak alınmadığını, her birinin oldukça yüksek bedellere mal olduğunu, ayrıca çok miktarda tıbbi malzeme satın alınmak zorunda kalındığını, evin bir odasının müvekkili ...'e tahsis edilip hijyenik bir ortam oluşturulduğunu, psikolojik destekten de yararlanıldığını, bunlara ek olarak kaza tarihinden sonra eczanesini işletemediğini, yatağa bağımlı kalması nedeniyle eczanesinin takibini de yapamadığını, bu nedenle de eczanede ücretli olarak ikinci bir kalfa çalıştırmak zorunda kaldığını, bu sayılanların müvekkilinin kaza nedeniyle yapmış olduğu ve yapmaya devam ettiği harcamaların ve kaybetmiş olduğu kazançların yalnızca bir kısmı olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınma üzere; ... için 150.000 TL manevi tazminata, ... için 350.000 TL manevi tazminata, ... için şimdilik 1.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, davalı sigorta şirketi için dava tarihinden itibaren diğer davalılar için olay tarihi 12.01.2015 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14.04.2017 tarihli dilekçesi ile masraf kalemlerini açıkladığı ve ıslah dilekçesi ile de maddi tazminat isteminin 1.356.863,69-TL'ye çıkartıldığı anlaşılmıştır.<br>CEVAP :<br> Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigorta poliçesi (trafik) ile sigortalı olduğundan bahisle maluliyet tazminatı talep ettiğini, davaya bakmaya müvekkili şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu sebeple davanın yetkisizlikten reddi gerektiğini, kazanç kaybının trafik sigorta poliçesi teminatında olmadığını, zira dolaylı zarar olduğunu, 6111 Sayılı Yasa uyarınca davacının tedavi giderleri talebinin tümden reddi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, zarar görenin sağlığına kavuşması için gerekli olan tedavi, ambulans vb. taşıma giderleri ile hastane, ilaç, protez, tekerlekli iskemle, bakım, fizik tedavi, korse vb. tüm giderlerin, tedavi giderleri kapsamında kabul edildiğini, bu masrafların da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerektiğini, davacı tarafın, sigortalının kusurunu ve zararını usülen ispat etmesi gerektiğini, ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davacının maluliyeti ile kaza arasında illiyet bağının tespitinin ve maluliyet oranının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan raporu alınmasını, davanın kabülü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu, müvekkili şirkete davadan önce başvuru yapılmadığını, olayın haksız fiilden kaynaklandığını, taraflar arasında ticari bir ilişki mevcut olmadığını, kaza tarihinde geçerli poliçe teminatının 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin belediye otobüsünü kullandığı sırada bir anda davacının yaya geçidi olmayan bir yerden geçmeye çalıştığını ve yola aniden çıktığını, müvekkilinin tüm çabalarına rağmen kazanın meydana geldiğini, kaza tespit raporunda davacının asli kusurlu sayılmasına rağmen daha sonra Ceza Mahkemesinin dosyası üzerinden alınan kusur raporlarında davacının tali kusurlu, müvekkilinin ise asli kusurlu sayıldığını, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, mağdurun eşi ... adına da tazminat talep edilmiş ise de, kazada yaralanan ve taraf olmayan bu davacının dava açmada hukuki yararının bulunmadığını, dava dilekçesinde maddi tazminatın neden istenildiğinin anlaşılmadığını, hangi kalemler için ne kadar talep edildiğinin belirtilmediğini, bu nedenle davacı tarafa öncelikle alacak kalemlerinin açıklattırılması gerektiğini, yine 2918 sayılı KTK'nun 98/1. maddesinde; \"Sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.\" düzenlemesinin mevcut olduğunu, bu nedenle hastane masrafları yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, son olarak davacı tarafın istediği manevi tazminat tutarlarının da fahiş olduğunu beyan etmiştir. <br>Davalı ... San. Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının yaşadığı acıyı paylaştıklarını, ancak bu elim kaza nedeni ile sorumluluğun tamamen müvekkili şirkete ve şoföre yüklenmesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını,  İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olduğu belirtilen ceza davasında müvekkili şirketin taraf olarak bulunmadığını, bu sebeple gıyaplarında yapılan yargılama ve alındığından bahsedilen kusur raporunu kabul etmediklerini, kazada müteveffanın kusurlu hareketinin de kazanın meydana gelişinde rol oynadığını, kaldı ki kazada davacının böyle yaralanmasına sebep olan diğer bir aracın mevcut olduğunu, olayda müvekkili şirkete izafe edilecek bir kusur olmadığını, manevi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu, söz konusu davaya müvekkili şirketin, istihdam eden sıfatıyla taraf olduğunu, mahkemenin tazminata hükmetmesi durumunda, hükmedilen tazminat miktarının şirket şoförüne rücu edileceğini, yaşam güçlüğü gibi hususlar dikkate alındığında dar gelirli otobüs şoförünün bu yüksek tazminat miktarını ödeme gücünün bulunmadığının açık olduğunu, talep edilen tazminat miktarı davacının mamelekinde zenginleşmeye neden olacak miktarda iken, müvekkil şirketin rücu edeceği şoför açısından ödeyemeyecek, hatta yıkım teşkil edecek miktarda olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \".....Gerek mahkemece dosyaya temin edilen İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 04/12/2020 tarihli raporu ve gerekse de incelenen İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/152 Esas sayılı dosyasındaki İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 17/02/2017 tarihli rapor içeriği, kaza tespit tutanağı, tüm dosya kapsamına göre,  davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüs ile seyir halinde iken, sağ tarafından kaplamaya girip, yolun sol tarafına geçiş yapmak isteyen ve yolun orta kısmına kadar gelip, karşı yönden gelen araçları kontrol etmek üzere bekleyen davacı yaya ...'e çarpması, çarpmanın etkisiyle karşı yöne savrulan yayaya karşı yönden gelen plakası belirsiz bir aracın çarpması ve davacı ...'in daimi ve geçici iş gücü kaybına uğrayacak şekilde yaralanması ile neticelenen trafik kazasının oluşumunda, davacı ...'in %30 oranında tali, davalı ... Sigorta AŞ' ye sigortalı bulunan, davalı ... AŞ tarafından işletilen ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'in %70 oranında asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, Ege Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor ve İstanbul ATK İkinci İhtisas Kurulu'ndan temin edilen rapor ve ek rapor içeriklerine göre, kaza sebebiyle yaralanan davacı ...'in tedavi süresinin 18 ayı bulduğu, tedavi süresince bakıcı yardımına ihtiyacı bulunduğu, kaza nedeniyle %100 oranında daimi iş gücü kaybına uğradığı kanaatine varıldığı, düzenlenen aktüer hesabına dair rapor ve ek rapor içeriklerine göre de, eczacı olan davacı ...'in hastanede tedavi gördüğü süre içerisindeki geçici iş gücü kaybı ve yaralanmaya bağlı oluşan daimi iş gücü kaybından dolayı, davacı ...'in geçici iş gücü kaybından doğan maddi zararının 55.004,20-TL, sürekli iş gücü kaybından doğan maddi zararının 3.179.538,48-TL olduğu, tedavi süresince SGK sorumluluğunda olmayan 2.184,00-TL belgeli tedavi gideri yaptığı, yine davacının SGK sorumluluğunda olmayan 7.148,87-TL belgesiz tedavi gideri yaptığı, tedavi süresince ulaşım giderinden kaynaklı 2.700,00-TL gider yaptığı, kazanın oluşumunda davacının kusur oranına göre, işbu zararlardan dolayı dava ve ıslah dilekçesindeki talebe bağlı olarak, davalı araç işleteni ve araç sürücüsünden 38.502,94-TL geçici iş göremezlik maddi tazminat alacağı, 1.282.344,26-TL sürekli maluliyet maddi tazminat alacağı, 17.437,14‬-TLbakım gideri maddi tazminat alacağı, 1.528,8‬0-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi gideri kaynaklı maddi tazminat alacağı, 5.004,20-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi gideri kaynaklı maddi tazminat alacağı, 1.890,00-TL tedaviye ilişkin ulaşım gideri maddi tazminat alacağı olmak üzere toplam 1.346.707,34-TL maddi tazminat alacağını talep edebileceği, ZMSS poliçesi kapsamında oluşan bu zararlarından 38.502,94-TL geçici iş göremezlikten, 17.437,14-TL bakım giderinden, 1.528,80-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinden, 5.004,20-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinden, 1.890,00-TL tedaviye ilişkin ulaşım giderinden kaynaklı toplam 64.363,08-TL'sinin sağlık giderleri teminatından, 290.000,00-TL sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının sakatlık teminatı kapsamından olmak üzere toplam 354.363,08-TL maddi tazminatın poliçe limiti ve kapsamı dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edebileceği, her ne kadar davacı ... tarafından, tedavisi süresince eczanesinin işletilmesine yönelik ikinci bir kalfa çalıştırılmış ise de, davacının tedavisi süresince oluşan geçici iş göremezlikten dolayı tazminata hükmedilmiş olup, ayrıca iş göremediği süre içerisinde, yerine kalfa çalıştırmış olması sebebi ile oluşan maddi zararını talep edemeyeceği, keza işbu talebin mükerrer alacak talebi niteliğinde olduğu kanaatine varılarak maddi tazminat istemlerinin ikinci kalfa çalıştırılmasından doğan alacak istemi dışındaki alacaklar yönünden kabulüne, kalfa ücretine ilişkin talebin ise reddine karar verilmesi gerektiği, kazanın oluşumunda, tarafların kusur oranı, kaza sebebi ile davacı ...'ten yaralamadan kaynaklı tedavi süresince yaşadığı acı, elem ve ızdırap ile bundan sonraki hayatında oluşan daimi iş gücü kaybından dolayı yaşayacağı muhtemel olan acı, elem ve ızdırap ile eşinin tedavisi süresince ve bundan sonraki hayatı boyunca yaşayacağı acı, elem ve ızdıraba ortak olma durumunda olan davacı ...'in yaşadığı ve yaşayacağı acı, elem ve ızdıraptan dolayı manevi zararının oluştuğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü ve kazanın oluşumundaki tarafların kusuru oranı da dikkate alınarak, davacı ...'in manevi zararına karşılık 200.000,00-TL, davacı ...'in  manevi zararına karşılık 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak, sonuç olarak; DAVACI ...'İN MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNE İLİŞKİN DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE 38.502,94-TL geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağı, 1.282.344,26-TL sürekli maluliyette kaynaklanan maddi tazminat alacağı, 17.437,14‬-TL bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağı, 1.528,8‬0-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağı, 5.004,20-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağı, 1.890,00-TL tedaviye ilişkin ulaşım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağı olmak üzere TOPLAM 1.346.707,34-TL MADDİ TAZMİNAT alacağından, davalı ... Sigorta AŞ' nin poliçe limiti kapsamında (38.502,94-TL geçici iş göremezlikten, 17.437,14-TL bakım giderinden, 1.528,80-TL  SGK sorumluluğunda olmayan belgeli tedavi giderinden, 5.004,20-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinden, 1.890,00-TL tedaviye ilişkin ulaşım giderinden kaynaklı toplam 64.363,08-TL' sının sağlık giderleri teminatından, 290.000,00-TL sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının sakatlık teminatından olmak üzere) toplam 354.363,08-TL limitle sınırlı sorumlu olmak kaydı ile davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi 11/02/2016 tarihinden itibaren, davalılar ... Sanayi AŞ ve ... yönünden kaza tarihi 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, DAVACI ...'İN EK ECZACI KALFASI İHTİYACI YÖNÜNDE YAPILAN GİDERDEN KAYNAKLI MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE, Davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat haklarının saklı tutulmasına, DAVACI ...'İN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNE İLİŞKİN DAVASININ KISMEN KABULÜ ile 200.000,00-TL MANEVİ TAZMİNATIN, kaza tarihi 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar  ... Sanayi AŞ ve ...'ten  müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, DAVACI ...'İN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNE İLİŞKİN DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE 50.000,00-TL MANEVİ TAZMİNATIN, kaza tarihi 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar  ... Sanayi AŞ ve ...'ten  müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, davacı ... ile davacı ...'in, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açmış olduğu manevi tazminat istemine ilişkin davasının REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI:<br> DAVALI ... SİGORTA A.