{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2081 <br>KARAR NO: 2024/628 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 29/06/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/356 Esas - 2021/517 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) <br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; Müvekkilinin dava dışı ... Tic A.Ş.'nin yürüttüğü taşıma işleri esnasında doğabilecek olası rizikoları, ... numaralı Nakliyat Aracısı/Komisyoncusunun Yasal Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile teminat altına aldığını, Portekiz'de mukim dava dışı .... firmasından Bursa'da mukim ... AŞ'ne ihraç ettiği \"207 rulo dokuma kumaş\" emtiasının nakliyesi için dava dışı sigortalı Sertrans firması görevlendirildiğini, ... ise anılan taşıma işini davalı .... Ltd. Şti'ne devrettiğini, söz konusu emtianın nakliyenin gerçekleştirileceği ve davalıya ait  ... plakalı araçlara yüklendiğini ancak davalıya ait araçlarla davalı sorumluluğunda yapılacak nakliye için hasarsız teslim edilen emtianın hasara uğramış olarak alıcıya teslim edildiğini, ... A.Ş. firması sigortacısı  ... A.Ş.nin meydana gelen zararı sigortalısına ödediğini ve oluşan zarar sebebiyle müvekkil şirkete rücu ettiğini, buna istinaden müvekkilince söz konusu hasara karşılık 6.702,50.-Euro ile 5.080,17.-TL hasar bedeli 22.06.2018 tarihinde ... A.Ş.ye ödendiğini, davalının meydana gelen zarardan, eşyaların karayolundan uluslararası nakliyatı için mukavele sözleşmesi (\"CMR\") hükümleri uyarınca sorumlu olduğundan bahisle İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalı borçlunun haksız ve dayanaksız olarak itiraz ederek icra takibini durduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın % 20’ sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; Malın teslim edildiği Bursa Mahkemeleri ile fiili taşıyıcıya karşı açılacak davalarda müvekkil yerleşim yeri Denizli olduğu için Denizli Mahkemeleri yetkili olduğundan bahisle gerek icra takibi gerekse davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, meydana geldiği iddia edilen olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin göndericinin ..., gönderilenin ... A.Ş. olduğu taşıma ile ilgili sadece fiili taşımayı gerçekleştirdiğini, ambalajlama, yükleme ve istifleme göndericiye ait olduğunu, davacı tarafın sunduğu 10.08.2018 matbu sözleşmede dahi yüklemenin gönderen tarafından yapılacağı belirtildiğini, dava dışı ... A.Ş tarafından imzalanan CMR senedinde de \"207 rulo teslim alındı. 69 rulosu yükleme kaynaklı hasarlı teslim alındı. 20.04.2017\" şerhli olup burada esasen ilk tazminat alacaklısı gönderilen hasarın yüklemeden kaynaklı olduğunu ve davalı/fiili taşıyıcı müvekkilinin kusursuz olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafça talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, HMK uyarınca yapılmış bir delil tespiti olmadığını ve tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacının asıl alacağın %20' si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  29/06/2021 tarih ve 2020/356 Esas - 2021/517 Karar sayılı kararı ile; \" Dava; İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının vaki itirazının iptali ve icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İİK'nın 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Taraflarca delil olarak; İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası, sigorta poliçesi, navlun faturası, mal faturası, CMR Belgesi ve Tır Karnesi, Kiralık Araç Anlaşma Formu, ruhsat, ekspertiz raporu, ödeme dekontları, bilgi ve belgeler, ticari defter kayıtları ve bilirkişi incelemesine dayanılmış olup, gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur. Dosyaya getirtilen İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 21/05/2019 tarihinde 5.080,17 TL rücuen tazminat alacağı ve 6.702,50 EURO  rücuen tazminat alacağı olmak üzere toplam 50.742,29 TL üzerinden 7 örnek nolu ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 27/05/2019 tarihinde davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu vekili tarafından 29/05/2019 tarihinde icra takibine, yetkiye, ödeme emrine, borca, faize, faiz oranına, işlemiş faize ve tüm fer'îlerine itiraz ettiği, yapılan itirazın süresinde olduğu görülmüştür. Mahkememizce tarafların iddia ve itirazları doğrultusunda dava dosyası, icra dosyası ve ilgili kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacı alacağının varlığı ve dava konusu talepler hususu yönünden bilirkişi  rapor alınmasına karar verildiği, Marmara Üniversitesi Sigortacılık ABD Öğretim Üyesi bilirkişi Doç. Dr. ... , ... Üniversitesi MYO Uluslararası Karayolu Eşya Taşımacılığı ve CMR alanında bilirkişi Öğr. Gör. ... ve ...Üniversitesi MYO Tekstil alanında bilirkişi Öğr. Gör. ...  tarafından sunulan 18/02/2021 tarihli heyet raporu özetle; ''Dava konusu uyuşmazlığa CMR Konvansiyon hükümlerinin tatbikinin gerektiği, yetki itirazının hukuki değerlendirme olduğu ve heyet üyelerinin uzmanlık alanına girmeyip, takdirin Mahkemeye ait olduğu, CMR Md. 32 ‘de belirlenen zaman aşımı süresinin aşıldığı, ancak Sayın Mahkemenizin taşımacıyı bilerek kötü hareket yaptığı görüşüne varması durumunda bu sürenin 3 yıl olarak geçerli olacağı,  taşıyıcının yükleme esnasında ruloların sabitlenmesi konusunda göndericiyi uyarabileceği bu konuda kasıt olmasa da hatalı tutulabileceği, belirtilen sebeplerle taşıma konusunda ticaret yapan taşımacının (davalının) zarara kasten veya pervasızca bir davranışla sebep olmadığı kanaati ile davalı taraf olan taşımacının CMR Konvansiyonu Madde 23; sınırlı sorumluluk maddesi uyarınca sorumlu tutulabileceği, sorumluluk sınırının gerçek hasar bedeli olan miktardan yüksek olması sebebiyle, gerçek hasar bedeli olan 6.702,50 EURO üzerinden tazminat hakkının doğduğu, ... A.Ş.’nin rücu etme hakkının bulunduğu, kumaşın hatalı kısmının tasnif edilerek hatasız kısmın üretimde kullanılabileceği ve kullanılamayacak durumda olan kumaşın tartılarak hatalı kumaş bedelinin hesaplanabileceği, kumaşın tasnif edilme bedelinin kumaş numunesi elde olmadığı için hesaplama yapılamasa da 230 saatin gerçeği çok yansıtmadığı'' kanaatiyle rapor tanzim etmişlerdir. Mahkememizce tarafların itirazları doğrultusunda ve özellikle zaman aşımı ve kurtarma masrafı konularını açıklığa kavuşturmak üzere bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verildiği, Marmara Üniversitesi Sigortacılık ABD Öğretim Üyesi bilirkişi Doç. Dr. ... , ... Üniversitesi MYO Uluslararası Karayolu Eşya Taşımacılığı ve CMR alanında bilirkişi Öğr. Gör. ... ve ... Üniversitesi MYO Tekstil alanında bilirkişi Öğr. Gör. ...  tarafından sunulan 17/05/2021 tarihli heyet ek raporu özetle; ''Zaman aşımı sürecinin aşılmadığı, hesaplanmış sınırlı sorumluluk bedelinin hasarlı emtia üzerinden hesaplandığı, bu sebeple geçerliliğini koruduğu, davalının dava konusu 6.702,50 Euro olan tazminat bedelinden davalının sorumlu tutulabileceği, davacı ... A.Ş.’nin zararı önleme, azaltma ve sigortanın rücu haklarını koruma yükümlülüğü başlıklı TTK Madde 1448’e göre kurtarma bedeli olarak 5.080,17 TL’yi talep etme hakkı bulunduğu'' kanaatiyle ek rapor tanzim etmişlerdir. <br>GEREKÇE : Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı .... A.Ş.'nin sorumluluğuna istinaden yapılan ödeme için davalı tarafa rücu amaçlı icra takibi yapıldığı, davalı tarafın borcu olmadığından bahisle takibe itiraz ettiği, aldırılan bilirkişi rapor ve ek raporuyla taşımacı olan davalı tarafın yükleme esnasında ruloların sabitlenmesi konusunda kusurlu bulunduğu ve meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, 6.702,50 Euro tazminat miktarı ve 5.080,17-TL kurtarma bedelinden davalı tarafın sorumlu olduğu ve alacak talebinin zamanaşımına uğramadığı anlaşıldığından davanın kabulüne, icra takibine konu talepler yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın KABULÜ ile, Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 5.080,17 TL asıl alacak ve 6.702,50 Euro asıl alacak üzerinden aynen devamına, Davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verilmesinin, işbu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretini doğurduğunu, Yetki itirazlarının, yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, Davacının, dava dışı ... A.