{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/308 Esas<br>KARAR NO: 2024/552<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2020<br>NUMARASI: 2016/825 E. - 2020/629 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin keşideci ... tarafından ... lehine düzenlenmiş, 12/12/2014 düzenleme tarihli ve 12/01/2015 vade tarihli 92.000-TL bedelli dava konusu senedi avalist sıfatıyla imzaladığını, davalının senedi vadesinde ödemediğinden bahisle İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2015/708 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alarak müvekkili aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve alacaklı vekilinin talebi üzerine müvekkilinin gayrimenkulleri üzerinde haciz işlemi tesis edildiğini, akabinde alacaklı vekilince tapuya İstanbul ili,Üsküdar ilçesi,... Mah....Bölüm No:.. ,Zemin parsel No:... , sayfa no:... ve ... olarak kayıtlı bulunan taşınmazların satışının istenildiğini, öncelikle müvekkilinin icra takibi dolayısı ile telafisi imkansız zararların doğmasının önlenmesi amacıyla 6100 sayılı kanunun 389.ve 392.mad.gereğince teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin durdurulmasına, sözkonusu senedin kambiyo vasfını taşımaması sebebi ile müvekkilinin avalist sıfatıyla herhangi bir borcu olmadığının tespitine, senedin geçerli bir bono olduğuna karar verilmesi durumunda ise eşin rızasının olmaması sebebiyle aval taahhüdünün geçersiz olduğuna ve borcunun olmadığının tespitine, senedin kambiyo vasfını haiz olduğu ve aval taahhüdünün geçerli olduğuna karar verilmesi halinde ise müvekkilinin imza koymuş olduğu, senedin tahrifattan önceki 92.000-TL bedeli üzerinden borcunun olduğunun tespitine ve takibin geriye kalan tutarı bakımından borcunun olmadığının tespitine, davalı/alacaklı açıkça kötü niyetle müvekkiline karşı sözkonusu takibi yaptığı için İİK m.67/2 gereği müvekkilinin borcunun olmadığının tespit edilen tutarın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı senet üzerinde yer alan imzası ile aval olduğunu, bono üzerine kefil ibaresi konsa dahi bu aval olarak nitelendirilir ve aval veren, bononun diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.TTK nun 636.mad.hükmü gereğince kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esası olduğundan, bu tür senetlerde imzası olan herkes, hamile karşı müteselsilen sorumludur. Bu açıklamalar doğrultusunda Türk Ticaret Kanunu'nda özel hükümler olması sebebiyle kambiyo senetlerinde BK 'nun 584.ve 603.maddeleri uygulanamaz.O halde mahkemece her iki borçlu yönünden de talebin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir. Öncelikle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, işbu davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Her ne kadar davacı taraf öncelikle avalin eşin rızası bulunmadığından geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de TTK 701 Md. Kapsamında davacının davaya konu senet üzerinde avalist sıfatını taşıdığı, TTK'da aval'e ilişkin hükümler özel olarak düzenlenmiş olup eşin rızasına ilişkin kefalet hükümlerinin iş bu davada uygulanmasının mümkün olmadığı, bononun kambiyo senedine vasfına haiz olup davacının da avalist hükümlerine tabi olduğu, kambiyo senedindeki tahrifat hususuna gelince gerek İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesi'nde gerekse mahkememizde yaptırılan bilirkişi incelemesi ve ATK raporuna göre senette tahrifat yapılmış olduğu tespit edilmiş olup senet bedelinin 92.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerekmekte olup bu nedenle açılan menfi tespit davasında davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında borcunun 92.