{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/433 <br>KARAR NO: 2024/451<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/11/2020<br>NUMARASI: 2020/158 E. -  2020/661 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin sigorta şirketi olup kredi sigortası yani  ticari alacak sigortası branşında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin  poliçelisi ... Ticaret AŞ tarafından davalı-borçlu şirkete satılarak teslim edilen emtialara ilişkin olarak düzenlenen 20.11.2013 tarihli, ... nolu, 42.513,75-TL bedelli, 05.12.2013 tarihli, ... nolu, 21.049,58-TL bedelli, 09.12.2013 tarihli, ... nolu, 7.039,61-TL bedelli, 13.01.2014 tarihli, ... nolu, 7.905,76.-TL bedelli, 14.01.2014 tarihli, ... nolu, 32.312,88-TL bedelli faturaların  ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin dava dışı sigortalısına kredi sigortası poliçesi kapsamında 22.942,63 USD tazminat ödeyerek TTK'nın 1472.maddesi uyarınca bu kısım alacağa kanunen halef olduğunu,  alacağın tahsili amacıyla Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, davalının  takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile  %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle;  davacının sigorta poliçesi gereğince halefiyetini  ispata yarar herhangi bir belgenin icra takibi ile müvekkiline tebliğ edilmediğini,  halefiyet kuralı gereğince, sigortacının, alacaklının haklarını devralacağını, ancak bu kurala riayet edilmediğini, aynı faturalara dayalı olarak hem asıl alacaklı olan şirket hem  de davacı şirket tarafından takip başlatılmak suretiyle mükerrer takip yapıldığını, bu durumda gerçek hak sahibinin kim olduğunu bilmesine imkan olmayan müvekkilinin giderilmesi çok zor veya imkansız zararlarının doğmaması için mükerrer takiplere itiraz etmekten başka bir hukuki koruması bulunmadığını, bu davanın Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itiraza karşı açılmış olduğunu, aynı icra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde görüleceği üzere, davacının halefiyet kuralı gereğince sahip olduğunu iddia ettiği haklara dayanarak, asıl alacaklı olan sigortalısının da takip başlatmış olduğunu, aynı faturalara dayanarak yapılan mükerrer takiplerin davacının kötü niyetini gösterdiğini savunarak, davanın reddi ile davacının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, davacının sigorta poliçesine binaen dava dışı sigortalıya yaptığı ödemenin davalıdan rücuan tahsili istemi ile başlattığı icra takibine itiraz üzerine İİK'nun 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık, davacının sigortalısı ... San.Tic.A.Ş.ye poliçe bedeli ödeyip ödemediği, ödedi ise yapmış olduğu ödemeyi davalıdan talep edip edemeyeceği hususlarındadır. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Küçükçekmece ...İcra Dairesinin ... sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı ... tarafından borçlu ...'ne Yönelik 51.662,21 TL asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. İddia, beyan , bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı sigorta şirketinin ticari alacak sigortası alanda faaliyet gösterdiği ve bu kapsamda dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş tarafından davacı şirkete verilen 5 adet faturanın davalı şirket tarafından ödenmemesi üzerine davacı tarafın sigorta poliçesi kapsamında 22.942,63 USD tazminatı dava dışı şirkete ödediği ve TTK madde 1472 uyarınca ödemiş olduğu bu tazminatı Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün söz konusu takip dosyası ile davalıdan talep edildiği, yargılama kapsamında davalı tarafın 2013-2014- ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği,  bu defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olması nedeniyle lehe delil kabiliyetinin bulunduğu, söz konusu 5 adet