{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2144 Esas<br>KARAR NO: 2024/640 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2017/239 Esas - 2021/553 Karar<br>TARİHİ: 08/09/2021<br>DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı şirket arasında 27 Şubat 2010 tarihinde sözleşme imzalandığını ve 10 Mart 2010 tarihinde fiili devir yapıldığını, yapılan sözleşme gereği müvekkilinin davalı yanında işçi olarak çalışmakta iken davalının müvekkilinin adına acente kurulmasını sağladığını, verime dayalı prim alacak şekilde anlaşma şartları oluşturulduğunu, davalı şirketin kendi şubesini müvekkiline yaptığı sözleşme gereğince acenteye çevrilmesini sağladığını, yapılan sözleşmede de müvekkilinin sabit giderlerinin karşılanacağının açıkça belirtildiğini, sözleşmede müvekkilinin zarar etmesinin imkânsız olacağının birkaç kez ifade edildiğini, bu hususun sözleşmenin asli unsuru olduğunun sözleşmenin tamamında açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın sözleşme şartlarına uygun olarak müvekkiline yapması gereken ödemeyi tam ve güncel verilere göre yapmadığından müvekkilinin ciddi manada mağduriyetine neden olduğunu, müvekkiline ödeme yapılacak olan kalemler incelendiğinde her altı ayda bir değişiklik olacağı açıkça ortada olup bu hususun sözleşmenin esaslı unsuru olduğunu, müvekkilinin 12 Ekim 2016 günü mevcut çalışma olanağının kalmadığını bildirerek sözleşme gereğince yapılması gereken devir masraflarının güncellenmesini talep eden iç yazışma ile davalıdan talepte bulunduğunu ancak davalı tarafın baskın gücünü kullanıp müvekkiline Ocak 2017 ayında zeyilname imzalatmak istediğini, zeyilname içeriği önceki sözleşmeye aykırı artırım hakkının tamamının ortadan kaldırılmasına yönelik olduğundan müvekkilinin zeyilnameyi imzalamadığını, müvekkilinin haklarına kavuşabilmesi adına 06 Şubat 2017 günü Bursa ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talepte bulunduğunu, ihtarın davalı tarafa 08 Şubat 2017 günü tebliğ edildiğini, tebligatı alan davalının 10 Şubat 2017 günü bir takım gerçeği yansıtmayan rutin işleyişi kapsayan inceleme yapılması iddiası ile sözleşmeyi fesih ettiğini bildirdiğini, akabinde yine aynı içeriği kapsar şekilde 15 Şubat 2017 günü de müvekkilinin ihtarına cevap verdiğini, ihtar ve tebliğ şerhi nazara alındığında davalının durumu kurtarmak kastı ile bir takım cevaplar vermeye çalıştığının aşikar olduğunu, her iki ihtarın da müvekkilinin ihtarının tebliğinden sonra olmasının iddialarının haklılığının somut göstergesi olduğunu, davalının acentelik sözleşmesi gereği müvekkiline karşı edinimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin temel mantığının acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesi olduğunu, bu amaçla acenteye bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek “...” şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık gideri tespit edilecek ve bu gider; devir sonrasında da ... tarafından acenteye düzenli olarak ödenecek ve böylece acentenin devir nedeniyle zarara uğramasının önlenmiş olacağını, masraflar her 6 ayda bir ... tarafından gözden geçirilerek söz konusu masraf kalemlerinde, yürürlükteki mevzuat, yurt sathında uygulanan tarifelerdeki birim fiyat değişimleri gibi hukuki dayanaklardan veya iş artış / eksilişinden meydana gelen zorunlu değişimlerin oluştuğu anlaşılır ise, bu değişimlerin masraf tutarına etkilerinin ... tarafından hesaplanacağını, müvekkilinin ayrıca sözleşme gereğince ... ile ... plakalı araçları işlerinde