{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1265 Esas<br>KARAR NO: 2024/763<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/02/2022<br>NUMARASI: 2021/416 Esas  2022/14 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 29/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirkete ait ... markasının TPMK nezdinde \"Tanınmış Marka\" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin \"...\" ibaresini ticari ünvanında \"...\" şeklinde kullandığını, TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olan bu kullanımın, müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve menine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanın, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin, ... tarafından inşaat sektöründe faaliyet göstermek üzere 29/12/2016 tarihinde kurulduğunu, şirket yetkilisi ...'un, 02/05/2007 tarihinde \"...\" şirketini kurduğunu, \"...\" markasının tescili için  yapılan başvurunun ihtilaf olmaksızın, itirazsız olarak 31/01/2017 tarihinde kabul edildiğini, davacının ... markasının inşaat sektöründe tescilli olmadığını, bu itibarla müvekkil şirket tarafından unvanında kullanılan ... ifadesinin, davacının markasının kullanımı veya ticari unvanın markasal kullanımı olmadığını, müvekkilinin kendi adına tescilli, uzun süredir mülkiyet hakkına sahip olduğu ... İnşaat markasının ticari unvanında da kullanılması olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının önceki tarihli markalarının 25.ve 35.sınıflarda tescilli olduğu, davalının fiili kullanım ve faaliyet alanının ise 37.sınıfa tekabül ettiği,  davalının \"...\" \"...\" şeklindeki tescilsiz markasal kullanımlarının inşaat ve izolasyon hizmetlerinde olduğu, davacının markasının ise \"ayakkabı-terlik\" emtiasında tanınmış kabul edildiği, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün görünmediği, bu itibarla fiili durumda davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayarak şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da ayırd edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunmadığı, davalının ticaret unvanının davacının marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan \"sınıfsal benzerlik\" kriterinin somut olayda gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını inşaat ve izolasyon hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25.sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markanın işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; -Marka hukukunda \"(...) sektöründe tanınmış marka\" şeklinde bir ifade bulunmadığını, -Davalı şirketin eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan marka haklarını ihlal ettiğini, -İlk derece mahkemesi yargılamasında müvekkilinin tanınmış marka tescili ve tanınmış marka haklarının dikkate alınmadığını, eksik inceleme yapıldığını, -Gerek yasal mevzuat gerekse yargıtay içtihatlarınca sabit olduğu üzere, müvekkili ile davalının ana faaliyet alanlarının farklı olmasının tanınmış markanın hukuki koruması açısından fark yaratmadığını, hukukun tanınmış markayı bu noktada da korumakta olduğunu, -Davalının müvekkiline ait markadan doğan haklarının ihlali ve haksız rekabet oluşturan fiilerinin somut olarak ortaya konulmakta olduğunu, -Müşterilerin müvekkilinin ilgili sektörde faaliyete başlamış olduğunun düşünebileceğini, müvekkilin tanınmış markasının ayırt edici karakterinin zedelenebileceğini, davalının müvekkilinin tanınmış markasından yarar sağlayabileceğinin ortada olduğunu, -Bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, ilgili bilirkişinin tüm dosyalarda birbirinin aynısı ifadelerle kopyala yapıştır şeklinde raporlar düzenlediğini, yerel mahkemenin ilgili raporları tüm davalarında hiçbir değişiklik gerçekleştirmeksizin doğrudan hüküm olarak tesis ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalının davacıya ait marka haklarına tecavüzün önlenmesi ve men'i talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın  reddine karar verilmiştir. Karar davacı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı markası ile davalının markasal kullanımlarının farklı sınıflarda olması nedeniyle iltibas tehlikesinin bulunmadığı, her bir tanınmış markanın tanınmışlık düzeyinin diğerinden farklı olabileceği, markanın tanınmışlığının belirli bir sektörel çevre ile sınırlı olabileceği, davalının tescilsiz markasal kullanımlarının inşaat ve izolasyon hizmetlerinde olduğu, davacının markasının ise \"ayakkabı-terlik\" emtiasında tanınmış kabul edildiği, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olması nedeniyle, davalının davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlama, itibarına zarar verme ya da ayırdedici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğurma ihtimalinin bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında haksız rekabete ilişkin bir talebin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9  TL harcın davacıdan  alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63569687458d7e02","SID":"6f09f24889dc28ad"}}