{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ <br>KARAR TARİHİ  : 13/03/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ: 10/01/2024<br>DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacılar vekili 08/11/2023 tarihli dilekçesinde;  06.11.2023 tarihli tensip tutanağında 4 no.lu kararla; İİK m. 287/3 gereğince davacıların sunmuş oldukları tablolardaki alacak sayısı ve alacak miktarı da göz önünde bulundurularak davacılara geçici komiser olarak 3 kişilik komiser heyetinin görevlendirilmesine karar verildiğini, İİK m. 287/3 hükmü incelendiğinde, esas olanı \"konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla\" geçici komiserin tek kişiden oluşması olup, heyetin ancak alacak miktarının ve alacaklı sayısının tek komiserin çalışmasının zorlaşacağından dolayı istisnai olarak görevlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin alacaklılarının, alacak miktarına bakıldığında 20.000.000,00 TL dahi olmadığını, yine alacaklı sayısının ise yalnızca 50-60 kişiden ibaret olduğunu, bu haliyle tek bir geçici konkordato komiserinin, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının yakından incelenme yapması mümkün olup, usul ekonomisinin de gereği olduğunu, dava dilekçesi ve ekinde sunulan belgeler incelendiğinde, müvekkilimizin teknik anlamda iflas halinde yani borca batık olmadığını, yalnızca likidite sıkıntısı içerisinde olduğu her türlü izahtan vareste olduğunu, bu minvalde likitide sıkıntısı içerisinde olan nakit akışı, ülkedeki ve dünyadaki sağlık, ekonomik ve siyasi olaylardan dolayı olumsuz etkilenen müvekkili firmaya geçici komiser olarak 3 kişilik komiser heyeti atanması, nakite ulaşmakta güçlük çeken şirketi daha da zor duruma düşüreceğinin ortada olduğunu, yine 4 no.lu kararla geçici komiserlere aylık ayrı ayrı 13.000'er TL ücret takdir edildikten sonra, ilk ay ücretlerinin konkordato gider avansından karşılanmasına sonraki aylarda ise davacılar tarafından yatırılmasına aksi takdirde geçici mühlet ve tedbir kararlarının kaldırılacağına hükmedilmesinin de açıkça hatalı olduğunu, tensip tutanağının 2 no.lu kararıyla her üç davacı için ayrı ayrı 13.000'er TL'sı olmak üzere 39.000'er TL yatırılmasına karar verildiğini, bu halde davacıların tamamının toplamda 117.000 TL geçici komiser ücreti gider avansı yatıracağını, söz konusu geçici komiser ücretinin gider avansından yalnızca ilk ay için 117.000 TL ödenmesine karar verilip sonraki aylar için  de aynı rakamı ödemesine karar verilmesinin konkordatonun amacı ile bağdaşmadığını, yıllık komiser masrafı borç miktarının %5-6'sına tekabül edecek olup, şirketin likitide ihtiyacı halinde iken, nakidini toparlamasına da engel olacağını, 3 konkordato talepçisinin ayrı ayrı 39.000 TL komiser ücreti ödemesinin usul ekonomisine aykırı olduğunu, zira ortada toplam 20.000.000 TL borç varken,  konkordato da aylık 117.000 TL komiser ücreti (yıllık 1.404.000 TL) toplam borcun yıllık %7'sine 4 yılda ise yaklaşık %30 una tekabül edeceğini, mahkeme bu kararı ile şirketin borcunun %30 oranında arttırdığını, bu nedenlerle 06.11.2023 tarihli tensip tutanağının; 4 no.lu kararından kısmen sarfınazar edilerek geçici komiser heyeti görevlendirilmesi kararının kaldırılarak, usul ekonomisi ve konkordatoya başvuru sebepleri, müvekkil şirketin alacaklılarının sayısı ve alacak miktarı da gözetilerek yalnızca bir kişinin geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmesine, 2no.lu ara kararından kısmen sarfınazar edilerek geçici komiser ücreti gider avansının tek bir geçici komiser ücreti olacak şeklinde yeniden düzenlenmesine, mahkemeniz aksi kanaatte ise 06.11.2023 tarihli tensip tutanağının; 2 no.lu ara kararından kısmen sarfınazar edilerek her bir davacı için geçici komiser heyeti ücreti olarak yalnızca 13.000 TL geçici komiser ücreti avansı yatırılmasına ya da, her birininden ortak gider avansı alınmak suretiyle heyete tek ücret tayinine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Asli müdahil ... . vekili 05/12/2023 tarihli dilekçesinde özetle; İtiraz edilen 28/11/2023 tarihli ara kararında “Tensipteki tedbir ara kararı geregince, geçici mühletin ilanından sonra dogan alacaklar temlik edilemeyeceği gibi takas ve mahsuba da konu olamayacağından geçici mühlet tarihi olan 06.11.2023 tarihinden önce davacı tarafından ... ve ... ciro edilerek teslim edilen çeklerin iadesi yada çeklerin tahsil edilmesi halinde çek bedellerinin komiser denetimindeki hesaba gönderilmesine karar vermek gerekmistir.” şeklinde karar verilerek alacaklıların