{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/2047 <br>KARAR NO: 2024/624 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 28/05/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2017/441 Esas - 2021/310 Karar <br>DAVA: İtirazın İptali ( Sözleşmeden Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ: 04/04/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Limited şirketi ile müvekkili banka arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve davalı ... ve dava dışı ... bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşme çerçevesinde davalı borçluya birçok ürün yanında takibe konu olan ... nolu kredi ve çek hesabı tahsil edildiğini, davalı borçlulara kullandıkları bu ürünlerden kaynaklanan borçlarını sebebiyle Kadıköy ... Noterliği 5 Ekim 2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile gönderilmişse  bir sonuç alınamaması üzerine İstanbul ... İcra müdürlüğü ... esas sayılı dosya ile 54.837,14-TL talep edildiğini, davalının icra dosyasına yapılmış olduğu itirazla takibin durduğunu, çek sorumluluk bedellerinden sorumlu olmayan davalı hakkında yalnızca takipten kaynaklı kredi nedeniyle dava ikame edildiğini, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niteli olduğunu, davalı borçlunun irca dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itiraz olunun kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını,  ödeme emrinin 15.11.2016 tarihinde tebellüğ edildiğini,  müvekkilinin 16.11.2016 tarihinde, süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğini, hal böyle olunca icra takibinin durması gerekirken haciz talimat kararı alınarak Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... Talimat sayılı dosyası ile 05.05.2017 tarihinde müvekkili adresine usulsüz olarak hacze gidildiğini, icra dosyasında süresinde itiraz var kaydı düşülmesine rağmen haciz kararı verildiğini, müvekkili aleyhine haciz işlemi gerçekleşmiş ve iş bu haciz tutanak altına alındığını, bu hususta İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/573 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup halen devam ettiğini, davacı vekili takip durduktan sonra, dosyada itiraz olduğu açıkça görüldüğü halde 26.12.2016 tarihinde taşınmaz sorgusu talebinde bulunduğunu, talebi kabul edilerek tapu kayıtları çıkarıldığını, bu noktada açıkça görülmektedir ki; davacı taraf vekilleri bile bile defalarca farklı tarihlerde haciz talebinde bulunduğunu, hal böyleyken müvekkilden haciz tehdidi altında kötüniyetle tahsilat yapılmaya çalışıldığı tartışmasız olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde müvekkilinin müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğu sözleşmeye dayanarak icra takibi yapıldığı hususu ise tamamen yasal dayanaktan yoksun olduğunu, yukarıda açıklanan ve yargılama safhasında mahkemece resen tespit edilecek olan hukuki sebeplerle; davacının kötüniyetle açmış olduğu davasının reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/05/2021 tarih ve 2017/441 Esas - 2021/310 Karar sayılı kararı ile; \" Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Kefalet sözleşmesinin  şekli şartları  zaman itibarı ile uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nun 583. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin yazılı olarak yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin, müteselsil kefalet anlamında bu anlama gelen ifadenin kefilin kendi el yazısı ile yer alması kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarıdır. 6098 sayılı TBK’nın 584. maddesi uyarınca, eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın ise sözleşmenin kurulmasından önce yada en geç kurulması anında verilmiş olması geçerlilik şartıdır. Şekle ilişkin hüküm emredici kural olarak düzenlenmiştir. Somut olayda kredi sözleşmesinin 6098 Sayılı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından , davalı aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak50.803 ,44 TL asıl alacak, 1.384,48  TL takip tarihine kadar işlemiş faiz ve 69,22 BSMV olmak üzere toplam 52.257,14 TL nin ödenmesi talebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış olduğu;  davalının   takibe itirazı üzerine takibin durmuş olduğu anlaşılmıştır. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 01/07/2020 tarihli raporunda özetle; inceleme konusu Genel Kredi Sözleşmesinde \" kefalet tutarı \" ve \" kefalet tarihi\" bölümündeki yazılar ile davalı ...'in mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ...'in eli ürünü olmadığı; inceleme konusu Genel Kredi Sözleşmesinde kefil imzaları sayfasındaki \" kefil adı/soyadı/ünvanı\" ve kefil beyanı bölümündeki yazılar ile  ...'in mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlik bulunduğu ve söz konusu yazıların ...'in el ürünü olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/01/2021 tarihli raporda özetle; davacı bankanın takip tarihi itibariyle İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında , davalı borçludan 49.363,25 TL asıl alacak, 1.384,48 TL takip tarihine kadar işlemiş faiz ve 69,22 TL BSMV olmak üzere toplam 50.816,95 TL talep edebileceği, takip tarihinden itibaren talebe uygun olarak 49.363,25 TL asıl alacağa % 48 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği, davalının Genel Kredi sözleşmesini hesap katından sonra 30/10/2015 tarihinde 65.250 TL olarak kullanılan ticari taksitli kredinin geri ödeme planı ve kredi geri ödeme tablosunda asıl borçlu şirket ile birlikte müteselsil kefil olarak kredi ödeme tablosunu imzaladığı, sözleşmedeki imzalara yönelik olarak her hangi bir itirazın bulunmadığı, bu sebeple davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında ödenmeyen krediden kaynaklı olarak davacıya sorumlu olduğu ancak tamamen mahkemenin takdirinde olmak üzere ATK grafoloji inceleme raporundaki tespitler ve değerlendirmeler doğrultusunda \" kefalet tutarı \" ve \" kefalet limiti\" nin davalının el ürünü olmadığı yönündeki değerlendirmenin benimsenmesi halinde TBK 583. maddesindeki şartları taşımadığı ve müteselsil kefalet koşullarının yerine getirilmediğinin benimsenmesi halinde, davalının davacı bankaya karşı kefaleten sorumlu olmadığının değerlendirilmesi konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;  davacı ile dava dışı ... Tic Ltd. Şti arasında 10/01/2014 tarihli 1.000.000.000,00 TL limitli Genel kredi sözleşmesinin ve 21/11/2012 tarihli 400.000,00 TL limitli Genel Kredi sözleşmelerinin imzalandığı, davalının ve dava dışı ... genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla ayrı ayrı imzaladıkları, genel kredi sözleşmesine ilişkin taksitlerin kısmen ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından davalı aleyhine  İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak toplam 52.257,14 TL nin ödenmesi talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı ve davalının itirazı üzerine takibin durmuş olduğu, davalı tarafça iş bu davada kredi sözleşmesindeki yazıların kendisine ait olmadığına ilişkin beyanı üzerine mahkememizce Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan 01/07/2020 tarihli raporda Genel Kredi Sözleşmesinde \" kefalet tutarı \" ve \" kefalet tarihi\" bölümündeki yazıların  davalı  ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, TBK 583. Madde uyarınca kefaletin geçerli olabilmesi için kefilin sorumlu olacağı \"azami miktarın, kefalet tarihinin\" de  kefilin kendi el yazısı ile yazılmasının  kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları arasında sayıldığı, dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin raporu doğrultusunda Genel Kredi Sözleşmesindeki kefalet tutarı ve kefalet tarihinin davalının el ürünü olmaması nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve kefalet ilişkisinin kurulmadığı, dolayısıyla davalının Genel Kredi Sözleşmesine ve takibe konu alacaktan sorumlu olmadığı, bu sebeple takibe yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu anlaşılmakla davanın reddine ancak davacının takibi başlatmakta kötü niyetli olmaması nedeniyle koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1- Davanın REDDİNE, 2- Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından yukarıda esas ve karar numarası belirtilen 28.05.2021 tarihli ilam ile haksız ve hukuka aykırı bir şekilde davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup; işbu hükmün kabulünün mümkün olmadığını, Davalı tarafın savunmanın genişletilmesi kuralına aykırı davranmasına muvafakat etmedikleri halde yerel mahkemenin davalı tarafın iddialarını verilen kararda esas aldığını, Dava dilekçesinde de evvelce izah edildiği üzere, müvekkil banka ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olup davalı ...'in mezkur sözleşmeye taraf şirketin ortağı ve yetkilisi olarak kefil olduğunu, Bununla birlikte, dosyada mübrez olan kefalet sözleşmesi incelendiğinde, davalının \"Yukarıdaki şartlarla müteselsil kefil olduğumuzu kabul ederim.