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve bakiye kalan borçtan sorumlu olmadığına ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ayrıca davalının, senet üzerinde tahrifat yaparak kötüniyet hareket etmiş olduğu sabit olduğundan borçlu olunmayan asıl alacak tutarı üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına\" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  -6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki (\"TTK\") özel düzenlemeler sebebiyle aval veren açısından eş rızası aranmayacağını ve bonodaki tahrifatla ilgili olarak bono üzerindeki tüm yazıların bizzat keşideci ... tarafından yazıldığını, bir kıymetli evrakın keşidecisi tarafından kıymetli evrak üzerinde varsa yapılan değişikliklerin tahrifat olarak nitelendirilmesinin mümkün olmayacağını, kıymetli evrakın lehtara teslim edildikten sonra ciro edilmesiyle tedavüle çıkacağından bu ana kadar ki değişikliklerin tahrifat olarak nitelendirilemeyeceğini  ve davacının da bizzat bononun 920.000,00 TL bedelli olduğunu bilinerek aval verdiğini, -İncelemeye konu bonoya bakıldığında özünde yalnızca üç kişi açısından borç ve alacak doğurduğunu, Keşideci dava dışı ... ve avalist davacı ... söz konusu kıymetli evrakın taşıdığı alacak açısından borçlu, lehtar Müvekkil ...'un ise alacaklı konumunda olduğunu, değişikliğin hangi aşamada ve kim tarafından yapıldığının tespit edilmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor talep edilmiş olsa da söz konusu raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, rapordan çıkarılan tek sonucun bono üzerindeki rakamla bedel gösterir hanede 0 rakamının sağında \"0\" ile bedelin harflerle gösterildiği \"dokuzyüzyirmibin\" kısmının farklı bir kalemle tek seferde bono üzerine yazıldığı olduğunu,  tahrifatın kim tarafından ve ne zaman yapıldığı sorularına cevap bulmadan karar verilmesinin doğru olmadığını,  taleplerinin \"dava konusu olmadığından\" reddedildiğini, bu durumun yargılamanın esaslı konularından birisi olduğunu -bononun bizzat Müvekkili huzurunda düzenlendiğini ve davacı ... ile ... tarafından imzalandığını, gerek davacı gerekse dava dışı ... birlikte hareket ederek bonoyu önce 92.000,00 TL şeklinde hazırlayarak bu şekilde fotokopi aldığını, akabinde ise taraflar arasındaki gerçek iradeye uygun olarak 920.000,00 TL şeklinde doldurup Müvekkiline teslim ettiklerini, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan bononun bedelinin harfler ile yazılmadığını, ilgili alan boş bırakıldığını, bedelin önce harflerle \"doksanikibin\" şeklinde yazılması ve sonradan \"dokuzyüzyirmibin\" şeklinde çevrilmesi zor olacağından ve hatta böyle bir değişikliğe uğramış bononun Müvekkili tarafından kabul edilmeyeceği bilindiğinden bu kısmın kasıtlı olarak boş bırakıldığını, Davacı ve dava dışı ...'nin bu eyleminin apaçık bir şekilde dolandırıcılık teşkil ettiğini, Müvekkil'e teslim edilen bonoya bakıldığında, çıplak gözle herhangi bir değişiklik yapıldığının fark edilmesinin mümkün olmadığını, -Bilirkişi ... tarafından ... uzmanlık numaralı 23.11.2020 tarihli bilimsel mütalaada ortaya konulan en önemli hususun bono üzerindeki tüm yazıların bizzat dava dışı bono keşidecisi ...'ye ait olması olduğunu, Dava dışı ... ve davacı ... hakkında söz konusu eylemlerinden dolayı taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/178770 numaralı soruşturma dosyası üzerinden söz konusu şikayetlerinin incelendiğini,  -Mahkemenin bonoda tahrifat olduğuna ilişkin kararının yanlış olduğunu, somut olayda tahrifat hükümlerinin tatbikinin mümkün olmadığını,  durum tam olarak uyuşmazlık konu bono üzerinde davacı ve dava dışı keşideci tarafından yapılan değişiklikleri kapsadığını, TTK m.748 hükmünün tatbiki için ön şartın tedavülde olan bir kıymetli evrak üzerinde değişiklik yapılmış olması olduğunu,  diğer bir anlatımla \"Senet Metninde Değişiklikler\" kavramı, kıymetli evrakın tedavüle çıkmasından sonra senet metnine dahil unsurlarda