{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/608 <br>KARAR NO: 2024/574<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ: 27.10.2020<br>NUMARASI: 2019/336 Esas - 2020/447 Karar<br>DAVA: Alacak <br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hakme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kocaeli ili, Başiskele ilçesi, ... Köyü, ... ada, ... parsel, ... arsa paylı ... blok, ... kat ... numaralı bağımsız bölümün 17/02/2017 tarihinde inşaatı yapan davalıdan satın aldığını, evin dubleks mesken olup zeminde bazı noktalardan su aldığından çok fazla rutubete maruz kaldığını ve bu nedenle taşınmazda bazı hasarlar oluştuğunu, bunun üzerine Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/27 D.İş sayılı dosyası ile taşınmaz üzerinde tespit ile eksik ve ayıpların belirlendiğini, Kocaeli ... Noterliğinin 25/08/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile dava konusu taşınmazdaki ayıpların davalıya ihbar edilerek ekinde de Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/27 D.İş. sayılı dosyasındaki tespit raporunın davalıya gönderildiğini, davalının bu ihtarnameye olumsuz cevap verdiğini, müvekkili şirketin ticari bir şirket olup iştigal konusunun makine alım-satım işi olduğunu, dava konusu taşınmazı satın almasının ticari ve mesleki olmayan amaç taşıdığını belirterek eksik ve ayıplı işler bedeli olan şimdilik 1.000,00 TL. belirsiz alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davcı vekili, davayı başlangıçta belirsiz alacak davası olarak açmış, bilirkişi incelemeleriyle zararın belirlenmesi üzerine 08.10.2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle, talep sonucunu 20.029,00'TL'ye çıkarmış, bu tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  tarafların tacir sıfatına haiz olmaları, davanın konusu ile Tüketici mahkemelerinin sınırlı selahiyetli mahkemeler olması nedeniyle görev itirazlarının bulunduğunu, ayrıca davanın süre yönünden de reddine karar verilmesini isetidklerini, esasa yönelik olarak da müvekkilinin binayı sözleşme hükümlerine uygun olarak vaad edilen niteliklere haiz, ayıpsız, taahhüt edilen zamanda tam ve eksiksiz olarak davacıya teslim ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Mahkememizce yapılan açık yargılamada, taraf beyanları, dosya kapsamından alınan bilirkişi raporu ve ek raporu ile tüm dosya kapsamından,  davacı Kocaeli ili Başiskele ilçesi ... Köyü, ... ada, ... parsel, ... arsa paylı, ... blok, ... kat +1,1 numaralı bağımsız bölümü 17.02.2017 tarihinde inşaatı yapan davalıdan satın aldığını, binanın zeminde bazı noktalardan su aldığından çok fazla rutubete maruz kaldıklarını ve bu nedenle dava konusu  taşınmazda bazı hasarlar olduğunu bu nedenle Kocaeli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/27 D.iş sayılı dosyası ile tespit yaptırarak, Kocaeli ... Noterliği 25.08.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile dava konusu taşınmazdaki ayıpları davalıya ihbar ederek, tespit dosyasındaki eksiklikleri bildirdiklerini, teslim edilen taşınmazın eksik ve ayıplı  işlerin bedelinin tahsilini talep ettiği,davalı tarafın söz konusu taşınmazın davacıya 01.09.2015 tarihinde eksiksiz teslim edildiğinin kayıt altına alındığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını beyan etmiş olup,dosya içinde bulunan teslim tesellüm tutanağında,davacının söz konusu taşınmazı sözleşme hükümlerine uygun olarak, vaat edilen niteliklere haiz, ayıpsız, taahhüt edilen zamanda, tam ve eksiksiz olarak tarafına teslim edildiğini kabul ettiği,tapuda resmi satış sözleşmesinin 11.06.2015 tarihinde yapıldığı,   taraflarca dosyaya sunulan gayrimenkul ve satış ve borçlanma sözleşmesinin incelenmesinde, davalının dava konusu taşınmazı sözleşme ekinde belirtilen şartnameye uygun olarak yapıp devredeceği görülerek, sözleşme kapsamından taraflar arasında eser sözleşmesi kurulduğu kanaatine varılarak,    her ne kadar davalı taraf taşınmazın devrinden itibaren iki yıl geçtiğinden zamanaşımına uğradığını iddia etmişsede,tacirler arası satış sözleşmelerinde 6102 sayılı TTK’nun 23. maddesi ile, bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’nun satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacağı,yine taşınmaz mal satış sözleşmelerini düzenleyen TBK’nun 246.maddesi yollaması ile aynı yasanın 219 vd. maddelerinde düzenlenen taşınır satışına ilişkin hükümler uygulanacağı, 6102 sayılı TTK’nun 23.maddesinde ticari