\" ibaresini kendi el yazısı ile yazmış olup sözleşmeyi imzaladığının görülmekte olduğunu, mezkur ibarenin ve imzanın davalının kendi el yazısı ürünü olduğu hususunun 01.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda da ortaya konmuş olduğunu, davalının kefalet sözleşmesindeki tüm şartlarını kabul ettiğini sarihen beyan ettiğini,  Ancak davalının, mahkemece yargılama devam ederken imzaladığı sözleşmenin boş olduğuna ilişkin soyut ve mesnetsiz iddialarda bulunmuş olmakla beraber işbu iddialarını destekleyecek hiçbir somut delil sunamadığını, İcra ve İflas Kanunu'nun 62/5. maddesinde yer alan hükme göre, \"Borçlu takibin müstenidi olan senet altındaki imzayı reddediyorsa, bunu itirazında ayrıca ve açıkça beyan etmelidir. Aksi takdirde icra takibi yönünden senetteki imzayı kabul etmiş sayılır. Huzurdaki davaya konu icra dosyasında borçlunun borca itiraz talebi mübrez olup işbu talepte borçlunun imzaya dair herhangi bir itirazda bulunmadığının anlaşılmakta olduğunu, bununla birlikte davalının cevaplarına karşıt sunulan replik dilekçesinde davalının imzaya itiraz etmesine ve yine davalının itiraz dilekçesinde yer almayan diğer hiçbir hususun öne sürülmesine ve incelenmesine muvafakat edilmediğinin görülmekte olduğunu,  İİK m. 63'te öngörüldüğü üzere, \"İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.\" İşbu kanun hükmünde de düzenlendiği üzere, borçlunun, itiraz sebeplerini genişletemeyeceğini ve değiştiremeyeceğini, İtirazın iptali davalarının takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olduğu gözetilmeden verilen Yerel Mahkeme kararının açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu, Hal böyle iken, yukarıda yer alan kanun maddeleri ile açıkça öngörülmüş olmasına ve davacı tarafça muvafakat edilmemiş olmasına rağmen davalı tarafın itirazlarını genişletmesine müsaade eden ve işbu itirazları kararında gerekçe gösteren Yerel Mahkeme'nin kararına bu yönüyle itiraz ettiklerini, Yerel mahkemenin kararı ve davalı tarafın iddialarının aksine davalı ...'in, huzurdaki davaya konu borçtan müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, Yerel Mahkemece verilen kararda Türk Borçlar Kanunu m. 583' te düzenlenen kefalet şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile huzurdaki davanın reddine haksız ve mesnetsiz şekilde karar verilmiş olduğunu, ancak davaya konu borcun ticari işten kaynaklandığı hususunun yerel mahkemece göz ardı edildiğini,  Davalı ...'in kefili olduğu kredi sözleşmesinin ticari nitelikte kredi sözleşmesi olduğu hususunun dosya kapsamından açıkça anlaşılmakta olduğunu, Türk Ticaret Kanunu' nun 7. maddesinde yer alan \"teselsül karinesi\" başlıklı hükme göre, \"İki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olurlar.\", işbu hükme göre ticari işlerde verilen kefaletlerin müteselsil kefalet olacağının öngörüldüğünü, Türk Borçlar Kanunu' nda müteselsil kefalete ilişkin belirlenen şart gerçekleşmese dahi, ticari kefaletlerde müteselsil kefalet şartının gerçekleşmiş sayılacağının kabul edildiğini, hal böyle iken ticari kefaletin söz konusu olduğu durumlarda Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan şartlar gerçekleşmese dahi müteselsil kefaletin ayakta kalacağını, işbu layiha ekinde sunulan emsal mahkeme kararları ve makale incelendiğinde iddialarının haklılığının görüleceğini (EK-1: Emsal Kararlar, Ek-2: Emsal Makale), Davalının, kefalet sözleşmesini kabul etmek suretiyle Müvekkil Bankadan kredi aldığını ve işbu kredinin davalının yetkilisi ve ortağı olduğu şirket tarafından kullanıldığını, davalının borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu gösterir İstanbul Ticaret Odası kayıtlarının ekte mübrez olduğunu (EK-3: İstanbul Ticaret Odası kayıtları), davalının uzun süre boyunca geçerlilik şartlarının sağlanmadığını iddia ettiği sözleşme geçerliymişçesine hareket ettiğini ve işbu sözleşmeden açıkça fayda sağladığını, ancak sözleşme ile yükümlülük altına girdiği edimi ifa etmesi gerektiği zaman sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürdüğünü, davalının bahse konu şekle aykırılığı kötü niyet ile ileri sürdüğü açıkça anlaşıldığından davalının kötü niyetinin hukuk düzenince korunmaması gerektiğini, Türk Medeni Kanunu' nun 2/1 maddesinde \"Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" hükmü ile, hukuk sistemimizin en temel ilkelerinden olan \"dürüstlük kuralı ilkesi\"ne atıf yapıldığını, kefalet sözleşmesine ilişkin şekil şartlarının düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu'un yorumlanması ve