{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1907 <br>KARAR NO: 2024/260<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARE MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/06/2020<br>NUMARASI: 2018/715 Esas -  2020/300 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/02/2024<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya karşı gerçekleştirdiği tüm satışlarını Euro para birimi üzerinden dolayısıyla döviz cinsinden gerçekleştirdiğini ve takip konusu 32 adet fatura da dahil olmak üzere tüm satış faturalarının Euro cinsinden döviz faturası olarak düzenlediğini, davalıya ödeme emrinin 21.05.2018 tarihinde tebliğ olduğunu, davalı 28.05.2018 tarihinde müvekkilinin hesabına 24 ayrı havale/EFT işlemi ile toplamda 240.506,36 TL haricen ödeme yaptığını, icra dosyasına 28.05.2018 tarihi itibariyle bakıldığında 23.006,01 TL avukatlık ücreti, 180,00 TL faiz ve 40,00 TL takip giderleri olmak üzere toplamda 23.226,01 TL 'nin 240.506,36 TL 'lik haricen ödemeden mahsubundan sonra kalan bakiye 217.280,35 TL olduğunu, 217.280,35 TL 'nin tahsil harcı 3.495,05 TL kendilerince icra müdürlüğüne yatırıldığını, tahsil harcının 217.280,35 TL 'den mahsubu ile 213.785,30 TL karşılığı Euro anapara alacaklarından mahsup ettiklerini, alacalarının Euro cinsinden döviz alacağı olduğunu, dolayısıyla 213.785,30 TL 'lik kısmi anapara ödemesinin Borçlar Kanununun 99/3.maddesine uygun olarak fiili ödeme günündeki kur üzerinden Euro'ya çevirerek 39.765,87 Euro 'yu alacaklarından mahsup ettiklerini, fiili ödeme günü 28.05.2018 tarihi merkez bankası Euro alış kuru 5,3761 TL olduğunu, bu kura göre borçlu fiili ödeme gününde kendilerine 39.765,87 Euro karşılığı TL ödeme yaptığını, davalı taraf ödeme emri 21.05.2018 tarihinde tebliği olmasına ve 28.05.2018 tarihinde haricen yaptığı kısmi ödemeye rağmen 28.05.2018 tarihinde takibe konu fatura bedellerinin ödendiğini,  borca ve tüm ferilerine haksızca ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı takibe konu fatura alacaklarından dolayı 14.587,26 Euro (54.353,13 -39.765,87 = 14.587,26) ve bu bedelin 28.05.2018 tarihinden bu yana işleyecek faiz vd alacaklarının mevcut olduğunu, davalı tarafın yaptığını, 28.05.2018 tarihi kısmi ödemeden avukatlık ücretinin müvekkiline tahsil edildiğini, dolayısıyla davalı tarafın icra dosyasından dolayı tarafıma avukatlık ücreti borcu bulunmadığını, belirterek  davalı tarafın itirazının iptaline,  takibin devamına, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle hakkında %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile davalının cevap dilekçesine karşılık olarak iddialarırı kanıtlayan vakıaların dosyaya sunulmasına yönelik ıslah beyanlarının kabulünü talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin takip tarihi öncesinde ödemiş olduğu faturalar da icra takibine konu edildiğini, takip sonrası ise 24 adet faturaya ilişkin ödeme yapıldığını böylece davacının iddiasının aksine davalının borcunun tamamen kapatıldığını, bu sebeple davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin yaptığı ödemelerin kısmi ödemeler olduğunu, masraf ve vekalet ücretine mahsup edildiğinin ileri sürülmesini de kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili ticari defter ve faturaları incelendiğinde davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın kısmi ödeme ifadesini kullanması dövizin artışını hukuka aykırı olarak fırsata çevirme çabasının bir sonucu olduğunu, yapılan ödemeden vekalet ücreti ve masrafların mahsup edildiğinin beyan edilmesi kendilerini  bağlayan bir durum olduğunu, müvekkili davacı şirkete olan borcunu tamamen ödemediğini davacının haksız talep ve davasının reddine, aksi halde ayıplı mal satışı nedeni ile davalı nezdinde oluşan tüm zararın tespiti ile davacının alacağından mahsup edilmesine, davacının tüm haksız talep ve davasının reddine aksi halde ayıplı mal satışı nedeni ile davalı nezdinde oluşan tüm zararın tespiti ile davacının alacağından mahsup edilmesine, davacı hakkında %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda \"..Dosyada bulunan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taraflar arasında teamülün TL cinsinden kurulduğu , kur faturasına ilişkin herhangi bir uygulama görülmediği, yapılan hesaplama neticesinde davacının toplamda 26.269,42 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Fakat mahkememizce işbu hususta rapora tamamen itibar edilmemiştir. Şöyle ki; davalı tarafça takip tarihinden sonra ödeme yapılması durumunda TBK 99/3 ve 100 maddeleri uyarınca yapılan ödemelerde seçimlik yetki davacıda olup , ayrıca ödemeler öncelikle harç masraf ve vekalet ücretine mahsup edilmesi gerekmektedir. Bu noktada davalı tarafın ödeme yaptığı tarih itibariyle bilirkişi raporunda da ayrıntılı şekilde hesap edildiği üzere, harç masraf ve vekalet ücreti tutarı olarak 26.269,42 TL'nin mahsubu ile yapılan ödemenin asıl alacak için 214.236,94 TL olarak kabulü gerekmiştir. Yukarıda da izah olunduğu üzere takip faturaya dayalı bir icra takibidir ve faturalar Euro cinsinden düzenlenmiştir. Bu nedenle talep edilen alacak da Euro cinsinden olmalıdır. İcra takibinin başlatılması ile birlikte de borçlu temerrüde düşmüş sayılmakta olup TBK 99/3 hükmü uyarınca \"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir\". Dava dilekçesinde de davacı tarafça yapılan ödemenin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden kabul edildiği seçimlik hakkın bu yönde kullanıldığı anlaşılmıştır. Fiili ödeme tarihindeki kur bazında yapılan hesaplamada ise Euronun 5.3842 TL'ye tekabül ettiği ve bakiye 240.506,36 TL ödemenin ise 44.668,92 Euro olarak kabulünün gerektiği anlaşılmıştır. Diğer yandan ise davacının alacağını ispatlayıp ispatlayamadığı, ispatlayabildi ise ne miktarda olduğu hususu irdelenmelidir. Her ne kadar icra takibine konu edilen faturaların bedellerinin 54.353,13 Euro olduğu görülse de taraf defterlerinin birbirini teyit eder nitelikte olması ve defterlerin aleyhe delil olma vasfı gözetildiğinde kendi ticari defterlerinde 240.506,36 TL alacaklı görünen ve fiili ödeme tarihindeki kur bazında talepte bulunan davacı tarafın Euro bazında alacaklı olduğu miktar (5.3842 Euro/TL) 44.668,92 Euro alacaklı olduğu görülmüştür. TBK 100 maddesi uyarınca yapılan ödemelerin öncelikle harç masraf ve vekalet ücretine mahsubu neticesinde davacının bakiye alacağı 26.269,42 TL yani 4.878,98 Euro olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçeler ışığında davacının davasının kısmen sübut bulduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında davalının 4.878,98 Euro asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davacı lehine hükmedilen yabancı paraya takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, İİK.nun 67/2.maddesi uyarınca dava konusu alacağın likit niteliği gözetilerek asıl alacağın TL karşılığı üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile birlikte değerlendirmesi gereken 06/09/2018 tarihli ıslah dilekçelerine, davalı tarafın ıslah dilekçelerine  verdiği cevaba, bilirkişi kök raporundaki çoğu tespite ve bilirkişi ek raporuna gerekçeli kararında hiçbir suretle yer vermediğini, dolayısıyla dosyada mevcut bulunan ve esası  etkilemesi mutlak olan delilleri dikkate almadan, eksik inceleme ve eksik araştırma yaparak karar verildiğini, 32 adet faturada ve taraflar arasında evvelden beri düzenlenen faturalarda ürünlerin birim fiyatları, KDV tutarları, birim fiyat toplamları, ara toplamları, iskonto, KDV. toplamı ve genel toplamı Euro olarak yazdığını, dolayısıyla faturaların Euro  döviz faturası olarak düzenlendiğini, ıslah dilekçesinin  delili ve eki olarak dosyaya sundukları davalının tarafımıza e-posta yoluyla gönderdiği 32 adet teklifte ve evvelki tekliflerde; teklif konusu ürünlerin birim fiyatlarını, toplam fiyatlarını, ara toplamı, KDV. ve genel toplam fiyatı Euro para birimi dolayısıyla döviz cinsinden açıkça yazdığını, teklifler de dövizli fiyatlarında \"Merkez Bankası döviz satış kurunun geçerli olduğu\" açıkça yazdığını, dolayısıyla ödemelerin de Merkez Bankası döviz satış kuruna göre yapılacağının açıkça anlaşıldığını, yine teklifler de; \"... Paz.ve Tic.A.