{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1090 Esas<br>KARAR NO: 2024/660 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/12/2021<br>NUMARASI: 2021/108 E.  -  2021/237 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, TPMK nezdinde tescilli ..., ... ve ... nolu markaların sahibi olduğunu, Çatalca Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nün 05.09.2018 tarih ve ... sayılı yazısıyla karşı taraf adına işlem görmekte olan 31.08.2018 tarihli ... sayılı gümrük çıkış beyannamesi muhteviyatı \"...\" ibareli 27648 adet oda spreyinin ve 13296 adet traş köpüğünün tespit edilerek müvekkili şirkete ait markayı havi olmaları nedeniyle durdurma kararı verildiğini, Mahkemece 2018/288 D.İş sayılı dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde karşı taraf adına işlem gören ürünler ile ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini, söz konusu ihracat beyannamesi muhteviyatı ürünler üzerinde müvekkili şirkete ait \"...\" markasının aynen kullanıldığını; işbu ürünlerin müvekkili şirkete ait orijinal ürünler olmayıp, müvekkilinin marka hakkını ihlal eder nitelikte olduğunu ve haksız rekabet de teşkil ettiğini, davalı eyleminden dolayı müvekkili şirketin telafisi mümkün olmayan maddi zararlara maruz kaldığını, gün geçtikçe zararının arttığını, bahsi geçen sağlığa zararlı ürünlerin müvekkiline ait olduğu yanılgısı nedeniyle itibar kaybına da uğradığını, davalı yanın tecavüz teşkil eden eylemi nedeniyle müvekkilinin yoksun kalınan kazancının SMK m.151/2-b hükmü mucibince hesaplanmasını istediklerini, müvekkilinin tescilli markasının hükümsüz kılınmadığı sürece korunması gerektiğini belirterek, davalı şirketin, müvekkili şirket adına tescilli/başvuru halindeki \"...” esas unsurlu markaları, tasarımları ve telif hakları aleyhinde yarattığı tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, men'ini ve ref'ini, tecavüz suretiyle imal edilen ürünlerden, tabelalardan, her türlü tanıtım evrakı ve ticari evraktan silinmesini, silinmesi mümkün olmuyorsa imha edilmesini, her türlü internet mecrasından kaldırılmasını, olmuyorsa erişimin engellenmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte, 2.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap ve davacı ... tic. Ltd. Şirketi ile ... aleyhine açtığı karşı dava dilekçesinde; müvekkili şirketin grup şirketi olan ... Tic. A.Ş. tarafından üretilip ihraç kayıtlı olarak müvekkili tarafından Bulgaristan firması ... LTD'ye ihracı yapılacak olan ürünlerin karşı tarafın şikayeti ve ihbarı ile Gümrük Müdürlüğü tarafından muhafaza altına alınmasından sonra, karşı tarafın gerçekleri gizleyerek Mahkemeyi yanıltmak suretiyle hak sahipliği varmış gibi delil tespiti talebiyle menkullerin muhafazasını talep ettiğini, dosya üzerinden menkullerin muhafazasının devamına karar verildiğini, itirazlarının duruşmalı değerlendirilmesi sonunda tedbir kararının kaldırıldığını, davacı şirketin yetkilileri ve ortaklarının (müvekkili şirkette uzun süre pazarlama sorumlusu olarak çalışmış olan ...), gerek şahsen ve gerekse şirketleri adına uzun zamandan beri eylem birliği içinde ve kötü niyetli olarak hareket etmek suretiyle müvekkilinin markalarını taklit ederek, benzerlerini tescil ettirmeye çalışarak SMK'ya aykırı işlem ve eylem birliği içinde olduklarını, müvekkilinin uzun zamandır kullandığı markaları,  tescilli/tescilsiz unvanları, müşterilerinin kullandığı benzer markaları taklit edip TPMK nezdinde tescil etmeye çalışan ...  ve ...'nın tamamen kötü niyetli olduklarını, ..., müvekkili şirkette çalıştığı dönemde pazarlamadan sorumlu olduğundan marka işlerini de takip ettiğini, bu dönemde müvekkilinin ana markası olan \"...