uygulanmasında da yine dürüstlük kuralı ilkesinin gözetilmesi gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, Hal böyle iken, davalının borcun kaynağını oluşturan sözleşmeyi uzun süre ayakta tutması ve işbu sözleşmeden uzun süre fayda sağlaması, ancak sözleşmeye dayanan yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği vakit geldiğinde haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmenin geçersiz olduğunu öne sürmesi, durumlarının, yukarıda bahsi geçen kanun maddesinin bariz örneğini teşkil etmekte olup yine mezkur kanun maddesinde öngörüldüğü üzere hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiği, işbu sebeplerle davalının itirazlarının reddedilmesi gerektiği hususlarının her türlü izahtan vareste olduğunu, Davalının, dosyada mübrez kefalet sözleşmesinde yer alan tüm şartları kabul ettiğini kendi el yazısı ile beyan ettiğini ve sözleşmeyi imzaladığını, ayrıca davalının krediyi kullanan şirketin yetkilisi olarak işbu kredinin miktarını, kefaletin azami miktarını ve kefalet tarihini bilmekte olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin alt kısmında yukarıda yazılı şartları kabul ettiğine dair el yazılı beyanı bulunmakta iken haksız şekilde kefalet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, dava dışı şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalının ticari hayatın içerisinde yer aldığı göz önünde bulundurulduğunda, davalının ticari kredi sözleşmesine kefil olurken basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğu hususunun kabul edilmesi gerektiğini, davalının kanunda yer alan kefalet şartlarını bilmesinin de hayatın olağan akışına uygun düşmekte olduğunu, hal böyle iken davalının haksız iddiaları ile öne sürdüğü geçersizliğe kendisinin kötü niyetle sebebiyet verdiği ve işbu sebeple de hukuk düzenince korunmaması gerektiği hususunun ortada olduğunu, Kanunda düzenlenen kefalet şartlarının, kefilin düşünmeden borç altına girmesini önlemek amacıyla öngörülmüş olup kefili ifadan korumak amacıyla düzenlenmemiş olduğunu, yukarıda yer alan sebeplerle, davalı tarafın kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin beyanlarına ve Yerel Mahkeme kararına itiraz ettiklerini, 02.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkil bankanın alacağının haklılığının ortaya konmuş olduğunu, 02.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkil bankanın davalıdan talep ettiği asıl alacağın ve % 48 temerrüt faizinin yerinde olduğu yönünde haklı ve hukuka uygun değerlendirmeler yapıldığını, Kefalet şartlarına ilişkin değerlendirmenin ise mahkemeye bırakılmasına bilirkişice karar verildiğini, Hal böyle iken, kefalet şartına ilişkin yukarıda yer alan beyanları ile alacağın miktarına ilişkin olarak 02.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda alacağa ve faize ilişkin yapılan değerlendirmelerin dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, Yapılacak istinaf incelemesi süresince işbu istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesine konu mezkur ilamın konu edildiği ve/ veyahut konu edileceği tüm icra takiplerinin geri bırakılmasına hükmedilmesini talep ettiklerini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/441 Esas- 2021/310 Karar sayılı ve 28.05.2021 tarihli kararı ile müvekkil banka aleyhine hükmedilen alacak kalemlerinin İcra takibine konu edilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, yapılacak istinaf incelemesi süresince söz konusu ilamın konu edildiği ve/ veyahut edileceği icra takipleri kapsamında icranın geri bırakılmasını talep ettiklerini beyanla; Açıklanan nedenler ve re'sen araştırılacak nedenlerle; - Fazlaya ilişkin hakları ve sair her türlü dava, şikâyet ve cevap hakları saklı kalmak üzere istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına, - Haksız ve hukuka aykırı olarak verilen İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.05.2021 tarih ve 2017/441 Esas- 2021/310 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, - Yapılacak istinaf incelemesi süresince müvekkil şirket aleyhine söz konusu yerel mahkeme ilamının konu edildiği ve/veyahut edileceği icra takipleri kapsamından icranın geri bırakılmasına, - Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; icra takibi dayanağı olan davalının müteselsil kefili olduğu 21/11/2012 tarih ve 400.