{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 06/01/2020<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 01/04/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... ürünleri arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini davalı borçlu ...'ın da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip düzenlenen ihtarnamenin tebliğinden sonra da ödeme yapılmadığından takibe girişildiğini, girişilen takibe davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Mahkememizce dosya bankacılık uzmanı bir bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan rapora göre: Bu sözleşemede daha sonraki 16/03/2017 tarihli şirket kredi kartı sözleşmesi ile bağlantı kurulduğu yine davacı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu şirket arasında 16/03/2017 tarihli 35.000,00.-TL limitli şirket kredi kartı sözleşmesi imzalandığı, bu sözleş- meyi ... müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığının belirtildiği görülmüştür. Gerçekten sözleşmenin 16. Maddesinde: \" Müşteri ... Şirkete kredi kartı verilmesi halinde genel kredi sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan şirket kredi kartı kobi kart üyelik ve kredi sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağını kabul eder.\" denildikten sonra 9. Maddesinde de kefil .. Bankaya müş- terinin ..borçlandığı veya borçlanacağı tutarı ... Belirtilen miktara kadar müteselsil kefil olarak öde- meyi kabul ve taahhüt eder ifadesi geçmektedir. Bu durumda kefilin müşterinin bilahare borçlanacağı tutarları da kefaleti ile teminat altına aldığının kabulü gerekir. Devamla bilirkişi raporunda \"Ticari kredi kartları hesabı ise merkez bankası tebliği gere- ğince  %27 akdi %33 temerrüt faizine tabidir. Ancak banka 14/11/2018 tarihli takip talebinde %30,24 oranında temerrüt faizi talebinde bulunduğundan talebi ile bağlı bulunmaktadır. Kat ihtarnamesinin davalıya 07/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği 3 günlük sürenin 02/11/2018 tarihinde dolmakla temer- rüte düştüğü kat tarihi itibarı ile toplam asıl alacak mik- tarının 33.316,09.-TL olduğu, temerrüt tari- hine kadar işleyen akdi faizin 299,84.-TL, takip tarihine kadar işleyen temerrüt faizinin 55,97-TL olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce resen BSMV hesaplanmış bunun da miktarı 17.79.-TL olarak bulun- muştur. Mahkememizce yapılan değerlendirmede: Davalı borçlunun her ne kadar kredi kartı sözleşmesinde kefalete ilişkin bir imzası olmasa bile kefil sıfatı ile imzaladığı genel kredi sözleşme- sinin 16. Ve 9. Maddeleri kapsamında şirketin kredi kartından doğan borçlarından da sorumludur. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının hesabın kat edildiği tarih itibarı ile asıl alacağı temerrüt tarihine kadar akdi, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar temerrüt faizi hesapları ve bu faiz miktarlarının %5'i oranındaki BSMV alacağı hesap edilmek suretiyle davanın aşağıdaki şekilde kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı asil istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı ... Şti.'nin, ... Bankası ... Şubesi'nden kullandığı 400.000,00 TL bedelli ve 08/03/2017 tarihli krediye müteselsil kefil olduğunu, bankanın matbu olarak hazırladığı kefalet akdinde evli olduğu halde kefilin eşinin rızası bölümünün boş bırakıldığını, eşinin kefalete onayının alınmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmayan bankanın geçersiz sözleşmeye göre alacaklı olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kredi kartı sözleşmesinde imzasının olmadığı gibi, genel kredi sözleşmesinin 16. ve 9. maddelerinin altında da imzasının bulunmadığını, mahkemece gerekçede sözleşmede imzasının olduğunun belirtildiğini, imzasının olmamasına rağmen, diğer kefilin kullandığı kredi kartından sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, kredi borcunun bankaya ödenip ödenmediği konusunda tespit için bankanın genel muhasebe kayıtlarında inceleme yapılmadığını, borç doğuran belgeler incelenmeden sadece ihtarnameye dayalı borç hesaplamasının kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporuyla dosyaya sunulan sözleşme bilgilerinde çelişki bulunduğundan bu rapora dayanarak karar verilemeyeceğini, bilirkişi raporunda eşinin rızasının olup olmadığı yönünde inceleme yapılmadığını, sözleşmede imzasının olduğu belirtilmiş ise de sorumluluğunu gerektiren hükümlerin altında imzasının olmadığını belirterek itiraz ettiğini ancak mahkemenin itirazlarını dikkate almadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 266/1 maddesi uyarınca; mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. HMK'nın 281 ve 282. maddelerinde ise; tarafların bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkemenin bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebileceği, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği ve hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hususları düzenlenmiştir. <br>Somut olayda; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında bankacı bilirkişiden 11.06.2019 tarihli bilirkişi kök raporu alınmış olup; bu raporda davalı ...’ın kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinin bağlantılı olduğu şirket kredi kartı sözleşmesinde davalı kefilin imzasının bulunmadığı, kredi kartını kullanan asıl borçlu dava dışı şirketin ve kartı fiilen kullanan dava dışı kefilin kartın kullanımından doğan borçtan sorumlu olduğu, davalı kefil ...’ın ise kurumsal kredi kartları hükümlerine yönelik bir sözleşme ve/veya taahhütnamede kefalet imzasının bulunmaması nedeniyle kredi kartı kredisinin özel tahsis niteliği de dikkate alındığında dava ve takip konusu yapılan kredi kartı işlemlerinden kefalet sorumluluğunun bulunmadığı kanaati bildirilmiş; mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ek raporla davalı için hesaplama yapılabileceği hususu açıklanmış, bunun üzerine mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak raporda yapılan hesaplama üzerinden mahkemece resen BSMV de hesaplanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Uyuşmazlık ticari kredi kartı borcundan kaynaklanmakta olup; davalı kefil ile dava dışı diğer kefil ... genel kredi sözleşmesinde imzası bulunmasına rağmen ticari kredi kartı nedeniyle davalının bir kefaletinin bulunmadığı, dava dışı diğer kefil ... ise genel kredi sözleşmesinden ayrı olarak ticari kredi kartı nedeniyle bir kefaletin bulunduğu ve kredi kartını fiilen kullandığı hususu anlaşılmaktadır. Konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 11.06.2019 tarihli bilirkişi kök raporunda davalının kredi kartı işlemlerinden kefalet sorumluluğunun bulunmadığı hususları ayrıntılı olarak açıklanmasına ve teknik bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına rağmen mahkemece aksi kanaatle davanın kabülüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Hal böyleyken; davalı kefil ...’ın  kurumsal kredi kartları hükümlerine yönelik bir sözleşme ve/veya taahhütnamede kefalet imzasının bulunmaması ve kredi kartı kredisinin özel tahsis niteliği gözetildiğinde davalının sorumluluğu olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere  Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/01/2020  tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın REDDİNE;<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf karar harcının peşin yatırılan 586,03 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 158,43  TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,<br> Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/04/2021 tarih ve  ... Esas - ... Karar sayılı, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE,<br>b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan giderlerinin  kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>d-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>e-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 585,35 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde  davalıya İADESİNE, <br>b-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 48,50 TL posta masrafı, 16,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 227,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br><br>... </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57164282bc81aff3","SID":"319684fce03c7fc3"}}