Ş. VEKİLİ TARAFINDAN, \"...Davacının taraf ve dava ehliyetine sahip olmadığını, yargılama sırasında davacıya vasi atanmasına ilişkin araştırma yapılmasına ilişkin savunmada bulunulmasına rağmen taleplerinin dikkate alınmadığını, davacı tarafından yerel mahkeme ilamının icra dairesi dosyasına konu edildiğini, söz konusu takipte davacı ...'in, davacı ...'e vasi olarak atandığının tespit edildiğini, dayanak vekaletnamede Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 21/09/2020 tarih 2020/346 Esas-2020/649 Karar sayılı ilamında davacı ...'e vasi atandığının belirtildiğini, vesayet makamından izin alınması gerektiğini, dava açılış tarihinin 11/02/2016 olduğunu, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu malul kaldığını, dava açıldığı tarih itibariyle taraf ehliyetinin bulunmadığını, bilirkişi raporunda; TRH-2010 ölüm tablosunun kullanıldığını ve herhangi bir peşin değer formülü uygulanmadan aktüeryal olmayan hesaplama yapıldığını, bunu kabul etmediklerini, KTK md.90'ın iptalinin, hesaplama yönteminin değişmesi için gerekçe olmadığını, kaldı ki hesaplamanın hangi yöntemle yapılacağına ilişkin yasa boşluğunun 19.06.2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 7327 Sayılı Yasanın 18. maddesi ile giderildiğini, hesaplamaların TRH tablosu ve 1,65 teknik faiz ile 'aktüeryal yöntem' kullanılarak yapılması gerektiğini,  itirazlarını sunduğu bilirkişi raporunun ise 'progresif rant' adı verilen, mevzuatta hiçbir şekilde yer almayan, oldukça eski yönteme göre yapıldığını, mahkeme tarafından aleyhe geçici iş göremezlik tazminatına, tedavi giderine ve ulaşım giderine hükmedildiğini, davacı tarafın eczacı olduğunu, iyileşme dönemi içerisinde gelir kaybına uğramasının söz konusu olmadığını, iyileşme dönemi içerisinde eczacı kalfası tarafından işlemlerin yürütüldüğünü, bu sebeple de davacı lehine iş göremezlik tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, mahkeme tarafından 5.004,20-TL SGK sorumluluğunda olmayan belgesiz tedavi giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağına hükmedildiğini, buna ilişkin belgenin mevcut olmaması sebebiyle talebin reddi gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin ulaşım giderinden sorumluluğu mevcut olmayıp bu hususta teminat da verilmediğini, mahkemece çift teminat olduğu varsayımıyla sağlık giderleri teminatından 64.363,08-TL'ye hükmedilmesini kabul etmediklerini, poliçe teminatı 290.000 TL olup işbu tutar üzerinden sorumluluklarının belirlenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, avans faizine hükmedilmesine itiraz ettiklerini, ilişkinin ticari bir nitelik arz etmediğini ve tazminat talebinin de haksız fiilden kaynaklandığını, alınan aktüer raporundaki hesap tarihinin faiz başlangıç tarihi kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde mükerrer faiz işletilmiş olacağını, sebepsiz zenginleşme doğacağını, güncel hesap tarihi ile hesaplama yapılıp sonrasında yeniden geçmiş tarihten faiz işletmenin aktüeryal olarak hatalı olmasının yanında sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet verdiğini, davacı tarafından başvuruda zorunlu evrakların müvekkiline ibraz edilmemesi sebebiyle davanın reddini, davanın kabulü halinde ise davacı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.    <br>DAVALI ... SAN. TİC. A.Ş VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Kaza nedeni ile sorumluluğun tamamen müvekkili şirkete ve şoföre yüklenmesini kabul etmediklerini, kazaya ilişkin İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ceza davasında müvekkili şirketin taraf olmadığını, bu sebeple gıyaplarında yapılan yargılamayı ve alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, delillerin eksik toplandığını, kaldı ki kazada davacının böyle yaralanmasına sebep olan diğer bir aracın mevcut olduğunu, olayda müvekkili şirkete izafe edilecek bir kusur olmadığını, dava aşamasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporlarına yaptıkları gerekçeli itirazları karşılar mahiyette rapor aldırılmamasının da açıkça bir eksik inceleme olduğunu, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda davacının %30, davalı sürücü ...’in ise %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacının kurallara riayet etmeyerek, yakınlarda bulunan yaya geçidini ve trafik ışıklarını kullanmayarak, araç trafiğini