satışlara ilişkin özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı TBK’nun zamanaşımı düzenleleyen 231.maddesinde uyarınca zamanaşımı süresinin taşınmazın alıcıya devrinden itibaren 2 yıl olduğu,ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın ayıplı taşınmaz mal satışından kaynaklanmadığı, eser sözleşmesinden kaynaklandığı kanaatine varılarak, davalı tarafın zamanaşımı itirazları yerinde görülmeyerek,dosya kapsamından yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda,dava konusu taşınmazda ayıplı işler olduğu, bu ayıpların gizli ayıp oldukları,hava şartlarının yağışın, yağmur, kar, fırtına gibi koşulların şiddetinin önemli olduğunun, iki kış geçmiş olmasının, olayın zaman içinde temelin ve duvarların suya doyması suyun alttan kapiler emme ile yukarıya hareket etmesi sonucunda zeminlerde ve duvar diplerinde küflenme, boyalarda kabarmalara sebep olması ile fark edilebileceğinin, olayda gizli ayıpların iki yıl sonra çıkmış olmasının mümkün olabileceği ancak kış ayları itibari ile 2017 yılı Şubat Mart en geç Nisan ayında ayıbın gözle görülebileceğinin belirtildiği,davanın dava konusu taşınmazda ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı noktalarında olduğu,ayıp, imal edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunması olduğu,şayet, imal edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabileceği, Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde yapılan şeyin iş sahibinin kullanamayacağı ve hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşme hükümlerine aykırı olursa iş sahibinin o şeyi kabulden kaçınabileceği ve bu hususta yüklenicinin kusuru bulunursa zarar ve ziyan da isteyebileceği, aynı maddenin II. fıkrasında ayıbın eserin reddini gerektirecek nitelikte bulunmaması halinde iş sahibinin işin kıymetinin noksanı   nispetinde bedelden indirim ve eğer o işin onarımı büyük bir masrafı gerektirmez ise yükleniciyi onarmaya mecbur edebileceği hükmü getirildiği,davacının taşınmazında olan ayıpların gizli ayıp olduğu tespit edildiği,gizli ayıbın, eserde basit bir muayene ile tespit edilemeyen, çıplak gözle görülüp  saptanamayan, kullanım sırasında ortaya çıkan veya kullanım sırasında gelişen bir durum nedeniyle ortaya çıkan ayıp olduğu,bu ayıplarla ilgili ayıp ortaya çıkar çıkmaz yükleniciye bildirilmesi gerekeceği, bildirmezse iş sahibinin eseri kabul etmiş sayılacağının düzenlendiği(TBK 477/3) (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 27.02.2019 tarihli  2019/99 E 2019/96 K sayılı ilamı), dava konusu taşınmazdaki ayıbının gizli olduğunun ve mutad bir muayene ile ortaya  çıkarılamayacağı ancak tacir olan davacının basiretli davranma yükümlülüğü çerçevesinde satın alınan taşınmazı muayene edip, ayıbı satıcıya derhal ihbar etme yükümlülüğü  bulunduğu,taşınmazın tesliminden ayıbın ortaya çıktı 2017 en geç Nisan ayından sonra, davacının Kocaeli Sulh Hukuk Mahkemesi 2017/27 d.iş dosyasında 22.06.2017 tarihinde başvurarak tespit yaptırdığı, ve sonrasında Kocaeli ... Noterliği 25.08.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile davalıya ayıp ihbarında bulunduğu, davalıya 05.09.2017 tarihinde  tebliğ edildiği hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının süresinde ayıp ortaya çıkar çıkmaz ihbarda bulunmadığı,ayıbın ortaya çıkması ile ayıp ihbarının yapıldığı tarihler  arasındaki zaman dilimi gözetildiğinde ayıp ihbarının makul sürede yapılmadığından davacının davalıdan dava konusu gizli ayıplar nedeni ile talepte bulunamayacağı... \" gerekçesiyle, davanın reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalıdan konut amaçlı  satın alınan taşınmazın gizli ayıplarının ortaya çıktığını, çatının yağan kar sonrası oluklarının ayıplı olması nedeniyle kırıldığını, tahliye sistemi dışında bahçe ve çevresinde yalıtım olmaması nedeniyle su çekmesi şeklinde ayıplar bulunduğunu, ayıpların ortaya çıkışının 2017 kışı olup, ayıplı bölgeler arasında çatı gibi  kar ve yağmur yağan dönemde onarım yapılması çok güç olan bölgeler bulunduğunu, yaşanılan bir meskende her ne kadar ticari sebeplerle kredi puanı gerektiğinde teminat gösterme gibi nedenlerle  şirket adına tapu kaydı alınsa da taşınmazın konut olarak kullanıldığını,  bilirkişi raporu ve tüm uzman görüşlerinde oluşan zararın ayıplı imalattan ortaya çıktığının tespit edildiğini, davalı yanca ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönünde savunma ileri sürülmediğini, müteahhit olan