meydana gelen irade dışı değişiklikleri karşıladığını,  keşideci tarafından düzenlenen ancak henüz teslim edilmeyen bir senet üzerindeki hakkın doğumu dahi şüpheli olup böyle bir senedin tedavülde olmasından bahsedilemeyeceğini, tedavülde olmayan bir senet üzerindeki değişikliğin ise \"Tahrifat\" olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını,  -Mahkemece ulaşılan sonuç ile dosya kapsamı arasında bir ilişki olmadığı gibi kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin İİK m.72/5 hükmünde aranan şartların da somut olayda mevcut olmadığını, müvekkilinin senet üzerinde tahrifat yaptığını gösterir en küçük bir belge veya bulgu olmadığını, müvekkilinin, elinde bulunan ve tamamen keşidecisi tarafından doldurulmuş olmakla hukuki anlamda hiçbir tahrifat olmayan bir bonoyu takibe koyduğunu, Müvekkilinin  kötüniyetli olduğu sonucuna ulaşılamayacağını,  icra takibinin haksızlığına ilişkin bir delil de dosyada bulunmadığından söz konusu tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, -Somut uyuşmazlıkta Yerel Mahkemenin, kanun hükmünün de önüne geçerek davacı tarafın hiçbir teminat göstermesine gerek olmaksızın tedbir kararı verdiğini, verilen tedbir kararının esas yönünden kanuna aykırılığı  yanında usul yönünden de hukuka aykırı olduğunu,  yerel mahkemece 05.07.2017 günü verilen tedbir kararına ilişkin HMK m.391 şartlarını sağlar bir gerekçeli ara karar halen -aradan geçen 3 yıla rağmen- yazılmış olmadığını, söz konusu ara karara ilişkin gerekçeli kararın yazılmaması sebebiyle taraflarına da bu karara ilişkin herhangi bir tebligat yapılamadığını, söz konusu tedbir kararının kaldırılması yönünde bir ara karar verilmesini, kararın  kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından senette tahrifat yapıldığı bahsiyle borca itiraz edildiğini ve İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama yapıldığını,  dosya kapsamında alınan 10.08.2017 tarihli Bilirkişi Raporu ile senet aslındaki miktarda tahrifat yapıldığının tespit edildiğini, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas, 05.06.2018 tarih ve 500 Karar sayılı ilamında, senet bedelinde tahrifat yapıldığından takibin 92.000 TL yönünden devamı ile kalan alacak ve fer'ileri yönünden durdurulmasına karar verildiğini ve kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/555 Esas, 16.09.2020 tarih ve 7126 Karar sayılı ilamı neticesinde kesinleştiğini, İcra takip dayanağı senedinin bedel bölümünün 92.000 iken 2 rakamının sağına \"0\" rakamı eklenerek 920.000 TL haline dönüştürüldüğü, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas ve 2018/500 Karar sayılı kesinleşen ilamında ve 31.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu incelemesi ile tespit edildiğini,  senedin tahrifat yapılmadan önceki örneğinin fotokopisinin dosyada mübrez olduğunu,  TTK m. 778/1-g hükmü uyarınca bonoya da uygulanacak olan TTK m. 748 hükmüne göre, kambiyo senedinde değişiklik yapılması halinde değişiklikten sonra senet üzerine imza koymuş olan kişilerin, değişmiş metne, ondan önce imzasını koyanlar ise eski metne göre sorumlu olacağını, dava konusu senetteki tahrifatın kim tarafından ve hangi aşamada yapıldığının müvekkilini ilgilendirmediğini,  Müvekkilinin senetteki değişikliklere parafı olmadığından, tahrifatın kim tarafından ve hangi aşamada yapıldığının huzurdaki davada araştırılması gerekmediğini, senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerektiğini, davalının iddia ettiği senedin, keşideci, aval ve lehtar huzurunda imzalanmasında hatta avalin sorumlu olduğu borç miktarının elle ayrıca yazılmasında herhangi bir engel bulunmadığını, Davalının istinaf incelemesi sırasında dosyaya sunduğu uzman görüşünün, yeni delil mahiyetinde olup, iddia ve savunmanın değiştirilmesi yasağı gereğince istinaf