{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/563 \t\t       (KABUL- DÜZELTEREK YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2024/353                                            HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>KATİP\t\t: ...  \t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/02/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2018/540 E - 2021/125 K<br><br>DAVACI\t\t\t\t\t\t\t\tOTOMOTİV TARIM TEMİZLİK MADENCİLİK \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\tPAZARLAMA İTHALAT İHRACAT TİCARET LTD. ŞTİ.<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 02/04/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/05/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ\t<br> Davacı vekili, davalı şirket ile dava dışı ve müvekkili şirket yetkilisi adına 29.04.2015 tarihinde resmi şekilde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme gereğince davalı şirket ... parselde yer alan 259 ve 309 bağımsız bölüm numaralı 2 adet ofis niteliğindeki taşınmazı en geç 31.10.2017 tarihinde teslim edeceği taahhüdünde bulunduğunu, müvekkili ile davalı yan yapmış oldukları sözleşmede davalı yan KDV oranının %1'ni müvekkiline yansıtacağı doğrultusunda anlaşmış olmalarına rağmen, davalı yan sözleşme sonrası müvekkili tarafından tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi talep edildiğinde %18 oranında KDV'nin tamamının müvekkili tarafından ödenmesini aksi halde tapuda devir işlemlerini hiçbir zaman yapmayacaklarını belirttiğini, müvekkili şirketin taşınmazların tüm bedellerini ödediğini, müvekkilinin müzayaka halinde ödeme yaptığını,  müvekkilinin söz konusu ek KDV bedelini ödediğine ilişkin çekin davalıya teslim tarihi (02.04.2018) ile taşınmazın tapuda devir işlemlerinin yapıldığı tarihin de aynı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için müvekkiline yükletilen KDV bedelinin ödeneceği kabul edilse dahi, müvekkiline kararlaştırılan tarihte fiilen teslim edilmeyen ve halen taşınmazların yapım aşamasında olması nedeniyle  vergiyi doğuran olay gerçekleşmemiş olduğundan müvekkilinden usule ve yasaya aykırı şekilde tahsil edilen KDV bedelinin müvekkiline iadesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL davalı yanca haksız tahsil edilen KDV bedelinin müvekkili şirkete avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.<br> Davacı vekili 15.02.2021 tarihli ıslah dilekçesinde de taraflar arasında imzalanan 2015 yılındaki sözleşmenin 5.3 maddesinde, satış bedeline KDV'nin dahil olduğunun belirtildiği, faturanın yapı kullanım belgesi alınıp alıcıya teslim edilmesinden sonra kesileceğinin belirtildiğini, müvekkili tarafından ödenen 400.000 TL'lik bedelinin yanmaması adına ve özellikle 1 ay sonra KDV oranlarının %8'e düşeceğinin bilinmesine rağmen %18 oranın KDV talep edilmesinin haksız ve müzayaka halindeki müvekkilin durumundan faydalandığını, taşınmaz fatura tarihi olan 02.04.2018 tarihinde teslim edilmemişken %18 üzerinden KDV alındığını, oranın 18.05.2018 tarihinde %8 'e düşürüldüğünü, sözleşmede %1 KDV ödeyeceği taahhüt edilmişken fazla alındığını bildirip, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davaya konu olan ve müzayaka halinde fazla ödenen %7 lik KDV fark bedeli olan ve ıslah ile artırılan 27.844,67TL' nin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili,davalı firmanın imzalanan sözleşme ile KDV oranında sözleşme tarihinde uygulamadan kaynaklı durumu üstlenmediği bilakis idarenin talebi halinde tahsil edileceğini açıkça beyan ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca E Blok 259 ve 309 no’lu bağımsız