faturanın tamamını davalı şirket ticari defterlerinde zamanında ve usulüne uygun olarak kaydedildiği, 5 adet faturaya esas sevk irsaliyeleri ile faturaların uyumlu olduğu, bu kapsamda fatura içeriği emtiaların davalı şirkete teslim edildiğinin anlaşıldığı, dava dışı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin dava dışı şirkete söz konusu faturalardan dolayı 51.769,31-TL borcunun bulunduğu bu tutarın 48.702,62-TL'sinin davacı sigorta şirketince ödendiği  belirlenmiştir.Davalı ve dava dışı şirketin kayıtlarının incelenmesinde davalı şirket tarafından dava dışı şirkete toplam 82.462,00-TL bedelli iki adet çek ve yine toplam 68.088,67-TL belirli iki adet çek daha verildiği, bu çeklerin dava dışı şirketin kayıtlarına alacak olarak kaydedildiği ancak bu çeklerden 22/02/2014 tarihli 42.462,00-TL bedelli çekin ve 26/02/2014 tarihli 34.088,67-TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı ve bu nedenle davalı hesabına borç kaydedildiği belirlenmiştir. Mahkememizce tüm bu açıklamalar doğrultusunda 20/03/2017 tarih 2015/51 Esas 2017/261 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı tarafın istinaf yoluna başvurması neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 13/02/2020 tarih 2017/3988 Esas 2020/347 Karar sayılı kararı ile özetle; '...Bu durumda mahkemece davacının elindeki tazminat ödemeye yönelik denetim raporu ve eklerinin celbi ile; davalı yanın dava dışı şirkete yaptığı çek ödemelerinin karşılıksız kalıp kalmadığı hususu ilgili bankalardan sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekmekte iken bu hususlarda araştırma yapılmadığı anlaşılmakla...' gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararının gereği kapsamında, davacı vekiline ellerindeki tazminat ödemeye yönelik varsa denetim raporu ve eklerinin sunulması için, davalı vekiline ise davalı şirket tarafından dava dışı sigortalı şirkete verilen 22/02/2014 keşide tarihli 42.462,00 TL bedelli ve 26/02/2014 keşide tarihli 34.088,67 TL bedelli çeklerin banka bilgilerini ve ayrıntılarını bildirmeleri konusunda kesin süre verilmiş, taraf vekilleri kendilerine verilen kesin süreye rağmen herhangi bir bilgi ve belge sunmamışlardır. Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; dava, ticari alacak sigorta poliçesi uyarınca dava dışı sigortalının alacağının davalı tarafça ödenmemesi üzerine davacı tarafça poliçe kapsamında dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin borçlu davalıdan rücuan tahsili istemi ile başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Dosya kapsamında bulunan deliller ve alınan bilirkişi raporundan, davalı şirket ile dava dışı sigortalı şirketin cari hesabındaki uyumsuzluğun büyük bölümünün karşılıksız kaydı ile yapılan çeklerin hesaba  borç kayıtlarından kaynaklandığı, davalı tarafın çekle ilgili ödeme yaptığını savunduğu görülmektedir. Anılan çeklerin ibrazında karşılıksız olup olmadığı veya bu çeklere ilişkin bir ödeme olup olmadığı hususunda muhatap bankalar nezdinde araştırma yapılabilmesi amacıyla çeklerin banka bilgilerinin bildirilmesi konusunda davalı tarafa verilen kesin süreye rağmen bu konuda mahkememize bilgi verilmediğinden bu husus tespit edilememiştir. Ticari risk sigortası genel şartları uyarınca B.2'deki düzenlemeye göre özel şartlarda belirtilen bekleme süresi sona erdikten sonra zarar gerçekleşmiş olur. Tazminat talebinin kabul edilebilmesi, sigortalının; 1. Zararın, sigorta edilmiş bir riskin doğrudan sonucu olduğunun kanıtlanmış olması, 2. Genel şartlar ve poliçe özel şartlarında belirtilen koşulların yerine getirilmiş olması, 3. Zarar hesabının ve özel şartlarda belirtildiği şekilde zarar delilinin sigortacıya iletilmiş olması 4. Sigortalının haklarını destekleyen tüm belgelerle birlikte, bir denetçi tarafından