{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/365 <br>KARAR NO\t: 2024/685<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                              \t  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/55 E.  -  2021/440 K.<br><br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2021 Tarih ve 2021/55 Esas - 2021/440 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava konusu marka başvurusunun yayınına itiraz ettiklerini, itirazın reddedildiğini, karara itirazın da dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin çok sayıda tescilli markası bulunduğunu, müvekkilinin markası için tanınmışlık kararı olduğunu, dava konusu başvurunun kötüniyetli bulunduğunu, markaların benzer olduğunu, zira müvekkilinin markasının ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu, mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, başvurunun tescili halinde seri marka izlenimi doğacağını ileri sürerek 2020-M-10665 Sayılı YİDK kararının iptali ile 2019/128265 sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, müvekkili şirketin Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından kabul edilen ulusal yeterliliklerine göre sınav ve belgelendirme faaliyetlerini yürüten personel belgelendirme kuruluşu olduğunu, markaların benzer olmadığını, emsal yargı kararları bulunduğunu, müvekkilin kötü niyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının \"Şekil+...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait     \"...\" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle özellikle de markaların bütünselliği dikkate alınarak  görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da bulunmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen  markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, dava konusu  marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı veya TTK'nın 54 ve devamı maddelerine göre haksız rekabet oluşturduğu iddiası da ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının 2019/128265 Sayılı “...” ibareli başvurusunun müvekkilinin “...” ibareli markalarıyla tüketici nezdinde karıştırılacak düzeyde benzer bulunduğunu, müvekkilinin tanınmış markasının tek veya asıl unsurunu oluşturan “...” ibaresinin anlamsız ve yaratılmış bir sözcük olduğunu, uzun yıllara dayanan yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtımlarla ayırt ediciliğinin daha da yüksek seviyelere ulaştığını, davalıya ait markanın esas unsurunun da “...” ibaresi olduğunu,  itiraza konu başvuruda asıl ve baskın unsur olarak yer alan ... ibaresi ile müvekkilinin tanınmış ... asıl veya tek unsurlu markalarının arasında sadece tek bir harf farklılığı bulunduğunu, tek bir harf farklılığının, görsel anlamda tüketici nezdinde markalar arasında herhangi bir fark yaratmaya yeterli olamayacağını, davaya konu başvurunun tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı veya benzer olduğunu, davalı şirketin 2019/128265 Sayılı “...” ibareli başvurusunun müvekkilinin “...” ibareli markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağladığını, ... ibareli markalarının tanınmış bir marka olduğunun şüphesiz olduğunu, YİDK kararında SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, davalı şirketin 2019/128265 Sayılı “...” ibareli başvurusunun kötüniyetli olduğunu ve müvekkili aleyhine haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük  istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden, dosyadaki uyuşmazlığın, davacıya ait ... ibareli markalarının, davalının  \"Şekil+...\" ibareli marka başvurusu yönünden SMK'nın 6/1,  6/5, 6/9 hükümleri çerçevesinde tescil engeli olup olmadığı,  YİDK kararının yerinde bulunup bulunmadığına ilişkin olup, davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavalı şirketin \"Şekil+...\" ibaresinin marka olarak tescili istemiyle başvuruda bulunduğu, tescil kapsamında 35, 41 ve 42. Sınıftaki  hizmetlerin bulunduğu, başvurunun ilanı üzerine davacının ... esas ibareli markaları ile davalının başvurusuna konu ibarenin benzer olduğunu ileri sürerek itirazda bulunduğu, davacının itirazının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir.  Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tAçıklanan hükümler çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının \"Şekil+...\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, zira davalının başvurusuna konu markanın esas unsurunun \"...\" davacının itirazına mesnet markalarının esas unsurunun \"...\" olduğu, tek harf farklılığının markalı farklı kılmaya yetmediği, esasen davacının \"...\" ibareli markalarının belirli bir bilinirliğinin bulunması sebebi ile de bu iltibasın arttığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının \"Şekil+...\" ibareli marka başvurusunu gördüğünde, derhal ve hiç düşünmeden davacının \"...\" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının\"...\" ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak / yararlanmak isterken davalının \"Şekil+...\" ibareli başvuru markalı  malı/hizmeti  satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından  başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşacağı, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin; ... - ... markalarına ilişkin olarak verdiği 2022/1897 Esas ve 2023/1543 sayılı kararı ile ... - ... ibareli markalara ilişkin olarak verdiği 2018/3132 Esas ve 2019/4477 Karar sayılı kararlarının da bu yönde olduğu görülmüştür. <br>\t Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken, çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüm bu hususlar ile dosya kapsamında görüşüne başvurulan bilirkişi raporu birlikte irdelendiğinde, davalı tarafın başvurusunda yer alan tüm mal ve hizmetlerin davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/benzer olduğu anlaşılmıştır. \t<br>\tDiğer taraftan, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Mahkemece, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da bulunmadığı belirtilmiş ise de, emsal içtihatlar nazara alındığında mahkemenin marka işaretlerinin benzemediği yönündeki gerekçesinin yerinde bulunmadığı, esasen markaların kapsamlarının benzer bulunması karşısında tanınmışlık hususunda bir inceleme yapılmasının sonuca bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır. <br>\tDiğer taraftan, somut olayda, davalı tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut delillerin bulunmadığı, ayrıca markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına  ilişkin herhangi bir olgu ve olayın da somut uyuşmazlık açısından gerçekleşmediği için başvuru sahibi davalı şirketin dava konusu marka başvurusu yönünden kötüniyetli olmadığı kanaatine varılmış olup, mahkemece bu hususta da aynı sonuca  varılmıştır.   <br>\t<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ İle Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/12/2021 gün ve 2021/55 Esas - 2021/440 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2020-M-10665 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t3-2019/128265 sayılı markanın henüz tescil edilmediği anlaşıldığından davacının hükümsüzlük talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye ‭368,3‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.100,00.TL bilirkişi ücreti, 137,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 93,10.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 2.550,8‬0 TL yargılama gideri ve 59,30.TL başvurma harcı, 59,30.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.669,4‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ba98dbdb1e2fa5f","SID":"c0c7dd4751a8b867"}}