\" markasına benzer birçok markayı eşi ... adına tescil ettirdiğini, kötü niyetli tescillerin fark edilmesiyle birlikte davacı markalarının hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve sonrasında buna rağmen benzer markalara tekrar müracaat ederek, haksız eylemlerine yasal koruma elde etmeye çalışmaya devam ettiğini, karşı tarafın, uzun süre müvekkilinin tescilli markalarını taklit ettiği için taraflar arasında davalar devam ederken, bu kere şirketin/grubun uzun süre üretimini yaptığı ancak Türkiye'de tescili yapılmamış olan \"...\" markasını kötü niyetle tescil ederek müvekkilini taklitçilikle suçlamaya çalıştığını, 2010 yılından beri faturalar incelendiğinde müvekkili şirketlerden üretici firma ... A.Ş.nin \"...\" markasını kullandığının görüleceğini, ...  tarafından yapılan şikayette, tedbir talep edenin niyetinin sadece müvekkili şirketler grubuna zarar vermek, ayrıca müvekkilinin müşterisini müvekkilinden soğutup haksız olarak elde etmek olduğunu, karşı tarafın müvekkilini mağdur etmek için ... LTD isimli müşterisine sattığı ürünleri Gümrükte haksız olarak durdurup, tedbir kararı aldırdığını, karşı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak yaptığı şikayetler sebebiyle müvekkiline ait tüm ihraç konteynerlerinin boşaltılarak tek tek arandığını, bu esnada arama ücretleri, konteyner bekleme ücretleri, ardiye ücretleri, araç ücretleri dahil olmak üzere yaklaşık 10.000 USD'yi bulan zararlarının ortaya çıktığını; müşterileri nezdinde terminlere yetişememe ve suçlu imiş gibi muamele yapılması sebebiyle yine ağır manevi zarar ve ticari itibar kaybına uğradığını belirterek, asıl davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile, HMK'nun 107. ve devamı maddelerine göre fazlaya dair hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik belirsiz alacak davası nitelendirmesiyle 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın karşı davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. açıklanan nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 12/11/2021 tarihli ara kararı ile; karşı davanın asıl davadan ayrılarak, başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.<br>MAHKEME KARARI:  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/12/2021 tarihli 2021/108 E. - 2021/237K. sayılı kararıyla; \"...Dosyaya sunulu belge ve delillerin hep birlikte değerlendirmesinde; davalının, davacı firmanın marka tescil tarihlerinden önce davaya konu markayı Bulgaristan'da bulunan firmalar ile yaptığı fason üretim anlaşmaları ve ihracat yolu ile kullandığı, davacının ise marka tescil tarihinden önce markanın kullanımına ilişkin bir delil sunmadığı, davacı firmanın 12/09/2018 tarihli İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre tek ortağı ve sahibinin ...  olduğu, ... , davacı firmanın eski çalışanı olduğu, hatta davalı tanıklarına göre 16 yaşında çalışma hayatına davalı firma sahibinin yanında başladığı, bu durumda davalı firmanın, sunulu faturalar ile sabit \"...\" markası ile yapmış olduğu ticaretten haberdar olmamasının beklenemeyeceği, davalı firmadan ayrılıp, davacı şirketin sahibi olduktan sonra, davalı firmada çalışırken ithalat yolu ile ticaretinden bilgi sahibi olduğu markanın tescilini sağlayarak marka hakkına tecavüz kaynaklı davalar ikame etmenin MK. Md.2'e tanımını bulan iyiniyet ve TTK 54 ve devamı maddelerinde belirlenen ticari dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, hukukun ise kötüniyetli davranış ile ticari dürüstlük kurallarına uygun olmayan hukuki ve ticari fiilleri korumayacağı hukuki ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Davacı vekili her ne kadar, davalının sunduğu faturaların poliforma fatura olmalarından dolayı delil niteliğine haiz olmadıkları iddiasında bulunmuş ise de, söz konusu proforma fatura ve çeki ile birlikte davalı yanın faturaları da ibraz ettiği ve tek tip gümrük beyannameleri ile birlikte incelendikleri bu itibarla davacı tarafın itirazlarının yerinde olmadığı\" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davalının savunmalarını kanıtlayacak delil sunamadığı, yalnızca yurt dışına ihracat yapmasının yeterli olmadığını, Türkiye'de de satışının gerçekleşmesi gerektiğini,İhracatta markanın