usulüne uygun olarak tasdik edilmiş olan tüm mali tabloların sigortacıya iletilmiş olması, 5. Sigorta sözleşmesi kapsamında sigortacı tarafından talep edilen tüm belge veya bilgilerin sigortacıya iletilmiş olması şartlarını yerine getirmiş olması durumunda kabul edilebilir. Bu doğrultuda, mahkememizce davacı tarafa, dava dışı şirketten aldığı denetim raporunu ve eklerini sunması konusunda kesin süre verilmiş, ancak verilen kesin süreye rağmen bu konuda mahkememize herhangi bir belge sunulmamıştır. Dolayısıyla, ispat yükü davacı tarafta olup, davacı tarafın sigorta genel şartları uyarınca dava dışı sigortalıya ödeme yapabilmesi için borcun borçlu tarafından ödenmediğine ilişkin araştırma yapılarak bu konuda denetim raporu düzenlemesi gerektiği, ancak mahkememizce verilen kesin süreye rağmen bu konuda herhangi bir rapor ve belge sunulmadığı, araştırma yapılması ve denetim raporu düzenlenmesi durumunda borcun çeklerle ödenip ödenmediği hususun da davacı tarafça tespit edilebileceği, bu minvalde yapılan ödemenin poliçe ve sigorta genel şartlarına aykırı bir ödeme olduğu ve bu nedenle bu ödemenin davalıdan rücuan talep edilemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \"  gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyeti sübut bulmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi sigortası(ticari alacak sigortası) branşında faaliyet gösterdiğini, kredi sigortasında rizikonun satış veya hizmet sağlama sözleşmesinden satıcı veya hizmet sağlayıcı (sigortalı) lehine doğan alacağın alıcı veya kendisine hizmet sağlanmış olan kişi (borçlu) tarafından ödenmemesi olduğunu, kredi sigortasında ödenecek zararın, tahsil edilemeyen satış parasının veya verilen hizmetten doğan alacağın sigorta teminatı altındaki kısmı olduğunu, somut olayda mahkemece temel ilişkinin tarafı olan sigortalı ...  AŞ ile davalı/ borçlu şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak suretiyle davalı/borçlunun, dava dışı sigortalı  şirketine olan dava konusu faturalardan kaynaklanan borçlarını ödemediğinin tespit edildiğini, borcun ödenmemiş olması ile sigorta poliçesi ile teminat alına alınan riskin gerçekleştiğini, bilirkişi incelemesinde, sigortalının ticari defter kayıtlarında faturaların kayıtlı olduğu ancak fatura bedellerinin davalı/borçlu yanca ödenmediğinin tespit edildiğini, davalının bu borcu ödediğine dair ödeme belgesi de sunamadığını, taraflarınca sunulması istenen denetçi raporunu mahkemenin yaptırmış olduğu bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan rapordan üstün yahut güvenilir kılan kanuni bir düzenleme de bulunmadığını, bu sebeple kesin süreye rağmen bu belgenin sunulamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğunu,  kanuni halefiyeti ortaya koyan \"sigorta poliçesi\" ile tazminatın ödendiğini gösterir \"hasar tazmin makbuzu\"nun dosyada olduğunu, müvekkilinin dava dışı sigortalının davalı /borçlu şirketle olan alım satım sözleşmesine istinaden düzenlediği  fatura alacağını tahsil edememesi sebebiyle sigorta poliçesi limitleri dahilinde  sigortalısı şirkete tazminat ödemek suretiyle ödediği kısım alacağa kanunen halef olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin  tazminatı öderken tazmin ettiği tutar alacağı temlik aldığını, temlik alacaklısı sıfatıyla da bu alacağı talep hakkı bulunduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigorta şirketi tarafından ticari alacak kredi sigortası poliçesi kapsamında dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminat bedelinin rücuen davalıdan tahsili amacıyla başlatılmış olan  ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, dava dışı sigortalısı ... Ticaret AŞ tarafından davalı-borçlu şirkete satılarak teslim edilen emtialara ilişkin olarak düzenlenen  20.11.2013 tarihli, ... nolu, 42.513,75-TL bedelli, 05.12.2013 tarihli, ... nolu, 21.049,58-TL bedelli, 09.12.2013 tarihli, ... nolu, 7.039,61-TL bedelli, 13.01.2014 tarihli, ... nolu, 7.905,76.