{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>20. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t\t: 2021/1575 <br>KARAR NO\t\t: 2024/628<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/11/2018 (Dava) - 05/07/2021 (Karar) <br>NUMARASI\t\t: 2020/374 Esas - 2021/385 Karar<br>DAVA\t\t: Maddi Tazminat (Yangın Sigorta Poliçesi Kaynaklı)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 17/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2024<br>İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/374 Esas- 2021/385 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: <br>DAVA:<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili adına kayıtlı \"...\" adlı market ve davalı arasında 11/01/2016 tarihinde \"...\" sözleşmesi imzalandığını, 20/03/2016 tarihinde saat:03:42 sularında sigorta poliçesine konu işyerinde nedeni tam olarak bilinmeyen bir şekilde bir infilak ile yangın meydana geldiğini, yangın raporunun bir örneğinin dilekçe ekinde sunulduğunu, gerek müvekkilinin işletmesinde gerekse çevre işletmelerde ciddi hasar meydana geldiğini, komşu işyerlerindeki zararların bir kısmının müvekkili tarafından karşılandığını, yaklaşık zararın 130.000,00 TL olduğu tahmin edilmekle birlikte mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu aldırılmasını talep ettiklerini, zararın davalı ... şirketine ihbar edildiğini, ancak bu zamana kadar  müvekkilinin zararının karşılanmadığını, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/454-E. - 2018/319-K. sayılı dosyası kapsamında \"taksirle yangına neden olma\" suçundan kamu davası açıldığını, sigorta şirketinin müvekkilini bu davayı gerekçe göstererek oyaladığını, haklı taleplerini sürüncemede bıraktığını, yaşanan olumsuz olay nedeniyle müvekkilinin ticari hayatının sona erdiğini, davalı tarafça araştırma raporunun hazırlandığı ve şifahen riziko bedelinin ödeneceği kendilerine bildirilse de bu sürecin evrak aşamasında kaldığını, bu kapsamda alacaklarının zamanaşına uğramaksızın muaccel ve haklı olduğunun ortada olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 37.500-TL' nin olayın meydana geldiği tarihten başlayarak ticari faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP:<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket nezdinde davacının işyerinin \"...\" ile teminat altına alındığını,  hasar ihbarı üzerine hasar dosyası açıldığını ve inceleme başlatıldığını, ekspertiz incelemesi sonucunda; Sigorta Genel ve Poliçe Özel Şartları’na uyumsuz bulunan olay sonucu oluşan hasarlara dair taleplerin tazmin edilemeyeceğinin, hasarın teminat dışı olduğunun tespit edildiğini, itfaiye raporunda da; mekan içerisinde yoğun benzin kokusu olması nedeniyle olayın şüpheli geldiğinin belirtilmiş olduğunu, sigortalının avukatının itirazı üzerine İtfaiye Daire Başkanlığının ikinci bir tetkik raporu hazırlamış olduğunu, bu raporda olay yerine intikal eden ekibin işyerinde yoğun benzin kokusu olduğunu belirttiği ve tekrar işyerinde yapılan incelemelerde işyerinde bir adet piknik tüpünün açığa çıkarmış olduğu gazın işyerinde bulunan herhangi bir elektrikli cihazın açılmasıyla kıvılcımlar sonucu da patlamanın meydana gelmiş olabileceğinin belirtilmiş olduğunu, alınan kriminal laboratuvar sonuçlarında da; işyerinden alınan yanmış pet şişenin petrol türevi koktuğu ve işyerinin önünde kaldırım üzerinden alınan ... marka çakmak üzerinde ...'ın parmak izinin tespit edildiğini, olay yerinde yanıcı ve yangın hızlandırıcı özelliğe sahip maddelerden petrol türevi kalıntıların olduğunun tespit edildiğini, olayın meydana geliş saati ve ...'