kullandığını, kullanılan araçların tamamının üzerinde taşıt tanıma sistemi ile yakıt alımı yapıldığı için masrafların davalı kayıtlarında mevcut olduğunu, 2 aracın 5 yıllık araç ömrü tamamlanmasına rağmen yenileme yapılmadığını, bu nedenle de müvekkilinin araç tamir masraflarının son derece yüksek olduğunu ve sözleşmeden sonra artan enflasyon, işçi asgari ücret bedelleri ve zorunlu giderler yönünden davalı tarafın sağlaması gereken bedeli ödemeyerek mağduriyete neden olduğunu, müvekkilinin ciroyu artırmış olmasına rağmen zarar etmesinin nedeninin ise masraf bedellerinde taahhüt edilmiş olunan güncelleme yapılmaması olduğunu, ayrıca müvekkilinin de yapmış olduğu zorunlu ödemelerdeki artışın davalı tarafça bilindiğini, kira, yakıt, kırtasiye, iletişim vb. gider kalemlerine ilişkin ödemeler davalı tarafa bizzat yapılmakta olduğundan ödeme taahhüdünde bulunulduğu masraf bedellerini düşmekte olduğunu, davalı tarafça düşümlerden sonra kalan bedellerin çalışanların maaşlarını dahi karşılamadığını ve bu durum müvekkili ile yapılmış olan sözleşmeye açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ödeme zorunluluğu olan bedellerin müvekkili adına talep zorunluluğunun hâsıl olduğunu beyanla yükselen sabit giderlerin, 6 aylık dönemler halinde hesaplanıp çıkan bedellerin davalı taraftan alınıp davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmeleri gereği müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğini haiz olduğunu, tarafların her ikisi de tacir olmakla işbu hüküm HMK 193 uyarınca geçerli bir delil sözleşmesi hükmü olup sözleşmenin taraflarını bağlamakta olduğunu, dolayısıyla Sayın Mahkemenin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları kesin delil olarak değerlendirerek karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarını dikkate almaması gerektiğini, davacı müvekkili şirketin alacağını müşterilerden tahsil ederek müvekkiline ödememek ve tahsilatları geciktirerek müvekkili şirketin hesabına yatırmamak sureti ile kasa açığı fiilini işlemesi nedeniyle Acentelik Sözleşmesi ve eklerinin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanmış olan 27.02.2010 tarihli acentelik sözleşmeleri uyarınca davacıya müvekkili şirketin ... (Bursa) şubesini acente olarak devredildiğini ve davacının işletmesine bırakıldığını, 08.02.2017 tarihinde ... Acentede yapılan denetimde, kasa sayımında 52.091,63 TL’nin birimde bulunmadığının, müvekkili şirket adına müşterilerden tahsil edilmiş olmasına rağmen tahsil edilmemiş gibi gösterilmek suretiyle acente yedine alınmış olduğunun, davacının kasa açığı fiilini işlediğinin tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından acenteye gönderilen ihtarnamede fesih gerekçeleri de açıkça belirtilmek suretiyle mezkur Acentelik Sözleşmesi ve eklerinin müvekkili şirket tarafından 10.02.2017 tarihinde haklı nedenle tek taraflı olarak feshedildiğini ve acentelik ilişkisine son verildiğini, davacı tarafından Bursa ... Noterliği marifetiyle gönderilmiş olan 06.02.2017 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamenin tebliği üzerine fesih işleminin yapıldığı iddia edilmiş ise de, davacının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu teşkil eden 52.091,63TL kasa açığına sebebiyet vermesine hiç değinilmediğini, davacı yanla imzalanmış olan Acentelik Sözleşmesinin 20. maddesinde davacının tahsil etmiş olduğu fatura bedellerini hangi vadede yatırması gerektiği ve yatırmadığı takdirde günlük % 0,1 fazlalığı ile ödemesi gerektiği açıkça ifade edilmekte