bölümleri satın almak üzere anlaştıklarını, 3.2. maddesinde projenin, inşaatın, tapunun, ruhsatın, arazinin ve diğer hususların incelenerek, öğrenilerek ve kabul edilerek taşınmazın satın alındığının belirlendiğini, taşınmazın ofis niteliğinde olduğu davalı tarafça bilinerek satın alındığı, sözleşmenin 5. ve 7. maddelerinde açıkça KDV’nin % 1 olarak hesaplandığı, bu oranda uygulanması durumunda sözleşme fiyatına dahil olduğu, şayet meri (uygulama) nedenleriyle KDV oranının değişmesi durumunda aradaki farkın davalı taraftan talep ve tahsil edileceğinin belirtildiğini,  ofis nitelikli taşınmazın KDV oranının davalı tarafça da bilinmesine, tapu, ruhsat ve her türlü hususun incelemesine, bilgi verilmesi sonucunda davalı tarafça kabul edilerek sözleşme imzalandığını, müvekkili firma da uygulamada olan, davalı tarafın lehine olan hususu uygulamış ancak ihtirazi kaydını da hem beyan etmiş hem de sözleşmeye yazdığını, müvekkili firmaca GİB’e başvuruda bulunduğunu,  verilen cevapta bağımsız bölümler için uygulanacak KDV’nin % 18 olacağı belirtildiğini,  burada KDV oranının %1 ya da %18 olarak uygulanmasını belirleyenin davalı firma değil Gelir İdaresi Başkanlığı olduğunu, aynı bölge için  GİB ofis nitelikli taşınmazların teslim anındaki kullanım durumuna göre KDV oranının % 1 olarak uygulanacağını belirlediği ve uygulandığını, iş bu dava tarihinde güncel mevzuat hükümleri değişmemesine rağmen (Ofis nitelikli taşınmazın KDV oranı %18 olarak kanunda belirtilmiştir.) idarenin, ofis nitelikli taşınmazlardaki KDV oranını % 8 olarak uyguladığını, davacı taraf da dava dilekçesinde KDV oranının ofis nitelikli taşınmazlarda % 18 olmasını bilmesine rağmen ve Kanun değişikliği olmamasına rağmen idarenin uygulaması nedeniyle ofis nitelikli taşınmazlarda KDV oranının %8 olarak uygulandığını ve bundan faydalanamadığını belirterek, uygulamanın idarelerce farklı olabildiğini kabul ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ<br>Mahkemece, davacı vekilinin dava dilekçesi beyanları, davalı vekilinin cevap ve beyanları, dosya ibraz edilen  satış vaadi sözleşmeleri, fatura ve hüküm vermeye ve denetime yeterli görülen bilirkişi raporu karşısında;  davacı tarafından, davalıdan satın aldığı 259 ve 309 numaralı işyeri mahiyetindeki bağımsız bölümlerin 02/04/2018 tarihinde davacı adına tapuda tescil edildiği, aynı tarihte ve A/58729 seri ve sıra numaralı (199.779,30+ 200.001,30=) 397.780,90-TL tutarında faturanın düzenlendiği, faturada %18 oranında (397.780,90x%18=)71.600,56-TL KDV hesaplandığı, tapu senedi ve fatura tarihi olan 02/04/2018 tarihi itibariyle işyeri teslimlerinde uygulanacak KDV oranının %18 olduğu ve  02/04/2018 tarihi A/58729 seri ve sıra numaralı  iki adet ofis satışı ile ilgili faturada fazladan KDV hesaplamasının söz konusu olmadığı gerekçesi ile DAVANIN REDDİNE  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı  vekili tarafından; Müvekkili ile davalı yanın yapmış oldukları sözleşmede davalı yan KDV oranının %1'ni müvekkiline yansıtacağı doğrultusunda anlaşmış olmalarına rağmen (Taraflar arasında imzalanan 2015 yılındaki sözleşmenin 5.3 maddesinde satış bedeline KDV'nin dahil olduğu belirtilmiştir.), davalı yan sözleşme sonrası müvekkili tarafından tapuda devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi talep edildiğinde %18 oranında KDV'nin tamamının müvekkili tarafından ödenmesini aksi halde tapuda devir işlemlerini hiçbir zaman yapmayacaklarını belirttikleri, KDV Kanunu’nun 1/1. maddesi, ve 2. maddesi uyarınca KDV’de vergiyi doğuran olaydan söz edilebilmesi için, verginin konusuna giren malın teslim edilmesi veya hizmetin ifa edilmesinin gerektiği, güncelde mevzuat hükümleri değişmemesine rağmen idarenin ofis nitelikli taşınmazlardaki KDV oranının %8 olarak uygulandığını, bu nedenle %7'lik fark bedelin ödenmesinin gerektiğini bildirmiştir.