{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/593 <br>KARAR NO: 2024/438<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01.12.2020<br>NUMARASI: 2020/24 E. - 2020/643 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili  dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket aleyhine İstanbul ... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, ancak davacı yanın, davalı tarafından açılmış bu ilamsız icra takibine karşı itiraz süresini elinde olmayan sebeplerle kaçırdığı için borçlu olmadığının tespiti talebiyle iş bu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu, davacının davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, icra takibinde borç konusu sebep olarak gösterilmiş olan fatura konusu malların davacı tarafından teslim alınmadığını, fatura konusu malların davacı yana satışı söz konusu olmadığını, söz konusu faturaların davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında da bulunmadığını, davalı tarafın, icra takip konusu malların davacı müvekkillerine satışının ve tesliminin yapıldığı iddiasında ise bu iddiasını ispatlaması gerektiğini  iddia ederek,  İstanbul ... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine , telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasını engellemek amacıyla icra takibinin dava sonuna kadar davacı müvekkilleri hakkında durdurulmasını ve konulmuş olan hacizlerin kaldırılmasını, takip alacağının %20 'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına  karar verilmesini  talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davalı firma ile davacı firma ürün tedariki hususunda ticaret yaptığını, davalı firmanın, davacı borçlu firmanın çalışma alanında ürünleri tedarik ettiğini, çalışma alanları incelendiğinde bu hususun da tespit edilebileceğini, davacı borçlunun talebi üzerine ilgili ürünleri davalı yanın davacının istediği adrese götürdüğünü  ve teslim ettiğini, teslim tutanakları ile de sabit olduğunu, buna rağmen davacınıh, borcunu uzunca süre ödeyeceğini söylediğini  ancak ödemediğini, mallara ilişkin faturaların da davacı firmaya gönderildiğini, davalı firma alacağını alabilmek için icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, keza davacı firmanında takibe itiraz etmediğini ve borcu kabul ettiğini, karşı tarafın hem ürünleri teslim aldığını, hem de borcu ödememekte olduğunu, dilekçe ekinde sunulan irsaliyelerde malları alan firma ... San. Tic. Ltd. Şti firması olarak yazılı olduğunu imzalı şekilde teslim alındığını savunarak,  davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı alacaklı tarafça davacı borçlu aleyhine ..., ..., ... numaralı faturalardan dolayı  40.241,35 TL asıl alacak olmak üzere icra takibi başlatıldığı, icra takibinin kesinleştiği ve davacı/borçlu tarafça menfi tespit davasının açıldığı, davacı/borçlu tarafından borç ilişkisinin kabul edilmediği anlaşıldığı, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıda ve alacaklının hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak  durumunda olduğu, mahkememizce bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacı ve davalının ticari defter ve kayıtlarının incelendiği, faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların davacı/borçlu tarafa tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında davalı tarafça sunulmuş delil bulunmadığı,  yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere faturanın davalı/alacaklı defterlerine kayıtlı olmasının alacağın varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, ispat yükünün davalıda olduğu, bu nedenle davalının faturalara konu malları davacıya teslim ettiğine dair edimini dava değeri itibariyle HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiği, her ne kadar dosya kapsamında davalı tarafça sunulan sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında \"...\" isminin ve imzası bulunsa da davacının bu kişi ile ilgisinin olmadığını, çalışanı olmadığını beyan ettiği, Beşiktaş Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dosyaya sunulu 2018 yılı ücret bordroları incelendiğinde davacı işyerinde ... isminde çalışanı bulunmadığı görüldüğünden davalının dava konusu faturaların içeriğini davacıya teslim ettiğini ispat için yeterli delil niteliğinin bulunmadığı, davalının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla   davacı tarafın faturalara konu malların davalıya teslim edildiği  iddiasını  ispata elverişli deliller vasıtasıyla kanıtlayamaması nedeniyle söz konusu faturalardan kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olduğu sabit olmadığından davanın kabulü ile, İstanbul ...  İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyeti tespit olunamadığından...