olup, bu vadede yatırılmamasının açık olarak haklı nedenle fesih sebebi olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmesi ve eklerinde yer alan hükümlerin gayet açık olduğunu, müvekkili şirket bağımsız olarak şubelerini acente olarak işletmek üzere tacirlere devretmekte ve işi kendi maaşlı personelleri yerine kendi işi gibi benimseyerek kar elde etme gayesi ile çalışacak acentelere bırakmakta olduğunu, bu bağlamda kurulu bir düzeni, tüm demirbaş ve mefruşatı ile şubesini ve kasasını, o şubede kullanılacak araçları, müşteri portföyünü, tüm netvvorkünü, ticari bilgi ve deneyimini (know-how), ticari marka ve logosunu ve benzeri tüm imkanları süresiz acentelik sözleşmesi ile acentenin kullanımına bırakmakta olduğunu, işin gerektirdiği şekilde işi ve işyerini ve çalışan personel sayısını ayarlama ve organize etme sorumluluğu Acentelik Sözleşmesi hükümleri gereği acentenin kendisine ait olup bağımsız tacir niteliğini haiz acentenin bu iddialarının hukuk düzenince korunmayacağının ortada olduğunu, davacının dava dilekçesinde masraf kalemlerindeki artışın zamanında güncellenmediğini iddia ederek ilgili sözleşmenin 4. maddesine atıf yaptığını ancak ilgili hükmün devamındaki hususları hiçbir şekilde dile getirmeyerek müvekkili şirket tarafından sözleşmeye aykırı davranıldığını iddia ettiğini, hükmün tamamı incelendiğinde açıkça görülecektir ki davacının dayandığı hükmün esasen davacının taleplerinin haksızlığını ortaya koyduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan 27.02.2010 tarihli acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesinde yer alan hükümler uyarınca aylık acente masraflarının belirlenmesi yetkisi münhasıran müvekkili şirkete ait olup taraflarca kararlaştırılan işbu hüküm uyarınca masrafların artış ya da eksilişine karar verecek tarafın müvekkili olduğunu, bu anlamda müvekkili şirkete sözleşme ve kanun kapsamında masraf ödeme veya güncelleme yapma kapsamında herhangi bir mükellefiyet yüklenmiş olmadığını, davacı tarafından atıf yapılan ilgili madde devamında da bu hususun açıkça belirtildiğini, buna karşın acenteliğin ilk yıllarında destek amaçlı yapılan ödemeler tamamen taraflar arasındaki iyiniyete dayalı olup işbu ödemeler acenteye tanınmış bir hak niteliğinde olmadığı gibi müvekkili şirket tarafından masraf güncellemesi yapılma zorunluluğunun da bulunmadığını, acentelik sözleşmesi uyarınca davacıya yapılması gerekli tek ödemenin hakediş olduğunu, araçların kullanılamaz hale geldiğinin tespiti halinde müvekkilinin inisiyatifiyle yenilenecek olup acentelik sözleşmesi madde 21 uyarınca araç bakım ve onarım giderlerinin acentenin yükümlülüğünde olduğunu, taraflar arasında imzalanan zeyilname uyarınca acenteliğin sona ermesi durumunda, iş akdi ...'ya devredilen personelin acentede çalışma dönemi için hesaplanan alacaklarına ilişkin bedeli ...'ya ödemekle mükellef olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/09/2021 tarih ve 2017/239 Esas - 2021/553 Karar sayılı kararında; \".... Dava; acentelik sözleşmesin kaynaklanan devir masraflarının (güncelleme farkı alacağının) tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 27/02/2010 tarihinde Acentelik Sözleşmesinin akdedildiği, davalı şirketin Müvekkil, davacının ise ... / Bursa bölgesi Acentesi olduğu, acentelik sözleşmesinin eki mahiyetinde olan ve her iki tarafın kabulünde bulunan cari hesap sözleşmesi uyarınca acentelik ücretinin hesaplanması, ücretin ödenmesi ve masraflara yönelik protokol yapıldığı tartışmasızdır. Davacı