<br> UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; gayrimenkul satış sözleşmesi kapsamında taşınmazlara ödenen KDV tutarının miktarı, iadesi gereken bir tutar bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE\t<br>Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında fazla ödenen KDV istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br> Davacı tarafından, davalıdan satın aldığı 259 ve 309 numaralı işyeri mahiyetindeki bağımsız bölümlerin 02.04.2018 tarihinde davacı adına tapuda tescil edildiği, aynı tarihte ... Şirketi tarafından ... Şirketi adına A/58729 seri ve sıra numaralı 397.780,90-TL tutarında iki taşınmaz için fatura düzenlendiği, faturada %18 oranında (397.780,90 X%18=)71.600,56TL KDV hesaplandığı görülmüştür.<br>30.03.2018 tarihli ... ile ... Gıda Limited Şirketi arasında düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde; satışa konu 259 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak \"Satış bedeli ve ödeme şartları\" başlıklı 5. maddenin 5.1. bendinde; \"Bilgileri ve adresi yazılı olan bağımsız bölümlerin KDV hariç (KDV oranı %1 olarak hesaplanmıştır) 197.779,30 TL bedelle satılması konusunda taraflar anlaşmıştır. Satış bedeli kesin olup, satıcı alıcıdan herhangi bir fiyat farkı talep etmeyecektir...\" denildiği; 5.2.maddesinde; alıcı KDV hariç (KDV oranı %1 olarak hesaplanmıştır.) 197.779,30TL tutarındaki satış bedelini ... Yapı Şirketi ile alıcı arasında düzenlenen ödeme planı sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olup ödemelerin ne şekilde ve nereye yapılacağı taraflarca anlaşılan ödeme planı dahilinde gerçekleşeceği belirtilerek; 5.3. maddede satış bedeline KDV'nin dahil olmadığı bildirilmiştir.<br>30.03.2018 tarihli 309 nolu bağımsız bölüm için düzenlenen sözleşmede de; \"Satış bedeli ve ödeme şartları\" başlıklı 5. maddesinin 5.1.bendinde bu husus; \"Bilgileri ve adresi yazılı olan bağımsız bölüm/bölümlerin KDV hariç olarak hesaplanmıştır. 200.001,60TL bedelle satılması konusunda taraflar anlaşmıştır.\" denilerek;<br>5.2.maddesinde;  alıcı KDV hariç  200.001,60 TL tutarındaki satış bedelini ... Yapı Şirketi ile alıcı arasında düzenlenen ödeme planı sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olup ödemelerin ne şekilde ve nereye yapılacağı taraflarca anlaşılan ödeme planı dahilinde gerçekleşecektir.\" ve 5.3. Maddesinde de  satış bedeline KDV'nin dahil olmadığı, yapı kullanma izin belgesinin alınmasından itibaren 7 gün içerisinde alıcıya fatura düzenleneceği, KDV bedelinin en geç faturanın tanzim edildiği tarihte satıcıya nakten ve defaten ödeneceği bildirilmiştir.. <br>   Mahkemece her iki taşınmaz için de KDV oranı %18 olarak kabul edilerek iade edilmesi gereken bir tutar olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Somut olayda taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan husus yasal anlamda KDV oranının belirlenmesi değildir. Uyuşmazlık tarafların serbest iradeleri ile düzenlediği sözleşme uyarınca taşınmazların satış bedeli ve ödenecek KDV tutarının, hangi oranda kim tarafından ödeneceği noktasındadır.<br>Taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde davacı tarafça satın alınan 309 nolu bağımsız bölüm için 30.03.2018 tarihli sözleşmede satış bedeline oran belirtilmeksizin KDV'nin dahil olmadığı bildirilmiş olmakla ve davalı tarafça bu taşınmazla ilgili olarak 02.04.2018 tarihli faturada (200.001,60TL)satış bedeli üzerinden %18 KDV düzenlenmekle bu taşınmaz yönünden davacı yanın istinaf itirazı yerinde değildir, reddi gerekir.