{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/1585 <br>KARAR NO\t\t: 2024/623<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2020 (Dava) - 05/10/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/661 Esas - 2021/785 Karar<br>DAVA             \t\t: Tazminat <br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/10/2021 tarih ve 2020/661 Esas - 2021/785 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu, davalının ise Kasko Sigortacısı olduğu, ... plakalı aracın tek taraflı kaza yapması nedeni ile müvekkilinin aracında hasar oluştuğunu, davalı sigorta Şirketine müracaat edilmesi nedeni ile hasar dosyası açıldığını, hasarın ödenmesinin reddedildiğini ileri sürerek, müvekkilinin maliki bulunduğu, kazaya konu ...  plakalı araçta meydana gelen zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ileride yapılacak bilirkişi tespiti sonucu ortaya çıkacak zarardan kaynaklı tazminat talebini artırmak üzere; şimdilik 100,00.-TL alacağın davalı Sigorta kooperitifinden  başvuru  tarihinden itibaren işleyecek temerrüt  faizi ile birlikte davalı sigorta kooperatifinden alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı tarafın kaza oluşumunda alkolün etkisinde olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin bu nedenle davacının hasar tazmini talebini reddettiğini, davacının başvuru tarihinden itibaren yasal faiz talep ettiğini, talep edilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Kaza tutanağı, Poliçe ve hasar dosyası dosya içersinde mevcuttur. Kaza tutanağına göre emniyet görevlilerince kaza yerinde yapılan inceleme ve sürücü beyanına göre kazanın oluşumunda yolun ıslak ve havanın yağışlı olması nedeni ile arcın hızın yol ve hava şartlarına uydurmamak kuralını ihlal etmesi nedeni ile kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hasar dosyasında ise sürücünün kazanın meydana geldiği saat itibari ile sürücünün alkol testinin sonradan yapılması nedeni ile sürücünün kaza anında 0,61 promil alkollü olduğu belirtilerek bu nedenle tazminat ödemesi yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ancak hasar dosyasında kaza saati 15.34 olarak belirtilmesine karşılık kaza tutanağında kaza saati 17.00 olarak belirtilmiş, dolayısı ile alkol ölçüm saatine göre davacının 0,61 promil alkollü olmayacağı da anlaşılmaktadır. Davacının olaydan 1 saat geçmeden alınan alkol raporuna göre, 0,26 promil alkollü olduğuna ilişkin bir raporu bulunmaktadır. Mahkememizce kazanın meydana gelmesinde alkolün etkisi bulunup bulunmadığı, neden meydana geldiği, davacı aracında hasar miktarının ne olduğu hususlarında İst. Teknik Ün. Karayolları Kürsüsünde görevli iki makina mühendisi profesör düzeyinde bilirkişi ile bir nöroloji uzmanından oluşacak heyetten alınan raporda sürücünün davalının savunduğu gibi  0,61 promil alkollü olmasının kazanın münhasıran alkole bağlı olarak meydana geldiğinin göstergesi olamayacağı gibi , zaten davacının kaza anında sınırı aşan şeklide alkollü olduğuna dair bir rapor bulunmadığı, kaza tutanağında da emniyet görevlilerinin alkole ilişkin bir tespitinin de bulunmadığı, aksine yol ve hava durumuna bağlı olarak kazanın meydana geldiğinin tespit edildiği, dolayısı ile davacının olay anında alkollü olduğunun tespit edilemediği, heyet raporuna göre davacı aracında 30.000,00 TL hasar meydana geldiği...\" gerekçesiyle davanın KABULÜ ile, 30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda davanın ticari iş olup olmadığı hususunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2020/1716 esas ve 2020/1286 karar sayılı dosyasında verilen yargı yerinin belirlenmesi kararında işin ticari iş olduğu konusunda karar verildiğini, davanın ticari dava olduğu hususunda bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığını, tacirin ticari işletmesi ile ilgili verdiği bir avans ya da yaptığı bir gider için faiz ödeneceğinin kararlaştırılmamış olsa bile tacirin TTK 20. Madde hükmü uyarınca faiz isteyebileceğini, ticari faizin uygulanacağı yerlerin TTK hükümlerine göre ticari işlerde ve tacirler arası ilişkilerde ticari faiz uygulanacağını, ancak her iki taraf için ticari sayılan ilişkilerde, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın sözleşmeye aykırılıktan veya haksız eylemlerden kaynaklı davalarda ticari faiz uygulanacağını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece maddi tazminat yönünden verilmiş olan kararın eksik olduğunu, yerel mahkemece bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, dosyada somut olan GPRS kayıtları varken bu kayıtlar üzerinden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, ancak bu hususta hiç bir inceleme yapılmadığını, sürücünün alkol etkisi ile yaşadığı durum, havanın karlı olması, alkol seviyesinin çok önemli olduğunu, bilirkişi heyetince bu hususların hiç değerlendirilmediğini, bu hususta yaptıkları itirazlarının da dikkate alınmadığını, heyet raporunda müvekkili sigorta  şirketinin araştırma raporlarına ithaf dahi edilmediğini, araştırma raporunda GPRS kayıtlarının dikkate alınmadığını, yerel mahkeme tarafından yeterli incelemenin yapılmadığını, bilirkişi raporunda kaza saatinin tespitine gidilmediğini, mahkemenin kaza gününe ait özellikle dosya da mevcut GPRS kayıtları incelendiğinde sürücünün alkollü olduğu, sigortalının kaza saati ile ilgili doğru ihbar yükümlülüğünü de yerine getirmediğinin tespit edilmiş olacağını ancak dosyada eksik bilirkişi raporu ile hüküm verildiğini, mahkeme kararında kasko sigortası poliçesi şartları gereğince muafiyet ve klozlar üzerinden değerlendirme yapmadığını,  bilirkişinin tespit edilen kaza tarihi olan 30/12/2018 tarihinde araç rayiç değeri üzerinden %2 muafiyet olan 1.200,00 TL'yi düştükten sonra gerçek zararın hesaplanması gerektiğini, davacının açtığı  davanın belirsiz alacak davası olmadığını kısmi dava açtığını, mahkemenin zaman aşımı defi itirazlarının değerlendirilmeyip davanın belirsiz alacak olduğuna karar verdiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, kasko poliçesine dayalı hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.