-TL bedelli, 14.01.2014 tarihli, ... nolu, 32.312,88-TL bedelli faturaların  ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin dava dışı sigortalısına kredi sigortası poliçesi kapsamında 22.942,63USD tazminat ödeyerek TTK'nın 1472.maddesi uyarınca bu kısım alacağa kanunen halef olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe davalının itirazın haksız olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise; davacının halefiyetini ispatlayamadığını, aynı alacak için hem sigortalı hem de davacı tarafından mükerrer takip başlatıldığını, bu nedenle  gerçek hak sahibinin kim olduğunu bilmesine imkan olmadığını ve itiraz etmek zorunda olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan Küçükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 22.942,63 USD ( 51.662,21 TL ) alacak yönünden 23.10.2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak ticari alım satım nedeniyle rücuen yapılan ödemenin gösterildiği, ödeme emrinin 27.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 03.11.2014 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı ile dava dışı ... San.ve Tic. AŞ arasında 01.02.2014 tarihinde düzenlenen  poliçede dava dışı  dava dışı ... San.ve Tic. AŞ'nin sigortalı olarak yer aldığı, ... sayılı poliçede sigorta döneminin 01.02.2014-31.01.2015 arası olduğu, bu poliçe ile  sigortalının yapacağı mal satışları karşılığında alacakların tahsil edilememesi sonucunu doğuran  ve teminat altına alınan durumların gerçekleşmesi halinde bu durumların neden olacağı zararların %90 oranında sigortalandığı görülmektedir.İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2017 tarihli ve 2015/51 Esas, 2017/261 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, itirazın iptaline, alacak likit kabul edilmediğinden davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine dair verilen kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarih ve 2017/3988 Esas, 2020/347 Karar sayılı ilamı  ile davacının tazminat ödemesine yönelik denetim raporu ve eklerinin celbi ile davalı yanın dava dışı şirkete yaptığı çek ödemelerinin karşılıksız kalıp kalmadığı hususunun ilgili bankalardan sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda istinafa konu eldeki karar ile; ispat yükü üzerinde olan davacının genel şartlar uyarınca araştırma yaparak bu konuda denetim raporu düzenlemesi gerektiği, ancak  verilen kesin süreye rağmen bu konuda herhangi bir rapor ve belge sunulmadığı, araştırma yapılması ve denetim raporu düzenlenmesi durumunda borcun çeklerle ödenip ödenmediği hususunun  da davacı tarafça tespit edilebileceği, bu durumda yapılan ödemenin poliçe ve sigorta genel şartlarına aykırı bir ödeme olduğu ve rücuen talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, dava dışı  sigortalı şirket tarafından davalıya mal teslimi karşılığında 5 adet fatura düzenlediği, bu faturaların 2013 yılı Aralık ve 2014 yılı Ocak aylarına ait olduğu,  ödeme tarihinin faturada yer almadığı, davacı tarafından sigortalıya 22.07.2014 tarihinde 22.492,63 USD ödeme yapıldığı, bu ödemeye ilişkin olarak davacının sigortalısından  aldığı ibraname ve temlikname ile sigortalının haklarına halef olduğu görülmektedir.  