ın sağ el ve ayak bileklerinden aşağı kısımlarında ağır yanıklar oluşunun, olayın sıradan bir yangın olayı olmayıp, sigorta poliçesinden faydalanmak amacıyla yangının çıkarılmış olabileceği kanaati oluşturduğunu, bu nedenle talebin olumsuz olarak değerlendirildiğini, zararın, önceden bilinmeyen ani ve beklenmedik bir olay sonucu meydana gelmiş olduğuna dair kuvvetli bir kanıt bulunamadığından hasar raporunun teminat dışı olarak kapatıldığını, ayrıca tazminat talebi  haksız fiilden kaynaklandığından ancak yasal faiz istenebileceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>Mahkemece, \"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın yangın nedeniyle meydana gelen zararın poliçe kapsamında tazmini için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 37.500 TL'nin 20/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine yönelik olduğu, davacıya ait '...' adlı markette meydana gelen hasarın poliçe kapsamında teminatı verilmiş bir yangın hasarı olduğu, teminatı verilen bir hasarın sigortacılık yönünden tazmin edilebilir olması için temel şartın ani ve beklenmedik bir olay olması gerektiği, dava konusu olayda ani ve beklenmedik bir  durum olmadığı, meydana gelen hasarın teminatdışı olduğu tespit edilmekle, DAVANIN REDDİNE, davacı vekilinin bilirkişi raporunda itirazda belirttiği 'avukatlık oynamak' ve 'davayı kazanmak için her yol mübahtır' söylemlerinin disiplin soruşturmasına konu edilip edilmeyeceği hususunda takdir ve değerlendirme için raporun ve gerekçeli kararın İzmir Bilirkişi Bölge Kuruluna gönderilmesine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili tarafından, \"....Bilirkişilerin tarafsızlığını yitirmiş olduğu mahkemece dahi kabul edilmişken aynı bilirkişilerce hazırlanan yanlı ve denetlemeye elverişli olmayan rapora dayanılarak karar tesisinin usule ve yasalara açıkça aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun usule aykırı oluşturulan bir heyet tarafından düzenlendiğini,  kurulun tek sayıda kişiden oluşması gerektiğini, yerel mahkemenin, farklı bilirkişilerden yeni bir rapor alınmasına dair itirazlarını dikkate almadığını, bilirkişi heyetinin tarafsızlığını yitirerek görevini aşan mahiyette yorumlarla rapor tanzim ettiğini, raporda itiraz dilekçelerine cevaben; 'davayı kazanmak için her yol mübahtır' ve 'avukatlık oynamak' şeklinde ifadeler kullanıldığını, aşağılayıcı bir söylemle müvekkiline ve  kamu hizmeti olarak icra ettikleri mesleğine açık bir şekilde düşmanca bir tavır takınıldığını,  HMK uyarınca bilirkişinin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması gerekçesiyle reddi taleplerinin mahkeme nezdinde kabul görmediğini, mahkemece disiplin soruşturmasına konu edilip edilmeyeceği hususunda takdir için raporun ve gerekçeli kararın İzmir Bilirkişi Bölge Kuruluna gönderilmesine karar verildiğini, mahkemenin bu hükmü de dikkate alındığında, heyetin kendilerine karşı cephe aldığının açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunda özetle; 'davacı müvekkilin dava konusu yangın olayında kasten hareket ederek yangına sebebiyet verdiği, yangının ani ve beklenmedik bir olay olmadığı gerekçeleriyle oluşan hasarda sigorta şirketinin tazminat yükümlülüğü olmadığı' nın iddia edildiğini, ancak bu iddianın, gerçeğe aykırı olduğu gibi, kanuna aykırı bir değerlendirme de içerdiğini, olayda müvekkili ...'nun veya hukuken fiillerinden sorumlu olduğu bir başka kişinin kasten hareket ederek yangına neden olduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut bir delil bulunmadığını, müvekkilinin, bilirkişi heyetinin yangın olayından sorumlu tuttuğu dava dışı ...'ın hukuken fiillerinden sorumlu olmadığını, nitekim bu hususun 06/01/2021 düzenlenme tarihli raporda da '..., sigortalı ...'nun hukuken fiillerinden sorumlu bulunduğu bir kişi değildir.' denilerek açıkça tespit olunduğunu, sigortacının sorumluluğu bakımından, ...'ın fiillerinin değerlendirilmesinin herhangi bir hukuki değerinin bulunmadığını, bilirkişi heyetinin, bu gerçeği zımnen kabul etmekle beraber, yanlış bir hukuki değerlendirmede bulunarak sigortalı müvekkilini, hukuken fillerinden sorumlu olmadığı bu üçüncü kişinin icra ettiği iddia edilen eyleminden sorumlu tuttuğunu, sigorta şirketinin poliçe kapsamında zararı tazmin yükümlülüğünün, bir üçüncü kişinin müvekkilinin iradesi dışında gerçekleşen davranışıyla son bulmayacağını, zararın teminat kapsamında olduğunun açık olduğunu, bilirkişi tarafından yapılması gerekenin; işbu davada davacı taraf sıfatıyla yer alan müvekkili ...'nin kusurunun bulunup bulunmadığı, oluşan hasarda müvekkili yönünden olayın 'ani ve beklenmedik' olup olmadığının değerlendirilmesi olduğunu, müvekkilinin kasten hareket edip etmediğinin ve iş yerinde gerekli önlemleri alıp almadığını tespit etmesi gerekirken, sübjektif yorumlarla sonuca ulaşıldığını, bilirkişi raporunun, hükme esas alınabilecek denetlenebilir bir rapor olarak kabul edilemeyeceğini, emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu (Yargıtay 17. HD'nin  2015/11492-E. 2018/1176-K., 2015/6956-E. 2017/11891-K), yangın olayı hakkında Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki 2017/454-E.