{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/891 <br>KARAR NO: 2024/1005<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/06/2023<br>ESAS NO: 2022/1265 <br>KARAR NO: 2023/530<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 03/05/2024<br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkilinin davalı kooperatife üyelikten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini,  kooperatif tarafından çıkarılmış olan kesin maliyet bedelini ödediğini,   davalı kooperatif tarafından  kendisine,...  İli, ...  İlçesi, ..  ada, ...  parsel, ... kat. ... numaralı dairenin verildiğini, müvekkiline gönderilen kesin maliyet bedelinin müvekkili tarafından ödendiğini, 25/11/2010 tarihinde müvekkilin tapusunu aldığını, ve davalı kooperatif tarafından müvekkiline 24/01/2011 tarihinde davalı tarafından  ilişik kesme belgesi verildiğini,  daha sonra davalı tarafından müvekkiline yeniden borç çıkarıldığını, yeni bir kesin hesap raporu  gönderildiğini ve müvekkilinin icra tehlikesi karşısında kaldığını, yürürlüğe giren 7410 sayılı Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa eklenen geçici 11. Madde ile düzenleme yapıldığını, davalı kooperatif de etaplar halinde konutlarını yapıp kesin maliyet bedeli çıkarıp üyelerine tebliğ ettiğini, kesin maliyet bedelini ödeyen üyelere ise tapu devri yaptığını, müvekkilinin de tapusunu almış olması nedeniyle hiçbir borcu bulunmadığından menfi tespit taleplerinin kabulü ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle;  Sadece Kayseriye özgü çıkarılan bu kanunun Anayasanın 10. Maddesine aykırı olduğunu, kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel kurallar içermesinin hukuk devleti olmanın bir gereği olduğunu, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunların yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulandığını,  7410 sayılı kanun ile Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici madde 11 de yer alan düzenlemelerin hukuk normlarının öngörülebilir olması gerekliliğinden çok uzak olup hukuk devletine olan güven duygusunu zedeleyeceğini, somut norm denetimi yolu ile gelen dosya hakkında Anayasa Mahkemesi 775 sayılı Gecekondu Kanununa Gaziantep ili Şahinbey ilçesi sınırları için eklenen Geçici madde 10 hakkında Anayasının 2, 13, 35, 36 maddelerine ve öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu gerekçeleri ile iptal edildiğini, kanuni düzenlemenin iptal edileceğinin aşikar olduğunu, davacı tarafından ikmal edilen bu davanın temelinin 7410 sayılı kanun ile kooperatifler kanununa eklenen geçici madde 11 hükmü olduğunu, 7410 sayılı Kooperatifler kanununa eklenen  geçici 11. Madde nin Ç bendinde genel giderler ve yönetim giderleri düzenleme ile getirilen kuraldan ayrı tutulduğunu, bu nedenle müflis kooperatifçe davacıdan  genel giderlere katılım borcunu talep etmesinde herhangi bir hukuka  aykırılık bulunmadığını, kooperatifin davacıdan talep ettiği katılım payı alacağı hukuka uygun olup davacının iddialarını kabul etmediklerini, davacının kooperatif üyeliğinin sona erdiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, kooperatifin amacının üyelerin konut ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu, kooperatifin kuruluşundan bugüne kadar bu amacı karşılamak için çalıştığını, kura yolu ile de konutların sahiplerinin belirlendiğini, konut inşaasının devamında geçen süreç içerisinde  artan maliyetler ve ağırlaşan  ekonomik şartlar nedeni ile  konutları erken teslim alan üyeler ile almayan üyeler arasında  ekonomik bir dengesizlik oluştuğunu, kooperatifler kanununa göre genel giderler ve yönetim giderlerinden sorumluluğunun  mevcut olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...Somut olayda davacı kooperatif üyesi hakkında davalı kooperatif tarafından maliyet bedeli çıkarılarak davacıya tebliğ edilmiş bir borç tutarı bulunmadığı, dava dilekçesinde belirtilen taşınmazın ferdileşme yoluyla davacıya tapuda devredildiği, davacı ile aynı hukukî statüdeki kooperatif üyelerine yönelik yeni bir borç tahakkuk ettirildiğine yahut kooperatif yetkili organlarında davacı ile aynı veya benzer hukukî statüdeki üyelere yeni bir malî