{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2023/3087 <br>KARAR NO: 2024/1215<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/85 Esas - 2023/581 Karar<br>TARİHİ: 18/07/2023<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ibraz ettiği dava dilek- çesinde; müvekkili ile davalının \"ortak şirket kurma\" maksadı ile birlikte yola çıktıklarını, bu amaç doğrultusunda davacı tarafından davalının banka hesabına farklı zamanlarda ve farklı miktarlarda para gönderildiğini, davalı tarafından herhangi bir şirket kurulmadığı gibi müvekkili tarafından gönderilen meblağların da iade edilmediğini, davalı aleyhine icra takibi başlatılmış ise de , itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını beyanla ;  itirazın iptali ile takibin devamına,  haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalının  alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere  tazminat ile mahkumiyetini, yargılama giderleri ile  vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık ticari nitelik arz ettiğinden davanın Ticaret Mahkemesi'nde görülmesinin gerektiğini, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacı ile -27 Haziran 2019 tarihinde -tek hissedarının kendisi olduğu- ... Tic. Ltd. Şti.'ne 50.000,00 TL karşılığında 2000 adet paya ortak olması hususunda  anlaşmaya vardıklarını, keyfiyetin Temmuz 2019 tarih ve 9861 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini,  takip eden süreçte koronavirüs salgının patlak vermesi üzerine davacının ortaklıktan vazgeçerek şirketten ayrıl- maya karar verdiğini, 26 Ağustos 2020 tarihinde hisse devri yapıldığını, ortak oldukları dönemde ara- larındaki anlaşmaya göre tüm giderlerin ve kazançların yarı yarıya paylaşılacağı konusunda anlaş- tıklarını, ancak davacının şirket masraflarının hiçbirine katılmadığını, ancak kazancın düzenli olarak davacının banka hesabına yatırıldığını, davacının dava konusu ettiği tutarın iadesi talebi değerlen- dirilirken  davacının hissesine düşen şirket harcamalarının da dikkate alınmasının gerektiğini, icra takibine konu alacağın likit ve belirli olmadığını, icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise; şirket ortaklığından kaynaklanan alacağına karşılık  şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte karşı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 2021/422 E., 2021/576 K. Nolu 15.11.2021 tarihli ilam ile, \"davacının tacir sayılacağı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu, ticari dava niteliği arz eden davada Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu \" gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı  yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmiş, karar istinaf yoluna gidilmeksizin kesin- leşmiş olmakla dosya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin esasına kaydedilmiştir. Asliye Ticaret  Mahkemesi'nce:  \"1-Asıl davanın reddine, 2-Karşı davanın iş bu dosyadan tefriki ile yeni bir esasa kaydına, karşı davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle yeni esas üzerinden karşı davanın HMK 150. Mad. uyarınca işlemden kaldırılmasına\" karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı- karşı davalı  tarafından ve asıl dava yönünden istinaf edilmiştir.Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin tacir olmadığını, dava konusu hisse devrine kadar hiç bir şekilde şirket ortaklığı veya yöneticiliği yapmadığını, ayrıca  Türkçe bilmediğini, davalı tarafın ilk önce müvekkilinin bu konudaki bilgisizliğinden yararlanarak  müvekkilini halihazırda mevcut olup tüm öz kaynaklarını yitirmiş ve batık vaziyetteki şahsına ait \"... Dış Ticaret Ltd. Şti\"ne ortak yaptığını, bu şirketin daha sonra unvan değişik- liğine giderek \"... Danışmanlık  ve Dış Ticaret Ltd Şti.