Ş.nin sigortacısı olduğunu ve müvekkilin fiili taşımasını gerçekleştirdiği; göndericinin ...., gönderilenin ... A.Ş. olduğu taşıma ile ilgili 207 rulo kumaşın 69 rulosunun hasarlı olmasından bahisle, ... A.Ş. yerine 69 rulo malın hasar bedelini ödediğinden bahisle dava ikame ettiğini, TTK m. 890 maddesinde yetkili mahkemelerin belirtilmiş olduğunu, IV - Yetkili mahkeme MADDE 890 - (1) Birinci ve İkinci Kısım hükümlerine tabi taşımadan doğan hukuki uyuşmazlıklarda, malın teslim alındığı veya teslim için öngörülen yer mahkemesi de yetkilidir.(2) Fiili taşıyıcıya karşı açılacak dava, asıl taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde, asıl taşıyıcıya karşı açılacak dava fiili taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Buna göre; yetkili yerlerin, malın teslim edildiği Bursa Mahkemeleri ile fiili taşıyıcıya karşı açılacak davalarda müvekkil yerleşim yeri Denizli olduğu için Denizli Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, Her ne kadar davacı, ... ile müvekkil arasında sözleşme olduğunu iddia etmiş ise de; HMK m. 18 de yetki sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması şartına bağlandığını, davacının sunduğu sözleşmenin 10.04.2018 tarihli olup, dava konusu hasar tarihinden sonraki tarihli olduğunu, Bu sebeplerle gerek icra takibi gerekse davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, icra takibi yetkisiz mahkemede açıldığı halde ve cevap dilekçelerinde işbu hususa itiraz edildiği halde yerel mahkeme tarafından bu itirazlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırılık oluşturmakta olduğunu, Öncelikle davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını ve meydana gelen hasarda iddia edildiğinin aksine, müvekkilin kusuru olmadığını,  Müvekkilin fiilen taşıdığı malları 20.04.2017 tarihinde \"... A.Ş. DOSAB/Bursa Teslim alındı\" kaşesi ile ... isimli kişiye teslim ettiğini, teslim tarihinde ve CMR senedi üzerine düşülen şerh ile ilgili bir ihtilaf da olmadığını, davacının sunduğu ekspertiz raporunda bu hususların açıkça yazıldığını, CMR m. 32 gereğince zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, bu sürenin CMR m.32/1-a gereğince teslim ile başlayacağını, davacının icra takibini 15.05.2019 tarihinde ikame ettiğini, zaman aşımı süresinin sona erdiğini, 18.02.2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna katılmalarının mümkün olmadığını, söz konusu raporda \"CMR m.32'de belirtilen zamanaşımı süresinin aşıldığı, ancak Sayın Mahkemenizin taşımacının bilerek kötü hareket yaptığı görüşüne varması durumunda bu sürenin 3 yıl olarak geçerli olacağı\" değerlendirmesine yer verildiğini, işbu bilirkişi raporunun çelişkiler barındırdığı bu nedenle hükme esas alınmaya elverişli olmadığı başvuruların zamanında yapıldığını, ancak yine de yerel mahkemece bu hatalar ve çelişkilerle dolu rapora istinaden hüküm kurulduğunu, Öncelikle somut olayda müvekkilin kötü ya da hatalı hareketinden ya da kusurundan söz etmenin mümkün olmadığını, müvekkilin göndericinin .... gönderilenin ... A.Ş. olduğu taşıma işinde sadece fiili taşımayı gerçekleştiren konumunda olduğunu, ambalajlama, yükleme ve istiflemenin göndericiye ait olduğunu, bu hususun CMR m.17/4-c de yer aldığı gibi TTK m.863 hükmünde de açık olduğunu, TTK m.863'ün; \"Sözleşmeden, durumun gereğinden veya ticari teamülden aksi anlaşılmadıkça; gönderen, eşyayı, taşıma güvenliğine uygun biçimde araca koyarak, istifleyerek, bağlayarak, sabitleyerek yüklemek ve aynı şekilde boşaltmak zorundadır.