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyeti tespit olunamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ile davacı arasında inşaat malzemesi satışlarından kaynaklanan ve ödenmeyen borçlardan dolayı icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafça süresi içerisinde itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiğini, faturaların gönderilmesinden, ödeme emrinin kesinleşmesinden ve  cebri icra işlemleri devam ettiği sırada borçlu tarafından menfi tespit davasının açıldığını, mahkemece davanın kabul edildiğini, kararın hatalı olduğunu, davacının ödeme emrine itiraz edememe nedenlerinin açıklanmadığını, davacının tacir olduğunu, basiretli sorumluluk altında bulunduğunu, faturaların, ödeme emrinin ve haciz taleplerinin kendisine tebliğinden çok uzun süre sonra borcunun olmadığı iddiasının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, takibe konu faturaların düzenlenip teslim edildiğini, ticari defterlerine işlendiğini, itiraz edilmediğini, bilirkişi raporu ile ticari defterlerinin usulüne uygun olmadığının anlaşıldığını, davacının ticari defterlerinde faturaların olmadığına dair iddialarının usulsüz tuttuğu defterlere dayandırıp davalının tamamen usulüne uygun defterleri karşısında ispat vasıtası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ticari ilişkinin ispat yükümlülüğünün davalı üzerinde olmadığını, ticari satıştan kaynaklı alacağın tahsili ile ilgili uyuşmazlıkta mal teslimi ve ödemeler hususunda taraf defterleri üzerinde inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince icra takibinden sonra açılmış bir menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davalı şirket tarafından davacı şirket adına takibe konu edilen   faturaların düzenlenmiş olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, iş bu menfi tespit davasında ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu, davalı şirketin  takibe konu edilen faturalardan dolayı alacaklı olup olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirket tarafından davacı şirket adına  2018 yılının 9.ayında 4 adet fatura düzenlendiği, faturaların konusunun ,ranza, yaylı yatak vb emtialara ilişkin olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 23.10.2018 tarihinde 40.241,35 TL fatura bedeli ile 10,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.252,10 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, icra takibine  fatura örneklerini ve 01.01.2018 - 31.12.2018 tarihli cari hesap ekstre örneğini ibraz etmiş olduğu, icra takibine itiraz edemediğini iddia eden davacı şirket tarafından iş bu menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraf delilleri dosyaya ibraz ve celp edildikten sonra bilirkişi raporu alınmıştır. 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda; dava dosyasına sunulu cari hesaba konu davalı tarafından davacı adına düzenlenen faturaların 04.09.2018 tarihli olanın muhtelif hırdavat malzemelerine ilişkin olup tutarının 30.261,82 TL olduğu, 04.09.2018 tarihli diğer faturanın ranza yaylı yatakla ilgili, 6.282,32 TL bedelli fatura olduğu, 05.09.2018 tarihli faturanın ise matkap ucu,  kesme taşı-büyük taşlama adı altında 3.697,21 TL tutarlı fatura  olduğu, her üç faturanında teslim alan kısmında ... adının yazılı olduğu, imzanın olmadığı,  diğer yandan, salt fatura düzenlenmesinin adına fatura düzenlenen kişiyi borçlu kılmayacağı, adına fatura düzenlenen kişinin fatura düzenleyene borçlu sayılabilmesi için bir seçenek olarak düzenlenen faturayı tebliğ aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde fatura ve münderecatına itiraz etmemiş olması gerektiği, kaldı ki, bunun da faturanın mutlaklığı anlamına tam olarak gelmeyeceği ve sadece fatura mündericatının doğru olmadığını ispat yükünü faturaya itiraz etmeyenin omuzlarına yükleyeceği, faturayı düzenleyenin kaideten, ona süresinde karşı yan itiraz ederse, mal veya hizmeti yapıp çekişmesiz sunduğunu ortaya koymak mevkiinde iken, süresinde itiraz olmadığında bu zaman süresinde itiraz etmeyip ispat külfeti altına giren yanın, faturanın ihtiva ettiği mal veya hizmetin tarafına tesliminin yapılmadığını /gerçekleşmediğini veya usulünce bildirilmiş bir ayıba/eksiğe, yasal mesnetten yoksunluğa duçar olduğunu  ispatlaması gerektiği, davalının cari hesap alacağına esas teşkil eden faturaların açık fatura (bedeli tahsil edilmemiş) şeklinde usulüne uygun olarak tanzim edildiği, faturalara icra takibinden önce davacının herhangi bir itirazının bulunmadığı, faturalara konu malların davacı yana sevk irsaliyeleri ile teslim edildiği, irsaliyelerde malları teslim alan bölümünde “...” isminin ve imzasının yer aldığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezi tarafındna dosyaya sunulu 2018 yılı Ücret Bordroları incelendiğinde davacı iş yerinde ... isminde çalışanın bulunmadığı görüldüğünden davalının dava konusu faturaların