\" unvanını aldığını, müvekkilinin bu durumu fark etmesi üzerine davacının bu kez yeni bir şirket kuracağını taahhüt / vaad ederek  müvekkilinden takibe konu ödemeleri tahsil ettiğini,  davalı savunmasında her ne kadar taahhüdünün yeni bir şirket kurmak değil, mevcut şirkete ortaklıktan ibaret olduğunu ileri sürmüş ise de, bu  beyanın doğru olma- dığını, kararda sadece banka kayıtlarına dayandıkları yazılmış ise de, dava dilekçesi ekinde yer alan ve davalı tarafın el yazısını ve imzasını içerip (inkar edilmeyen) taahhütnamenin  sunulduğunu,  davalının savunmasının aksine davacının ... şirketine ortaklığından yaklaşık 1 yıl sonrasına isabet eden 02.07.2020 tarihli bu taahhütnamede \"yeni bir şirket kurulacağı,bu uğurdaki tüm vergi ve masrafların davalı tarafından karşılanacağı, resmi prosedürlerin davalı tarafça yürütüleceği, hatta davacının ilk aylık Bağ-Kur priminin  de davalı tarafından  karşılanacağı\" nın taahhüt edildiğini,  yargılama aşama- sında tercümesinin dahi yapılmadığı gibi kararda bu belgenin varlığından dahi bahsedilmediğini, Bu taahhütname HMK 202. Md anlamında \"delil başlangıcı\" olmasına rağmen tanık dinlenmediğini, Özetle; ... firmasına ortaklık hususunun eldeki uyuşmalıktan tamamen ayrı bir konu olup, iş bu davaya konu olan ödemelerin  ayrı şirket  kurulması için yapıldığını, .. şirketinin hisselerinin devir bedeli olmadığını, Diğer yandan, mahkemece her ne kadar \"söz konusu para transferine ilişkin dekont- larda ortak bir şirket kurma  amacıyla para gönderildiğine dair açıklamaya yer verilmediği\" belirtil- miş ise de,müvekkilinin Türkçe bilmediğini, ancak davalıya gönderilen tüm ödemelerde Türkçe karak- terlerle Farsça olarak \".../ Şirket\" açıklaması ile para gönderildiğini, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi Farsça bilmediğinden bu hususun gözden kaçırıldığını, Eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla  kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incele- meye göre;Dava, İİk 67 maddesine dayalı olup sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davacı taraf;  \"davalı ile ... Danışmanlık  ve Dış Ticaret Ltd Şti. ile ilgili hukuki ilişki dışında  dışında ,  ayrı bir şirket kurulmak üzere anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma gereğince davalıya farklı tarihlerde toplam 51.200,00 TL tutarında para gönderdiğini, ancak davalının yeni ( ve ayrı) bir şirket kurmadığını, bu kapsamda yaptığı ödemenin de iade edilmediğini\" beyanla söz konusu ödemenin tahsili talebiyle davalı aleyhine  İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe girişmiş, davalı borçlu \" takip alacaklısına bu dosya ile ilgili veya başkaca her hangi bir borcunun bulunmadığı\"ndan bahisle borca itiraz etmiştır. İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiğinden itirazın iptali talebiyle eldeki (asıl) davanın açıldığı,  davalı tarafın cevabında; \"davacının iade talebi değerlendirilirken kendisinin şirket için yaptığı harcama- lardan davacı hissesine düşen kısmın da dikkate alınmasının gerektiği\"ni  savunduğu, ayrıca karşı dava yoluyla  şirket ortaklığından kaynaklanan alacaklarını ileri sürdüğü, bilahare  karşı davanın iş bu dosyadan tefrik edildiği, mahkemece asıl davaya ilişkin yargılama sonunda da \"davacının davasını ispat edemediği \" gerekçesiyle \" davanın reddine\" karar verildiği tespit edilmiştir. Konu ile diğer  mevzuat hükümleri incelendiğinde ;Havale; Türk Borçlar Kanunu'nun 555. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleci (muhil), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.  Yerleşik Yargıtay Kararlarına göre de ; havale borç ödeme vasıtası, bir çeşit ödeme aracı olup havale belgesinde paranın hangi amaçlı gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Borç ödeme belgesi olan havale nedeni ile alacaklı olduğunu davacı ispat etmelidir.  (Yargıtay 3. HD'nin : 2018/5411 E.,  2019/1718  K. Nolu ilamı) Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığında, bir başkasının aleyhine bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanma- malıdır. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zen- ginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zengin- leştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; \"Aynen Geri Verme İlkesi\"ne göre düzenlenmiştir.Bu bilgiler ışığında dava konusu olay ele alındığında; 1-Davanın niteliği, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, davada ispat yükü davacıya düşmektedir. 2-Davacı iddialarını ispat noktasında delil olarak; banka dekontları, davalının taah- hütnamesi, tanık, bilirkişi, isticvap,banka kayıtları , ticari defter ve kayıtlar, yemin vs delile dayan- maktadır.3- Uyuşmazlık değeri 51.200,00 Tl olup davacı  takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğunu ve alacak miktarını  yazılı/ kesin delil ile ispat etmelidir. 