{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. KONYA BAM   6. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/07/2023<br>NUMARASI\t\t: Esas Karar<br><br>İSTİNAF EDEN DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av.<br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t\t: Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br><br>İSTİNAF KARARININ<br>KARAR TARİHİ\t: 22/04/2024<br>YAZIM  TARİHİ\t: 22/04/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 06/07/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin kuruluşundan bu yana resmi ve yasal ortağı olduğunu, davalı şirketin çok ortaklı bir yapıya sahip olup piyasada reel olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin, mevcut şirketin yapı ve faaliyetleri ve işi nedeniyle fiilen yönetiminde bulunamadığını ve uzaktan takip ettiğini, şirketi fiilen yönetenler ile müvekkilinin yakınen bir tanışması olmadığını, şu anda davacı ile davalı şirket yönetimi arasında uzun süredir fiili bir irtibatsızlık bulunduğunu, davacının şirket merkezine gidemediğini, şirket faaliyetlerinden haberdar olamadığını ve katkı sağlayamadığını, bu sebeple davacının şirket ortaklığından kaynaklı alması gereken kar payının kendisine verilmediğini, şirketin kuruluşundan beri ne kadar kâr elde ettiğinin, muhasebe kayıtlarına ulaşamadıkları için bilinmediğini, müvekkilinin kar payını almak için Konya ...Noterliğinin 18.06.2022 gün .. yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ettiğini ancak herhangi bir olumlu sonuç alamadığını, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, noter ihtarnamesinden sonra iki aya yakın bir süre geçmesine rağmen herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini belirterek; fazlaya ilişkin tüm hakları, ıslah, ek dava açmak, bedel artırmak vs saklı kalmak kaydıyla; davacının dava konusu şirketten alması gereken birikmiş kâr payı alacağınına ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL kâr payı alacağının muaccel hale geldiği tarihten itibaren başlayacak en yüksek ticari faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili, 02/02/2023 tarihli tavzih dilekçesiyle 1976 yılından dava tarihine kadarki sürece ilişkin olarak ve her yıl için eşit oranda kar payı alacağının tahsilini istemiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının açmış olduğu dava ile ilgili hukuksuz iddia ettiği gerçek dışı alacakların 1 yıllık zamanaşımına tabi olup, tamamının zamanaşımına uğradığını, aksi durumda usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, HMK'ya açıkça aykırı şekilde davacıların sadece dava dilekçesi gönderilmiş olup, HMK'ya uygun şekilde dava dilekçesinde sunduğunu iddia ettiği eklerin taraflarına gönderilmediğini, öte yandan davanın konusu itibariyle HMK uyarınca Belirsiz Alacak davası olarak açılamayacağını, yine aksi durumda esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davasında bahsettiği hisse senetlerinin gerçekliğinin net ve kesin olmadığını, müvekkili şirkette davacıya ait her hangi bir hisse ve hisse senedi bulunmadığını, açılan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, Anonim şirketlerde böyle bir alacak davası açılabilmesi için öncelikle kar payı dağıtımı ile ilgili ana sözleşmede böyle bir hüküm bulunması gerektiğini veya böyle bir hüküm bulunmadığında ise kar payı dağıtımı ile ilgili genel kurulda bu yönde bir karar alınması gerektiğini, genel kurulda alınan kararda kar payı dağıtımı kararı alınmadı ise de öncelikle ilgili genel kurul kararının iptalinin talep edilmesi gerektiğini ve ardından böyle bir dava açılması gerektiğini, oysa müvekkili şirketin yetkilisinin beyanına göre ana sözleşmede kar payı dağıtımı ile ilgili bir hüküm bulunmadığı gibi yine hiçbir Genel Kurul kararında kar payı dağıtımı konusunda bir karar da alınmadığını, şirketin kar payı dağıtacak kar elde etmediğinden ve genel kurulda kar payı ile ilgili bir karar alınmadığından davacının açmış olduğu davanın hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek; her türlü dava, karşı dava açma, talepte bulunma, şikâyet etme, cevap, itiraz, beyan, savunma sunma, delil, karşı delil bildirme, sunma vb. ile birlikte tüm hukuki hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir . <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"…Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davanın kar payı alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu ve 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının 1976 yılından dava tarihine kadarki süreç yönünden alacak