incelemesinde yeni delillere dayanılamayacağını, davalı tarafın kötü niyeti açık olup, yerel mahkemece hükmedilen kötü niyet tazminatının usul ve yasaya uygun olduğunu istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, İİK 72 .maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır. Davalı ..., tarafından 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli bonoya ilişkin olarak İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/705 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığı ve davacı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesini ... Esas sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile  500.000 TL alacak talepli icra takibi başlattığı anlaşılmıştır. Dava konusu senedin keşidecesinin Dava dışı ... olduğu,  davacı ...'in avalist olduğu, davalı ...'un lehtar olduğu anlaşılmıştır. 12.12.2014 düzenleme ve 12.01.2015 vade tarihli, 920.000,00 TL bedelli bononun İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasındaki bono olduğu görülmüştür. İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas sayılı dosyası üzerinden alınan 10.08.2017 tarihli Bilirkişi Raporunda \"... Tetkik konusu senet aslının miktarının rakamla yazılan kısımdaki ... sayısının önceden mevcut 92.000 sayısının nokta olan kısmındaki boşluk kullanılarak ve noktanında üstünden geçecek şekilde farklı renkteki bir kalemle (0) rakamının ilave edilmesi ile oluşturulduğu ve bilahere miktarın yazı ile yazılan kısmına farklı renkteki bir kalemle \"Dokuzyüzyirmibin\" yazısının yazıldığı, Senet aslındaki miktarın sayı ile olan kısmında üstten gidilme ve ilave suretiyle tahrifat yapıldığı, miktarın yazı ile belirtilen kısmıda daha sonra yazılarak tahrifatın tamamlandığı\" belirtilmiştir. 31.01.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda \"6.1.Ekli VSC 8000 cihazından elde ettiğimiz görüntüden de anlaşılacağı üzere; İnceleme konusu senette rakam ile miktar belirtir bölümde yer alan ... ibaresinde 2 rakamının sağında yer alan 0 rakamı diğer rakamlardan farklı bir fiziki evsafta bir kalem belgeye sonradan eklenmiş olduğu, 6.2. İnceleme konusu senette eklenen \"0\" rakamında kullanılan kalem ile yazı ile miktar belirtir bölümün tek seferde yazılmış olduğu hususunu bildirir\" görüşü belirtilmiştir. Somut olayda; dava  konusu kambiyo senedi vasfındaki senette ciro silsilesine göre davalının hamil olduğu, davacı tarafça senetteki yazı hanesinin boş olduğu, rakam hanesinin tahrif edildiği, yazı hanesinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ileri sürdüğü, mahkemece alınan raporda ise senetteki bedelin rakamla yazılı kısmında tahrifat yapıldığının tespit edildiği, değişiklik yapılan kısımda paraf imzasının bulunmadığı, davalının senetteki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığını, dava dışı senet keşidecisi ... tarafından doldurularak verildiğini, davacı ile birlikte hareket ettiklerini ileri sürdüğü, İcra Mahkemesince ...'un yazı örneklerinin alındığı ancak bilirkişi incelemesi yapılmadığı, dosyaya sunulu uzman görüşünde yazının dava dışı ...'un eli ürünü olduğu tespitinin yapıldığı, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/377 Esas sayılı dosyasında sunulu ...'a ait yazı örnekleri getirtilerek bu konuda yazının ...'a ait olduğu iddiasına ilişkin yeniden rapor alınıp değerlendirme yapılarak  uzman  bilirkişilerce inceleme yapılarak ve uzman bilirkişilerden rapor alınarak yeniden değerlendirme yapılarak ve Savcılık dosyası da getirtilip incelenerek sonuca varılması gerektiğinden, eksik inceleme ile değerlendirme yapılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2020 tarih, 2016/825 E. 2020/629 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran  davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fb6133138a01f2a5","SID":"bfc9e924cf1d12cf"}}