{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/472 <br>KARAR NO: 2024/453<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2015/410 E. - 2020/375 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak<br>Taraflar arasındaki alacak  davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 07.06.2013 tarihli hal alım sözleşmesi imzalandığını, bu kapsamda ticari ilişkiye başlandığını,  sözleşmeye göre  davalı tarafça  0,82 TL olarak kesilen faturaların sözleşme hükümlerine göre  doğru kesilen faturalar olduğunu, 1,10 TL üzerinden hesaplama yapılıp gönderilen faturalar için ise iade fiyat farkı artışı iade faturaları kesildiğini,  ilk faturaların  0.82 TL kesilip daha sonradan 1.10 TL olarak kesilmesinin  güven ilişkisini zedelediğini ve ticari ilişkiyi sonlandırdığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takibe itiraz ettiklerini, davalı yanca itirazın iptali davası açıldığını,   hal alım sözleşmesine göre davalının tedarik edeceği ürünlerin mesai saatleri dışında hafta sonları teslim edilmesi sebebiyle davacıya cezalar kesildiğini, bu cezaların da davalıya yansıtıldığını, kalan 82.197,00 TL tutarlık kısımda uyuşmazlık söz konusu olduğunu, bunun da yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespiti gerektiğini,  devam eden dosyada 165.000 TL  avukata  fazla ödeme yapıldığını, alınan fazla paranın depo edilerek teminatlı veya teminatsız olarak iadesini talep ettiklerini, Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün kapak hesabı 240,297,00 TL iken duruşma sırasında 97.000,00 TL'yi yatırdıklarını, ayrıca 165.000,00 TL hacizlerin  kalkması için davalının avukatının talebi üzerine yatırıldığını, da,00 TL fazla yatırılmış olduğunu, Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/872 Esas sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini,  82.197,00 TL kısım için durdurma kararı verildiğin, yargılaması devam eden dosyada fazla tahsil edilen ve avukatın kendi hesabına istediği 165.000,00 TL yargılama sonuna kadar paranın depo edilmesini ve teminatlı veya teminatsız olarak tutar kadar ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etiklerini, davalının taze günlük ürün getireceği yerde stoktan donmuş ürün getirdiğinden müvekkilinin   iade faturası kestiğini,  davacının davalıya 82.197,00 TL tutar kısım açısından herhangi bir borcu bulunmadığını, Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinde 82.197,00 TL kısım açısından halen yargılamanın devam ettiğini, yargılaması devam eden dosyada  müvekkili davacıdan 165.000,00 TL'nin  haksız yere alındığını, 82.197,00 TL'nin müvekkilinin Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu  muavin defterine göre; 01.07.2013 tarihli fiş no ... stoktan kullandırılan donuk ürün istaneden 2.632,00 TL, ... fiş no 29.07.2013 tarihli ... nolu fatura 24.214,89 TL,  ... fiş nolu 15-25- 31/07 /2013 tarhli fiyat farkı (082 yerine 1.10 TL yansıtılması ) 17.132,76TL,  15.08.2013 tarihli fiyat farkı 10,935,29 TL, 20.08.2013 tarihli ... nolu geç getirme cezası 1.967,97 TL, 30.09.2013 tarihli 01-15-08-2013 tarihli hakediş geç getirme cezası,  2.058,58 TL,  30.09.2013 tarihli ... nolu iade  fiyat farkı 4.868, ,40 TL, 30.09.2013 tarihli ... nolu iade fiyat farkı 18.387,09 TL kalemlerinden oluştuğunu ileri sürerek,  davanın kabulü ile davacının borçlu bulunup bulunmadığının  tespitine, yargılaması devam eden dosyada fazlaya ilişkin olarak yatırılan 165.000,00 TL bedelin geri iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, dava değerini 10.000,00 TL göstermiş,  21.04.2020 tarihli dilekçesi ile  harcını yatırarak dava değerinin 64.268,83 TL olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında devam eden henüz kesinleşmemiş ve aynı takip dosyasının içeriğine ilişkin Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/872 Esas  sayılı itirazın iptali dava dosyası bulunduğunu, dosyada tarafların aynı, icra dosyasının Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası  olduğunu, davanın esasının da  davacının  alacaklı veya borçlu olup olmadığına dair olduğunu, bu dosya  kesinleşmeden tarafları ve konusu aynı olan bu davanın açılamayacağını, öncelikle derdestlik sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, derdestlik itirazı  uygun görülmez ise dosyanın görülen bu  davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, çünkü bahsi geçen dosya hakkında verilecek nihai kararın doğrudan bu davayı etkileyeceğini,  müvekkili davalının davalının ikametgahı itibariyle Antalya nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, 30.10.213 tarihinde 25.10.2013 tarihli belge ve faturalara istinaden müvekkil adına davacı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine müvekkilince Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/872 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, bu davada verdiği cevap dilekçesinde davacının ticari ilişkiyi kabul ettiğini, borcunu yaptığını iddia ettiği havaleler ile ödediğini iddia ettiğini, ne ceza makbuzları, geç teslim iddiaları, fiyat farkı faturaları  ne de stoktan mal kullanım iddialarına yer vermediğini, itirazın iptali davasında 20.02.2015 tarihli ara kararı ile tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesi üzerine davacının çark ettiğini  ve takibin tamamına itiraz ettiğini, takip dosyasında kısmi itirazının olduğunu beyan ettiğini,  bu aşama  müvekkili ile davacı arasında defalarca hem sözlü hem de yazılı ( e-mail ) görüşmeler olduğunu, davacının  ilk etapta ve ilk taksit olarak 20.02.2015'de müvekkiline 97.839,66.TL ödediğini,  devam eden görüşmelerde 7 gün sonra yani 27.02.2015'de ise 165.000,00 TL'de  uzlaşıldığını, bu kalan bedelin de müvekkiline  gönderildiğini, bunun üzerine ödemenin müvekkilince icra dosyasına bildirildiğini, haciz kaldırma talep edildiğini, davacının 07.06.2013 tarihli hal alım sözleşmesi başlıklı belgeyi dayanak gösterdiğini,  ancak   bu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu sebeple  Küçükçekmece C.Savcılığına sahtecilik nedeni ile suç duyurusunda bulunulduğunu, 2014/38704 hazırlık dosya numarası ile şüpheliler hakkında soruşturmanın devam ettiğini, davacının itirazın iptali davasında  alacağa, dayanak faturalara itiraz etmediğini, faturalara konu sebze ve meyveleri almadığını belirtmediğini, müvekkili davalının tedarik firması olduğunu, kendisine yapılan siparişler üzerine bu piyasadan sebze ve meyveyi tedarik etiğini,  davacının ise bir yemek firması olduğunu, davacının sunduğu sözleşmede kişi başına yani asker, yani er, erbaş başına öğlen ve akşam yemeklerinde ( 0.82.TL gibi ) maliyetten bahsedildiğini,  müvekkili davalının  hiçbir şekilde yemek işine karışmadığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, davacının taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile fazladan ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu hususu sabit olup dava konusu alacağın dayanağı olan faturaların ve muhteviyatındaki malların davacı şirkete teslim edilmiş olduğu anlaşılmıştır.Dava dosyası kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme hükümleri gereğince davalının faturalar mukabilinde davacı tarafa toplam 233.281,58 TL tutarında mal teslim ettiği, karşılığında davacının toplam 117.516,77 TL tutarında davalı tarafa ödeme yaptığı, dolayısıyla davacının 115.764,81 TL borcunun olduğu, davalı taraf Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davacı hakkında 180.033,64 TL tutarındaki fatura asıl alacağının tahsili için icra takibi başlattığı, bu durumda icra takip dosyasında bu bedelin 115.764,81 TL'sinin karşılığının olduğu, 64.268,83 TL'lik kısmın ise karşılığının olmadığı ve davacının bu miktar kadar borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir.Sözleşme bedelinin öğlen ve akşam yemek sayılarının toplamının ortalaması kişi başı 0,82 TL olarak belirlendiği görülmüş olup bu bedele göre hesaplama yapılmıştır. İtiraz üzerine alınan ek raporda 1,10 TL birim fiyat üzerinden hesaplama yapılması durumunda davalının bakiye alacağının 180.033,64 TL olduğu ve takibin zaten bu bedel üzerinden yapıldığı belirtilmiştir.Davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmuş ve dava değeri 64.268,83 TL'ye yükseltilmiştir.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının da birbirini destekler nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın artırılan miktar üzerinden kabulü ile aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 64.268,83 TL bedel yönünden borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına yatırılan 64.268,83TL'nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  TTK'nın 21/2 maddesine göre  bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağından  ve davacının da gönderilen faturalara itirazı bulunmadığından borcun zımnen kabul edildiğini, 24.