-2018/319-K.sayılı dosya kapsamında 'taksirle yangına neden olma' suçundan kamu davasının açıldığını, davalı ... şirketinin müvekkilini işbu davayı gerekçe göstererek oyaladığını, müvekkili hakkında bu konuda açılmış herhangi bir ceza davası da bulunmadığını, sigorta şirketi ve bilirkişi heyetinin, ...'ın eylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak ve ceza davasını işaret ederek müvekkilini %100 sorumlu tuttuğunu, ancak ...'ın eylemlerinin sigorta sorumluluğunda bir değişikliğe sebep olmayacağı gibi, bahse konu ceza davasının konusunun da 'kasten' değil, 'taksirle yangına neden olma' suçu olduğunu, müvekkilinin, belirtilen dosyada, mağdur sıfatı ile yer aldığını, nitekim TTK'nın 1429. maddesinin; 'kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur' şeklinde düzenlendiğini (Yargıtay 17. HD'nin 2018/5124 E.-2019/12293 K.), bilirkişi heyetinin kurguya dayalı, son derece subjektif ve anakronist bir değerlendirme ile tarafsızlığını yitirdiğini, bilirkişi heyetinin zararın tazminine ilişkin değerlendirme hususunda ise hiçbir çaba göstermediğini, bilirkişi heyetinin raporda yer verdiği bu anlatımların, itfaiye yangın raporunda da, Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında da mevcut olmadığını, kaldı ki, bu anlatımı kabul etmemek kaydıyla, bir an için bu olayın ... adlı üçüncü kişinin kusuru sonucu meydana geldiği düşünülse dahi, bu kusur sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmamakla beraber; bir kişinin yalnızca sigortadan teminat karşılığı tutarı alabilmek için, ölümden kılpayı dönerek aylarca hastanede yatmasının, önceki dönemde eşine ait olan bir işletmeye zarar verip onbinlerce liralık ödemeye sebep olmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, zarara sebep olan olayda herhangi bir üçüncü kişinin kusurlu fiili söz konusuysa sigorta şirketinin zararı karşıladıktan sonra rücu hakkını kullanması gerektiğini, ... ya da herhangi bir 3.kişinin varsa kusurunun bu yargılamada inceleme konusu yapılamayacağını...\" beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, işyerindeki yangın nedeniyle sigorta şirketinden maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; olaya dair düzenlenen ilk yangın raporunda olay yerinde benzin kokusu olduğu gerekçesiyle yangının şüpheli bulunduğu yönünde tutanak düzenlendiği, davacı tarafın itirazı üzerine ise bu defa olayın marketteki küçük tüpten gaz sızması nedeniyle de olmasının mümkün olduğunun belirtildiği,  mahkemece iki farklı heyetten raporlar alındığı, ilk heyette yangın uzmanı ve inşaat mühendisi tarafından rapor düzenlenmiş olup, yangının tüp gazı ya da marketteki soğutucuların gazından kaynaklanmayacağı, işyeri içinde bulunan herhangi bir benzinin alev alması sonucu patlama şeklinde olabileceği, yangında davadışı ...'ın kusur ve sorumluluğunun bulunduğu, belgeler sunulmadığından zarar hesabı yapılamadığının bildirildiği, bu rapora davacı tarafın itirazı üzerine  farklı bir bilirkişi heyetinden, bu defa sigorta uzmanı ve inşaat mühendisi bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alındığı, bu raporda; kaza sonucu işyerinin pert olduğu, davacının boşandığı ancak birlikte yaşamaya devam ettiği davadışı ...'