{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/425 - 2024/504<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/425 <br>KARAR NO\t: 2024/504<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/159 Esas 2021/688 Karar<br><br>DAVACI\t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 29/04/2024<br><br>\t\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 29.11.2019 tarihinde dava dışı ...’nın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortalı ise sigortalı ... plakalı aracın direksiyon hâkimiyetine kaybederek bariyerlere çarpması sonucunda meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, geçici, kalıcı iş göremez halde kaldığını ve bakıcı ihtiyacı doğduğunu, kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının kusuru bulunmadığını, davalı sigorta şirketine 08.01.2020 tarihinde yapılan başvuruya istinaden hasar dosyası oluşturulduğunu, eksiklikler ikmal edilerek 09.12.2020 tarihinde tebliğ edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olduğunu belirterek\tfazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kalıcı iş göremezlik bedeli olarak 9.800,00 TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak 100,00 TL ve bakıcı gideri olarak 100,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik talebini 177.217,56 TL’ye geçici iş göremezlik talebini 6.872,41 TL’ye, bakıcı gideri talebini 9.958,57 TL’ye artırmıştır. <br>\tDavalı vekili, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep ettiklerini, zarar görenin sigorta şirketine başvurusunun dava şartı olduğunu, davacının 09.02.2018 tarihli başvurusunun usulüne uygun bir başvuru olmadığını ve eksik belge ile başvurulduğunu, 14.02.2020 tarihli bilgilendirme yazısı yazıldığını, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, olayda hatır taşıması söz konusu olduğundan tazminatta indirim yapılmasını, maddi tazminat ve tedavi giderleri bakımından davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 29.11.2019 tarihinde dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı araç ile yol kenarında bulunan refüje çarpması sonucunda meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, ceza soruşturmasında araç sürücüsü dışında kusur yüklenme ihtimali bulunan kişi ve kurumun tespit edilemediği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.07.2021 tarihli raporda davacının engel oranının % 18 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay süre ile bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün davacının eşi olduğu ve hatır taşıması koşulları bulunmadığı, ispat yükümlülüğü üzerinde bulunan davalı tarafça meydana gelen kaza sırasında davacının müterafik kusurunun bulunduğunun ispat edilemediği gibi bu yönde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 9.958,57 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 177.217,56 TL sürekli iş göremezlik  tazminatı ile 6.872,41 TL geçici bakıcı giderinin poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile temerrüt tarihi olan 17.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, SGK tarafından davacıya yapılan ödemelerinden tazminat hesabından mahsubu gerektiğini ve bu hususun bilirkişi raporunda dikkate alınmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ancak gerekli evrakın iletmediğini, davacıya cevabi bilgilendirme yazısında evrakın eksik olduğunun bildirildiğini ancak buna rağmen davacı tarafça evrakın temin edilmediğini, davalı sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, mahkemece yargılama sırasında denetime elverişli kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öncelikle araç sürücüsünün kusurunun ispatlanması gerektiğini, davacının maluliyet oranı tespite yönelik denetime ve hüküm vermeye elverişli bir rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan rapordaki maluliyet oranının fahiş olduğunu, hasar dosyasında alınan medikal görüş raporunda maluliyet oranının olması gerektiğinden yüksek olduğunun tespit edildiğini, maluliyet ile kaza arasındaki illiyet bağının Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınması gerektiğini, hükme esas alınan tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, 1,8 teknik faiz kullanılarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, varsayımlara dayalı olarak düzenlenen raporun hatalı olduğunu, geçici maluliyetten kaynaklı zararlar ve tedavi ve bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmamasına rağmen tazminata karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hatır taşıması nedeniyle tazminatta indirim yapılması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususun değerlendirilmediğini, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takılı olmadığından hesaplanan tazminattan % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu husus değerlendirilmeden tanzim edilen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, kararın bu yönden de kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tDavacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan 14.07.2021 tarihli maluliyet raporunda davacının Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca % 18 oranında, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Yönetmeliği uyarınca % 25 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, 9 ay süreyle geçici iş göremez olduğu ve 3 ay süreyle bakıma ihtiyaç duyduğu yönünde görüş bildirilmiş olmakla davacının maluliyetinin daha yüksek olduğunu, dosya kapsamında hükme esas alınan maluliyet ve kusur raporlarındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, hesaplama yöntemi, hesaplamaya esas alınan hayat tablosu vs. hususlarında değişiklik olması halinde kamu düzeni niteliğinde sayılan güncel asgari ücrette meydana gelecek artışların da dikkate alınması gerekeceğinden yeniden yapılacak yargılama kapsamında haklarını saklı tutulduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemlerine ilişkindir. <br>\tDavacı vekili, 29.11.2019 tarihinde  davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortalı ise sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece tek taraflı olarak meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.07.2021 tarihli raporda davacının engel oranının % 18 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay süre ile bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\tYargılama sırasında Hacetepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 14.07.2021 tarihli raporda davacının engel oranının % 18 olduğu, iyileşme süresinin 9 ay olduğu ve 3 ay süre ile bakıcı ihtiyacı olduğunun belirtildiği, anılan raporun davacı muayene edilmek, tıbbi evrak ve tedavi belgeleri değerlendirilmek suretiyle Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olduğu ve hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t2-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir.<br> Bu itibarla 29.11.2019 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı sürücü ... idaresindeki araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetine kaybederek aracın ön kısmını refüj başı yön levhasına ve bariyerlere çarpması sonucunda tek taraflı olarak trafik kazası meydana geldiği, davacının araç içinde yolcu konumunda olduğu, kazaya ilişkin Dinar Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/2313 sayılı soruşturma evrakı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması ve toplanan delillere göre tek taraflı olarak meydana gelen kazada sigortalı araç sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli 06.10.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak karar verilmiş olmasının doğru olduğu, öte yandan hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda SGK tarafından davacıya yapılan rücuya tabi ödemelerin mahsup edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili ve davalı vekilinin bu yönlere değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t3-Davalı sigorta şirketi, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce davacı tarafça 08.01.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, eksik olduğu bildirilen belgelerin de ibraz edildiği gözetildiğinde dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf gerekçesi yerinde görülmemiştir. <br>\t4-Davalı vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.<br>Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. <br>Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t5-Davalı vekili davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığından tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>\tZararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indirimi; her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK'nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. <br>\tSomut olayda davacının sigortalı araçta yolcu konumunda olduğu, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin belirsiz olduğu, davacının yaralanmasının sağ el ve parmaklarında olup maluliyeti ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun davalı tarafça ispatlanamaması nedeniyle tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\t6-Davalı vekilinin faizin başlangıcına yönelik istinaf taleplerinin incelenmesinde; 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 08.01.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 17.01.2020 olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan davanın kabulüne ilişkin hükümde yazılı şekilde yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmuş olmasının doğru olduğu anlaşılmıştır. <br>\t\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin ve davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, \t<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacının istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalının istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 13.255,46 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.350,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.905,46 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"545c2c1ff8b50851","SID":"0a5b3f45d6290f14"}}