{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t\t: 2020/773 <br>KARAR NO\t\t: 2024/865<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/12/2019<br>NUMARASI\t\t: 2018/479 Esas  2019/1371 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t: 24/04/2024<br> <br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/479 Esas ve 2019/1371 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkili banka ile davalı kredi borçlusu ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen sözleşme gereği kredi kullandırıldığını, diğer davalıların sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, ihtar sonrası davalılar hakkında İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2018/1626 esas sayılı dosyası üzerihnden takibe başlanıldığını, takibe davalıların itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, açıklanan nedenlerle davalı borçluların itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatın ahükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Uyuşmazlığın tespiti; davacı banka ile davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 10/05/2017 tarihinde imzalanan genel kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile imzalayan diğer davalıların bu sözleşmeden dolayı davacı bankaya borçlarının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu noktalarında toplanmaktadır.<br>Dava; davalıların icra takibinde asıl alacağa ve diğer fer'ilere yapmış olduğu itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptaline yöneliktir.<br>İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2018/1626 takip sayılı dosyasında ödeme emrinin borçlulara 15/02/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların 19/02/2018 tarihinde borca itiraz ettikleri görülmüştür. <br>İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2018/1626 takip sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... A.Ş. tarafından, davalı borçlu şirket ve kefil davalılar aleyhine, genel kredi sözleşmesine istinaden 7 örnek ilamsız takipte ödeme emri ile 2.031.770,57 TL asıl alacak, 15.270,21 TL temerrüt faizi, 1.520,42 TL ihtar gideri, 763,49 TL Bsmv olmak üzere toplam 2.049.324,69 TL'den tahsilatın mahsubu ile 2.004.324,69 TL alacak ve 83.547,99 TL asıl alacak olmak üzere toplam 84.138,48 TL üzerinden icra takibine başlanıldığı, yapılan icra takibine davalıların süresinde itiraz ettiği ve takibin durdurulmasına karar verildiğinden işbu itirazın iptali davası açılmıştır.<br>Banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişinin sunmuş olduğu kök ve ek raporda özetle; takip tarihi itibariyle toplam 2.013.184,65 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.081.809,93 TL banka alacağının bulunduğu belirlenmiştir. <br>Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir. <br>Dava konusu olayda; davacı banka ile davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan 10/05/2017 düzenleme tarihli 4.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete KGF teminatlı taksitli ticari kredi, rotatif krediler ve KMH'dan krediler kullandırıldığı, hesabı üzerine çek karnesi verildiği, davalılar ..., ... ve ...'ın bu sözleşmeyi kendi el yazıları ile TBK kefalet hükümleri doğrultusunda kefalet tarihi, kefalet türü ve kefalet limiti yazılmak suretiyle 4.000.000,00 TL kefalet limitli olarak müşetrek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, aynı zamanda ... ve ...'ın kredi kullanan davalı şirketin ortağı olduğu, yasa gereği eş muvafakatine gerek olmayıp, diğer müteselsil kefil ...'ın ise eş muvafakatinin alındığı, kredilerin ödenmemesi üzerine davacı bankanın hesabı kat ederek davalıları temerrüde düşürdüğü, davalıların kredi borcunu ödemediği, ayrıca talep edilen işlemiş gecikme faiz tutarının yapılan kısmi tahsilatlar düşüldüğünde sözleşmeye kısmen uygun olduğunun talep edilmesinde bir yanlışlık görülmediğinin banka defter kayıtları ile denetime elverişli ve benimsenen bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Netice olarak; davacının takip tarihi itibariyle takibe koyduğu asıl alacağı ve fer'ilerinin kısmen yerinde olduğu davalıların kredi sözleşmesinden kaynaklı, ceman 2.013.184,65 TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.081.809,93 TL borçlu oldukları sonuç ve kanaatine ulaşıldığından tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>İtirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için usule uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Söz konusu tazminat hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Ayrıca, takibe konu alacağın likit olması gerekir. Borçlu tek başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Somut olayda davacı, kredi üyelik sözleşmesine dayalı olarak icra takibi yapmıştır. Bu nedenle borçlular ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek durumdadır. O halde, %20 oranında icra inkar tazimanıtının kabulü cihetine gidilmiştir.<br>Her ne kadar; kısa karara sehven gayri nakdi alacak eklenmemiş ise de; bu durumun maddi hata sonucunda yapıldığı dikkate alınarak 6.400,00 TL gayri nakdi alacağın davalılar. tarafından davacı bankaya depo edilmesine şeklinde gerekçeli kararda hükme eklenmesi cihetine gidilmiştir.'' gerekçesi ile; Tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile; Açılan davanın Kısmen KABULÜNE, davalının İzmir 10. İcra Dairesinin 2018/1626 takip sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; 2.013.184,65.TL asıl alacak olmak üzere toplam 2.081.809,93.TL üzerinden takibin devamına, takip tarihinden itibaren 1.936.289,90.TL asıl alacak üzerinden %50 oranında ve 76.894,75.TL asıl alacak üzerinden yıllık %28.08 oranında temerrüt faizi yürütülmesine ve faizin %5 gider vergisi uygulanmasına, Fazla istemin reddine, 6.400,00.TL gayri nakdi alacağın davalılar tarafından davacı bankaya depo edilmesine, Kabul edilen 2.081.809,93.-TL üzerinden %20 inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazları giderilmeden denetime elverişsiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun sonuç kısmında yer alan dava tarihi itibariyle yapılan alacak hesabının hükme esas alınmayacağını, itirazın iptali davasının amacının, takip tarihindeki alacağın varlığı ve tutarını tespit etmek iken, bilgi amaçlı yer verildiğini düşündüğü ve takip tarihinden sonraki tahsilatlar düşülerek dava tarihi itibariyle hesaplanan tutarın hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, takip tarihinden sonra tahsilat sağlanması halinde tahsilat tutarının borçtan mahsubunun icra dosyası üzerinden gerçekleştirilmesi, icra takibinde/infazda dikkate alınması gerekeceğini, takip tarihi itibariyle alacak tespitine ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından, tahsilatın 3 kredinin toplamından düşüldükten sonra kalan tutarın asıl alacak olarak kabul edilmesinin hatalı hesaplamaya yol açtığı gibi, hatalı belirlenen işbu tutara temerrüt tarihine kadar neden ve nasıl %15,48 oranı seçilerek akdi faiz uygulandığının da anlaşılamadığını, şöyle ki, tahsilat düşüldükten sonra kalan tutar içerisinde 3 ayrı kredinin de bakiye ana parası bulunduğundan, işbu bakiye ana paralara her bir kredinin kendi akdi faiz oranları işletilerek hesaplamanın temerrüt tarihine getirilmesi gerektiğini ancak bilirkişi tarafından müvekkili Bankanın temerrüt tarihindeki alacağının eksik hesaplandığını, ticari kredili mevduat hesabına ilişkin tespit edilen temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki borçlu ve kefillerin itirazının iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;<br>i) İlamsız takip yapılmış olması,<br>ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,<br>İii) İtirazın  alacaklıya  (davacıya)  tebliğinden  itibaren  alacaklının,  bir  yıl  içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.<br>Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.<br>Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.<br>Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas 2021/853 Karar sayılı Kararı)    <br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına,  yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/12/2019 tarih ve 2018/479 Esas  2019/1371 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde istinaf edenin sıfatı ve istinaf edilen miktarda dikkate alınarak HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 24/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b86aa4eb3d8cc36","SID":"e42da18c45df3f1c"}}