\" şeklinde olup, CMR m. 17'de ise taşıyıcının sorumluluktan kurtulma halinin düzenlenmiş olduğunu, CMR m. 17/4-c' de; \"... gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması, taşınması, yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması\" halinin sorumluluktan kurtulma olarak düzenlenmiş olduğunu, Taraflar arasındaki 10.08.2018 tarihli matbu sözleşmenin uyuşmazlığa konu somut olayda da uygulanacağına karar verilmesi durumunda ise işbu sözleşmede dahi yüklemenin gönderen tarafından yapılacağının belirtildiğini, tarafların bu noktada özgür iradeleri ile anlaştıklarını, Dava dışı ...  A.Ş. tarafından imzalanan CMR senedinde de \"207 rulo teslim alındı. 69 rulosu yükleme kaynaklı hasarlı teslim alındı. 20.04.2017\" şerhli olup, burada esasen ilk tazminat alacaklısı gönderilen hasarın yüklemeden kaynaklı olduğunu ve davalı/fiili taşıyıcı müvekkilinin kusursuz olduğunu KABUL ve İKRAR etmiş olduğunu, buna rağmen akdi taşıyıcı Sertrans adına ödeme yapılmasının müvekkiline rücu imkanı sağlamayacağını, Yargıtay Kararı - 11. HD., E. 2012/11290 K. 2013/10629 T. 22.5.2013 \" ...CMR'nin 29. maddesi gereğince, hasarın davalı taşıyıcıların kastları ve ağır kusurları sonucu meydan geldiğinin kabulü halinde davalı taşıyıcılarından talep edebilecektir. Mahkemece, Dairemiz bozmasından önce alınan bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının %60, davalının ise %40 kusurlu olduğu kabul edilerek, dava dışı sigorta şirketi tarafından ödenen miktarın, kusur oranlarına göre belirlenen miktarın üstünde olduğu bu nedenle davacının talep edebileceği bir alacak olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacının, dava dışı sigorta şirketi tarafından ödenen miktarın neye ilişkin olduğu, ödenen miktarın içerisinde davacının talep ettiği zarar kalemlerinin bulunup bulunmadığı, davacının sigorta şirketi tarafından ödenen miktarı aşan zarar iddiasında bulunup bulunmayacağının değerlendirilmesi yönünden Dairemizin 13987/2121 sayılı ilamı ile bozulmuş olup, Dairemiz bozmasıyla tarafların kusur durumları açısından davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu kusur oranlarına göre de davalı taşıyıcılar ağır kusurlu kabul edilemez. Bu durumda, yukarıda da açıklandığı üzere, davalıların CMR 23. kapsamında sınırlı sorumlu oldukları (bu miktar dava dışı sigorta şirketi tarafından ödendi), miktarı aşan ve hasarın davalı taşıyıcıların, CMR 29. maddesi gereğince kastları ve ağır kusurları sonucu meydan geldiğinin kabulü halinde davalı taşıyıcılarından talep edebileceği dava konusu zarar kalemlerini davalı taşıyıcılardan talep edemeyeceği nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalılar yararına bozulmasına kara vermek gerekmiştir. 3- Ayrıca, davacı iş bu dava dosyasıyla birleşen, 01.01.2004–26/01/2004 tarihleri arsındaki kazan kaybının tahsili için açtığı ek davayı 03.01.2006 tarihinde açmıştır. CMR 32/1'e göre bu sözleşme hükümleri gereğince yapılacak taşımalardan doğan davalar 1 yılı geçmekle zamanaşımına uğrar, ancak hasarın taşıyıcının ağır kusuru ve kastıyla meydana geldiği durumlarda zamanşımı 3 yıldır. Zamanaşımı, hasar halinde teslim tarihinden itibaren başlar. Somut olayda hasarlı malın teslim tarihi 03.07.2003 olup, zamanaşımı süresi, 2 nolı bentte açıklandığı üzere davalı taşıyıcıların hasarın meydana gelmesinde kasıtlı veya ağır kusurlu davrandıkları kabul edilemeyeceğinden 1 yıldır. Bu itibarla birleşen dava yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alınarak bir karar vermek gerekirken yazılı şeklide hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedene davalı ... Tic A.