alacaklarını elde etme gayesine dönük takas mahsup ve hapis işlemlerinin engellenmesinin uygun görüldüğünü, TTK. uyarınca çeki elinde bulunduran kişinin çekin yetkili ve meşru hamili sayıldığını, bu kapsamda, hakkında geçici mühlet kararı verilen borçlunun, daha önceden temlik cirosu ile müvekkili bankaya ciro ettiği çekler üzerinde hiçbir hak ve yetkisi bulunmadığını, buna rağmen, tahsile yada teminata verilen çek bulunmamakla birlikte, Mahkemenin tedbir kararı ile müvekkili bankanın hamili bulunduğu çeklerin iadesi talep edilerek müvekkil bankanın güç durumda bırakıldığını, kararda bahsi geçen çeklerin davacı şirket tarafından konkordato davasından önce müvekkil bankaya teslim edildiğini, ilgili çeklerin borcun ifası uğruna bedeli tahsil edildiğinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere müvekkili bankaya ciro ve teslim edildiğini, çeklerin mülkiyet hakkının müvekkili bankaya ait olduğunu, bu nedenle ara kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, Anayasa’da düzenlenen mülkiyet hakkını ortadan kaldıran nitelikte olup kabulünün hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle 28/11/2023 tarihli ara kararının müvekkili banka açısından kaldırılmasına, 28.11.2023 tarihli ara kararına karşı itirazlarının kabulü ile tahsil olan çek bedellerinin davacı hesabına gönderilmesine ve müvekkil bankaya ciro yolu ile geçen, müvekkil bankanın hamili olduğu çeklerden yapılan tahsilatların mahsubuna hukuken bir engel olmadığının açıklanmasına, ilişkin ara karardan rücu edilmesine, bu yöndeki tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Müdahale talep eden ... AŞ. vekili 12/12/2023 tarihli dilekçesinde özetle; TTK ve uygulamaya göre çeki elinde bulunduran kişinin yetkili ve meşru hamil sayıldığını, temlik cirosu ile müvekkili bankaya cirolanan çek üzerinde alacak hakkının müvekkili bankaya ait olduğunu, alacak hakkının haksız yere gasp edilmesi durumunda müvekkil banka büyük oranda hak kaybına uğrayacağını, geri dönüşü mümkün olmayan şekilde müvekkil bankaya ait alacak hakkının elimizden alınması hukuken kabul edilemeyeceğini, müvekkili bankanın ... şubesi tarafından kredi kullanan müşteri ... Şirketine imzalatılan 13.01.2022 tarihli ve toplam 20.000.000,00 TL tutarlı, Genel Kredi Sözleşmeleri gereğince, firmaya nakdi ve gayri nakdi Krediler kullandırıldığını, müvekkili bankaya Keşidecisi ... . Şti olan, Lehdarı ... Şti., cirantası ... Şti., muhatabı ... Bankası A.Ş., 25.11.2023 keşide tarihi, ... çek seri numarası olan 100.000,00 TL bedelli çekin bankanın alacağına ilişkin ciro edildiğini, bu ciro sonrasında müvekkil bankanın öngörülmeyen bir konkordato neticesinde alacağının elinden alınmasının müvekkili bankanın hukuki menfaatlerini fazlasıyla zayi edeceğini, bu nedenlerle 28.11.2023 tarihli ara karara ilişkin itirazlarının kabulü ile müvekkili banka açısından ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Mahkemece verilen 10/01/2024 tarihli ara karar ile; \"İcra ve İflas Kanunu’nun 294/6. maddesi uyarınca; “Konkordato mühletinin verilmesinden önce, müstakbel bir alacağın devri sözleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato mühletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir hükümsüzdür.”Çekin temlik cirosu ile devredildiği kabul edilmiş olması halinde davacı şirketin geçici mühletin ilanından önce davalıya ciro ettiği ve mühlet ilanından sonra muaccel olan ileri tarihli çekten kaynaklanan devir, yukarıdaki hüküm uyarınca geçersiz olacaktır. Bu çözüm aynı zamanda konkordato müessesinin ruhuna da uygundur. Bu durumda, gerek temlik cirosu ve gerekse temlik cirosu görünümünde gizli rehin cirosu yoluyla bankaya devredilen çek bedellerinin davalı banka tarafından konkordato talep eden şirket lehine komiserin kontrolünde bulunan hesaba aktarılması gerekirken davacının kredi borcundan mahsup edilmesi doğru olmamıştır.” (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/1251 esas 2022/1999 karar) Şeklindeki Yargıtay kararı karşısında davacı şirket tarafından ara karara itiraz eden müdahillere ara karara konu çeklerin geçici mühlet tarihinden önce doğan borçları için verildiği ve bu borçlarına mahsup edilmek üzere ciro edildiği,çeklerin vade tarihlerinin geçici mühlet tarihinden sonra olduğu görülmekle İİK'nun 294/6. maddesi uyarınca  Asli Müdahil ... ve Asli Müdahil ... AŞ. vekillerinin 28/11/2023 tarihli ara kararın kaldırılması taleplerinin ayrı ayrı reddine\" karar verilmiştir. <br>Karara karşı, müdahil alacaklı ... ve müdahil