cari hesap sözleşmesinin 4. maddesi uyarınca acenteyi teslim aldığı tarihten sonra davalının her (6) altı aylık dönemler için masraflara yönelik güncelleme yapması ve güncelleme neticesinde tespit edilen masrafların tarafına ödenmesi gerektiğini, ancak davalının protokoldeki hükme aykırı davranarak bunu yapmadığını ileri sürmüştür. Davalı taraf, protokoldeki hüküm uyarınca masraflara ilişkin güncelleme yapma noktasında son kararın kendilerine ait olduğunu, protokolde mutlak anlamda kendilerine böyle bir yükümlülük yüklenmediğini savunmuştur. Uyuşmazlığın temeli, acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde olan cari hesap sözleşmesinin ve protokolün 4. maddesi gereğince davalı Müvekkilin her altı (6) aylık dönemler halinde masraflara ilişkin güncelleme yapma zorunluluğu bulunup bulunmadığı ve güncelleme sonucunda tespit edilecek miktarın davalı acenteye ödeme yükümlülüğü olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Cari Hesap Sözleşmesinin 4. maddesine bakıldığında ilgili kısımda aynen \"...Yukarıda belirtilen masraf kalemleri her altı (6) ayda bir ... Kargo tarafından gözden geçirilecektir. Bu gözden geçirme sonucunda; söz konusu masraf kalemlerinde, yürürlükteki mevzuat, yurt sathında uygulanan tarifelerler deki birim fiyat değişimleri gibi hukuki dayanaklardan veya iş artış / eksilişinden meydana gelen zorunlu değişimin oluştuğu anlaşılır ise, bu değişimlerin masraf tutarına etkileri ... Kargo tarafından hesaplanacaktır. Acentenin de fikri alındıktan sonra; söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar mercii ... Kargo olacaktır\" şeklinde düzenlenmiştir. Esasen taraflarca kararlaştırılan mevcut düzenleme açık ve net olup, masrafların güncellenmesi konusunda son karar mercinin davalı Müvekkil olduğu, davalı tarafa masrafların güncellenmesi konusunda mutlak anlamda bir yükümlülük / edim borcu yüklenmediği görülmektedir. Davacı masrafların güncellenmesi ve tarafına ödenmesi konusunda davalının birden fazla kez ve 01/12/2013 tarihine kadar güncelleme yaptığını ileri sürerek, ilerleyen zamanlarda da aynı şekilde bu uygulamayı sürdürmesi gerektiğini ifade etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, hukuk düzenin sınırları içinde taraflar diledikleri gibi sözleşme yapmak konusunda serbesttirler. Taraflar özgür iradeleri çerçevesinde akdettikleri sözleşmelere uygun hareket etmek, sözleşme ile üstlendikleri edimleri zamanında ve tam olarak yerine getirmek zorundadırlar. Başka bir deyişle, ahde vefa ilkesi uyarınca sözleşme taraflar için bağlayıcı nitelikte olup, adete Kanun gibi tarafların sözleşemeye uygun hareket edilmesini zorunlu kılmaktadır. Yukarıda anılan sözleşme hükmü uyarınca davalı Müvekkilin yeni kurulan acentenin başarılı olması ve ticari olarak ayakta kalmasını sağlamak adına daha öncesinde bu ödemeleri yapmış olmasının aynı şekilde ileride de mutlak anlamda yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olmadığı, böyle bir uygulamanın sözleşme hükmünü değiştirir tarzda yorumlanmasına neden olacağı muhakkaktır. Tarafların aksini kararlaştırmadığı bir husus hakkında, Mahkemenin sözleşme dışına çıkarak yorumda bulunması ve kabule varması da mümkün değildir. O halde, davacının bu yöndeki iddiaları sözleşme hükmü karşısında yerinde görülmemiştir.Bu itibarla, acentelik sözleşmesinin eki niteliğinde olan Cari Hesap Sözleşmesinin 4.maddesi uyarınca davalının her altı aylık dönem için acentenin masrafları hakkında güncelleme yapması ve bu masrafları acentesine ödemesi konusunda sözleşme ile mutlak anlamda yüklendiği bir edim olmaması, masraflara yönelik güncelleme hak ve yetkisinin son kararı alma mercinin bizatihi davalının kendisinin olması nedeniyle davacının bu tutarların kendisine ödenmek zorunda olduğuna yönelik iddialarına itibar edilmemiş, taraflar için bağlayıcı nitelikte olan mezkur sözleşme hükmü karşısında açılan davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurumuştur.