{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/341 <br>KARAR NO: 2024/640<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/11/2020<br>NUMARASI: 2017/624 E. - 2020/188 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin modüler ahşap mutfak ve banyo dolabı üreticisi olduğunu, TPMK nezdinde \"...\" sicil numarası ile 1996 tescilli tanınmış \"...\" markası ile üretmiş olduğu dolapların yurt içinde 31 ilde 60 noktasında ve yurt dışında 10 ülkede 15 noktada satıldığını, davacının ayrıca ..-Ticaret numaralı, .., ... numaralı tescilli markalarının bulunduğunu,  14 Ağustos 2017 tarihinde müvekkilinin yetkili satıcı olmayan davalının \"... Mah. ... Sok. No:.. Pendik/İSTANBUL\" adresindeki mağazasında müvekkilinin tanınmış markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan \"...\" ibaresi altında, aynı renk skalası, aynı yazı karakteri ve mizanpajın kullanıldığı taklit marka ile mutfak dolabı satışı yapmakta olduğunu, müvekkilinin izni olmaksızın markanın ayırt edilemeyecek benzerini kullanarak ve taklit markayı taşıyan mutfak dolabı sattığı pazarlamasını ve dağıtımını yaptığının tespit edildiğini, bu tespit üzerine davalıya 22/08/2017 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği'nden ... yevmiye nosu ile ihtar çekildiğini ve müvekkilinin markasına yönelik tecavüzüne ve taklit markayı kullanmaya derhal son vermesi, bahse konu taklit markayı taşıyan ürünlerin tüm üretimini, satışını, pazarlamasını, satışını ve dağıtımını durdurması, üretilmiş olanlardan taklit markayı silmesi, taklit markayı mağazanın yüzünden ve içinden kaldırılması ve taklit markanın ve mağaza tasarımının cisimleştiği tüm görselleri mağaza yüzü, içi ve çevresinden kaldırması, taklit markanın gösterildiği tüm basılı veya online reklam mecraları, katalog, internet sitesi, aplikasyon gibi diğer tüm mecralarda kullanımına ve sergilenmesine son vermesi, taklit marka içeren basılı tüm tanıtım ve pazarlama ürünlerinin imha etmesi ve sonucunun müvekkiline bildirmesinin ihtar edildiğini, davalının tecavüz eylemlerine son vermek bir yana, taklit marka altında halen satış yaptığını, tecavüz eylemlerine devam ettiğini, mağazasının dış cephesinde taklit markayı daha da büyük ve müvekkilinin tanınmış markasını kullanma lisansına sahip mağazalarıyla görsel iltibas yaratmak amacıyla benzer şekilde sergilediğinin tespit edildiğini, taklit markanın kullanıldığı mağazaya ilişkin fotoğrafta \"...\" tabelasının olduğu, müvekkilinin yetkili satıcılarının yeknesak mağaza dış cephelerinin ise \"...\" olduğunu, bu nedenle müvekkilinin izni olmaksızın, müvekkilinin Türkiyede modüler ahşap mutfak mobilyası sektöründe ulaştığı tanınmışlıktan haksız yarar elde etmek amacıyla müvekkilinin tanınmış \"...\" markasının benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit eden davalının fillerinin tecavüz olduğunun tespiti, tecavüz fillerinin durdurulması ve tecavüz oluşturan ürünlere el konulması için bu davanın açılmasının zorunlu olduğunu, tüm bu nedenlerle, maddi vakıalar ve hukuki sebepler doğrultusunda SMK 149.maddesi uyarınca; davalının müvekkilinin tanınmış ... markasına yönelik fillerinin müvekkilinin sınai mülkiyet hakkına tecavüz olduğunun tespitine, davalının tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüz oluşturan ürünlere el konulmasına, HMK 389.maddesi ve devamı maddeleri gereğince ihtiyaten dava sonuna kadar ve teminatsız olarak davalının mağazasındaki taklit markayı içeren tabelanın yerinden söktürülmesine ve dava sonuna kadar aynı şekilde kullanılmamak üzere muhafaza altına alınmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, dava harç ve masrafları ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun süredir mobilyacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, \"...\" markasının tescili için 31.03.2017 tarihinde TPMK'ya başvuruda bulunduğunu, marka başvurusunun kabul edilerek bültende yayınlandığını, markaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, tarafların markaları arasında benzerlik bulunmadığını, tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açmadığını, tek benzerliğin \"...\" ibaresi olduğunu, bu ibarenin de piyasada herkes tarafından kullanıldığını, davacının tekeline bırakılamayacağını belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Bu yasal düzenleme ışığında somut olaya bakıldığında, davacı adına tescilli markaların esas unsuru olan \"...