izlemeden, dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde can güvenliğini tehlikeye atarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığını, bu sebeple kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu davacıyken, tüm sorumluluğun davalı sürücüye yüklenmesi yönüyle raporun hatalı olduğunu, tespit edilen kusur oranlarının olayın gerçekleşme şekliyle örtüşmediğini, yine alınan Adli Sağlık Kurulu raporundaki maluliyet oranına da gerekçeli olarak itiraz etmelerine rağmen, bu yönde herhangi bir eksikleri giderici işlem tesis edilmemessinin eksik inceleme olduğunu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulundan alınan maluliyet raporundaki tespitlerin yerinde olmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun kendi içerisinde dahi çelişkilerle dolu olduğunu, davacının yaşı ve mesleği incelendiğinde %100 maluliyetin oldukça fahiş olduğunu, ayrıca bu rahatsızlıklarının kaza sebebiyle oluşup oluşmadığına ilişkin değerlendirme yapılamadığını, raporun bu haliyle de eksik incelemeye dayalı olup kabulünün mümkün olmadığını, yine raporun sonuç 4-b de; şahsın 'özbakım ve giyiminin sosyokültürel düzeyiyle uyumlu olduğu' ve 'yaşamını kısmen yardımla sürdürebildiği' tekrar edilerek, davacının iddia ettiğinin aksine günlük ihtiyaçlarını başkasının sürekli yardımı olmaksızın karşılayabilecek durumda olduğu mütalaasına varıldığını, ancak tüm bu tespitlere rağmen oranın %100 olarak belirlenmesinin raporun çelişkilerle dolu olduğunun en açık göstergesi olduğunu, tazminatlara 'avans faizi' öngörülmüş olmasının da usul ve yasaya, yerleşik Yargıtay kararlarına ve müvekkili davalı şirketin Belediye iştiraki olmasına açıkça aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu...' beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.     <br>DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; \"...Davacı ...'in dava sürecinde vefat ettiğini, davanın, mirasçılarına ihbar edilmeden, taraf teşkili sağlanmadan karara çıkarıldığını, otobüs şoförü olan müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, 30-35 km hızla seyir halindeyken davacı ...'in aniden aracın önüne çıkması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davacının çarpmanın etkisi ile yolun orta şeridine yakın bir kısmına düştüğünü, bunun ardından karşıdan gelen aracın da davacıya çarptığını, kazanın meydana geldiği noktaya 28 metre mesafede yaya geçidi bulunmasına rağmen kontrolünü yapmadan hava karanlıkken yağmurlu havada siyah kıyafetle fark edilemeyecek şekilde aniden yola çıkmak suretiyle davacının söz konusu kazaya sebebiyet verdiğini, kaldı ki davacının ilk kazanın meydana gelip yere düşmesinin ardından karşı şeritten gelen plakası belli olmayan aracın köşesinden çarpması ile ikinci kazanın meydana geldiğini, bu nedenle bu kazalara ilişkin ayrı ayrı değerlendirme yapılması ve kusur raporu alınması gerekmekteyken sanki yalnızca müvekkili çarpması sonucu yaralanmış gibi yargılamanın sürdürüldüğünü, alınan ATK raporunun, davacının muayeneye gitmeden dosyadaki evraklar üzerinden düzenlendiğini, dosyada sunulu 14.12.2018 tarihli ATK raporunda; davacı hakkında mütalaa düzenlenebilmesi için bir üniversite hastanesine sevki sağlanarak muayene olmasının ve raporların gönderilmesinin istenildiğini, 06.12.2019 tarihli ATK raporunda ise; 'İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce kişinin sağlık durumu nedeniyle muayeneye gelemeyeceğinin bildirilmesi üzerine Ege Üniversitesi Hastanesi tarafından güncel muayene notları göz önünde bulundurularak' denilmek suretiyle rapor düzenlendiğini, aktüerya raporunun dayanağını 06.12.2019 tarihli ATK raporu oluşturduğunu, raporun davacının İstanbul ATK'na giderek muayene olup gerekli tetkiklerin gerçekleştirilmesinin ardından düzenlenmesi gerekirken önceki alınan grafi ve tedavi evraklarına göre hazırlandığını, bu sebeple bu rapora göre hazırlanan aktüerya raporunun hükme esas alınması mümkün değilken bu rapor uyarınca verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, belirlenen %100 maluliyet oranının kaza sebebiyle oluşup oluşmadığının bilimsel gerçeklerle ortaya konmadığını, davacının yaşı ve mesleği incelendiğinde ise %100 maluliyet oranının