{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/560 <br>KARAR NO: 2024/736<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI: 2017/724 E. - 2020/558 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.' nin davaya konu alacaklarının, müvekkili ... A.Ş. İle aralarında imzalanmış olan alacak temlik sözleşmesi gereğince ... A.Ş.ye devir ve temlik edildiğini, temlik veren ... A.Ş.ile davalılardan ... Ve Dış Tic. Ltd. Şti. Arasında 22/01/2013 tarihli faktoring sözleşmesi imzalandığını, diğer davalı ... ile 22/01/2013 tarihli faktoring sözleşmesini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borçluların borcun ödenmesinde temerrüde düşmesi üzerine davalılara ihtarname gönderilerek hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini ancak borçlular tarafından verilen süre içerisinde borç ödenmediğini, bunun üzerine borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile yasal takip işlemleri başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu tüm bu nedenlerle davalıların itirazının iptalini, davalılar aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Davacı tarafça her ne kadar asıl borçlu ...San. Ve Dış Tic.Ltd.Şti.' ye karşı da dava açılmış ise de; itirazın iptali davasının görülmesi için öncelikle icra takibine süresinde yapılmış bir itirazın varlığının gerektiği, oysa ki ödeme emrinin borçlu şirkete 21.08.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına karşın, borçlunun 7 günlük itiraz süresinden sonra 29.08.2013 tarihinde itiraz dilekçesi verdiği, süresinden sonra yapılan itiraz nedeni ile icra takibinin durmayacağı, bu nedenle bu borçlu yönünden takibin kesinleştiği, kesinleşen takibe karşı itirazın iptali davası açılamayacağı, zira böyle bir durumda alacaklının hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesindeki dava şartları arasında sayılmış olup aynı Kanunun 115. maddesine göre mahkemenin dava şartlarını yargılamanın her aşamasında gözetmek zorunda olduğu anlaşılmakla, davalı şirket ... San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. nin süresinde yapılmış bir itirazı olmadığından bu şart yokluğu nedeniyle bu davacı bakımından davanın usulden reddine karar verilmiştir...Davacının davalı ...'ya karşı açtığı davada ise;  ..Somut olayda kredi sözleşmesinin 6098 Sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden sonra yapıldığı ve kefalet tarihinde kefil davacının  evli olduğu anlaşılmaktadır.  6098 Sayılı TBK'nın 584.maddesi 3.fıkranın yürürlük tarihi 11.04.2013 olup, sözleşme tarihi ise 22.01.2013 tarihi olmakla sözleşme tarihinde yürürlükte olmayan kanun maddesinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır.Bu itibarla sözleşmedeki kefalete ilişkin eş rızası bulunmadığından kefilin kefaletinin geçerli olmadığı anlaşılmakla, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 2018/2921 esas, 2019/4998 karar sayılı  01/07/2019 tarihli kararı)\" gerekçesi ile karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkemenin kararının ... bakımından verilen ret kısmının hatalı olduğunu, ...'ya ait ödeme emri tebligat parçasının bulunamamış olması sebebiyle verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davasının açılabilmesi için borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan geçerli bir itiraz bulunması gerektiğini,  davaya konu edilen icra takibinde ...ya ait ödeme emri tebliğ mazbatasının bulunamadığını, İcra müdürlüğüne bu konu hakkında icra takibinin başlatıldığı tarihte gönderilen ödeme emirlerine ait PTT barkodlarının istenmesi gerekmekte iken itirazın süresinde yapıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin eksik incelemeye dayandığını, taraflarınca huzurdaki dava 2017 yılında açılmış olup ödeme emri tebliğ mazbatasının bulunamamış olmasının yükümlülüğü tarafımıza yükletilmemelidir. Zira ödeme emrinin aynı tarihlerde tebliğe çıkarıldığı, davalılarca aynı tarihlerde itiraz edildiği göz önünde bulundurulduğunda, itirazın süresinde yapılmadığı ihtimali  daha yüksek olduğundan, alacaklı olduklarının alınan rapor ile belirlenmiş olmasına rağmen verilen davanın ret kararının hukuka aykırı olduğunu,  ... bakımından davanın usulden reddine karar verilerek takip işlemlerine devam edilmesi gerekmekte olduğunu,  -Davalılara Faktoring Sözleşmesi'nden kaynaklanan alacağa ilişkin gönderilen hesap kat ihtarnamesine hiçbir itirazda bulunulmadığını, ...'nın ihtarnameye itiraz etmemiş olması, borcu ve sözleşmeden doğan sorumluluğunu kabul ettiğini gösterdiğini, sırf eş rızası bulunmaması sebebiyle alacaklı olmalarına rağmen davalarının reddedildiğini, 49.755,31 TL tutarında alacaklı oldukları açıkça ortada iken, aleyhlerine yüklü bir vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, faktoring sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsilini sağlamak amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası incelendiğinde, davacıya temlik eden ... A.Ş tarafından 22.01.2013 tarihli sözleşme kapsamında 50.000,00TL asıl alacak ve 843,84 TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 50.843,84 TL alacağın tahsili için asıl borçlu ...San. Ve Dış Tic.Ltd.Şti. ve de kefil ...' ya karşı ilamsız icra takibi yaptığı, davalı ...' nın süresi içinde borca itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu ve davacı alacaklının İİK 67. maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası incelendiğinde, dosyada tebligatın olmadığı ancak 29/08/2013 tarihli itiraz dilekçesinin bulunduğu, Av. ...'ın borca davalılar vekili olarak itiraz ettiği, tebligata ilişkin yazılan müzekkereye cevap verilmediği, tebligatın ne zaman yapıldığına ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu ancak davacının ispat yükünü yerine getirmemesi ve davanın kendisi tarafından açılması sebebiyle geçerli ve süresinde bir itirazın olduğunun kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Kefalet sözleşmelerinde eş rızasının 6098 Sayılı TBK'nın 584.maddesinde \"Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.(Ek fıkra: 28.03.2013 - 6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.\" şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. (TBK m.584). Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez. Türk Borçlar Kanunu'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A.: Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). Somut olayda, sözleşme tarihi itibarıyla kefalet sözleşmesinde eşin rızasının bulunması gerektiği, davacının basiretli tacir olarak davalının evli olup olmadığını araştırması gerektiği, eş rızası bulunduğuna ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi, belge ve delilin bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla başkaca istinaf sebeplerinin incelenmesinde yarar görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/12/2020 tarih ve 2017/724 E. 2020/558 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL  harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a90cba4a840cd67d","SID":"d31ad3873763b83a"}}