Ş. ye herhangi bir ürün satacak olan gerçek veya tüzel kişiler yukarıdaki usul ve şartlarımızı okumuş, kabul etmiş sayılır.\" yazdığını, dolayısıyla satışın gerçekleşmesi ile taraflar arasındaki Euro  para birimi ya da döviz cinsinden anlaşmanın kurulduğunu kanıtladığını, anlaşma konusu malların davalıya teslimiyle birlikte, dava konusu 32 adet Euro  döviz faturasının; davalının taraflarına gönderdiği teklif e-postalarına cevap olarak davalı tarafa taraflarınca gönderildiğini, bu faturaların tamamının tarafların ticari defterlerine işlendiğini, davalı kendisine ulaşan 32 adet Euro  döviz faturasına TTK.'nın 21/2. maddesi  gereği, sekiz günlük itiraz süresi içinde itiraz etmediğini, kök bilirkişi raporunda akdi ilişkinin yabancı para birimi Euro üzerinden kurulduğunu ve faturaların Euro döviz faturası olduğunun doğru şekilde tespit edildiğini ancak \"ödemenin yabancı para cinsinden yapılacağına dair anlaşma olmadığı\" iddia edildiğini, kur farkı faturası düzenlenmediğini, döviz borç / alacak mutabakatının olmadığını ve geçmişte ödemelerin TL olarak yapıldığı dermeyan edilerek alacağın TL alacağı olduğunu hatalı şekilde belirttiğini, Vergi hukukunun da dava konusu ile ilgisi bulunmadığını, tekliflerle, faturalarla ve sözleşmeyle kanıtlanmış Euro alacağının, kur farkı faturası düzenlemediği için kendiliğinden TL  alacağına dönüşmeyeceğini,  taraflar arasında bu güne değin ne TL, ne de döviz borç / alacak mutabakatı yapılmadığını, davalı tarafın ödemelerini müvekkilinin banka hesabına TL para birimi cinsinden gönderdiğini ancak müvekkilinin davalının tekliflerine ve döviz faturalarına dolayısıyla aralarındaki anlaşmaya uygun olarak hesabına yatan TL'yi ödeme günündeki Merkez Bankası döviz kuruna göre Euro'ya çevirdiğini  ve cari hesabını bu şekilde tuttuğunu, bilirkişi heyeti ek raporu ile  \"Yargıtay 19. HD.'nin sunulan kararları ve diğer bazı kararları da incelendiğinde ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulmuş olmasının, faturaların sözleşmeye uygun yabancı para cinsinden düzenlenmesinin yeterli olduğu, ödemenin yabancı para cinsinden yapılacağına, TL. ödemede kur farkı hesaplanacağına dair ayrıca bir sözleşmenin gerekli olmadığı yönünde olduğu anlaşılmaktadır\" şeklindeki beyanıyla haklılıklarını kabul ettiğini, sonuç kısmında takip tarihi itibariyle 54.353,13 Euro alacaklı olduklarının, takip tarihinden ve ödeme emrinin tebliğinden sonra toplam 240.506,36 TL harici ödemenin karşılığı  44.736,21  Euro ödemenin öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmesi gerektiğinin, talep ettikleri faizin hukuka uygun olduğunun ve dolayısıyla davanın haklı olduğunun tespit edildiğini, yerel Mahkemenin  anlaşmanın döviz cinsinden kurulmuş olmasına, faturaların döviz faturası olmasına, bilirkişi ek  raporuna ve dosyaya sundukları Yargıtay kararlarına hiçbir suretle itibar etmeyerek ve hatta bu vakıalara gerekçeli kararında yer vermeyerek hukuka aykırı şekilde davalarını kısmen reddettiğini, davanın taraflarının  emredici kanun hükümleri gereği ticari defterlerini; Euro  faturalarında VUK. gereği yazılması zorunlu olan TL karşılıklarını yazmak suretiyle Türk Lirası para birimine göre tuttuklarını, tarafların ticari defterlerini Türk Lirası para birimine göre tutmasının, taraflarının 54.353,13 Euro alacaklarını kendiliğinden 240.506,36 TL'ye dönüştürmeyeceğini, davalının ödeme emrinin tebliğinden sonra haricen yapmış olduğu ödemeler sonucu davalıdan 14.578,26 Euro alacaklarının  bakiye kaldığını, bakiye alacak için iş bu  itirazın iptali davası açıldığını, ek bilirkişi raporu ve Yargıtay kararlarının lehlerine olduğunu,  davanın  hukuka aykırı olarak \"ticari defterlerin TL olarak tutulması gerekçesi ve eksik inceleme\" sonucu kısmen  red edildiğini beyan ederek  yerel mahkemenin kısmen red kararının kaldırılmasına ve dava dilekçemizdeki taleplerinin tümünün dolayısıyla davanın kabulü ile İ.