{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/469 - 2024/708<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/469 <br>KARAR NO\t: 2024/708<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/164 E.  -  2021/406 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t:  Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ile Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/12/2021 tarih ve 2021/164 E. - 2021/406 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  ... Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı şirketin 2018/74936 sayılı “...” ibareli marka başvurusunun ilanına müvekkili şirkete ait “...” ibareli markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiğini,  “...” markasının T/01864 sayı ile tanınmış marka statüsünde korunduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı markalar ile davalının “...” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu,  markaların görsel ve sesçil olarak benzer olması sebebiyle tüketiciler tarafından davalı markasının müvekkili şirkete ait seri markalardan biri olarak algılanacağını, müvekkili şirkete ait markaların ortalama tüketici nezdinde ulaşmış olduğu tanınmışlık seviyesi nedeniyle dava konusu markanın farklı mal ve hizmet sınıfları için de tescilinin mümkün olmadığını, davalı markasının 12. sınıf mallar için tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu marka başvurusunun haksız rekabet teşkil ettiğini,  davalı şirketin kazanılmış hak iddiasının yerinde olmadığını, davalının öncelik hakkı yaratabilecek hiçbir delil sunmadığını, dava dışı şirket adına  farklı sınıfta tescilli markaların dava konusu ile ilgisi bulunmadığını, kazanılmış hak oluşturmayacağını beyanla ... ve Marka Kurumu YİDK’nın 2021-M-2625 sayılı kararının iptaline, 2018/74936 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, karşılaştırılan markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadıklarını, taraf markalarının farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanabilecek türden markalar olduğunu, dava konusu başvurunun 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığını, davacı tarafın kötü niyet iddiasının itiraz aşamasında belgelendirilmediğini, YİDK kararının usul ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>Davalı Şirket vekili, müvekkilinin otomotiv sektöründe her markadaki araçlar için yedek parçalar, aksesuar vb. ürünlerin toptan ve perakende satışını yaptığını, ... markasının ortaklarının soyadlarından kaynaklandığını, müvekkilinin daha önce tescil ettirdiği markalar ile şirketin ilk kurulduğu tarihten (1991) bu yana “...” ibaresini içeren markaları kullandığını, “...” esas unsurlu marka bakımından kazanılmış hakkı olduğunu, davacının bankacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, tarafların üretim alanı ve müşteri kitlesinin tamamen farklı olduğunu, markalar arasında benzerlik ve tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markalarının 12. sınıfta tescilli olmadığını, davacı tarafın haksız rekabete ilişkin iddialarının ispatına yönelik bir delilin sunulmadığını, markaların hitap ettiği tüketici kitlelerinin bilinçli olduğunu, müvekkili şirketin ortaklarının ortağı olduğu dava dışı ... Turizm San. Ve Tic. A.Ş. adına tescilli 2012/84379 ve 2016/81491 sayılı “...” markaları bulunduğunu, müvekkili şirketin kendi sektöründe “...” markası üzerinde önceye dayalı ve üstün hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin “...” esas unsurlu markaları 29. sınıf ve benzer ve ilişkili mal ve hizmetlerde 43. sınıfta (yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri) uzun yıllardır tescilsiz marka ve işletme adı olarak kullandığını, davacı tarafın müvekkili şirketin “...” markasını kullanımına uzun yıllar sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı adına kayıtlı önceki tarihli herhangi bir marka tespit edilemediği, farklı tüzel kişilikleri haiz şirketlere ait markaların davalı şirkete ait marka başvurusu bakımından herhangi bir hak sahipliği sağlayamayacağı, davacıya ait marka ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunmakla birlikte, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı, bu nedenle taraf markaları arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış olduğu sektör ile davalı markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı, davalının seri marka iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait \"...\" ibareli markaların ortalama tüketici nezdinde ulaşmış olduğu tanınmışlık seviyesi nedeni ile, markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer \"...\" ibareli markanın tescilinin farklı mal ve hizmet sınıfları için de mümkün olmayacağını, dava konusu markanın tescili halinde tüketici nezdinde müvekkiline ait \"...\" markası ile karıştırılma ihtimali incelemesine ek olarak müvekkili firmanın en tanınmış markası ve ticaret unvanı da olan \"...\" markasına zarar vereceğini, markasını sulandıracağını ve müvekkilinin tanınmışlığından faydalanacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka tescil başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"...+ şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin şart gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas koşullarının oluşmadığı, zira  davacının itirazına mesnet markalarının kapsamlarında, dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 12 sınıf mallar yer almadığı gibi bu mallarla benzer mal ve hizmetlerin de bulunmadığı, diğer taraftan davacının \"...\" ibareli markasının \"Bankacılık\" sektöründe tanınmış olduğu söylenebilirse de, davacı markalarının tanınmış olduğu \"Bankacılık\" sektörü ile başvuru kapsamındaki mallar arasında hiçbir yakınlık bulunmaması gözetildiğinde somut olayda SMK'nın 6/5.maddesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı ... Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024<br>\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41bd8c172795366c","SID":"f559c0509dd0fd4e"}}