içeriğini davacıya teslim ettiğini ispat için yeterli delil niteliğinin bulunmadığı, dava konusunun, davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında davalı yana borçlu olmadığı, takibin iptaline karar verilmesi talebinden ibaret olduğu, davacının 2018 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, davacının incelenen ticari defterlerinde; davaya konu davalı tarafından davacı adına düzenlenen 04.09.2018 tarihli ... nodu 30.261,82 TL tutarlı, 04.09.2018 tarihli ... noldu 6.282,32 TL tutarlı, 05.09.2018 tarihli ... nolu 3.697,21 TL tutarlı faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı yanın davalı yana 05.09.2018 tarihli ... no.lu 7.050,02 TL tutarlı faturadan dolayı 7.050,02 TL borçlu olduğu, davalı firmanın incelemeye sunulan 2018 yılında E-defter mükellefi olduğunun görülmüş olduğu, defter beratlarının usulüne uygun ve süresinde verildiğinin görüldüğü, davalının incelenen ticari defterlerinde; davaya konu davalı tarafından davacı yana düzenlenen 04.09.2018 tarihli ... noldu 30.261,82 TL tutarlı, 04.09.2018 tarihli ... nolu 6.282,32 TL tutarlı, 05.09.2018 tarihli ... nolu 3.697,21 TL tutarlı faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturadan dolayı davalı yanın davacı yandan 31.12.2018 tarihi itibariyle 40.241,35 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, dava dosyasına sunulu cari hesaba konu davalı tarafından davacı adına düzenlenen 3 adet fatura incelendiğinde; Davalının cari hesap alacağına esas teşkil eden faturaların açık fatura (bedeli tahsil edilmemiş) şeklinde usulüne uygun olarak tanzim edildiği, faturalara icra takibinden önce davacının herhangi bir itirazının bulunmadığı, faturalara konu malların davacı yana sevk irsaliyeleri ile teslim edildiği, İrsaliyelerde malları teslim alan bölümünde “...” isminin ve imzasının yer aldığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezi tarafındna dosyaya sunulu 2018 yılı Ücret Bordroları incelendiğinde davacı iş yerinde ... isminde çalışanın bulunmadığı görüldüğünden davalının dava konusu faturaların içeriğini davacıya teslim ettiğini ispat için yeterli delil niteliğinin bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davacı defterlerinin usulüne uygun olmadığının görüldüğünü, lehine delil teşkil edemeyeceğini, davacının ticari ilişki içinde olduğu, müvekkili firmaya olan borcunu faturalara ve ödeme emrine itiraz etmeyerek zimnen kabul ettiğini, ...'nun SGK'dan istenen 2018 maaş bordrolarında adının görülmediği belirtilmiş ise de müvekkilinin adı geçen şahsın SGK kaydının olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, karşı tarafın yetkilisi olduğunu söylediği kişiye fatura içeriğinin teslim edildiğini iddia ederek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçeye istinaden davanın kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 190.maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda , iş bu  menfi tespit davasında ise hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia ederek icra takibi başlatmış olan davalıdadır. Davacı , takip konusu faturalardan dolayı borcunun bulunmadığını iddia ederek iş bu davayı açmıştır.  Sevk irsaliyesinde yer alan kişinin davacı iş yeri çalışanı olmadığı, dosyaya celp edilen SGK kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacının ticari ve defter kayıtları her ne kadar usulüne uygun şekilde tutulmamış ise de davalının usulüne uygun şekilde tutulan ticari defter ve kayıtlarındaki fatura bilgilerinden dolayı davacının borçlu olduğunun kabulü mümkün değildir. Çünkü HMK 222/3 maddesi gereğince, şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksine senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmış olması gerektiği ifadelerine yer verilmiştir. Bu nedenle, davalı tarafın usulüne uygun şekilde tutulan ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için davacı tarafa ait defter ve kayıtlarında bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin ticari ve defter ve kayıtlarına yönelik iddiaları yerinde görülmemiştir. Fatura tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı  ispata yeterli değildir. Faturadan dolayı alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafça, faturanın karşı tarafa tebliğ edildiği ve fatura konusu mal ve hizmetin karşı tarafa teslim veya verildiğinin usulüne uygun delilerle ispat edilmesi gerekecektir. Somut olayda, davalı tarafça takip konusu edilen faturaların davacı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve ayrıca fatura konusu ürünlerin ise teslim edildiği ispat edilememiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 2.062,21TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.14.03.2024<br>KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"22946e8e9a15a139","SID":"eedc8455574d5416"}}