oldukça fahiş olduğunu, rahatsızlıklarının tamamının kaza sebebiyle oluştuğuna ilişkin denetime elverişli ve bilimsel gerekçeler ortaya konulmadan karar verildiğini, davacının annesinin kazanın meydana gelmesinden hemen önce vefat ettiğini, psikolojik sorunları ve sorunların getirilerinde bu üzücü olayın etkilerinin de neden olabileceğinin  açık olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine günlük ihtiyaçlarını başkasının sürekli yardımı olmaksızın karşılayabilecek durumda olduğunun dosyaya sunulu raporlar ile sabit olduğunu, buna rağmen davacının %100 oranında meslekte kazanma gücünde kayıp olduğuna ilişkin alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bakım gideri, tedavi gideri ve ulaşım giderlerine ilişkin verilen kabul  kararının hukuka aykırı olduğunu, ispat yükünün davacıda olup ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığını, hükmolunan manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, kaza tarihinden bu yana işleyecek faiz de düşünüldüğünde tazminatın davacıların zenginleşmesine hizmet ettiğini...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalı ... vekili ve davalı İzulaş vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Dava başta ...'a yöneltilmiş ise de, gelen belediye yazılarından dava konusu otobüsün işleteninin ... olduğunun anlaşılması üzerine, mazur görülebilecek nitelikteki bu hata bakımından davacının da talebi üzerine HMK 124. madde uyarınca davalı tarafta değişiklik yapıldığı anlaşılmıştır. <br>2-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler uyarınca davalı ... Sigorta AŞ vekilinin itirazlarının incelenmesinde; yargılama sırasında davalı ... Sigorta AŞ vekili, davacının ruhsal yapısı nedeniyle vasi atanması için ihbarda bulunulmasını talep etmiş, istinaf itirazında da bu hususu istinafa getirmiş olup, davacı ... davadan sonraki bir tarih olan 21.09.2020 tarihinde kısıtlanmış olmakla birlikte, bunun kapsamının belli işlemler bakımından yasal danışman atanması şeklinde olmasına, ayrıca dava tarihi itibariyle ve sonrasında yasal danışmanının usulünce verdiği vekalet uyarınca davada temsil edilmiş olmasına göre, bu yöndeki istinaf itirazının kabulünün mümkün görülmediği, bilirkişi raporunda TRH 2010 tablosunun kullanıldığı ve herhangi bir peşin değer formülü uygulanmadan aktüeryal olmayan hesaplama yapıldığına dair itiraz ve TRH 2010 yaşam tablosu-1,65 teknik faize göre hesap yapılması gerektiğine dair itirazının da, hükme esas alınan raporda TRH 2010 tablosu ve progresif rant usulünce doğru bir şekilde hesaplama yapılmış olması nedeniyle reddinin gerektiği, davacının eczacı olup geçici işgöremezlik döneminde eczane kalfası ile işlerinin yürütüldüğü ve geçici işgöremezlik tazminatı olmayacağına dair ve yine belgesiz giderler ve tedavi amaçlı ulaşım giderlerinden kendilerinin sorumlu olmadığına dair itirazlar da, davacının tespit edilen %100 maluliyet durumuna ve kararda hüküm altına alınmış bulunan tedavi gideri kalemleri ve ulaşım giderleri bakımından sigorta şirketlerinin sorumlu olmasına göre yerinde görülmemiştir. Mahkemece çift teminat kabul edilmiş olup, davalı sigorta şirketi vekilinin poliçe teminatının sadece 290.000-TL olduğu yönündeki itiraz da; sürekli maluliyet ve bakıcı gideri teminatlarının ayrı kalemlere ait olmasına göre yerinde görülmemiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD  2021/6924 E.- 2022/1134 K,  Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2020/2821 E- 2020/8505 K.). Davalı sigorta şirketine sigortalı otobüsün, ...'nın Kamu İktisadi Teşekkülü sıfatındaki bir toplu taşıma şirketi olan ve tacir sıfatı bulunan ...'a ait olmasına göre, faizin yasal faiz olması gerektiğine dair itirazın reddi gerekmiş, yine faiz başlangıcının mahkemece yerinde bir şekilde dava tarihi olarak belirlenmiş olması karşısında, davalı sigorta şirketi vekilinin bu tarihin aktüer rapor tarihi olması gerektiğine dair itirazı da yerinde görülmemiş, son olarak; yeterli belgelerle başvuru olmadığından davanın reddi ve aksi halde davalı sigorta şirketi aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmaması gerektiğine dair itirazın da olayın niteliği, dava tarihi ve tüm dosya