\" gerekçesi ile, \"Davanın Reddine\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Mahkemece verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmenin tamamı okunduğunda görüleceği üzere sözleşmede davalı ... frimasının yetkisinin sınırsız olmadığı aşikarken salt bir maddenin içerisinde yer alan tek cümleye tüm itilaf hapsedilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sözleşmenin tamamına bakılarak sonuca gidilmesi gerektiğini, Mahkemenin karar gerekçesindeki gibi bir durumun sözleşmede olduğu kabul edilirse tek cümlelik sözleşme yapılmasının yaşanacak tüm itilaflar için yeterli olacağının şüphesiz olduğunu, sözleşmenin hatalı yorumlanması nedeni ile aleyhe karar cihetine gidildiğini, sözleşmenin tamamının hatalı ve eksik yorumlandığını, dosya kapsamında beyanlarını  tekrar ettiklerini ve rapordaki aleyhe olan ifade ve gerçeğe aykırı olan tespitler ve yine aleyhe olan Mahkeme kararını  kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini; Mahkemece sözleşmenin tamamı yok sayılarak tek maddedeki tek cümle üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, ek sözleşmenin tamamı okunduğunda dahi tarafların yükümlülüğünün tam olarak tespit edilebileceğini, davalı şirketin ülkenin tamamını kapsar şekilde kargoculuk faaliyeti gösterdiğini, bu faaliyeti ile bu konudaki pazarın da en büyüğü olduğunu, müvekkili ve davalı tarafın sunduğu kararların tarafı olan tüm davacıların davalı yanında çalışan işçiler olduğunu, ancak davalının kar durumunu daha da artırmak için tüm çalışanlarını bayi yaptığını, bu durumun sözleşmelerle de sabit olduğunu, dosya kapsamında bunların işçilikten direk tacir olması nedeni ile davalı tarafın eski işverenleri ile yapmış oldukları sözleşme olduğunu, sözleşme incelenirken tarafların yükümlülük ve anlaşma şartlarına bir bütün olarak bakılması gerektiğini, TBK 19.maddesi vd. ile TMK 2 maddesini sözleşme inceleme de esas almak gerektiğini, var olan sözleşmelerin yorumunda; \"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, ..., gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.\" amir hükmünün ortada olduğunu, bu anlamda taraflar arasında imza altına alınmış olan sözleşmenin bir bütün halinde okunup ve tarafların edimlerini, borç ve sorumluluklarını belirlemek gerektiğini, bu anlamda dosya kapsamı ve dava konusu itilaflar irdelendiğinde müvekkilinin taleplerinin haklı ve hukuki olduğunun görülebileceğini; Davalı tarafın sözleşme şartlarına uymadığını, bu nedenle de müvekkilinin maddi kaybının söz konusu olduğunu, işbu kayıpların tahsili açısından talep ve dava yoluna başvurulduğunu, müvekkilinin haklarına kavuşabilmesi adına 06 Şubat 2017 günü Bursa ... Noterliğinin ...3 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talepte bulunduklarını, mahsus ihtarın davalı tarafa 08 Şubat 2017 günü tebliğ edildiğini, tebligatı alan davalı tarafın 10 Şubat 2017 günü bir takım gerçeği yansıtmayan rutin işleyişi kapsayan inceleme yapılması iddiası ile sözleşmeyi feshettiğini içerir tebliğ yaptığını, akabinde yine aynı içeriği kapsar şekilde 15 