{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/2185 - 2024/449<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/2185 <br>KARAR NO\t: 2024/449<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/801 Esas 2022/750 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 27/03/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 30/04/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;18.08.2020 tarihinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın, karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yaya ...'ye emniyet şeridinin hemen yanında çarparak yaralanmasına sebep olduğunu, dava konusu olayda davacının hiçbir kusuru bulunmadığını, davalının, davacının zararlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak  3.900,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 4.000,00 TL'nin kaza tarihi itibari ile işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile; kalıcı iş göremezlik talebini138.814,35-TL, bakıcı gideri talebini 1,471,50-TL olarak belirleyerek, davalıdan tahsilini istemiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde: dava konusu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, bakıcı gideri talep haklarının davacı çocuğa değil ebeveynlerine ait olduğunu, davacının sekelsiz iyileştiğini, muaccel bir alacağın bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davanın, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalanan aracın davacıya çarpması sonucu oluşan trafik kazası nedeniyle oluşan  maddi  zararın tazmini istemi olduğu,T.C. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 11/05/2022 tarihli raporda, davacının, “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında, özür oranının %13 (yüzde onüç) olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 (iki) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 (altı) aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği,  kusur bilirkişisinden alınan raporda, davacı yaya ...'nin meydana gelen kazanın oluşumuna ilişkin 2918 sayılı KTK'nın 68/b, yönetmeliğin 138. md kurallarına aykırı hareketle meydana gelen kazanın oluşumunda %75 oranında asli kusurlu olduğu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunun 47. maddesi ve 52. maddesini ihlali nedeniyle tali % 25 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişiden alınan raporda ise,  maluliyet ve %25 kusur durumuna göre davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararının 138.814,35 TL, bakıcı giderinin 1.471,50TL hesaplandığı, alınan bilirkişi raporlarının yargısal denetime elverişli olup, somut olaya uygun düştüğü ölçüde hükme esas alındığı, davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderini talep edebileceği gerekçesiyle; “1-Davacının davasının kabulüne, 138.814,35TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 1.471,50TL bakıcı gideri tazminatının 18/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından ıslah edilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br><br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, medikal firmadan alınan uzman raporunda; “sekelsiz iyileşen sol humerus şaft, sol femur şaft ve sol pumbik ramus kırığı” açısından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmeliğe ve Çalışma Gücü Kaybı ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyet oluşturmayacağı, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan raporda ise, sol femurda angülasyon yaklaşık 5 derece olduğu bildirilmesine rağmen, tabloya göre bu oran 10 derecenin altında olması nedeniyle maluliyet oluşturmadığı halde sehven maluliyet gösterildiğini, %13 özür oranının uygun olmadığının belirtildiğini,  maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, bu nedenle Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerektiği halde, eksik inceleme ile karar verildiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru da bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğu olmadığını, kazaya taşıt yoluna kurallara aykırı giren davacının neden olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemidir. Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacıya, davalı tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın çarpması ile meydana gelen kaza nedeniyle davacı sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>1-Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak, bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.<br>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114'üncü maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir. MÖHUK’un 48'inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.<br>Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17'inci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Yine; \"yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları\" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; \"(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz.\" düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, \"geçici koruma\" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi \"uluslararası koruma statüsünde\" olması halinde mümkün görülmektedir.  <br>Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48'inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. <br>Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. <br>Kabule göre ise; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan rapor ve mahkemece alınmasa dahi dosyaya sunulan mevcut raporlar arasında çelişki bulunması halinde raporlar arasındaki çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmemelidir.<br>Somut olayda; mahkemece hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından  \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümleri çerçevesinde düzenlenen raporda davacının tedavi evrakları da incelenmek suretiyle trafik kazası nedeniyle meydana gelen \"femur şaft kırığı\" nedeniyle oluşan angulasyon (açı oluşumu) 10-14 derece arasında olduğu kabul edilerek, engel oranının %13 olacağı kabul edilmiş, rapora davalı vekilleri tarafından itiraz edilerek engel oranının uygun olmadığı, Adli Tıp Uzmanı ile Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı doktorlardan alınan medikal uzman raporuna göre raporun davacının yaralanmasına uygun olmadığı ileri sürülmüş, itiraz ile birlikte sunulan uzman görüşünde de, mahkemece alınan raporda angulasyon durumunun hatalı ölçüldüğü, davacıda meydana gelen femur şaft kırığı nedeniyle oluşan angulasyon oranın %5 olduğu, bu nedenle engel oranın yüksek hesaplandığı belirtilmiştir.<br>Bu durumda, davalı tarafın somut sebepler de belirtilmek suretiyle engellilik raporuna itiraz ettiği gözetilerek, taraflarca bildirilen tüm raporlar ve kazadan sonraki tüm tedavi evrakları dosyaya kazandırılarak, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünde kaybının veya azalmasının meydana gelip gelmediği, engeli/maluliyeti bulunması halinde kaza ile illiyeti olup olmadığının değerlendirildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri gereğince malulliyet/engellik raporu (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik uygulaması gerektiği kabul edilmektedir.) alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.<br>Yine, davalı hakkında ZMMS kapsamında sorumluluğu çerçevesinde tazminat davası açılmış olup, araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde davalının sorumluluğuna gidilebilir. Mahkemece alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde, davacının %75 oranında asli kusurlu, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında tali kusurlu olduğu kabul edilerek, davalının sorumluluğuna karar verilmiş ise de, alınan rapora davalı tarafından itiraz edilmiştir. Bunun yanı sıra meydana gelen kaza nedeniyle, araç sürücüsü hakkında taksirle yaralama suçundan açılan ceza davasında  keşfen alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde olay yerinin özellikleri de değerlendirilmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde davacı/mağdur ...'nin asli ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek araç sürücüsünün atılı suçtan beraatine karar verildiği, UYAP'dan yapılan incelemeye göre mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesi tarafından verilen beraat kararı hukuk hakimi bağlamaz ise de, ceza mahkemesi tarafından olayın oluş şekline ilişkin maddi vaka hukuk hakimini bağlayacağından, davalının rapora itirazı da gözetilerek, ceza dosyası da dosya içerisine kazandırılarak, Adli Tıp Kurumu yahut Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur durumunun tespit edildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, bundan sonra kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 30/09/2022 tarihli 2021/801 Esas - 2022/750 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye<br>Üye<br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63f5ebd193c8c190","SID":"6869795978c3ba10"}}