kullanılması gerçek hak sahipliği için kabul edilse bile davalının bu durumu yasal ve ispata elverişli delillerle ortaya koyması gerektiğini, bu konuda sunulan proforma fatura ve çeki listesinin ispat için değeri olan bir belge olmadığını,Müvekkilinin markasının tescilli olduğunu, ticari kaygılarla devredildiğini, markaları hükümsüz kılınmadıkça korumasının devam edeceğini ve markaya tecavüz nedeniyle uğradıkları zararların tazmin edilmesi gerektiğini, Davalının tanıklarının gerçeğe aykırı olduğunu, hükme esas alınamayacaklarını, tanık ... tarafından markanın Bulgaristan'da tescilli olduğunun tespit edilemediğini, ayrıca müvekkilinin tanıktan 3.000,00 Euro para istediğine dair tanık beyanının da ispatlanamadığını, Tanık ...'ın müvekkili şirketin yetkilisinin 16 yaşında davalı şirkette çalışmaya başladığına dair beyanının da doğru olmadığını, davalı şirkette 27 yaşında çalışmaya başladığını, 2011 yılında işten ayrıldığını, 2011-2015 yılları arasında çeşitli firmalarda sigortalı olarak çalıştığını, Davalı şirkette çalıştığı dönemde firmanın mali açıdan zor durumda olması nedeniyle markaların kendi adına tescili için başvurmasını istediklerini, diğer davalara konu markaların bu şekilde tescil edildiğini, ancak müvekkili şirket yetkilisinin işten ayrıldıktan sonra bu markaları kullanmayı etik bulmadığı için hiç bir şekilde kullanmadığını,Davaya konu \"...\" markasının müvekkili şirket yetkilisinin eşi adına tescil ettirildiği iddiasının TPMK'dan gelen marka kayıtları ile gerçek olmadığının tespit edildiğini, Davalı şirket ile müvekkili şirketin yetkilisi arasında iş davalarının görüldüğünü ve şirket yetkilisi lehine tazminata hükmedildiğini, Müvekkilinin kötüniyetli olduğu iddiasının mesnetsiz olduğunu, hükme dayanak teşkil edemeyeceğini, Müvekkilinin çalışma hayatında oluşturduğu markaları adına tescil ettirdiğini, bu tescillere karşı davalı tarafın itirazda bulunmadığını, ticari hayatın olağan akışı içinde markaların devrinin sağlandığını, Müvekkili şirket yetkilisinin davalı şirkette personel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, firmanın satım/marka/ihracat kanallarıyla ilgili bilgisi bulunmadığı gibi bu alanlardaki ürünlerden de haberdar olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 11/10/2017 başvuru, 05/04/2018 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 05. sınıfta, ...  adına tescilli olduğu, 29/09/2017 başvuru, 13/02/2018 tescil tarihli, ...  numaralı \"...\" markasının 03. Sınıfta ....  adına tescilli olduğu, 23/02/2018 başvuru, 13/07/2018 tescil tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 03 ve 05. Sınıflarda ... adına tescilli olduğu, Eyüpsultan ... Noterliğinin 23/01/2019 tarihli, ... Yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile ... Limited Şirketi tarafından ...'e devredildikleri tespit edilmiştir. Yargılama sırasında ise markaların Temmuz 2019 tarihinde devredilmesi nedeniyle dava dışı ... Anonim Şirketi adına tescil edildikleri bilirkişiler tarafından tespit edilmiş, markaların son tescil kayıtları TPMK'dan istenilerek dosyaya alınmıştır.Dosya içinde bulunan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/288 Değişik iş sayılı dosyası incelendiğinde; .... Tic. Ltd. Şirketi tarafından, ... Tic. Ltd. Şirketi aleyhine 06/09/2018 tarihinde delil tespiti ve ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiği, 07/09/2018 tarihli, 2018/285 Karar sayılı kararla ihtiyati tebdir talebinin kabulüne ve Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nün 05/09/2018 tarih ve ... sayılı durdurma kararın akonu, karşı yan ... Tic. Ltd. Şirketi adına işlem gören 31/08/2018 tarih ve ... sayılı gümrük çıkış beynannamesi muhteviyatı \"...\" ibareli 27.648 adet oda spreyi ve \"...