davalının,  elindeki satış anında aldığı eksiksiz teslimata ilişkin tutanağın somut olayda işlevi olamayacağını, mahkemenin tam da bu noktada yanılgıya düştüğünü, Davalı şirketin sözleşme ve her tür görselde teknik şartnamesinde en iyi malzeme ve işçiliğe dem vurup yalıtım ve izolasyonlu bina yaptığı taahhüdü bulunduğunu, müteahhidin oyalaması nedeniyle Haziran ayında tespit yaptırıldığını, daha fazla beklemenin bir sonuç vermeyeceği ortaya çıkınca, tamirat tadilat için kış girmeden onarım için, davalı müteahhit dışında bir yükleniciye tamiratın yaptırıldığını,  makul süre kavramının yorumunda mahkemenin hatalı yorum yaptığını, Davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın ıslah doğrultusunda kabulüne karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Davacı tarafından davalıdan satın alınan taşınmazın eksik ve ayıplı olduğu iddia edilerek, eksik ve ayıplar nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Dava, HMK'nın 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış, davacı vekili, anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca verdiği dilekçe ile talep sonucunu artırmıştır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Öncelikle belirlemek gerekir ki taraflar arasında, konut niteliğindeki bir adet dubleks meskenin satışı konusunda akdî ilişkinin bulunduğu, satıma konu taşınmazın 01.09.2015 tarihli tutanak ile davacıya eksiksiz teslim edildiği, tapuda resmi satışın ise 11.06.2015 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Dairemizin daha önceki 2018/1625 E 2019/908 K 28.06.209 tarihli kararında da işaret edildiği üzere, somut olayda  davacı şirket  ile satıcı davalı  arasında taşınmaz  satışından kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Taraflar da aralarındaki ilişkiyi satım olarak değerlendirmiştir. Dosyada örneği mevcut \"GARMENKUL SATIŞ VE BORÇLANMA SÖZLEŞMESİ\" baylıklı belgedeki taraf edimleri dikkate alındığında, taraflar arasındaki ilişkinin satım olduğu anlaşılmaktadır. Hukuki niteleme mahkemeye aittir. İlk derece mahkemesince taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi olarak değerlendirilmiş ise  de bu değerlendirme isabetli değildir. Taraflar arasındaki ilişki, satım ilişkisi olup tarafların hak ve sorumluluklarının taşınmaz satımı hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir. İlk derece mahkemesi, davacının süresinde ayıp ihbarı yapmadığı, yani ayıp ortaya çıkar çıkmaz ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğii, bu nedenle davacının taşınmazı bu hâliyle kabul etmiş sayılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasındaki hukuki ilişki, satım ilişkisi olup ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği buna göre belirlenmelidir.TBK'nın 223.maddesisuyarınca, alıcı, satılanı gözden geçirmeyi ihmal ederek satılanı teslim alırsa, açık ayıpları kabul etmiş sayılır. Olağan bir gözden geçirme ile anlaşılamayacak ayıplar yani gizli ayıplar bakımından ise alıcı, ayıbın varlığını öğrendiğinde hemen satıcıya bildirmekle yükümlüdür; bu bildirimi hemen yapmazsa, satılanı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır. Ayıp hâlinde alıcının seçimlik hakları ise aynı Kanun'un 227.maddesinde düzenlenmiş, maddenin 2.fıkrasında, alıcının genel hükümlere göre tazminat hakkının saklı olduğu belirtilmiştir.Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; davacıya satılan taşınmazda ayıplar bulunduğu ve bu ayıbın gizli ayıp olduğu hususları bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının taşınmazı teslim alırken bu ayıpların varlığını anlaması kendisinden beklenemez. Taraflar arasında düzenlenen 01.09.2015 tarihli teslim tutanağında taşınmazın ayıpsız olarak davacıya teslim edildiği belirtilmiş ise  de taşınmazda gizli ayıplar bulunduğu sonradan ortaya çıkmıştır. Bu durumda davacının, sonradan ortaya çıkan gizli ayıbı, TBK'nın 223/2.maddesi uyarınca, ayıbı öğrendikten sonra hemen davalı satıcıya bildirmesi gerekir. İnşaat mühendisi ve elektrik mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen 29.06.