Şubat 2017 günü de ihtara cevap verdiğini, mahkemeye dilekçe ekinde sundukları ihtar ve tebliğ şerhi nazara alındığında davalının durumu kurtarmak kastı ile bir takım cevaplar vermeye çalıştığının açık olduğunu, her iki ihtarında ihtarların tebliğinden sonra olmasının iddialarındaki haklılıklarının somut göstergesi olduğunu, fesih hakkını kullananın davalı taraf olduğunu, açılan davada sözleşmenin asli unsuru olan davalının taahhüt ettiği yükümlülükleri yerine getirmediğini, davalı tarafın bu ekonomik yükümlülükleri nedeniyle müvekkili davacıya borçlu olduğunu, bu anlamda sözleşmenin 38. maddesine göre sözleşmenin feshi doğrultusunda davanın irdelenemeyeceğini, sözleşmenin feshinin davanın konusu olmadığını; Heyetin 1. Ek raporu doğrultusunda; \"Sonuç kısmında yazılı olan Karşılıklı defterlerimizde yazılı olan ve alacak kalemimiz olan 13.687,45 TL ile Devir masraf tutanaklarına yapılması gereken güncellemenin yapılmayarak zararı olacak şekilde müvekkil aleyhine olan maddi durumun tespit edildiği 302.878,09 TL borçlu olduğuna,\" ilişkin tespit yapıldığını, davalı tarafın müvekkiline ödeme yapacağı başlığın devir masraf tutanağı olduğunu, sözleşmede 6 aylık periyotta güncelleme kararı alındığını, içeriğine bakıldığında ise zorunlu masrafların tamamı ile kalem kalem yazılarak hesap edildiğini, 6 aylık periyodun ise asgari ücretteki değişikliğin dikkate alındığını gösterdiğini, Mahkemece sözleşmenin tamamına bakıldığında; acentenin zorunlu masrafı karşılanıp performansını artırıp kar elde etmek için olduğunun açık olduğunun anlaşılacağını, çalışanın acente yapılıp o bayinin motivasyonunu yükseltip bu sayede hem acentenin kazanmasının hem de ana işletmenin kazanmasının hedeflendiğini, ilerleyen sürede her ne kadar acente çalışkanlığı artsa da kar elde etmesinin yok edildiğini, temel nedeninin ise zorunlu masrafların devletin belirlediği bedeller ile artması ancak davalı tarafça belirlenmiş sabit giderlerin artırılmaması, olması gereken resmi rakamlara çıkarılmaması olduğunu; Davalının işçi olan davacıyı bayi yapıp adeta sömürdüğünü, devir masraflarının her ne kadar belirleme yetkisi davalı tarafta olsa da yine aynı madde de; \"Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü Cari Hesap Sözleşmesi Acentelik Ücretinin Hesaplanması / Madde 4; İŞ BU SÖZLEŞMENİN TEMEL MANTIĞI; Acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesidir. Bu amaçla Acenteye bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek “... KARGO” şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık gideri tespit edilecek ve bu gider; devir sonrasında da ... KARGO tarafından Acenteye düzenli olarak ödenecektir. Böylece Acentenin devir nedeniyle zarara uğraması önlenmiş olacaktır.\" denildiğini; İşbu izahın davalı tarafa keyfi davranma hakkı vermediğini, tam tersine sınırlar belirlediğini açıkça gösterdiğini, ciro artsa bile sabit giderlerdeki artış nazara alınmayacaksa ciro artışına dayalı nasıl kar elde edilebileceğini, madem ölçüsüzce davalı karar verecekse niye sabit giderlerin kalem kalem belirlendiğini, acentenin artış olmadan çalışmasını beklemenin tam anlamı ile sözleşmedeki maksada aykırılık olduğunu, bu madde ile hatta aylık inceleme yapılıp zararın engelleneceği kararlaştırılmışken hiç güncelleme yapılmamasının izaha muhtaç olduğunu, göz ardı edilmesinin de hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını; Taraflar arasında imzalanan sözleşme ile hedeflenen sonucun açık olduğunu, müvekkili acentenin zarar etmemesi için asgari