<br>Ne var ki davacı tarafça satın alınan 259 nolu bağımsız bölüm ile ilgili olarak taraflar arasında düzenlenen sözleşmede 5.2 ve 5.3.maddede taşınmaz bedeline KDV'nin dahil olmadığı belirtilmiş, ancak KDV oranı %1 yazılarak davacı tarafın ödemesi gereken KDV oranı  belirtilmiştir. 02.04.2018 tarihinde düzenlenen fatura tarihinde resmi olarak ödenmesi gereken KDV oranı %18 olması, bu KDV oranına katlanma hususunda tarafların aralarında serbestçe düzenleme yapmalarına engel değildir. Nitekim  tacir olan taraflarca serbest irade ile düzenlenen sözleşmede bu taşınmaz yönünden KDV oranının %1 olacağı belirtilmiş olmakla bu hüküm, sözleşmede irade fesadı ileri sürülmediğine göre tarafları bağlayacaktır. Davacı taraf ıslah dilekçesinde taşınmazın tapu devir tarihi itibariyle KDV oranı %8 olduğu kendilerinden %18 alındığını belirterek fazla alınan 27.844,67TL tutarı her iki taşınmaz için  talep etmiştir. 02.04.2018 tarihli faturada %18 olarak ödenen KDV tutarı dava konusu iki taşınmaz için 71.600,56TL olup, bu taşınmaz için 197.779,30TL satış bedeli üzerinden hesaplanan 35.600,27TL KDV tutarından, %1 KDV oranına denk gelen 1.977,79TL ödenmesi gerekirken, fazla olarak 33.622,48TL ödendiği; davacı yanın ıslah talebinde  27.844,67TL tutarı her iki taşınmaz için istemekle yapılan oranlama ile bu taşınmaz için ıslah edilen miktarın 13.844,55TL olduğu anlaşılmakla fazla ödenen bu tutarın iadesi gerektiği anlaşılmakla bu taşınmaz yönünden istinaf itirazı  yerindedir.<br>Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile  259 nolu bağımsız bölüm için 13.844,55TL fazla alınan KDV tutarının davacıya iadesi gerektiğinden HMK'nin 353/1.b.2.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile;<br>Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/540 Esas 2021/125 Karar ve 22/02/2021 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br> 2-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE,<br>a-13.844,55TL fazla alınan KDV tutarındaki alacağın 100,00 TL'si yönünden  dava tarihinden itibaren, 13.744,55 TL' si yönünden de ıslah tarihi olan 15/02/2021 tarihinden itibaren  avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>   -Fazla istemin REDDİNE,<br>b-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 945,73-TL harçtan peşin alınan 1.257,9‬0-TL (ıslah harcı dahil) harçtan mahsubu ile artan 312,17‬‬-TL harcın  karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, <br>c-Davacı tarafça sarf edilen 35,90-TL başvurma harcı, 945,73TL (ıslah harcı dahil) peşin harcın davalıdan alınıp davacıya verilmesine,<br>ç-Davacı tarafından yapılan posta müzekkere tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.208,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranında hesap edilen  600,63-TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen A.A.Ü.T. uyarınca 13.844,55-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesap ve takdir edilen A.A.Ü.T. uyarınca 14.000,12-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>f-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,    <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 02/04/2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.               \t\t\t\t<br><br>Başkan ...<br>¸e-imza <br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Üye ...<br> ¸e-imza<br><br>Katip ...<br> ¸e-imza<br><br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de5877888d26245d","SID":"285514fb42033df3"}}