\" ibaresi ile davalının kullandığı \"...\" ibaresi arasında yalnızca bir harfin farklı olduğu, her iki markanın Türkçe'deki okunuşunun çok benzediği, her iki tarafın markalarının gerek görsel, gerekse işitsel olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davalının markasının davacıya ait markaların kırmızı zemin üzerine beyaz harflerle yazıldığı, davalının da \"...\" markasının aynı renkleri kullanarak, benzer şekilde kırmızı zemin üzerine beyaz harflerle ve benzer yazı karakteriyle yazıldığı, davalının \"...\" markasını tescilsiz olarak davacıya ait markaların tescilli oldukları 06. sınıftaki \"Metalden mamül kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları\", 27. sınıfta \"Halılar, kilimler, yolluklar, seccadeler, muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba(linoleum), Spor amaçlı minderler, tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları\" ve \"mutfak dolabı, banyo dolabı, çamaşır dolabı, büro mobilyaları..\" gibi aynı veya bağlantılı mal ve hizmetler için iş yeri tabelasında, internet ortamında ve tanıtım malzemelerinde kullandığı, her iki tarafın markalarının ortalama tüketiciye hitap etmesi nedeniyle markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, ayrıca davacının markasının tanınmış marka olması nedeniyle, davalının bu markanın tanınmışlığından haksız olarak yararlanmaya çalıştığı, davalının bu kullanımların davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, kırmızı ve beyaz renklerin aynı sektörde daha birçok firma tarafından kullanıldığını, sunulan görsellerde müvekkilinin işlemesinin dışındaki yazının etrafının siyah renkle kaplanmış olduğunu,  -iki markanın okunuş fonetik yönden birbirinden farklı olduğunu, bilirkişinin kelimelerinin kökenine inmediğini,  bu kelimelerden lane İtalyanca yün demek olduğunu, Lineanın ise İtalyanca’da  çizgi demek olduğunu, kelimelerin kök anlamları arasında dahi dağlar kadar fark olduğunu, benzerlik olmadığı halde fonetik yönünden benzerlik olduğu ve iltibas olabileceği gerekçesi gerçeği yansıtmadığını, -benzerliğin renk ve yazım karakterinden oluştuğunu dair gerekçede sadece renklerin aynı olmasının markaların ayırt edici özelliğini ortadan kaldırmayacağını,  müvekkilinin markası ile davacının markası arasında başka bir benzerlikten bahsedilmediğine göre sadece bu kadar veri ile müvekkilinin markasına tedbir konulmasının hukuka aykırı olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından TC kimlik numarası eksik yazıldığından giderilmesine karar verilmesi gerektiğini,  dosyada iki defa bilirkişi incelemesi yapıldığını,  müvekkili “...” markasının Türkiye’de modüler ahşap mutfak mobilyası sektöründe ulaştığı tanınmışlıktan haksız yarar elde etmek amacıyla müvekkilinin tanınmış ... markasının benzerini kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüzün tespiti ve Sınai Mülkiyet Kanunu 149. Maddesinde sayılan taleplerin sonuçlandırılabilmesi için uyuşmazlığın teknik boyutunun değerlendirildiği Aralık 2019 tarihli bilirkişi raporunda da, iki marka açısından söz konusu olan emtia ve hizmetlerin orta halli tüketiciye hitap ettiği ve orta yetenekteki alıcının dikkat düzeyinin ve özeninin düşük olduğunu, bu nedenle de söz konusu görsel ve fonetik benzerliğin, aynı mal ve benzer mal ve hizmetlerde kullanılması durumunda ortalama tüketici nezdinde iltimasın meydana gelmesinin mümkün olduğu sonucuna varıldığını, İtalyanca “...”, “...” gibi şerit/hat/çizgi anlamında olduğunu ve yün anlamına gelen kelimenin ise “...”  olduğunu ve  taklit marka ile alakası olmadığından davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın, markaya tecavüz niteliğindeki davalı kullanımının, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz olduğunun tespitine, davalının tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tecavüz oluşturan ürünlere el konulmasına dair talepli olduğu anlaşılmıştır. TPE Markalar Dairesi Başkanlığı'ndan gelen kayıtlardan, ... sayılı \"... + şekil\" ibareli markanın mutfak dolabı, banyo dolabı, çamaşır dolabı, büro mobilyası emtiası ile 4/4/1996 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davacı adına tescil edildiği tespit edilmiştir. Davacının davaya dayanak yaptığı markalara ait bilgilerin TPMK kayıtlarında; ... numaralı \"...\" tanınmış markasının 27.08.2013 tarihinde, ... numaralı \"...\" markasının 12.12.2012 tarihinde, ... numaralı 16.04.2012 tarihinde, ... numaralı \"...