Mahkemece alınan bilirkişi kök  ve ek raporları uyarınca  davalı ile dava dışı şirket  ticari defterleri incelenmiş olup raporlarda,  tarafların  2013-2014- ve 2015 yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiği usulüne uygun olarak tutulduğu, 5 adet faturanın tamamını davalı şirket ticari defterlerinde zamanında ve usulüne uygun olarak kaydedildiği, 5 adet faturaya esas sevk irsaliyeleri ile faturaların uyumlu olduğu, bu kapsamda fatura içeriği emtiaların davalı şirkete teslim edildiğinin anlaşıldığı, dava dışı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davalı şirketin dava dışı şirkete söz konusu faturalardan dolayı 51.769,31-TL borcunun bulunduğunu bu tutarın 48.702,62-TL'sinin davacı sigorta şirketince ödendiği,   davalı şirket tarafından dava dışı şirkete toplam 82.462,00-TL bedelli iki adet çek ve yine toplam 68.088,67-TL belirli iki adet çek daha verildiği, bu çeklerin dava dışı şirketin kayıtlarına alacak olarak kaydedildiği ancak bu çeklerden 22.02.2014 tarihli 42.462,00-TL bedelli çekin ve 26.02.2014 tarihli 34.088,67-TL bedelli çekin karşılıksız çıktığı ve bu nedenle davalı hesabına borç kaydedildiği belirlenmiştir. Davacı vekili 07.02.2017 tarihli duruşmada   bu iki çekin ellerinde   olduğunu ve bedelinin ödenmediğin, karşılıksız olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece çek asılları görülüp sureti dosyaya konulmuş, duruşma sırasında davacı vekiline asıllar tekrar iade edilmiştir. Davalı taraf ise bu beyana karşılık çeklerin kendilerine halen iade edilmediğini ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Bu tespit ve bilgiler kapsamında yapılan değerlendirmede;Öncelikle belirtmek gerekir ki, sigortacının ödeme yaptığı sigortalısının haklarına TTK'nın 1472/1 maddesi uyarınca halef olabilmesi için, ödemenin teminat kapsamında olması zorunludur. Teminat kapsamına ve poliçe hükümlerine uygun olmayan ödemeler ex gratia ödeme (hatır ödemesi) mahiyetinde olduklarından, halefiyet kapsamında değerlendirilemezler. Ancak bu ödemeyi yapan sigortacı sigortalısından, zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını TBK'nın 183 ve devamı maddeleri kapsamında alacağın temliki yoluyla devralmışsa rücu hakkına sahip olabilir. Somut olayda da, davacı tarafından, sigortalıya yapılan ödemeye ilişkin ödeme dekontu  ve  sigortalıdan zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkı TBK'nın 183 ve devamı maddeleri kapsamında alacağın temliki yoluyla devralındığına dair ibraname, temliknameyi sunmuştur. Artık bu durumda davacı sigortacı alacağın temliki  yoluyla sigortalıdan alacağı temlik aldığından Genel Şartlarda yer alan denetçi  raporunun  bulunması ve sunulması gerekli değildir.  Bu durumda alacağı temlik alan davacı sigorta şirketi sigortalıya ödediği bu bedeli davalıdan talep hakkına sahiptir. Bu sebeple mahkemece, ilgili denetim raporu sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Öte yandan, davalının ödeme amacıyla davalıya verdiği iddia edilen çeklerin 07.02.2017 tarihli duruşmada davacı tarafça mahkemeye sunulduğu,  ... Başakşehir Şubesine ait  28.02.2014 tarihli ve 34.088,67 TL bedelli çek ile ... bankası İstanbul şubesine ait ve 21.02.20214 tarihli  ve 42.462,00-TL bedelli bu iki çekin bir örneği dosya kapsamına alınarak asıllarının  mahkemece tekrar davacı vekiline iade edildiği, çek fotokopilerinin incelenmesinde bedellerinin davalı yanca ödenmediği, ibrazında karşılıksız çıktığı görülmektedir. Artık bu durumda mahkemece, davacı sigorta şirketinin sigortalının haklarını temlikname ile temlik aldığı, takip talebinde de döviz cinsinden talepte bulunduğu nazara alınarak, söz konusu çek asılları mahkeme kasasına alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya içeriğiyle uyumlu olmayan yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca,  esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair  aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,4-Davacı tarafından yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, 5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.21.03.2024<br>KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6a6f431960b9e564","SID":"451631d00bd382bc"}}