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; iddiaya konu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, kök raporda yapılan hesaplamaya konu ayıpların tamamının gizli ayıp niteliğinde olup ayıpların giderilmesi için gerekli tutarın 20.029,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Aynı raporda, davacının süresinde ayıp ihbarı yapıp yapmadığı da değerlendirilmiş ve \"...Su, rutubet gibi dava konusu olayda temel çevresinde drenaj ve temel tabanında su yalıtımı gibi imalatların yapılmadığı veya kusurlu yapılmış olacağı kanaati oluşturmaktadır. Doğal olarak hava şartlarının yağışın, yağmur, kar, fırtına gibi koşulların şiddeti önemlidir. Olayda iki kış geçmiş olması olayın zaman içinde temelin  ve duvarların suya doygun olması suyun alttan kapiler emme ile yukarı hareket etmesi sonucu zeminlerde duvar diplerinde küflenme boyalarda kabarmalara sebep olmasıyla fark edilebileceği. Bu olayda gizli ayıplı işlerin iki yıl sonra çıkmış olması mümkün olabileceği değerlendirilmiştir. Kış ayları itibariyle 2017 yılı Şubat, Mart en geç Nisan ayında ayıpların gözle görülebileceği değerlendirilmiştir. Ancak davacının gizli ayıplı işleri ne zaman fark ettiği konusunda doğru bir yorum yapmak kolay değildir. İhbar yönünden konunun uzman olmayan kişinin olayı görmesi ve algılaması ve değerlendirmesi arasında zaman farkı olabileceği değerlendirilerek ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı konusunda heyetimiz değerlendirme yapmamıştır.\" açıklamasına yer verilmiştir. Görüldüğü üzere bilirkişiler, ayıbın ne zaman ortaya çıkabileceği ve görülür hale gelebileceği konusunda yaklaşık bir tarih (2017 yılı Şubat, Mart, Nisan ayları ) belirtmiş olmakla birlikte bunun kesin olmadığını, davacının bunu ne zaman fark ettiği konusunda kesin bir şey söylenemeyeceğini, konunun uzmanı olmayan bakımından zaman farkı oluşabileceğini belirtmiştir. Bu durumda bilirkişilerin, davacının ayıbı öğrendiği kesin bir tarih belirlememiştir. Olayda davacı 25.08.2017 tarihli noter ihtarıyla davalıya ayıp ihtarı yapmış davayı da 18.09.2017 tarihinde açmıştır. Bu durumda, bilirkişi raporundaki tespitlerde dikkate alındığında davacının ayıbı öğrenince hemen davalıya ayıp ihbarında bulunduğunun kabulü gerekirken, esasen davalının süresinde bir ayıp ihbarı bulunmadığına dair savunması da yokken davayı ihbar süresine uyulmadığı gerekçesiyle reddetmesi hukuka aykırı olmuş bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Satım sözleşmelerinde ayıp nedeniyle satıcının sorumluluğu bakımından zamanaşımı süresi TBK'nın 231.maddesi uyarınca iki yıl olmakla birlikte aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. Somut olayda taraflar arasındaki satım sözleşmesi incelendiğinde satıma konu taşınmazın davalı tarafından inşa edildiği, sözleşmeye ekli teknik şartname bulunduğu, binayı inşa eden davalının inşa faaliyetinin ayıplı olması nedeniyle ağır  kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle zamanaşımı bakımından iki yıllık süreden yararlanamayacağı, dolayısıyla  on yıllık zamanaşımı süresinde tabi olduğu sonucuna varıldığından, ilk derece mahkemesince davalının zamanaşımı definin reddine dair kararı isabetli bulunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda yapılan tazminat hesaplaması bütünüyle gizli ayıplı işlere dair olup, bu ayıplı işlerin giderilmesi için gerekli masrafın 20.029,00 TL olduğu belirlenmiştir. Bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından, hüküm altına alınan alacağın tümü bakımından dava tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi yürütülmüştür. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; Davanın kabulü ile 20.029,00 TL tazminatın, dava tarihi olan 18.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal temerrüt faizi ile birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Alınması gerekli 1.368,18 TL harçtan, peşin ve tamamlama harcı olarak yatırılan  374,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 993,78 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan ve ayrıntısı UYAP sisteminde kayıtlı 1.666,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davacı kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, işbu hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Taraflarca yatırılmış olup kullanılmayan gider avans bakiyelerinin, yatıranlara iadesine, İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 70,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 132,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 9-Dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda oy birliği ile ve kesin olarak karar verildi. 04.04.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava değerine göre karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1494758f92a3cc26","SID":"cf74c72b4cdb53bf"}}