İ.K. 67/2 maddesi gereğince haksız itiraz ettiği 54.353,13 Euro’nun yada bu meblağın karar yada icra takibi tarihi itibariyle TL karşılığı bedelin %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazlarının  reddi kararı yasa ve usule aykırı olmakla birlikte gerekçeli kararda yetki itirazının hangi gerekçe ile reddedildiğine yer verilmemiş olmasının  hukuka aykırı olduğunu, davalının takip tarihi öncesinde ödemiş olduğu faturaların da icra takibine konu edildiğini,  takip sonrası ise 24 adet faturaya ilişkin ödeme yapıldığını böylece borcun tamamen kapatıldığını,  ödeme emri gönderildikten sonra 28.05.2018 tarihinde davacı şirketin banka hesabına 24 ayrı havale/EFT işlemi ile toplamda 240.506,36 TL haricen ödeme yaptığını ve borcunu tamamen kapattığını, taraflar arasında, düzenlenen faturaların karşılığının TL olarak ödendiği konusunda teamül bulunmasına rağmen mahkemece bu hususun göz ardı edilerek Euro üzerinden hüküm kurulmasının yasa ve usule aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketin yaklaşık 10 yıllık bir ticari geçmişi olduğunu, bu süreçte faturaların, karşısında TL tutarı ile birlikte Euro üzerinden düzenlenip, fatura tarihindeki TL karşılığı ile ödenmekte olduğunu, davacı şirketin döviz artışını fırsata dönüştürmeye çalışıp, 10 yıllık oluşan teamülü göz ardı etmesinin kötü niyetli, fırsatçı bir yaklaşım olduğunu, davacının, müvekkili tarafından yapılan ödemeyi BK 99/3 maddesine uygun olarak fiili ödeme günündeki kur üzerinden Euro’ya çevirdiğini ve alacaktan mahsup ettiğini ileri sürmesinin hukuka tamamen aykırı olduğunu, taraflar arasında yapılmış böyle bir sözleşme veya kayıt olmadığını, dolayısıyla davacının kıyas yoluyla BK 99/3. maddesine atıfta bulunarak fiili ödeme günündeki kur üzerinden alacağını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu,  davacı tarafın da bunun farkında olup, tamamen kötü niyetli bir şekilde dövizdeki artışı fırsata çevirmek istediğini, hukuka aykırı olduğunu belirtmekle ve asla kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer davacı tarafın iddia ettiği gibi faturadaki tarihi değil de fiili ödeme tarihindeki döviz kurunun esas alınması halinde vergi hukuku anlamında da ortaya sıkıntı çıkacağını, bu durumda sözleşme veya teamül olmaksızın davacının talep ettiği kur farkının haksız kazanç sağlamaya yönelik olup, hukuka aykırı olduğunu, davacı ve müvekkili arasındaki anlaşmada aynen ödeme kaydı bulunmadığını, bu nedenle BK madde 99/II gereği müvekkilinin ödemenin yapılacağı kur üzerinde seçimlik yetkisi bulunduğunu, müvekkilinin de bu yetkiyi icra takibinden önce ve sonra yaptığı ödemeleri TL cinsinden yapmakla kullandığını, taraflar arasındaki anlaşmada ödeme gününe ilişkin kesin bir düzenleme bulunmadığını, faturalarda borcun yabancı para cinsinden belirtilmiş olması veya \"dövizli fiyatlarda TCMB satış kuru geçerlidir.\" ifadesinin hiçbir surette açık bir aynen ödeme kaydı anlamına gelmediğini, icra takibi başlatılmadan önce davacı tarafından müvekkiline herhangi bir şekilde ödeme talebinde bulunulmadığını, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde müvekkilince takip konusu borcun tümüyle ödendiğini, müvekkilinin ödeme gününü kaçırmadığını, temerrüde düşmediğini öylece kanunda kendisine tanınmış olan seçimlik hakkını kullandığını ve davacıya olan tüm borcunu TL cinsinden ödediğini, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin kısmi değil tam ifa olduğundan ödemenin öncelikle harç, masraf ve vekalet ücretine mahsubunun mümkün olmadığını,  müvekkilinin yapmış olduğu ödemenin kısmi ödeme olarak kabul edilerek TBK 100. maddesine göre, harç, masraf ve vekâlet ücretine mahsup edildiğinin hükme bağlanmasının kabul edilemeyeceğini, davacının ödenmiş faturaları dahi icra takibine konu etmesi, taraflar arasındaki ödemelerin TLolarak yapıldığına ilişkin teamülü hiçe sayarak icra takibine devam etmesi karşısında müvekkilinin itirazında haklı olduğunu, İİK 67/2. maddesi gereğince davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının çelişkili ve eksik incelemeye dayanmakta olup hükme