yükümlülük yükletilmesine dair karar alındığına dair bilgi ve belge bulunmadığı gibi davacı aleyhine böyle bir borcun tahsili istemiyle icra takibi başlatılmadığı yahut dava açılmadığı dosyada mevcut delil ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde davacının dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede; Koop. K. geçici 11. maddede aranan şartları taşımayan, henüz mahkeme kararı yahut icra takibi kesinleşmemiş bir aşamada davacının ayrıca borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) isteminde bulunmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira, kooperatif tarafından  üyeye yönelik başlatılan icra takibi durmuş ve itirazın iptali davası açılmış ise, itirazın iptali davasına bakan mahkemenin geçici 11. maddedeki yasal düzenlemeyi resen nazara alması ve somut uyuşmazlığa uygulaması zorunludur. Öte yandan; mahkemenin vermiş olduğu karar henüz kesinleşmemiş ise, kanun yolları olan istinaf ve temyiz incelemesi sırasında, bu yasal değişiklik ve yeni yasal düzenleme çerçevesinde tarafların hukuki durumunun değerlendirilmesi maksadıyla hükmün bozulmasına karar verileceği ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderileceği açıktır. Dolayısıyla mahkeme kararı henüz kesinleşmemiş bir aşamada, davacı üyenin davalı kooperatif aleyhine geçici 11. madde kapsamında, dava açma zorunluluğu bulunmamakta, diğer bir deyişle davacının böyle bir aşamada korunmaya değer güncel bir hukuki menfaati bulunmamaktadır. Öte yandan; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. maddedeki yasal düzenleme, Anayasa Mahkemesinin 16/02/2023 tarih, 2022/126 Esas, 2023/29 Karar sayılı iptal kararı ile iptal edilmiş ve iptal kararı 09/03/2023 gün ve  32127 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş ise de; davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve fakat Anayasa Mahkemesi'nin anılan kararı ile iptal edilen yasal düzenleme çerçevesinde dahi açılan davanın, davacının dava açmakta hukuki yararın bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, diğer bir deyimle davacının anılan geçici 11. maddedeki yasal düzenleme iptal edilmemiş olsaydı dahi, bu davayı açmakta korunmaya değer güncel bir hukuki menfaati bulunmadığı anlaşılmakla; davacının davasını dayandırdığı yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin sonuca bir etkisi bulunmamakla, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle HMK M.114/1-h, 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle müvekkilin davalı kooperatife borçlu olmadığına dair genel hükümler kapsamında talep hakkı bulunmakta  olup bu kapsamda inceleme yapılması gerektiğini, zira 04.06.1958 gün 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların bu olguları hukuken nitelendirmek uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevi olduğunu, diğer bir deyişle bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime ait olduğunu, anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hakim yapacak ve görevli olup olmadığını da taraflar ileri sürmese dahi gözeteceğini, müvekkil de davalı kooperatife karşı  bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve tapusunu almış tapusunu aldığı tarihten itibaren de genel kurullara davet edilmediğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 4. maddesinde üyeliğin kazanılması ve kaybedilmesi ile ilgili hükümlerin ana sözleşmede yer alması mecburi hükümler arasında olduğunu, ana sözleşme; kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla  kooperatif tüzel kişiliği arasında özel hukuk sözleşmesi olduğunu, ana sözleşmeye Kooperatifler Kanununa aykırı olmamak koşuluyla sözleşme serbestisi çerçevesinde istenen hükümler konabileceğini, davalı kooperatif de  ana sözlemeye 61. Maddesi değişikli  ile özel olarak çıkma nedeni düzenlediğini, müvekkil de tapusunu alırken kesin maliyet dahil değişen ana sözleşme gereği tüm parasal kooperatif anasözleşmesinin 61. maddesinde genel olarak çıkma nedenleri yanında “özel çıkma” nedeni kabul edildiğini, bu hüküm, genel kurul kararı ile anasözleşmeden çıkarılmadığı veya iptal edilmediği sürece kooperatifi ve tüm üyeleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, kooperatifçilikte eşitlik ilkesi, eşit statüde olan ortakların aynı hakka sahip olması ve aynı borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektireceğini, eşitlik ilkesini düzenleyen 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesindeki, “kooperatif ortakları, bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler.” Hükmüne göre, örneğin yapı kooperatiflerinde; peşin bedelli üyeler kendi aralarında, normal statüde üyeler ise normal statüde olan üyeler arasında karşılaştırma yapılarak; her üyenin kendi statüsü içerisindeki emsal üyelere göre eşitligi gözetilir. Kooperatifler hukukunda çoğunlukla  nispi eşitlik ilkesi geçerli olduğunu, somut olayda müvekkil kura neticesinde kendisine isabet eden konuta ilişkin çıkarılan kesin maliyet bedelini ödediğini ve  61/e  maddesi gereğince kesin maliyeti ödeyerek tapusunu aldığına ve istifasının kabulü ile ortalıktan çıkarıldığı ve genel kurullara davet edilmediğini, bu durumda özel çıkma nedeni olarak düzenlenen ana sözleşme 61/e bendinin nispi eşitlik kuralı gereği geçerli olması nedeniyle müvekkilden yeniden ortaklıktan kaynaklı talepte bulunulamayacağını, istinaf talebinin kabulü ile  Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1265 E. 2023/530 K. Sayılı ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, davalı kooperatif tarafından alınan genel kurul kararı uyarınca doğan borç nedeniyle davacı kooperatif üyesinin davalı yapı kooperatifine borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve beyanlar kapsamında 10.000,00 TL miktarı üzerinden menfi tespit davası açıldığı ve mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın usulden reddine kararı verildiği görülmüştür. Davacı işbu kararı istinaf etttiğinden istinaf edilen karar miktarının/dava değerinin 10.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar” başlığını taşıyan 341. maddesinin 2. fıkrasında açıkça; “Miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.”341/4. Fıkrasında \"(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (1)\" hüküm altına alınmıştır.Mahkemece 08/06/2023 tarihinde nihai karar verilmiş olup, hükmün verildiği tarih itibariyle kesinlik (İstinaf edilebilme) sınırı 17.830,00 TL’dir.Davacı tarafından istinaf kanun yoluna konu edilen karara ilişkin asıl talebinin kabul edilmeyen bölümünün yani reddedilen kısmının ise 10.000,00TL'ye ilişkin olduğu görülmüş olup HMK 341/4 maddesi gereğince hükmün verildiği tarih itibariyle alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. (Bu miktar karar tarihi itibariyle 17.830,00 (onyedibinsekizyüzotuz) Türk Lirasına yükseltilmiştir.) Bu miktarı geçmeyen davalara ilişkin kararlar kesin olduğundan, mahkemece her ne kadar ilgili istinaf başvuru dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmemiş ise de; aynı Kanun hükme ve  352. madde hükmü uyarınca, istinaf başvuru dilekçesinin miktar itibariyle kesin olan bir karara ilişkin olması sebebiyle davacının istinaf dilekçesinin/başvurusunun HMK 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. (T.C.YARGITAY 20.Hukuk Dairesi'nin 2017/5341 E - 2019/127 K sayılı emsal kararı da aynı yöndedir.)HMK 352/1-b maddesine göre kesin olan kararların istinafı halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk dairesince  ön incelemede öncelikle gerekli karar verilir.Açıklanan nedenlerle davacının istinaf ettiği karara ilişkin dava değerinin/miktarının kesinlik (istinaf edilebilme) sınırının altında olması nedeniyle kesin sayılan kararla ilgili işbu istinaf  dilekçesinin/talebinin HMK 341/4 ve HMK 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinafa konu dava değerinin karar tarihi itibari ile kesinlik (istinaf edilebilme) sınırı kapsamında kaldığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun  341/4 ve 352/1-b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden davacının peşin yatırdığı 427,60 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,  <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; HMK'nın 359/4.maddesi gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ada13081cce1a73a","SID":"df89c01d7dc93ca5"}}