{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/761 <br>KARAR NO: 2024/874<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t  <br>TARİHİ: 26/01/2024<br>ESAS NO: 2024/40<br>KARAR NO: 2024/59<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2024<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 18/04/2024<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/01/2024 tarih ve  2024/40  Esas -  2024/59 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar ... ve ... arasındaki anlaşmaya göre müvekkili ..., ...'a birim fiyatı 180-TL olan tonet sandalyelerden 350 adet, birim fiyatı 200-TL olan tonet sandalyelerden 140 adet, birim fiyatı 1.585-TL olan bahçe takımlarından 15 adet, birim fiyatı 280-TL olan kromaj sandalyelerden 500 adet teslim edecek ve bunun karşılığında ...'ın müvekkili ...'a 254.775,00-TL ödeyeceğini, müvekkili, taraflar arasındaki anlaşmanın kendisine düşen kısmını, yapılan bir hata sonucu 12 adet sandalye ve 5 adet masa ayağı eksik bir biçimde ifa ettiğini, bu durum neticesinde davalı ...'ın müvekkili edimini hiç ifa etmemişçesine taraflar arasındaki işbu sözleşmeden kaynaklı alacağı yönünden müvekkili ...'a karşı Kayseri Genel İcra Dairesinde ... esas sayılı dosya ile ilamsız icra takibine giriştiğini, bu durumda müvekkilinin haklı menfaatlerini korumak maksatlı mahkemenizde işbu menfi tespit davasını açtıklarını, açıklanan nedenlerle teminat mukabili olarak tedbiren  Kayseri Genel İcra Dairesi... esas sayılı icra dosyasında görülen icra takibinin ihtiyaten durdurulmasını, bunun mümkün olmaması halinde ise işbu icra takibinde vezneye giren paranın işbu dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesini, davanın kabulüyle birlikte müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitini ve Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibinin iptalini, dava konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak kaydıyla davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda; davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, UYAP kayıtlarına göre davanın 18/01/2024 tarihinde açıldığı, bu tarih itibariyle davanın  dava şartı arabuluculuk kapsamındaki davalardan olduğu, işbu dava açılırken herhangi bir arabuluculuk tutanağı sunulmadığı, davacı vekili tarafından sunulan 25/01/2024 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuğa başvurulmadığı beyan edildiğinden düzenlenmiş bir zorunlu arabuluculuk son tutanağının mevcut olmadığı anlaşılmakla; arabulucuya başvurulmaksızın açılan işbu davanın, 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. Maddesi ( 7445 sayılı \"İcra İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\" 31. Maddesi ile değiştirilen)  uyarınca ....\" gerekçesiylel Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE karar verilmiştir.İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargıtay 19. Ve 15. Daireleri söz konusu hususu menfi tespit davalarında dava şartı olarak arabulucuk koşulunun olmadığı yönünde karara bağladığını, YRGTY 19. HUKUK DAİRESİ E. 2020/85 K. 2020/454 T. 13.2.2020, YGRTY 15. Hukuk Dairesi 2020/2105 E., 2021/1981 K. Belirtilen Kanun maddeleri ve Yargıtay kararları eşliğinde anlaşılacağı üzere menfi tespit davalarında arabuluculuğun dava şartı olmadığını, davanın açılmasında usuli bir eksiklik söz konusu olmadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olduğunu, istinaf dilekçesinde açıklanan ve mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak nedenler doğrultusunda; öncelikli olarak teminatız olarak aksi mahkemeniz aksi kanaatte ise teminat mukabili olarak tedbiren  Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı icra dosyasında görülen icra takibinin ihtiyaten durdurulmasına, bunun mümkün olmaması halinde ise işbu icra takibinde vezneye giren paranın işbu dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesine, yerel mahkemenin 2024/59 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde ‘kaldırılmasını’ ve yeniden yargılama yapılarak talebimiz doğrultusunda ‘davanın kabulüne’ yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br> HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.  <br>Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.<br> İlk derece mahkemesince kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı açılan menfi tespit davası olarak niteleme yapılmışsa da dava konusu icra takibinin ilamsız icra takibi olduğu, takibin dayanağının kambiyo senedinden değil sözleşmeden kaynaklı alacak olarak belirtildiği anlaşılmıştır. <br>Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir. <br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 4 üncü maddesinin birinci fıkrası; <br>“(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;<br>a)  Bu Kanunda,<br>b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,<br>c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,<br>d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,<br>e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,<br>f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.” düzenlemesini içermektedir.  <br>Anılan düzenleme ile  ticarî  davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grup halinde düzenlenmiştir.<br>Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4  üncü maddesinin birinci fıkrasında bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.\t<br>Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. <br>Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. <br>7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; \"(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" düzenlemesi  getirilmiştir. <br>Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.<br>01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şeklinde olup, eldeki davanın 18/01/2024 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.<br>Öte yandan, 6325 sayılı HUAK'a \"Dava Şartı Olarak Arabuluculuk\" başlığı ile eklenen 18/A maddesinin 2. fıkrasında ise \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" düzenlemesi getirilmiştir. <br>Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. <br>Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.<br>Dosya kapsamından, davanın 18/01/2024 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk tutanağının eklenmediği, davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde açıkça arabulucuya başvurulmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. <br>Hâl böyle ise de somut olaya ilişkin maddi ve hukuki olgular bir arada değerlendirildiğinde; tarafların tacir olup olmadığı, TTK.4/1 mad gereği davanın nispi ticarî dava olup olmadığı, mahkemenin görevli olup olmadığı ve tüm bunlara göre arabuluculuk dava şartının aranıp aranmayacağı yeterince araştırılmadan hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile<br>2-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 26/01/2024 tarih ve 2024/40 E. - 2024/59 K. sayılı nihai kararının KALDIRILMASINA,<br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.17/04/2024\t<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d7622ab23aa5976","SID":"0f689ac5ba7aec82"}}