\" ibareli 13.296 adet traş köpüğü cinsi eşyanın bulundukları yerde tedbiren muhafazasının devamına karar verildiği, karara karşı itiraz edilmesi üzerine, bu kez Mahkemenin 02/10/2018 tarihli kararı ile tedbirin kaldırılmasına, SMK'nun 159/2-c maddesi uyarınca 10.000,00 TL teminatla ters ihtiyati tedbir kararı verildiği, kararın tedbir isteyen tarafından istinaf edilmesi üzerine  İstanbul BAM 16. Hukuk Daireinin 31/12/2018 tarihli, 2018/3744 Esas, 2018/2773 Karar sayılı kararı ile teminat yönünden talebin kabul edilerek, teminatın 50.000,00 TL olarak ödenmesine karar verildiği tespit edilmiştir. Davacı şirkete ait ticaret sicil kaydı incelendiğinde; 08/01/2015 tarihinde sicile tescil edildiği, tek ortağının ... olduğu tespit edilmiştir.Davalı tanığı ... tercümanla alınan beyanında; davalı firma ile yaklaşık 10 yıldan beri ticaret yaptığını, Bulgaristan'da kendisine ait bir firması olduğunu, bu firmanın davalı firma ile ticaret yaptığını, davaya konu \"...\" markasının aslen kendisine ait bir marka olduğunu, 10 yıl kadar önce Bulgaristan'da bu markayı tescil ettirdiğini ve davalı firmanın bu markayı kullanması için de izin verdiğini, kendisinin verdiği izin çerçevesinde firmanın bu markayı kullandığını, sahip olduğu ... isimli firma adına ürünlerini üretmesi için davalı firma ile sözleşme yaptığını, kendileri üretim yaptıktan ve kendisine ait tescilli markaları bu ürünlerde kullandıktan sonra bu ürünleri kendisine verdiğini, aralarında fason üretim için böyle bir anlaşma olduğunu, söz konusu markasının tecsilinin Bulgaristan'da yapıldığını ve evrakları olduğunu, ayrıca davalı firma ile aralarında yapmış oldukları yazılı sözleşme de olduğunu, ...  isimli kişiyi tanıdığını, kendisinin Bulgaristan'a gelip ticaret yaptığını ve bu şekilde tanıştıklarını, davacı firmanın temsilcisi olarak da tanıdığını, bu kişinin, davalı firma ile ticaret yaptığını bildiğini, bir yıl kadar önce tam olarak hatırlayamadığı bir tarihte Türkiye'den davalı firmadan sipariş ettiği ürünlere gümrükte el konulduğunu öğrendiğini, ne olduğunu öğrenmek için Türkiyeye geldiğini ve  ... ile görüştüğünü, kendisine \"sen de biliyorsun söz konusu marka benimdir. 10 yıldan beri ben kullanıyorum ve tescillidir. Neden böyle bir şey yaptın\" şeklinde sorduğunu, net bir cevap vermediğini,  \"Bundan sonra benden mal alacaksın\" dediğini,  ayrıca kendisinin birtakım masraflarının olduğunu söyleyerek 3 bin EURO istediğini, kendisinin de bunun şantaj olduğunu ve doğru olmadığını kendisine söylediğini, kabul etmediğini, söz konusu görüşmeye dair mesajların halen telefonunda olduğunu, kendisine gösterilen katalogda yalnızca şampuanları 10 yıl kadar önce ve yine yalnızca bir defaya mahsus olmak üzere davacı firmadan satın aldığını beyan etmiştir.Tanık ...   beyanında; yaklaşık 9 yıldır davalı firmada çalıştığını, kimya mühendisi olduğunu, hali hazırda satış departmanında çalıştığını, firmanın genel itibariyle kozmetik ve kimya sektöründe fason üretim yaptığını, diğer dinlenen tanığın firması ...  isimli firmaya da yaklaşık 10 yıldır fason üretim yaptıklarını, söz konusu tanık ile kişisel tanışıklıkları olduğunu, ... isimli kişinin de 16 yaşından beri firmalarında patronunun yanında firma çalışanı olarak yer aldığını, diğer tanık ile ...  kişisel tanışıklığı olduğunu, firmalarının söz konusu tanığın firması ile yapmış olduğu anlaşmayı bildiğini, tanığın Bulgaristan'da tescilli \"...\" markasını bu nedenle bildiğini, ayrıca yine bizzat davalı firma çalışanı olduğu dönemde hem davaya konu \"...\" markasını, hem de davalı firmanın iş yaptığı başka firmaların markalarını davalı firmanın haberi olmaksızın kendi adına tescil ettirdiğini, hatta ilk başta bu tescili kendi eşinin adına yaptırdığını, sonra kendisine devrettirdiğini, bu kötüniyetli tesciller dolayısıyla firmasının gümrükte el konulan mallar dolayısıyla zarara uğradığını, bildiği kadarıyla 3.800,00 Euro artı diğer masraflar olmak üzere davalı firmanın ödeme yapmak zorunda kaldığını, ayrıca mallar gümrükte beklediği için paslandığını ve diğer tanığın firmasına ulaştığı zaman kullanılamaz hale geldiğini, bu nedenle her iki firma ve ülke ekonomisinin zarar gördüğünü, markaların tescilini yaptırdıktan sonra ...  