4-Dosya içeriğinden; dava dışı ... Danışmanlık ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin 05.06.2018 tarihinde kurulduğu ve İstanbul Ticaret Odası'nın ... sicil,... oda sicil no- sunda kaydedildiği, sermayesi 100.000,00 TL, tek ortağı ve yetkilisi ... iken Beyoğlu .... Noterlği'nin 26.06.2019 tarih ... yevmiye nolu işlemi ile tasdiklenen 17.06.2019 sayılı 1 nolu Genel Kurul kararı gereğince, ...'e ait hissenin 50.000,00 TL sermaye karşılığı 2000 adet payının hukuki ve mali yükümlülükleri ile ...'e devir ve tescil edildiği, keyfiyetin 03.07.2019 tarihli TTSG'de ilan olunduğu, aynı tarihte şirket unvanının  ... Danışmanlık  ve Dış Ticaret Ltd Şti. olarak değiştirildiği , 13.08.2020 tarihinde de davacı  ...'ın bu şirket ortaklığından ayrıldığı, tek ortak ve yetkilinin yine ... olduğu, tarafların ortak olduğu başkaca bir şirkete dair bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5- a.)Davacının dava dilekçesi ve delil listesi ekinde dosyaya ibraz olunan  04.07.2019 tarih 10.000,00 USD  bedelli, 13.10.2019 tarih 255,00 Euro bedelli, 14.10.2019 tarih 1.668,37 Euro bedelli, 14.11.2019 tarih 4.977,50 Euro bedelli, 14.11.2019 tarih 678,50  Euro bedelli, 02.12.2019 tarih 2.708,00 Euro bedelli, 05.12.2019 tarih 13.000,00 TL bedelli dekontlar davacı tarafça davalıya transfer edilen paralara ilişkin olup bu dekontlarda yeni bir şirket kurulması ile ilgili açıklamaya  yer  verilmemiştir. Ayrıca davacının istinaf dilekçesinde belirttiği üzere, Türkçe karakterlerle Farsça olarak \" .../ Şirket\" şeklinde  bir açıklamada da yoktur. b.)Davacının banka hesabının bulunduğu ... Bankası Harbiye Şubesi'nden gönderilen hesap dökümleri incelendiğinde, davacı tarafından 13.06.2019 tarihinde  davalı adına \"şirkette ortak olduğun için\" açıklaması ile  4.000,00 TL para transferi yapıldığı, (bu işlemin ... şirketine ortaklığın gerçekleştiği 17.06.2019 tarihinden bir kaç gün öncesine isabet ettiği) \"şirket ortaklığı\" açıklaması yapılmış başkaca bir ödemenin  kaydının bulunmadığı  görülmüştür. Bu husus bilirkişi raporunda da belirtilmiştir. Banka kayıtlarına göre de, dava konusu ödemelerin yeni şirket ortaklığı için yapıldığı ispatlanamamıştır. c.)Davacının \"taahhütname\" olduğundan bahisle dosyaya sunduğu fotokopi halindeki delil yabancı dilde yazılmış olup aslı ve Türkçe çevirisi sunulmamış, mahkeme kararında da bu delilin  niteliği ve ispata elverişli olup olmadığı, buna bağlı olarak tanık deliline başvurulup başvurulmayacağı değerlendirilmemiştir. d.) Mahkemece davacıya delilleri arasında yer alan \"yemin\" delilinin hatırlatılması üzerine  davacı  vekili 16.05.2023 tarihli dilekçesinde \"mevcut delil durumu ve bilirkişi raporuna göre alacağın ispatlandığını, davacının karşı tarafın yalan yere yemin edeceği kanaatinde olması nedeniyle şu aşamada yemin deliline dayanmadıkları\" yönünde beyanda bulunmuştur. Ancak Yargıtay'ın ve dairemizin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere; \"yemin\" en son aşamada başvurulması gereken bir delil olup tarafların tüm delilleri toplanmadan delil delilinin hatırlatılması icapsız olmuştur. Buna göre, mahkemece öncelikle, davacı delilleri arasında yer alan ve taahhütname olduğu belirtilen yabancı dildeki belgenin aslı ve Türkçe çevirisinin dosyaya ibrazının sağlanması, sonrasında  bu  taahhütname ile ilgili tarafların isticvabına başvurulması,  ayrıca söz konusu taahhüt- namenin HMK hükümlerine göre delil niteliği (belge, delil başlangıcı vs? ) değerlendirilerek  tanık deliline başvurulup başvurulmayacağı hususunun değerlendirilmesi, gerektiğinde taraflara tanık liste- lerin sunmaları için süre verilerek bildirilen tanıkların dinlenmesi,  mevcut delil durumuna göre önceki bilirkişiden itirazları giderici ek rapor alınması dosya kapsamına göre en son olarak yemin delilinin hatırlatılıp hatırlatılmayacağı, davalı tarafın şirket ortaklığı kapsamında  talep ettiği alacağının ayrı bir dava konusu olduğu da gözetilerek hasıl olarak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken eksik inceleme ile  yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle ;davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla,yukarıda izah edilen şekilde, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"002e7f49e68ce78d","SID":"fe3d9ff1b3c0fe3e"}}