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere faturalar 1,10 TL birim fiyat üzerinde hesaplandığı takdirde davalı müvekkilin alacağının 180.033,64 TL olacağı belirtildiğini, davacının ürünlerin 0,82 TL üzerinden hesaplanması gerektiği yönündeki iddiasının  kabulünün mümkün  olmadığını, ticari ilişkinin aylarca sürdüğünü, 31.07.2013 tarihinden itibaren 1,10 TL'den hesaplanma yapıldığını, davacının hiçbir şekilde itirazı olmadığını, alışverişe devam edildiğini,  24.02.2020 tarihli bilirkişi incelemesinde  davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan fiyat farkı, cezai şart ve mal iadesine konu toplam 8 adet faturanın müvekkili davalıya tebliğ edildiğinin belgelenemediğini, bundan dolayı da söz konusu faturaların  tek taraflı düzenlendiğini, bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı yanın 27.02.2015 tarihinde 165.000,00 TL'lik yaptığı ödemeye ihtirazı kayıt koymadığını, Yargıtay 19. HD'nin 07.03.2016 tarihli kararı ile bu hususun da  netleştirildiğini, bu  sebepler göz önüne alınarak hukuki bir değerlendirme yapıldığında ise davaya konu borcun hiçbir şekilde menfi tespit ve ya  istirdat davasını açmayı gerektirecek bir yanının olmadığının  anlaşılacağını, davacının iddia ettiği  07.06.2013 tarihli hal alım sözleşmesindeki  imzanın müvekkiline ait olmadığını, savcılığa şikayette bulunulduğunu, ceza davası açıldığını, Küçükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan 2017/72 Esas sayılı davanın devam ettiğini, davacının önce borcu olmadığını belirtip itiraz ettiğini, sonra itirazın iptali davasında  97.836,66 TL'yi kabul edip nakit olarak ödediğini, 27.02.2015 tarihinde ise 165.000,00 TL'lik kısmı müvekkiline  ödediğini, ihtirazı kayıt koymadan icra dosyasına ödeme yaptığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalının sözleşmeye aykırı şekilde düzenlediği  iddia  edilen faturalar nedeniyle ödenen fazla bedelin sebepsiz zenginleşme  hükümleri uyarınca iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıdan meyve ve sebze alımı yaptığını, aralarında 07.06.2013 tarihli hal alım sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşmede  belirlenene göre birim fiyatın 0,82 TL yerine 1,10 TL üzerinden fatura düzenlendiğini, davalının başlattığı Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas  sayılı  icra takibi kapsamında davalıya  fazla ödeme yaptığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ödenen fazla bedelin iadesini istemiştir. Davalı ise sözleşmedeki imzanın kendine ait olmadığını, bu sebeple savcılığa şikayette bulunduğunu, açılan ceza davasının devam ettiğini, bu nedenle sözleşmeye göre bir hesaplama yapılamayacağını, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacıya mal teslimi yapması üzerine düzenlediği faturaların davacı tarafından itiraz edilmeksizin teslim alındığını, davacının düzenlediğini iddia ettiği  iade ve ceza  faturalarının ise kendisine tebliğ ve teslim edilmediğini, davacıdan olan alacağı için başlattığı icra takibine davacının itirazı üzerine açtığı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/872 Esas sayılı dosyasının tarafları ve konusunun eldeki dava ile aynı olduğunu, derdestliğin söz konusu olduğunu savunmuştur. <br>Dosya kapsamında Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının bir kısmının  fotokopisi,  Bakırköy  4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/872 Esas sayılı dosyasının ise aslı bulunmakta olup yapılan incelemesinde; Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün  ... Esas sayılı (İlk olarak Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile açılmış, yetkisizlikle Küçükçekmeceye gelmiş dosya) dosyası ile  eldeki davada davalı tarafından eldeki davada  davacı şirket aleyhine 31.10.2013 tarihinde 180.033,64 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı,  borcun sebebi olarak 25.10.2013 tarihli cari hesap ekstresi,  fatura ile sevk irsaliyelerinin gösterildiği, davacı şirketin borcun tamamına itirazı üzerinde davalı tarafından Bakırköy  4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/872 