giderlerinin karşılanması ve satışa göre kendisinin kar elde etmesi gerektiğini, ancak davalı tarafın yapması gereken yükümlülüğü yerine getirmeyerek müvekkilinin zararına ve ödenmesi gereken asgari bedelin de kendisine ödenmeyerek mağduriyetine neden olduğunu, Mahkeme kararının dayanağı olan maddeye tam bakıldığında haklılığın görüleceğini, sözleşmede yazıldığı üzere; \"Aynı şubenin devir cirosunda, devir tarihinden sonra yaşanacak artıştan \" acenteye \" pay verilmesi suretiyle de, acentenin performasına dayalı olarak kar elde edilmesine imkan sağlanacaktır. (ciro artınca ayrıca kar verileceği ifade edilmiştir.) Dolayısıyla; “acente”, devir cirosunda artış sağlayamazsa gelir elde edemeyecek, ancak masrafları ... Kargo tarafından sağlandığı için, ciro artışı oluşmasa dahi zarar etmeyecektir. bu temel mantık çerçevesinde;  ............. devir tarihi itibariyle giderleri, ana başlıklar itibariyle aşağıdaki kalemlerden oluşmaktadır.\" şeklinde taraflarca belirlendiğini; 6 aylık periyotta bu durumun belirlenmemesi halinde zarar etmemesinin nasıl engelleneceğini, sözleşmenin mantığının tüm maddi zorunlu giderlerin davalı tarafından karşılaması ve ciro artışı ile de her tarafın kazanması olduğunu, müvekkilinin işbu sözleşmeden sonra yıllar boyunca artan enflasyon, çalışanlar açısından asgari ücret bedelleri ve zorunlu giderler yönünden davalı tarafın sağlaması gereken bedeli ödemeyerek mağduriyetine neden olduğunu, müvekkilinin ciroyu artırmış olmasına rağmen zarar etmesinin nedeninin ise masraf bedellerinde taahhüt etmiş olunan güncelleme yapılmaması olduğunu; Devir masraf tutanağının mevcut şubede 10 kişi üzerinden ve 2010 yılındaki asgari ücret ve yemek, ssk işveren payı, giyim, araç tamir bedeli, iletişim vb. kalemler üzerinden düzenlendiğini, sadece işçi brüt ücretinde bile 733,00 TL olarak hesaplama yapıldığını ancak 2016 Aralık ayında ücretin 1.647,00 TL olduğunu, müvekkilinin mağduriyetinin sadece bu kalem yönünden bile açıkça ortada olduğunu, davalı taraf ile yapılan acentelik sözleşmesinin ekinde belirlenen devir masraf tutarının yine sözleşmenin ekinde yapılan cari hesap ek protokolüne göre her 6 ay için dönemler halinde yapılması gereken güncelleme bedellerinin hesap edilip ödenmemesi nedeniyle müvekkilin zarara uğrayıp borca batık hale geldiğini beyanla Yerel mahkemece verilen red kararının kaldırılmasına, 302.878,09 TL'nin ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesi ve Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü Cari Hesap Sözleşmesinin 4. maddesinde düzenlenen masraf kalemlerinde güncelleme yapılmadığından bahisle güncelleme yapılarak belirlenecek bedellerin davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında 27/02/2010 tarihli acentelik sözleşmesi, acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesi ve devir masraf tutanağının imzalandığını, sözleşmede yapacağı sabit giderlerin davalı tarafından karşılanacağının ve her 6 ayda bir  devir masraf tutarında güncelleme yapılacağının kabul edildiğini, devir masraf tutanağında tüm kalemlerin belirlendiğini, davalının söz konusu güncelleme yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını, davalıya bu konuda ihtarname çekildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek davalı tarafından devir masraf tutanağında yer alan kalemlerde güncelleme yapılmaması nedeniyle oluşan alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf, davacının acentelik sözleşmesi ve eklerinin, sözleşme uyarınca tahsil ettiği ancak