davalı firmadan ayrılarak davacı firmayı kurduğunu ve eşinin üzerinden kendi üzerine devrettirdiği markalardan kaynaklı haklarını kullanarak firmanın dışarıya fason ürettiği mallara gümrükte el koydurduğunu beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince alınan 02/12/2020 tarihli  bilirkişi heyet raporunda;  \"...davacı ...'nın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasını dayandırdığı markalar, TPMK nezdinde halihazırda davacı şirket adına değil, ... TİC, A.Ş. unvanlı şirket adına kayıtlı olduğu ... markasının, davacının TPMK nezdindeki tescillerinden önce 3 ve 5. sınıflarda Bulgaristan'da tescilli olduğuna dair bir bilgi tespit edilmediği, Bulgaristan'da dava konusu marka ilgili sınıflarda daha önceden tescil edilmiş olsaydı bile, marka korumasında geçerli olan ülkesellik ilkesi gereğince TPMK nezdinde tescilli markalar ülkemizde kural olarak (tanınmış marka ve gerçek hak sahipliği istisna teşkil eder) korunur ve sahiplerine SMK'dan doğan hakları bahşedeceği, davalı ..., marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı işbu davada eskiye dayalı kullanımı (gerçek-üstün hak sahipliğini) bir def'i olarak ileri sürdüğü, sunulu faturalar ve sair evrak incelendiğinde, davacı adına tescilli ... markalarının, koruma tarihlerinden önce -markasal kullanım kabul edilen- ihracatta kullanıldığı tespit edildiği; bu itibarla, davalı savunmasının yerinde olduğu, Mahkeme, davalının eyleminin davacı ...'nın marka hakkına tecavüz (ve haksız rekabet) teşkil ettiği sonucuna varırsa, davacının SMK m.151/2-b (“Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç\") hükmü uyarınca talep edebileceği net kazanç (maddi tazminat) 245,78 TL hesap edilmiştir. Ancak, davalı ...'in “...” markalı ürün satışlarının ve karlılık oranlarının çok düşük olması, ayrıca, karlılık oranlarının tüm ürün çeşitlerini kapsaması nedeniyle, net kazanç çok düşük bulunduğu, dolayısıyla, davacının talep edebileceği 245,78 TL net kazanç (maddi tazminat) miktarının TBK m.50 ve 51 çerçevesinde artırılmasının takdiri Mahkeme'ye ait olduğu\" hususlarını tespit ve rapor ettikleri görülmüştür.Dosya, davalı vekilinin celse arasında bilirkişi tarafından mahallinde incelendiğini beyan ettiği ve raporda yer almadığını bildirdiği faturaları hakkında ek rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişiler 10/09/2021 tarihli raporlarında; \"Davalı şirketin faaliyet giderlerinin brüt kar içindeki oranı 2017 yılında %87,6 (Faaliyet Karı Oranı %12,4) ve 2018 yılında %90 (Faaliyet Karı oranı %10) oranında olduğu dikkate alınarak yapılan hesaplamada; davaya konu “elvim” markalı ürünlerin satışından 29.09.2017 -31.12.2017 tarihleri arasında; 3.112,21 TL x %12,4=385,91 TL Faaliyet Karı ve 01.01.2018 -25.09.2018 tarihleri arasında; 49.102,54 TL x %10=4.910,25 TL Faaliyet Karı olmak üzere, davalı/karşı davacının SMK m. 151/2-b “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” hükmü uyarınca talep edebileceği maddi tazminat miktarının 5.296,16 TL olarak hesap edildiği, ancak, söz konusu ürünlere ait alış fiyatları, sadece davalı/karşı davacı vekili tarafından dosyaya sunulan örnek alış faturalarından tespit edilen alış fiyatları olduğundan ve faaliyet giderleri tüm ürünlere ait faaliyet giderlerini kapsadığından, dolayısıyla, dava konusu ürünlere ait alış tutarı ile faaliyet giderleri kesin olarak tespit edilemediğinden, 5.296,16 TL olarak hesap edilen maddi tazminat miktarının TBK m.50 ve 51 kapsamında takdirinin Mahkeme'ye ait olduğu, Davacı ...'nin 13.04.2021 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu 21.01.2015, 24.01.2015 ve 14.07.2015 tarihli irsaliyeli faturalar incelendiğinde, .... Tic. Ltd. Şti. (davacı/karşı davalının eski ticaret unvanı) tarafından düzenlenen bu faturalara toplamda 20.000 adedi aşan ... oda spreyi, ... saç spreyi,.... deodorant, ... traş köpüğü, ... bebek şampuanı emtialarının konu olduğu görüldüğü, Davalı/karşı davacının sunduğu faturalara bakıldığında, Kök Raporda belirtilen dava dışı .... A.