Ş yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" Yukarıdaki Yargıtay Kararında da ortaya konulduğu üzere ambalajlamanın, yüklemenin ve istiflemenin göndericiye ait olduğu durumlarda bu nedenlerle bir hasar meydana geldiğinde fiili taşıyıcının tamamen kusurlu davrandığı gerekçesiyle sorumluluğuna gidilmemekte olduğunu, başka bir ifadeyle somut olayda olduğu gibi alıntılanan kararda da yükleme ve istiflemenin esasen göndericinin sorumluluğunda olduğunu, dolayısıyla taşıyıcının bilirkişi raporunda yer aldığı üzere 'bilerek kötü hareket yaptığı' kabulüyle hareket edilemeyeceğini göstermekte olduğunu, davalı müvekkilin taşıyıcı olarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, kasten ya da pervasızca bir hareketi söz konusu olmadığını, bu nedenle zaman aşımı süresinin 3 yıl olarak değerlendirmesini gerektirecek bir durum olmadığını, somut olayda da zaman aşımı süresi 1 yıl olacağından ve zaman aşımı süresi aşılmış olacağından davalı tarafın taleplerinin zaman aşımına uğradığını, CMR m.8 uyarınca taşıyıcının sorumluluğunun \"yükün ve bunların ambalajının görünürdeki durumunu\" kontrol etmekten ibaret olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, somut olaydaki ambalaj şeklinin rulo olması nedeniyle sabitlenmesi gerektiği bilgisinin temel ve yükle ilgili herkesin bileceği bir bilgi olduğu belirtilse de buna katılmanın mümkün olmadığını, bu yaklaşımın benimsenmesinin, gönderici tarafından yapılan yüklemedeki sorumluluğundan da fiili taşıyıcıya yüklenmesi anlamına gelecek olup, o halde gönderici tarafından yapılan yüklemelerdeki hatalardan gönderinin neredeyse hiç sorumlu tutulmaması anlamına geleceğini, hukuk  düzeni içerisinde öngörülmeyen böyle bir kurtuluş karinesinin genişletici yorumla sağlanmaya çalışılmasını anlamanın ne hukuken ne de mantıken mümkün olmadığını, işbu durumun bilirkişinin görev tanımını aştığının da açıkça göstergesi olduğunu, Somut olayda müvekkilin sorumluluğu altında çalışan, iş ve görev tanımına uygun olarak gerekli denetimi özverili şekilde gerçekleştirmiş olduğunu, dolayısıyla bilirkişi heyetinin kök raporda belirttiği gibi CMR m.32'de belirtilen ve somut olay itibariyle aşılmış olan zamanaşımı süresini -1 yıl- uzatarak 3 yıl olarak değerlendirmesini gerektirecek bir durum söz konusu olmadığını, yerel mahkemenin davalı müvekkilin ve çalışanlarının bilerek kötü hareket yaptığı gerekçesi ile zamanaşımı süresini 3 yıl olarak kabul etmesinin hem somut olay adaletini zedelemekte hem de hukuka açıkça aykırılık barındırmakta olduğunu, Davalı müvekkile TTK madde 855/3 kapsamında bildirim de yapılmadığını, TTK madde 855/3'ün: \" Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hallerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar.\" şeklinde olduğunu, Davacının rücu alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde, zarar hakkında davalı müvekkil şirkete bildirimde bulunmadığını, davacının icra takibinden önce davalı müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunduğunu TMK'nın 6.maddesi uyarınca zaten ispat edemediğini, Bildirim şartının yerine getirilmesinin kanunda yazılı emredici bir hukuk kuralı olduğunu, 18.02.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda da belirtildiği üzere, kanuni bir şart olan bildirimin veya ihbarın davacı tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, şekli belirtilmemiş bu hususta bir değerlendirme yapılmamış olduğunu, araç sürücünün imzasını taşıyan hasar tutanağının da dosya içerisinde bulunmakta olduğunu, davacı tarafın rücu borçlusuna bildirimde bulunma şartını yerine getirmediğini, işbu nedenle dahi davanın reddi gerektiğini, Müvekkilin sorumlu olduğu iddia edilen tazminat tutarının fahiş olduğunu, Davacının iddia ettiği hususun 69 rulo kumaşın ezilmesi sonucu hasarlı olduğu hususu olduğunu, Eşyanın hasara uğraması halinde taşıyıcı tarafından ödenecek tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler CMR m. 25te düzenlenmiştir. Bu hükme göre, hasar halinde ödenecek tazminat, CMR m. 23/I,II ve IVe göre belirlenen değerin hasar nedeniyle azalmış kısmı kadar olur. O halde burada da ilk önce eşyanın teslim alma yer ve zamanındaki değerinin belirlenmesi ile işe başlamak gerekir. CMR m. 23/I