devretmediği bedelleri zimmetinde tuttuğunun tespit edilmesi nedeniyle feshedildiğini, devir masraf bedellerinde güncelleme yapma yetkisinin kendisine ait olduğunu, sözleşmede davacıya ödeme yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığını, ilk yıllarda iyi niyete dayalı olarak güncelleme yapıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmemesi ve yalnızca tek maddeye dayalı olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu, sözleşmenin amacının acentenin ciro artışına dayalı olarak kazanç elde etmesi olduğu, davalı tarafından ödenen masraf kalemlerinde güncelleme yapılmaması nedeniyle kazanç elde edilemediği, bu nedenle kararın kaldırılması ve bilirkişi ek raporunda tespit edilen alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 27.02.2010 tarihli süresiz acentelik sözleşmesi ve aynı tarihli cari hesap sözleşmesinin imzalandığı, davalı tarafından davacıya ödenecek devir masraflarının kalem kalem tutanak altına alındığı, davalı tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 10/02/2017 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi ve eklerinin feshedildiği, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesinin acentelik ücretinin hesaplanması başlıklı 4. maddesi ile acenteye bağımsız tacir sıfatıyla devredilecek “... Kargo” şubesinin, devir tarihi itibariyle mevcut aylık giderleri tespit edilerek bu giderlerin devir sonrasında da davalı ... Kargo tarafından acenteye düzenli olarak ödeneceğinin ve yine aynı maddede ödemesi yapılan masraf kalemlerinin her 6 ayda bir davalı ... Kargo tarafından gözden geçirileceğinin, bu gözden geçirme sonucunda; söz konusu masraf kalemlerinde, yürürlükteki mevzuat, yurt sathında uygulanan tarifelerdeki birim fiyat değişimleri gibi hukuki dayanaklardan veya iş artış / eksilişinden meydana gelen zorunlu değişimlerin oluştuğu anlaşılır ise, bu değişimlerin masraf tutarına etkilerinin davalı ... Kargo tarafından hesaplanacağının, acentenin de fikri alındıktan sonra söz konusu değişimlere bağlı artış veya eksilişlerin, masraf tutarına eklenmesi veya çıkarılması konusundaki nihai karar merciinin davalı ... Kargo olacağının kabul edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve dosyaya sunulan delillere göre davalı tarafından ilk olarak 27.02.2010 tarihinde belirlenen masraf kalemlerine 01.12.2013 tarihine kadar bir miktar güncelleme yapıldığı, bu tarihten davacı tarafından davalıya gönderilen 06.02.2017 tarihli ihtarname ve sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği 10.02.2017 tarihine kadar ise herhangi bir güncelleme yapılmadığı, davacı tarafından masraf kalemlerine ilişkin 31.01.2014 tarihinden itibaren düzenlenen tüm faturaların aynı tutarlarda olduğu ve faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, tarafların ticari defterlerine göre davacının masraf faturaları nedeniyle davalıdan alacağının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince de kabul edildiği üzere cari hesap sözleşmesinin 4. maddesi ile acentenin masraflarında güncelleme yapma yetkisinin münhasıran davalıya ait olduğu, davalıya güncelleme yapma konusunda kati bir yükümlülük yüklenmediği gib davacı tarafından da son güncellemenin yapıldığı 2013 yılından ihtarnamenin gönderildiği 2017 yılına kadar davalıdan bu konuda bir talepte bulunulmadığı ve davalı tarafından ödemesi yapılan masraf faturalarını aynı bedellerde düzenlendiği, bu minvalde davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbb73f54eec9dc9a","SID":"c0ab236c3e560d3c"}}