\" markasının 25.11.2011 tarihinde, ... numaralı \"...\" markasının 18.02.1997 tarihinde davacı şirket adına tescil edildiği anlaşılmıştır. 17/01/2018 tarihli Bilirkişi raporunda, özel/... numara ile tanınmış marka olan ... ile aynı sektörde yer alan “...”un aynı tonlardaki kırmızı zemin üzerine beyaz harflerle aynı yazı karakteri kullandığı ve bu durumunda tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu, dolayısıyla “...” markasına iltibas yaratabileceği sonucuna ulaşıldığı görülmüştür.17/19/2019 tarihli bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda, davalı tarafın www.....com isimli web sitesinde, davalının \"... Mh. ... Sk. No:... Pendik/İSTANBUL \"adresindeki mağazasında kullandığı tabelada, davalının kartvizitlerinde  \"...\" ibaresi ile tanıtım, pazarlama ve satış yaptığını, bu haliyle davacının tescili tanınmış markasının ..., ... no ile tescilli \"...\" ve ... tescil numaralı \"...\", ... no ile tescilli \"...\" markaları ile davalının markasal olarak kullandığı \"...\" ibaresinin kullanılan renkler, markaların yazılışları ve okunuşları göz önüne alındığında görsel ve fonetik olarak benzer olduğunu, davalının marka tescil kapsamında içinde olmayan bu eylemleri, davacının ... no ile tescilli \"...\" markasının kapsamında yer alan 06. sınıftaki \"Metalden mamül kapılar ve pencereler, kepenkler, jaluziler, bunların kasaları ve aksamları\", 27. sınıfta \"Halılar, kilimler, yolluklar, seccadeler, muşambalar, yapay çimen, döşemelik mantarlı muşamba(linoleum), Spor amaçlı minderler, tekstilden olmayan duvar kaplamaları, duvar kağıtları\" (benzer ve birbiri ile ilgili olmaları açısından mallar), ... no ile tescilli \"...\" markasının 20/35/36. sınıflardaki mal ve hizmetleri ile ... tescil numaralı ... markasının 20. sınıftaki \"mutfak dolabı, banyo dolabı, çamaşır dolabı, büro mobilyaları..\" ile aynı ve benzer olduğunu, söz konusu emtiaların ve hizmetlerin orta halli tüketiciye hitap ettiklerini, orta yetenekteki alıcılarının dikkat düzeyinin ve özeninin düşük olduğunu, bu nedenle söz konusu görsel ve fonetik olarak benzer olan markaların, aynı ve benzer mal ve hizmetlerde kullanılması durumunda ortalama tüketici nezdinde iltibasın meydana gelme ihtimalinin mevcut olduğunu beyan etmişlerdir. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.İlgili Kanunun 7 inci maddesi; \"Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.  b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile iîişkilendiribne ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.\" hükmüne haizdir. Mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın bir başkası tarafından kullanılması yasaklanmış bulunmaktadır. Markanın sahibinden başkası tarafından aynen veya taklit, tağyir, iltibas suretiyle kullanılıp kullanılmadığının saptanmasında her şeyden önce markanın şekil ve anlam itibariyle taşıdığı baskın unsur göz önünde tutulmalıdır. Bu baskın unsurun aynen veya değiştirilerek başkası tarafından kullanılması, haksız olarak kullanımın tespitinde büyük önem taşır. Bir marka ana özellikleri itibariyle başkası tarafından bir hakka dayanmadan kullanıldığında tecavüz unsuru gerçekleşmiş olur (Erdal Noyan, Marka Hukuku, Ankara 2006, s.545). Bir marka hakkına tecavüz teşkil edilebilmesi için, markayla ayniyet taşıyan veya benzer olan işaretin, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal veya hizmetlerde alıcıların karıştırılmasına sebebiyet verecek şekil ve surette kullanılması gerekir. Somut olaya dönüldüğünde; davalı tarafından piyasaya sunulan ürünlerde yer alan ibarelerin davacının tescilli markası ile ayırt edilemez nitelikte birebir benzerlik olduğu, görsel bütünlüğü içerisinde tüketiciler için karışıklığa yol açtığı ve iltibas yarattığının bilirkişilerce tespit olunduğu, davacı markası ve davalı kullanımının ikisinin de aynı tonlarındaki kırmızı zemin üzerine beyaz harflerle kullanıldığı, yazım karakterinin aynı olduğu, bu iki markanın yanı sektörde yer aldığı ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin olduğu,   bu hali ile kullanımının ve satışının izahı yapılan mevzuat kapsamında markanın izinsiz kullanımı ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmış, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2020 tarih ve 2017/624 E. 2020/188 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e17822b66addf97","SID":"ba15aa40cbf7f436"}}