ve II uyarınca eşyanın değerini tespit ettikten sonra ikinci aşamada hasarsız eşyaya ilişkin olarak belirlediğimiz bu değerle hasara uğramış eşya arasındaki değer farkının hesaplanması gerekir. [Aydın, Alihan; CMRye göre Taşıyıcının Zıya, Hasar ve Gecikmeden Doğan Sorumluluğu, 2. Bası, s. 129] Talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, tekstil malzemelerinin kullanılmasının mümkün olduğunu, ayrıştırma işçilik bedelinin müvekkile yüklenmesinin haksızlık olduğunu, zira ithal edilen malın zaten tasnife tabi tutulacağını, kumaş ezilmesi ile 2.000 mt hasarlı kumaşta 7.823,84 € hasar oluşmasının mümkün olmadığını, kumaşların toplam ağırlığının 8.963,89 kg olup hasarlı ürünün 741 kg olduğunu, hasarlı ürünün zayi olmuş da olmadığını, ürün sanki zayi olmuş gibi orantısal hesaplama yapmanın hatalı olduğunu, zira kumaşlar hasarlanmışsa da üretimde sadece kalite farkı dolayısıyla kullanılmış olduğunu, müvekkilin hasarlı ürün bedelini rücu ile karşı karşıya kalmışsa sovtaj konusu ürünü de talep etmekte olduğunu, Ayrıca ortada HMK uyarınca yapılmış bir delil tespiti olmadığını, ekspertiz raporunun müvekkile daha önceden tebliğ edilmemiş olduğunu, yapılan ekspertiz raporunu kabul etmelerinin mümkün ve muhtemel olmadığını, davacının gerçek zararı ispat etmesi gerektiğini, mallar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, zira malların halen duruyor olması gerektiğini, kullanıldı ise malların değerinin tespitinin yapılması gerektiğini, ancak bu şartlar altında objektif olarak zararın miktarının anlaşılabilecek olup, geri kalan her yolda işbu rücu dolayısıyla tazminat talebinin davalı müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşme meydana gelmesinden ibaret kalacağını, Tüm bu izah edilen hususlar ve re'sen dikkate alınacak nedenlerden dolayı İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/356 Esas sayılı dosyasında verile gerekçeli karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; - İstinaf başvuru beyanlarını içeren işbu dilekçenin kabulüne, - İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.06.2021 tarih ve 2020/356 E-  021/517 K sayılı usule ve yasaya aykırı kararın yapılacak olan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri gereğince davanın reddine, - Tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.  Dava, uluslararası kara yolu ile taşınan emtianın, taşıma sırasında kısmen hasara uğradığı iddiası ile davacı nezdinde nakliyat aracısı/komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında dava dışı akdi taşıyıcı sigortalısının sorumluluğu sebebiyle rücu edilmesi üzerine ödenen hasar bedelinin fiili taşıyıcı olan davalıdan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava dışı akdi taşıyıcı ... A.Ş.'nin davacı sigorta şirketi nezdinde nakliyat aracısı/komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, dava dışı sigortalının akdi taşıyıcı, davalının fiili taşıyıcı olduğu dava konusu emtianın Portekiz'den Bursa'ya uluslararası kara yolu ile taşındığını, ancak emtianın alıcısına kısmen hasarlı olarak teslim edildiğini, emtia alıcısı şirketin sigortacısı tarafından akdi taşıyıcının sigortacısı davacıya rücu edilmesi üzerine hasar miktarının davacı tarafından ödendiğini ve sigortalının haklarına halef olunduğunu, hasarın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğu iddiası ile ödenen hasar miktarının davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, itirazın iptali davasının yetkisiz mahkemede açıldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, meydana gelen hasarda davalının kusurunun bulunmadığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa gelen temel uyuşmazlık; icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılıp başlatılmadığı, yetkili icra dairesinde başlatılmaması halinde geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı, itirazın iptali davasının yetkili Mahkeme'de açılıp açılmadığı, yetki