alacaklı ... A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Müdahil Alacaklı ... . vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanunu uyarınca, çeki elinde bulunduran kişinin çekin yetkili ve meşru hamili sayıldığını, Bu kapsamda, hakkında geçici mühlet kararı verilen borçlunun, daha önceden temlik cirosu ile bankaya ciro ettiği çekler üzerinde hiçbir hak ve yetkisinin bulunmadığını, buna rağmen, tahsile yada teminata verilen çek bulunmamakla birlikte, mahkemenin tedbir kararı ile müvekkil bankanın hamili bulunduğu çeklerin iadesinin talep edilmekte, müvekkil bankanın güç durumda bırakıldığını, çeklerin mülkiyet hakkının ciro yolu ile müvekkil bankaya devredildiğini, oysa ki; borçlunun menfaati kadar alacaklıların menfaatinin de gözetilmeli ve ancak gerekli olan tedbirlere karar verilerek, rehin hakkı gibi maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran muhafaza tedbirlerine karar verilmemesi gerektiğini, alacağın temliki ile dava tarihinden önce çeklerin ciro yolu ile devredilmesinin farklı yasal düzenlemeleri bulunan farklı hususlar olduğunu, müvekkil bankanın, kredi borçlusu tarafından ciro edilen  çeklerde  iyiniyetli hamili olduğunu, Davacının dava tarihinden önce ciro ve teslim ettiği, müvekkil bankanın hamili olduğu çekler üzerinde hukuken bir talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı gibi bu şekilde bir talebin hayatın olağan akışına, Ticaret Kanunu ve İİK hükümlerine aykırı olduğunu beyan ederek Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/01/2024 tarihli ara kararının ve bu yöndeki tedbir kararının müvekkil banka açısından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Müdahil ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Isparta 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 28/11/2023 tarihli ara kararında müvekkil bankaya cirolanan çeklerin iadesinin istendiğini, bu talebe karşı itirazlarının yerinde görülmeyerek reddedildiğini, ara kararlara konu çeklerin müvekkil bankaya alacağına mahsuben ciro edildiğini, ciro tarihinde bir konkordato sürecinin söz konusu olmadığını, müvekkil bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan alacağına mahsuben verilen çekin meşru ve yetkili hamili olduğunu, 10.01.2023 tarihinde verilen kararda bahsedilen alacağın devri kurumu ile ticari hayatın devamı için önemli bir kurum olan çekin ciro ile devrinin tamamen farklı olduğunu, çekten yapılacak tahsilatın konkordato çıkartılan borçlunun bankaya ait olan borcundan düşülmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu hatalı ve eksik inceleme kararının hukuka aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 285. maddesi uyarınca açılan adi konkordato istemi olup, talep ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine dair ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbirlere yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK 341/1-b maddesinde istinafa tabi kararlar düzenlenmiş olup buna göre; ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar için istinaf yoluna başvurulabilir. <br>Öte yandan konkordato müessesi 28/02/2018 tarihli 7101 Sayılı Kanun ile İİK'nın 285 ila 309 maddelerinde yapılan değişiklik ile yeniden düzenlenmiştir. Belirtilen maddelerde konkordato yargılaması sırasında verilen kararların kanun yolları da düzenlenmiştir. İİK'nın 287/son maddesinde mahkemenin verdiği tedbirlere ilişkin istinaf kanun yoluna gidilemeyeceği düzenlenmiş olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine ilişkin ara kararlara karşı İİK'nın 287/son maddesi uyarınca  istinaf yolu kapalı olduğundan, talep edenler ... A.Ş. vekili ile ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Talep edenler ... vekili ile ... A.Ş.  vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 10/01/2024 tarihli ara kararINa ilişkin istinaf başvurularının HMK'nın 341 ve 352/1-ç. maddelerince USULDEN REDDİNE, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.169,40'ar TL maktu istinaf karar harçları peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, <br>3-Talep edenlerin yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgililerine İADESİNE,<br>5-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE<br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nın 341 ve 352/1-ç.maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f ve İİK'nın 287/son maddeleri gereğince kesin olarak karar verildi. 13/03/2024<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c04aeea6e5f401a6","SID":"695d882830daefeb"}}