<br>İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Davacı kasko poliçesine dayalı olarak araçtaki hasar bedelini talep etmiş, davalı ise sürücünün alkollü olduğunu, bu sebeple ödeme yapmadıklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.<br>1-) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davalı vekilinin istinaf itirazları bakımından ilk olarak, davanın kısmi dava olarak açıldığına ve ıslah zamanaşımının gerçekleştiğine dair itirazının reddi gerekmiştir. Zira davacı fazlaya dair hakların saklı tutarak açtığı davasında dilekçe içeriği ve özellikle netice-i talep kısmında açıkça, ileride yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacak zarara göre tazminat talebini arttırmak kaydıyla davasını açtığını belirmiş olduğundan, buna göre açılan davanın mahkemece belirsiz alacak davası olarak açıldığına dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi itibariyle tüm alacak bakımından zamanaşımı kesildiğinden bu yöndeki itirazların reddi gerekmiştir.<br>2-) Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kaza anının trafik tespit tutanağında 17.00 olarak geçtiği,  aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge niteliğindeki kaza tespit tutanağının aksini iddia eden davalının bu hususu ispata yeter nitelikte delil sunamadığı, 17.54'de yapılan alkol ölçümünde sürücünün 0,26 promil alkollü olduğunun tespit edildiği ve nörolog bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi raporuna göre kazanın oluş şekli uyarınca bu orandaki alkol oranının kazaya münhasıran sebebiyet veremeyeceğinin tespit edildiği, bunun yanı sıra aynı raporda aracın rayiç bedeli ve hasar kalemlerinin emsal bedeller nazara alınarak, açık, anlaşılır, denetime elverişli olarak tespit ediliği anlaşılmakla, davalı vekilinin bu konudaki istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.<br>3-) Sigorta sözleşmelerinde muafiyet; hasarın, sigortalı tarafından karşılanacak olan, sigorta şirketinin sorumlu olmadığı ilk bölümüdür. Sigortacının sorumluluğu, muafiyet miktarı aşıldıktan sonra başlamaktadır. Muafiyet sigortalının herhangi bir hasarda yüklenmesi gereken meblağdır ve amacı zarara sigortalının da katılımını temin ederek, azami derecede dikkat ve özenini sağlamaktır. Öncelikle sigortalının zararı tespit edilerek, muafiyet miktarından sigortalı, muafiyet miktarının üzerinde kalan kısımdan ise, davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerekir. Taraflar arasındaki kasko poliçesine göre aracın hasarında rayiç bedel üzerinden %2 muafiyet tenzili şartı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece %2 muafiyet şartı uyarınca araç rayiç bedelinin 60.000,00 TL olarak tespit edilmesine göre bu bedelden 1.200,00 TL (%2) tenzil edilip sovtaj bedeli olan 30.000,00 TL'nin de mahsubu ile sonuç hasar bedelinin 28.800,00 TL olarak tespiti yerine bu husus gözden kaçırılarak hüküm kurulması hatalı olmuş, bu konudaki davalı istinaf itirazı haklı bulumuştur.<br>4-) Taraflar arasındaki ilişkinin, TTK’da düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklanmasına ve bu tür sözleşmelerin TTK’nın 3. ve 4. maddeleri (6102 sayılı TTK m. 4) hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işlerden  olmasına ve yine başvuru sahibi aracının rent a car aracı olarak kullanılmasına ve taraflar arasındaki poliçenin de rent a car kasko poliçesi olmasına  göre talep gibi avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, davacı istinaf itirazları haklı görülmüştür.<br>Bu nedenlerle; yerel mahkeme kararının taraflar lehine kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından Dairemizce davanın esası hakkında HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıda yazılı şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/661 Esas - 2021/785 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-1-b-2 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE,<br>\"a-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 28.800,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>b-Harçlar Yasası uyarınca 1.967,32 TL harç alınmasına, peşin alınanc 44,40 TL harç ile 550,00 TL ıslah harcının mahsubu ile noksan 1.372,93-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>c-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,<br>d-Davacı tarafından yapılan 95,20-TL ilk dava gideri, 550,00.-TL ıslah harcı gideri, 2.516,50.-TL yargılama süreci giderinden ibaret toplam 3.161,7‬0-TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmı itibariyle (%96 kabul-%4 red) hesaplanan 3.035,23 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>e-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>f-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kabul edilen dava değeri üzerinden Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ve takdir olunan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp vekili yararına davacıya verilmesine,<br>g-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca 1.200,00  TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>h-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan gider avansı miktarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,\"<br>  ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE,<br>3-İstinaf İncelemesi Yönünden Harç ve Yargılama Masrafları;<br>a-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,<br>b-Davacı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ve tebligat gideri 22,00 TL olmak üzere toplam 184,10 TL  yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>c-Davalı tarafından yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>d-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>e-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"180c19a33a4582ed","SID":"7f88dcdc587f5dc6"}}