kapsamı itibariyle kabulü mümkün görülmemiştir. <br>3-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; davacı ...'in vefat etmesine rağmen mirasçıları bakımından taraf teşkili sağlanmadığına dair itirazı; anılan davacının mahkeme kararından sonra 27.04.2023'de vefat etmiş olması ve akabinde mirasçıları tarafından aynı vekile verilmiş olan vekaletname ve beyan dilekçesinin dosyaya sunulmuş olması nedeniyle taraf teşkiline dair bir eksiklik bulunmadığından bu itirazın reddi gerekmiştir. Kazada kusuru bulunmayıp, esasen davacının kusurlu olduğuna ve ayrıca davadışı bir aracın da ikinci kazaya neden olduğuna dair itirazların; ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına göre, ayrıca davacının yaya konumunda olup davadışı aracın olaya etkisinin davalı ile davadışı arasındaki iç ilişkiye dair olup, davacıya karşı müteselsil sorumluluğun sözkonusu olmasına göre kabulü mümkün görülmemiştir. Davacının, %100 maluliyet durumuna ve Ege Üniversitesi' nden ATK'ca alınması istenen belgeler ve yapılması istenene muayenelerin yapılmış bulunmasına göre, davacının bizzat ATK'ya muayene olmadığına dair itirazların da reddine karar verilmiştir. Bakım, tedavi ve ulaşım giderlerinin davacı tarafça ispatlanamadığına dair itirazın da, alınan maluliyet raporları, aktüer raporları, dosyaya sunulu bilgi ve belgeler dikkate alındığında kabulü mümkün görülmemiştir. Son olarak, manevi tazminat tutarlarının, işleyecek faizi de gözetildiğinde fahiş olduğu itirazı bakımından; davacının kaza sonucunda uğradığı belirlenen maluliyet oranına, olayın niteliği ve gelişimine, kusur oranlarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve dosya kapsamına göre reddi gerekmiştir.<br>4-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde; bu davalı tarafça her ne kadar ceza dosyasında taraf olmadıkları ve bu nedenle orada alınan kusur raporunu kabul etmedikleri, eksik inceleme yapıldığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de, mahkemece  ATK Trafik İhtisas Dairesinden de kusur raporu alınıp buna göre hüküm tesis edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla bu itirazın reddi gerekmiştir. Yine maluliyet raporlarının hatalı olduğuna dair de itirazda bulunulmuş ise de, davacının omurilik kırılması sonucunda geçirdiği ameliyatlar ve tedavilere dair evraklar da incelenmek suretiyle, kaza tarihinde uygulanması gereken doğru yönetmelik hükümlerine göre, Ege Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp ABD'ndan ve ATK 2. İhtisas Dairesinden ayrı ayrı raporlar alındığı, raporların ayrıntılı ve birbiriyle uyumlu bulunduğu, hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının yaşamını kısmen başkasının yardımı ile sürdürebileceğinin belirlendiği anlaşılmakla bu itirazın da reddi gerekmiştir. Avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu itirazı bakımından, yukarıda davalı sigorta şirketinin aynı yöndeki itirazına dair red gerekçeleriyle, bu itirazın da reddi gerekmiştir. Manevi tazminatın yüksek olduğuna dair itirazın da; yukarıda davalı ... vekilinin aynı yöndeki itirazlarının reddine dair aynı gerekçelerle reddi gerekmiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalılar vekillerinin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/174 Esas - 2023/322 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE,<br>2-İSTİNAF AŞAMASINDA;<br>a) Alınması gerekli ‭109.071,08 TL istinaf karar harcından peşin alınan ‭23.354,23‬ TL harcın mahsubu ile bakiye ‭85.716,85 TL istinaf karar harcının davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>b) Alınması gerekli 24.206,54 TL istinaf karar harcından peşin alınan ‭6.052,00‬ TL harcın mahsubu ile bakiye ‭18.154,54‬ TL istinaf karar harcının davalı ... Sigorta A.Ş. 'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>c) Alınması gerekli ‭109.071,08 TL istinaf karar harcından peşin alınan ‭23.425,33‬‬ TL harcın mahsubu ile bakiye‭ 85.645,75 TL istinaf karar harcının davalı ... San. Tic. A.Ş 'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,<br>4-HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/04/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ec8b2979ead9e14d","SID":"a741106f95cab1fe"}}