isteminde bulunması, davalının ise süresinde zamanaşımı itirazında bulunması karşısında, davacının dava tarihinden geriye dönük 5 yılı aşan dönem yönünden kar payı alacağının zamanaşımına uğradığı, alacağın zamanaşımına uğramadığı kabul edilse dahi anılan emsal nitelikteki içtihatlarda da belirtildiği üzere, genel kurul tarafından kar payı dağıtımına ilişkin bir karar alınmadığı sürece kar payının tahsili yönünde karar verilmesinin mümkün olmadığı, davalı şirket genel kurullarında (şirketin kuruluşundan dava tarihine kadarki genel kurul toplantılarında) kar payı dağıtımına ilişkin bir karar alınmadığı gibi aksi yöndeki kararların da iptalinin sağlanmadığı, davacının kar payı alacağının tahsili isteminde bulunmasının mümkün olmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine…\" şeklinde karar verilmiştir.  <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar etmekle, zamanaşımı süresi dolmadığı gibi hiç başlamadığını, söz konusu kar payı alacaklarının temadi ederek sürekle devam ettiğini ve bu sebeple sona erdiği bir tarih bulunmaması nedeniyle zamanaşımının hiç başlamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için zamanaşımının olduğu kabul edilse dahi o zamanda genel zamanaşımı süresi olan son on yıllık süre için hesaplama yapılması gerektiğini, ancak mahkemenin bunu yapmadığını, delillerin toplanmadan eksik araştırmaya dayalı olarak dosya üzerinden karar verildiğini, dava açılmadan önce davalı şirkete başvuru yapıldığını, genel kurulun bu gündemle toplanması ya da kar payı alacaklarının gündeme alınması istendiğini, ancak taraflarına olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapılmadığını, bu sebeple mahkemenin buna ilişkin gerekçesinin yanlış olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:  <br>Dava, anonim şirket kar payı  alacağının tahsili talebine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen  kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı taraf, davalı şirkete ortak olduğu tarihten beri kar payı dağıtılmadığını ileri sürerek kar payının tahsilini talep etmekte, davalı taraf ise davanın zamanaşımına uğradığını, şirket genel kurulunun kar payı dağıtımı yönünde bir kararı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir. <br>Türk Ticaret Kanunu'nun 408. Maddesi anonim şirketlerde kâr payı dağıtımında karar verme yetkisi şirket genel kuruluna aittir. Yine aynı kanunun 509. Maddesine göre kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir. Dava konusu somut olayda davalı şirketin, 09.07.1972-  24/09/1972 - 07/03/1976 - 26/02/1977 - 03/02/1979 -22/03/1980 - 28/03/1981 - 30/01/1982- 24/09/1983 - 20/07/1983 - 28/06/1985  - 24/08/1986 - 30/09/1989 - 28/03/1991 - 26/03/1992 - 18/10/1997 - 16/12/20223 - 26/10/2004 12/06/2006  - 22/02/2007 - 15/03/2013  tarihli genel kurul toplantılarında kar payı dağıtımına ilişkin herhangi bir karar alınmadığı, 27.02.2018 tarihinde yapılan 2013-2014-2015-2016-2017 yılları olağan genel kurul toplantısı ile 08.06.2022 tarihinde yapılan  2018--2019-2020-2021 yılları genel kurullarında kar payı dağıtılmaması yönünde karar alındığı, davacı şirketin 2017 yılından önce zarar ettiği, 2017 yılından sonra kar etmeye başladığı  anlaşılmaktadır. Davacının ortağı olduğu davalı şirket genel kurulu tarafından kar dağıtımına ilişkin alınmış herhangi bir karar bulunmadığından davacının kar payı talep etme hakkı bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kar payı alacağı ancak şirket genel kurulunun karar aldığı tarihte muaccel olacağından ve Türk Borçlar Kanunu'nun 149. Maddesi gereğince zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağından ilk derece mahkemesinin 2017 yılı öncesine ait kar payı alacağının zamanaşımına uğradığı yönündeki gerekçesi isabetli olmamış ise de bu hatalı tespitin sonuca etkisi bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirilerek davacının yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1- Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,<br>2- Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75‬ TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,  <br>3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>4- İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>6-Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 22/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>e-imzalıdır <br>Üye <br>e-imzalıdır <br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip <br>e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a5cf32a00b63481","SID":"9069f2f682fdfe9b"}}