itirazının usulüne uygun olarak ileri sürülüp sürülmediği, icra takibinin ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığı, fiili taşıyıcıya süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı, ödenen tazminatın yerinde olup olmadığı hususlarındadır. Somut uyuşmazlığa dava konusu emtianın Portekiz'den Türkiye'ye taşınması ve her iki ülkenin taraf olması sebebiyle CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanarak sonuca gidilmesi gerekmektedir. CMR 31. maddesinde \"Bu Sözleşmeye göre yapılan taşımalardan ortaya çıkan davalarda davacı taraflar arasında anlaşma ile belirlenmiş, Akit Taraf mahkemelerinde dava açılabilir. Ayrıca şu ülke mahkemelerinde de dava açılabilir.a) Davalının mutaden ikamet ettiği veya taşıma mukavelesinin akdedildiği esas iş yerinin,veya şubesinin veyahut da acentasının bulunduğu yerlerde,b) Taşımacının yükü aldığı veya teslim yeri olarak gösterilen yerlerde, ve başka mahkemelerde dava açılamaz.\" hükmü düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre taraflar arasında yetki anlaşması yapılabilir. Ayrıca CMR konvansiyonu ile dava açılabilecek mahkemeler de bildirilmiştir. Davalı vekili tarafından icra takibine itiraz dilekçesinde yetkili icra dairesinin Denizli İcra Dairesi olduğunu belirtmek suretiyle icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, yine cevap dilekçesinde yetkili mahkemenin malın teslim edildiği Bursa Mahkemeleri ile fiili taşıyıcıya karşı açılacak davalarda davalının yerleşim yeri Denizli olduğu için Denizli Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan bahisle mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Mahkemece 17/11/2020 tarihli ön inceleme duruşmasında taraflar arasında akdedilen kiralık araç antlaşma formunun özel şartların 25.maddesi gereği İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığından davalı tarafın yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir. Ancak Mahkemece dikkate alınan taraflar arasında akdedildiği iddia edilen ve imzasız olan kiralık araç antlaşma formunun tarihinin 10/04/2018 tarihi olduğu, davaya konu emtianın taşıyıcı tarafından taşınmak üzere teslim alındığı tarihin 13/04/2017 tarihi, alıcısına teslim edildiği ve hasar tarihi olarak belirtilen tarihin 20/04/2017 tarihi olduğu, ihbar tarihinin 04/04/2018 tarihi olduğu, sigortacı tarafından yapılan ödeme tarihinin 22/06/2018 tarihi olduğu görülmüş olup, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde taraflar arasında akdedildiği iddia edilen ve davacı vekili tarafından sunulan sözleşmenin tarihinin hasar tarihinden sonra olduğu belirtilmesine rağmen, Mahkemece sunulan sözleşmenin dava konusu taşımaya ilişkin olup olmadığı, yetki sözleşmesinin geçerli olup olmadığı belirlenmeden, bu husus aydınlatılmadan ve bu yöndeki savunma karşılanıp gerekçelendirmeden, davalının Mahkeme'nin yetkisine itirazının usulüne uygun olup olmadığı, icra takibine itirazının haklı olup olmadığı, haklı olması halinde itirazın iptali davasının özel dava şartı olan geçerli bir icra takibi bulunup bulunmadığı, yetki sözleşmenin geçerli kabul edilmemesi halinde CMR 31 maddesi uyarınca yetkili mahkeme ve icra dairesinin neresi olduğu hususu belirlenmeden ve değerlendirilmeden taraflar arasında ihtilaflı olan kiralık araç antlaşma formunun özel şartlarına göre icra dairesinin ve Mahkemenin yetkisine itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bunun yanında Mahkemece gerekçeli kararda alacak talebinin zamanaşımına uğramadığı belirtilmiş, ancak icra takibinin ve davanın zamanaşımı süresinde açılıp açılmadığına ilişkin denetlenebilir yasal dayanak ve gerekçe belirtilmemesi yerinde olmamıştır. Bu sebeplerle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenle, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih ve 2020/356 Esas - 2021/517 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ba21000516cbb4f4","SID":"04d7388b7f80a75c"}}