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, davacı ile dava dışı asıl borçlu ...Ltd. Şti. arasında dava konusu genel kredi sözleşmesinin akdedildiğini, davalı ve dava dışı  ... sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek kat ihtarnamesinin asıl borçlu ve müteselsil kefillere tebliğe çıkarıldığını, kat ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, takibin dayanağı genel kredi sözleşmesine ilişkin kefalet sözleşmesinde kefil adı, soyadı, kredi borçlusu, kefalet tutarı ve kefalet tarihi kısımlarının davalının el yazısı ile yazılmadığını, kefalet sözleşmesinin TBK'nın 583. maddesinde düzenlenen şartları taşımadığını ve geçersiz olduğunu, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki istinafa gelen temel uyuşmazlık; davalının müteselsil kefil olarak imzaladığı dava konusu 21/11/2012 tarih ve 400.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine ilişkin davalının kefaletinin TBK 583. maddesinde düzenlenen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı ve geçerli olup olmadığı hususundadır.01/07/2012 tarihinde yürürlüğe girmesi sebebiyle somut uyuşmazlığa konu genel kredi sözleşmesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 Sayılı TBK'nın 583/1 maddesine göre; Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut uyuşmazlıkta davalı vekili tarafından genel kredi sözleşmesine ilişkin kefalet sözleşmesinde kefil adı, soyadı, kredi borçlusu, kefalet tutarı ve kefalet tarihi kısımlarının davalının el yazısı ile yazılmadığının savunulması üzerine Mahkemece yazı ve rakam incelenmesine ilişkin Adli Tıp Kurumu'ndan rapor aldırılmış ve Adli Tıp Kurumu raporunda kefalet sözleşmesindeki \"kefalet tutarı\" ve \"kefalet tarihi\" bölümündeki yazıların davalının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda maddede belirtilen kefalet koşullarının kümülatif olarak gerçekleşmediği, kefil imza sayfasındaki kefil, adı, soyadı, ünvanı ve kefil beyanındaki yazılar ve imzanın davalı tarafa ait olmasının tek başına yeterli olmadığı ve dava konusu genel  kredi sözleşmesine verilen kefaletin geçersiz olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. İtirazın iptali davasında borçlu, icra takibinde bildirdiği savunma sebepleri ile sınırlı ve bağlı değildir. Borçlu tüm savunma sebeplerini cevap süresi içerisinde ileri sürebilir. TTK'nın 7. maddesi hükmü iki veya daha fazla kişi, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacaklarını, ancak, kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemeyeceğini, ticari borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlu ile kefil, hem de kefiller arasındaki ilişkilerde de birinci fıkra hükmünün geçerli olacağını düzenlediği, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarına ilişkin bir hüküm içermediği, somut uyuşmazlıkta davalının kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu ve kefalet sözleşmesine dayalı olarak borçlu olmadığı, söz konusu maddenin geçerli olmayan kefalet sözleşmesi için uygulanamayacağı açıktır. Bunun yanında kefalet sözleşmesi geçerlilik şartlarının şirket ortağı olan kefil içinde geçerlidir. Yine davacı vekili, davalının şekil noksanlığını sonradan ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. TBK'nın 583/1 maddesinde aranan şekle aykırı olan kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz sayılacağının hüküm altına alındığı, şekil noksanlığını sonradan ileri sürmenin davacı yönünden hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemeyeceği, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı da her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, TBK'unun 583. maddesindeki şekil/geçerlilik şartına rağmen azami limitin ve kefalet tarihinin davacının eli ürün olması şartına gerek görmeden kredi kullandıran ve basiretli olarak davranma yükümlülüğüne aykırı olan davacı bankanın daha sonra şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu açıkça ortaya koyması gerekmesine rağmen bu hususun somut olarak ortaya konulmadığı ve ispat edilmediği, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2020 tarih, 2018/2163 esas ve 2020/72 karar sayılı ilamı) Kanunda aranan şekli geçerlilik şartlarına haiz olmayan kefalet sözleşmesinin şeklen geçersizliğinin davalı tarafından ileri sürülmesinin davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği ve aksinin düşünülmesi halinde kanunun aradığı şekil şartının hiç bir anlamının kalmayacağı açıktır. Bu sebeplerle davacı vekilinin bu yönlerdeki tüm istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.  Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c73c63914afd9aa9","SID":"81f5c0ef4f5dd59f"}}