Ş.'nin Bulgaristan şirketi ... LTD.'ye kestiği 26.12.2012 tarihli ve malın cinsi “oda spreyi (...)” yazılı, 22.12.2014 tarihli ve malın cinsi “oda spreyi (...)” ve “traş köpüğü (...)” yazılı, 04.10.2012 tarihli ve malın cinsi “oda spreyi (...)” yazılı faturaların tarihlerinin davacı/karşı davalının sunduğu 3 adet faturadan önceye ait olduğu anlaşıldığı, davacı proforma faturaların Gümrük beyannameleri ve Maliye Bakanlığı kaşeli fatura ile desteklenmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, ancak Davalı/karşı davacının sunduğu bu delillerin sadece proforma fatura ve çeki listesinden ibaret olmadığı, faturaların da sunulduğu\" hususlarını bildirdikleri görülmüştür.\" hususlarını bildirdikleri görülmüştür.<br>G E R E K Ç E: Dava, marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; davacı şirket yetkilisi ...’nin uzun süre davalı şirkette çalıştıktan sonra işinden ayrıldığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. ... ’nin davalı şirketin grup şirketlerinden olan ... Tic. A.Ş.’ne ait markalar ile benzer bir kısım markaları kendi adına tescil ettirdiği, bir kısmının ise eşi ...  adına tescil edildikleri, ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...”, ... numaralı “...” markalarıyla ilgili ... Tic. A.Ş. tarafından açılan marka hükümsüzlüğü davasının kabul edilerek, ... adına tescilli “...” markasının tamamının, ... adına tescilli diğer markaların 03 ve 05. sınıflar yönünden hükümsüz kılındığı da D.İş dosyasına sunulan Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/152 Esas, 2016/67 Karar sayılı kararı ile bu karara ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/8011 Esas, 2018/1647 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiştir. Yine ... Tic. A.Ş. tarafından davacı şirket yetkilisi ... haklarında İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/71 Esas sayılı marka hükümsüzlüğü davasının da açıldığı, D.İş dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir.Davalı şirketin davaya konu “...” markasını grup şirketi olan ... Tic. A.Ş. tarafından yurt dışına ithal edilen kozmetik ürünleri üzerinde 2012 yılından bu yana kullandığını gösteren proforma faturalar ve çeki belgesi ile ispat edilmiş olduğu, davacı şirketin o tarihten daha önce markayı kullandığına dair iddiasını ispatlayamadığı, bu kullanımların davalı şirketle ilgisi olmadığına dair bir itirazda da bulunmadıkları, yalnızca sunulan belgelerin kullanımı ispatlamaya yeterli olmadığı yönünde itiraz ettikleri, davalı şirketin marka üzerinde öncelik hakkının mevcut olduğunun konusunda uzman bilirkişilerin yaptıkları incelemeler ile tespit edildiği, tanık anlatımlarıyla da davacı şirketin tek ortağı ve sahibi olan ..., davalı firmanın eski çalışanı olduğu, hatta 16 yaşında çalışma hayatına davalı firma sahibinin yanında başladığı, bu durumda davalı firmanın, sunulu faturalar ile kullanımı ispat edilen \"...\" markası ile yapmış olduğu ticaretten haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı firmadan ayrılıp, davacı şirketin sahibi olduktan sonra, davalı firmada çalışırken ithalat yolu ile ticaretinden bilgi sahibi olduğu markanın tescilini sağlayarak marka hakkına tecavüz iddiasıyla davalı firmaya dava açmasının TMK.’nun 2. maddesinde tanımlanan iyiniyet ve TTK’nun  54 ve devamı maddelerinde belirlenen ticari dürüstlük kurallarına uygun olmadığı, hukukun ise kötüniyetli davranış ile ticari dürüstlük kurallarına uygun olmayan hukuki ve ticari fiilleri korumayacağı, davacının davaya dayanak yaptığı markaların yargılama sırasında kısa sürede iki kez devir suretiyle el değiştirdikleri, bu nedenlerle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. <br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 04/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e9a0d64fddf21b7","SID":"b77f230c97243258"}}