ın olay günü verdiği ifade, olayın oluşumu ve hayatın olağan akışına göre değerlendirildiğinde, gece vakti bahse konu işyerine gelen bu şahsın işyerinde koku duyduktan sonra kapıyı açıp bir süre dışarı çıktıktan sonra döndüğünde kaynağını araştırmak yerine televizyon açmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki normalde ilk gelindiğinde işyeri lambalarının açılması gerektiği, buna uygun davranmayan bu şahsın eylemlerine göre meydana gelen olayın \"ani ve beklenmedik bir olay\" olarak kabul edilemeyeceği, ani ve beklenmedik olmayan her olayın önlenebilir olay olacağı, TTK 1429.madde uyarınca davadışı ..., davacının \"hukuken fiillerinden sorumlu olduğu\" bir kişi değil ise de, hasarın oluşumu ani ve beklenmedik bir durumdan kaynaklı olmadığından hasarın teminat dışı olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ek raporda da aynı görüşlerin tekrar edildiği ve ilaveten, olayın kaza olarak nitelendirilemeyeceği belirtilerek hasarın teminatdışı olduğunun belirtildiği, mahkemece de bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verildiği, bilirkişi raporundaki birtakım ifadeler nedeniyle de disiplin yönünden Bilirkişi Bölge Kurul Başkanlığına disiplin yönüyle bildirimde bulunulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.<br>Olaya ilişkin olarak davacı hakkında açılan herhangi bir ceza davası olmadığı, davacının birlikte yaşadığını beyan ettiği eski eşi davadışı ... hakkında \"taksirle yangına sebep olma\" suçundan ceza davası açıldığı, Torbalı 3.Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda önce beraat kararı verildiği, istinaf incelemesi neticesinde İzmir Bam 12.CD tarafından suçun ön ödeme kapsamında olması hususunun değerlendirilmesi için kararın kaldırıldığı, yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 2017/454 E.-2018/319 K. sayılı kararı ile, yangının gazdan kaynaklanmadığı, öyle olsa bile sanığın gerekli önlemleri almamış olmasından dolayı kusurlu olduğu ve ön ödeme gereğini de yerine getirmediği gerekçeleriyle \"taksirle yangına neden olma\" suçundan dolayı mahkumiyetine karar verilip hakkında HAGB hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. Davalı tarafın zamanaşımına dair itirazlarının somut uyuşmazlıktaki ceza zamanaşımı süreleri gözetildiğinde kabulü mümkün bulunmamakla birlikte, dava konusu yangın olayına ilişkin olarak davacı hakkında \"kasten yangın çıkardığı\" nın kabulüne dayanak olabilecek hiçbir somut delil bulunmadığı, hakkında ceza davası açılan şahsın, poliçedeki sigorta ettiren/sigortalı davacı dışındaki 3.bir şahıs olduğu gibi, kaldı ki bu 3.şahıs hakkında dahi \"kasten yangına neden olma \"şeklinde bir suçlama yapılmayıp, \"taksir\" e dayalı kovuşturma yürütüldüğü, davalı ... tarafından TTK 1429.madde hükmü uyarınca davacının ya da eylemlerinden sorumlu olduğu bir kimsenin kasten yangın çıkardığına dair somut delil sunulmadığı, tek taraflı ve farazi araştırma raporu ile eksper raporunun somut delil kabul edilemeyeceği açık olduğu gibi, hükme esas alınan bilirkişi heyet raporundaki görüşlerin de mahkeme bakımından bağlayıcı olmayıp somut delillere dayandırılması gerektiği, burada rizikoyu teminat dışı bırakan hususun kusurlu davranış değil kasıt olacağı, kasıtlı bir eylem olması halinde yangın ani ve beklenmedik bir olay olarak kabul edilemeyecekken, kişilerin hatalı/kusurlu davranışlarının yangın olayına neden olmasının olayı ani ve beklenmedik olmaktan çıkarmayacağı ve zararın teminat dahilinde kalacağı, davacının (ve hatta 3.kişinin) kasıtlı bir davranışı veya davacının böyle bir kastı bildiği halde engel olmaması gibi hususlar ispat edilemediğinden, hükme esas alınan rapor ve mahkeme kararındaki olayın kaza olmadığı yönündeki soyut görüşü destekleyen delil bulunmaması karşısında mahkemece davanın reddi doğru olmamıştır (Bu yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2023/2860 E.-2023/7575 K.). Mahkemece yapılması gereken iş; davacının gerçek zararının usulünce hesaplanarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.  <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜNE; İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/374 Esas - 2021/385 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı tarafından yatırılan 640,41 TL istinaf  karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,<br>4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  17/04/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2d3b6fc5457ca1c","SID":"7ea533c135ae2188"}}