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, bu dava sırasında  davacı şirketin davalıya (vekiline) 97.836,66 TL banka kanalıyla ödediği, 27.02.2013 tarihinde ise 165.000,00 TL daha  aynı şekilde vekil hesabına ödeme yaptığı, bunu üzerine mahkemece davanın vazgeçme nedeniyle reddine verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay  19. Hukuk Dairesinin  07.03.2016 tarih ve 2015/13951 Esas, 2016/4073 Karar sayılı kararı ile ''Davalı vekilinin imzasını taşıyan 20/02/2015 tarihli duruşma tutanağında da belirtildiği üzere davalı taraf dava konusu borcun 97.836,66 TL'sini kabul etmiş, akabinde ihtirazi kayıt koymadan borcun tamamını ödemiştir. O hâlde mahkemece, davacı vekilinin 26/05/2015 duruşmadaki, alacağın tamamen tahsil edildiğine, diğer tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla davadan vazgeçildiğine ilişkin  beyanının, borcun ödenmiş olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını mahkemeye bildirmekten ibaret olduğu gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve davanın açıldığı tarihte haklı olmadığı anlaşılan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi'' doğru görülmeyerek  bozulduğu, bunun üzerine ilk derece mahkemesince uyma kararı verilerek 08.11.2016 tarihinde davanın konusuz kalması sebebiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın kesinleşme bilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Anılan davada, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, eldeki dava bakımından kesin hüküm söz konusu değildir. Davacı, icra takibine itiraz etmiş ve takibi durdurmuş olmasına karşın takibe konu borcun tamamını ödemiştir. İtirazın iptali davasında kabulünde olmayan kısmı da ödemiştir. Kabulünde olan kısım dışındaki ödeme bakımından davacının, ödemelerini cebrî icra tehdidi altında yaptığından da söz edilemez. O hâlde eldeki dava bakımından İİK'nın 72/7 hükmünde öngörülen istirdat koşullarının mevcut olduğundan söz edilemez. Bu nedenle davacının eldeki davada İİK'nın anılan hükmüne dayanarak talepte bulunması hukuken mümkün görülmemektedir. Davacının talebinin, taraflar arasındaki satım sözleşme ilişkisi kapsamında fazla yapılan ödemelerin TBK'nın sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlere göre geri tahlisine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hukuki niteleme kapsamında yapılan değerlendirmede: TTK'nın 21/2. maddesinde, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Yani fatura münderecatı kesinleşmiş olur, yoksa o faturada yazılı malın alcıya mutlaka daha önceden teslim edilmiş olduğu, hizmetin verildiği  anlamına gelmez.  Akdî ilişki inkar ediliyorsa fatura tek başına akdi ilişkinin varlığını ortaya koymaz ve bu durumda faturayı düzenleyen ayrıca bu faturadaki hizmeti verdiğini, malı teslim ettiğini  ispat etmelidir. Sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.  Ancak adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, hizmetin verildiği, malın teslim edildiği ve faturada unsurlarının benimsendiği anlamına gelir. Hizmetin verilmediği, gereği gibi verilmediği veya malın teslim edilmediğini  faturayı alıp itiraz etmeden ticari defterlerine kaydeden ispatlamalıdır.  Bu durumda borçlu taraf,  faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 Esas, 2011/608 Karar, 19.09.2018 tarih ve 2017/19-915 Esas, 20181338 Karar sayılı kararları,  Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 06.01.2014 tarih ve 2013/17289 Esas, 2013/619 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/1735 Esas, 2013/2533 Karar, 13/102015 tarih ve 2015/8908 Esas, 2015/10361 Karar sayılı kararları). Yine süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla ilgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Öte yandan, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m.222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Diğer yandan, fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeye uygun düzenlenmesi gerekir. Faturanın sözleşmeye aykırı düzenlenmesi hâlinde, faturayı alan tarafın, yasal süresi içinde faturaya itiraz etmesi ve faturayı iade etmesi gerekir. Faturaya süresinde itiraz edilmeyip, fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise faturadaki miktar kadar mal bedeli  bulunduğunu  alıcı kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek itiraz edilmeyen fatura içeriğindeki mal değeri esas alınarak alacak borç ilişkisinin belirlenmesi gerekir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması hâlinde, faturanın zorunlu içeriği olan bedel kaydının benimsendiği sonucu ortaya çıkacaktır. Bu açıklamalar ve  somut olay birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında  sebze meyve alım satımına ilişkin bir anlaşma bulunmaktadır. Her ne kadar davacı dosyaya yazılı bir hal alım sözleşmesi sunmuş ve davalı  bu yazılı sözleşmedeki imzanın  kendisine ait olmadığını, sahte imza sebebiyle şikayetçi olunduğunu ve ceza davası açıldığını ileri sürmüştür. Bununla birlikte, taraflar arasında sebze -meyve alımı konusunda ticari ilişki bulunduğu konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Yazılı sözleşmenin bulunduğu benimsense bile, davacının farklı birim fiyattan kestiği alıp itiraz etmeksizin defterlerine kaydeden davacının, faturadaki fiyatı kabul ettiği ve borç alacak ilişkisinin, kesinleşen faturaya göre belirlenmesi gerektiği açıktır.Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davalı  tarafından düzenlenen ve kendi defterlerinde kayıtlı bulunan  faturaların davacının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu faturalara karşı davacı tarafından süresi içinde itiraz edildiğine dair davacı tarafından bir iddia ve delil sunulamadığı görülmektedir. Bu durumda davacı,  anılan Yasa maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz etmemesi sebebiyle  fatura içeriğini kabul etmiş durumdadır. Yine davacının, dava dilekçesinde davalıya  düzenlediğini iddia ettiği iade faturaları, ceza faturaları  ve fiyat farkı faturalarından oluşan toplam 8 adet fatura davalı- alacaklının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi bu faturaların davalıya tebliği edildiği kanıtlanmamış, dayanakları da ortaya konulmamıştır. Bu durumda, bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere, davalı tarafça düzenlenen ve kendi defterlerinde kaydedilen faturaların davacı tarafından da kendi   ticari defterlerine itiraz edilmeksizin kayıt edildiği, bu nedenle kesin delil niteliğindeki ticari defter kayıtları ile davacının fazla ödeme yapmadığı ve davalıdan alacağı bulunmadığı, davacının aynı nitelikte bir kesin delil ile fazla ödeme yaptığını ispatlayamadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle, ilk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Her ne kadar taraflar arasında varlığı iddia edilen hal alım sözleşmesinin imzasının davalı tarafından kabul edilmemesi sebebiyle ceza davası açıldığı görülmekte ise de esasında taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı kabul edilmiş  olup davacı tarafın davalıya fazla ödeme  yapmadığı hususu kesinleşen fatura içerikleri ile taraf ticari defterleriyle ortaya konulduğundan davacının sözleşmeye aykırı birim fiyat üzerinden fatura düzenlendiği iddiası da artık dinlenemeyecektir. Bu sebeple, bahsi geçen ceza davasının sonucunun beklenmesi eldeki uyuşmazlığın çözümü için gerekli  görülmemiştir. Zira davacı-borçlu,  davalının düzenlediği faturaları  kendi ticari defterlerine işleyerek  benimsediğinden bu fatura bedelleri uyarınca davalıya borçlu olup esasında sözleşmede belirlenen birim fiyat üzerinde fatura düzenlenmesi veya düzenlenmemesinin bundan sonra sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının, davalıya ödediği paranın davacının borcu olduğu, fazla bir ödeme yapmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya  aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece  Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 170,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 256,82 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 11,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Tarafların gider avansından artan bakiyelerinin taraflarına iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan toplam 1.097,55 TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 60,50 TL posta gideri olmak üzere, toplam 222,60 TL kanun yolu giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 9-Dosyanın, kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.03.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dc94aa55e43fc2c5","SID":"7706160d6dd8eebf"}}