esas alınabilir nitelikte olmamasına rağmen mahkemece itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini beyan ederek istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına, borcun tamamının ödenmiş olması ve takipten önce ödenen faturalar için de davacının kötü niyetle takip açması sebebiyle %20’den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; ticari satım sözleşmesine dayalı fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı esas sayılı takip dosyasında, \"fatura\" sebebine dayalı olarak 54.353,13 Euro asıl alacağın işleyecek yıllık % 2,6 Euro'nun mevduata kamu bankalarınca fiilen uygulanan azami yıllık faiz ve değişen oranlardaki faizi ile avukatlık ücreti ile birlikte Borçlar Kanununun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsili istemli olarak 17.05.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca Euro üzerinden yapılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı, aralarındaki ticari ilişkinin TL üzerinden sürdürüldüğünü, icra takibine konu borcun ödendiğini savunmuştur. İtirazın iptali davasında icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılması, dava şartıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 115/2. Maddesinde, mahkemenin, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi ilişkisi sonucunda ödeme yapılmış olması nedeniyle yetkili icra dairelerinin taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlenmesi gereklidir. Bu itibarla, dava ve takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 2004 sayılı İİK'nın ilamsız icra takiplerinde icra dairelerinin yetkisini düzenleyen 50. maddesi ile HMK'nın sözleşmeden doğan davalarda yetki kuralını düzenleyen 10. maddesi delaletiyle uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ifa yerine ilişkin 89. maddesi gereğince, konusu bir miktar paranın ödenmesi olduğu anlaşılan dava konusu değere dair talebin, ödeme zamanı itibariyle alacaklının yerleşim yeri mahkemelerinde dava edilmesi veya icra dairelerinde ilamsız icra takibine konu edilmesi mümkündür. Şu halde, mahkemece duruşmada verilen ara karar ile  davalının icra dairesinin yetkili olmadığı yönündeki itirazının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; taraflar arasındaki ticari ilişkide faturaların  Euro cinsinden düzenlenip düzenlenmediği , davalının  takipten sonra Türk Lirası olarak yaptığı ödeme nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı noktalarındadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 215. Maddesi \"1. Bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulması zorunludur. Ancak, Türkçe kayıtlar bulunmak kaydıyla defterlerde başka dilden kayıt da yapılabilir. Bu kayıtlar vergi matrahını değiştirmeyecek şekilde tasdik ettirilecek diğer defterlere de yapılabilir. 2.a) Kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki yurt dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme şartı aranmaz.\"  düzenlemesini içermektedir. Bu durumda Türk parası karşılığını göstermek şartıyla yabancı para biriminde göre fatura düzenlenmesinde herhangi bir usulsüzlük ve mevzuata aykırılık bulunmadığından davalının bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde değildir. Somut olayda, davacı tarafından düzenlenen satış faturalarının Euro olarak düzenlenip, TL cinsinden karşılığının gösterildiği, davalının davacıya gönderdiği sipariş mektuplarının dahi Euro cinsinden düzenlenmiş olduğu, faturaların  davalı tarafından kabul edilerek ticari defterlere işlendiği gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin Euro üzerinden yürütüldüğünün kabulü gerekir. Kaldı ki faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi dahi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir.(Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı) Yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark, kur farkı alacağıdır. Bu özelliği itibariyle kur farkı alacağı ancak TL olarak istenebilir. Taraflar arasında dövize endeskli ticari ilişki bulunmakla birlikte davacı tarafça icra takibine konu edilen 29/11/2017 tarihli 4 adet 169,92 Euro bedelli, 22/11/2017 tarihli  785,88 Euro bedelli,11.11.2017 tarihli 892,08 Euro bedelli, 29.11.2017 tarihli 594,72 Euro bedelli ve 29.11.2017 tarihli 240,72 Euro bedelli olmak üzere toplam 3.193,08 Euro tutarlı 8 adet faturanın taraf ticari defterlerinin incelenmesine göre icra takibinden önce davalı tarafça ödendiği, bu faturalar  yönünden davacının talebinin, alacağın muaccel olduğu tarihle ödeme günü arasında oluşan kur farkı alacağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere kur farkı alacağı ancak TL olarak istenebileceğinden 8 adet fatura bedeli yönünden davalı hakkında Euro üzerinden takip yapılması haksız olup, 3.193,08 Euro yönünden  davanın reddine karar verilmesi yerindedir.  6098 sayılı TBK'nın 99. Maddesinde konusu para olan borçların ödeme şekli düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrası \"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.\"; 3.fıkrası ise \"Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir\" düzenlemelerini  içermektedir. Somut olayda davalı tarafça ödenmeyen 24 adet faturanın davacı tarafça icra takibine konu edilmesi nedeniyle TBK'nın 99/3.maddesi gereği seçimlik yetki davacı alacaklıda olup, takibe konu 54.353,13 Euro'dan kur farkı alacağı niteliğinde olan 3.193,08 Euro düşüldüğünde  davacı takip tarihi itibariyle 51.160,05 Euro olan alacağının ödenmesini talep edebilir. Bu nedenle mahkemece davacının ticari defterlerinde 240.506,36 TL alacaklı görünmesi nedeniyle fiili ödeme tarihindeki kura göre davacının alacağının 44.668,92 Euro'ya tekabül ettiğinin kabulü doğru olmamıştır.  TBK'nın 100.maddesi gereği borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahip olup, somut olayda davalı ödeme emrinin tebliğinden sonra kısmi ödeme yapmakla icra takibine sebebiyet verdiğinden takip masrafından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği icra vekalet ücretinin tamamından sorumludur. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmekle davalı temerrüde düştüğünden ödeme tarihine kadar işlemiş faizden de sorumludur. Diğer yandan alacaklı tarafından devlete ödenmesi gereken ve borcun ferileri arasında sayılmayan tahsil harcının TBK'nın 100. maddesi gereği yapılan hesaplamada dikkate alınmaması gerekir.(Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 2022/895-2022/1288 Esas ve Karar sayılı kararı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2013/2131-2013/10220 Esas ve Karar sayılı kararı) Bu prosedüre uyulmadan yapılan hesaplama dikkate alınarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin itirazın iptaline karar verilen alacak miktarına ilişkin istinaf istemi yerinde olup, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dosyada toplanan deliller ile karar verilmesinin mümkün olduğu görülmektedir. Buna göre; takip tarihi itibariyle 51.160,05 Euro alacağa 17.05.2018 takip tarihinden  28.05.2018 kısmi ödeme tarihine kadar takip talebindeki gibi %2,6 oranı üzerinden faiz uygulandığında (11 günx2,6/100 faiz oranı x 51.160,05 TL/365 gün hesabıyla) ödeme tarihindeki işlemiş faiz miktarı 40,09 Euro'dur (215,52 TL) Bununla birlikte davacı tarafından dava dilekçesinde işlemiş faiz 180,00 TL olarak hesaplanmış olup, bu miktar davacının talebi gibi ödeme tarihindeki döviz alış kurundan Euro'ya (1 euro= 5,3761 TL)  çevrildiğinde 33,48 Euro'ya tekabül ettiğinden davalı lehinedir. Zira davalı tarafça yapılan ödemeden düşülecek ferilerin, düşülmesi gereken  miktardan daha az düşülmesi alacağın davacı aleyhine azalması anlamına gelmektedir. Takip tarihi itibariyle 51.160,05 Euro, davacının takipteki talebi gibi (1 euro=5,23 TL) hesaplandığında 267.567,06 TL'ye karşılık gelmekte olup, bu miktar üzerinden 2018 yılı AAÜT'ye göre hesaplanan icra vekalet ücreti 22.004,023 TL'dir. Takip tarihi itibariyle efektif satış kuru 1 euro= 5,3842 TL olduğundan davacının talep ettiği kur, icra vekalet ücreti yönünden davalı lehinedir. Tüm bu veriler ışığında davalı tarafça yapılan 240.506,36 TL tutarındaki ödemeden, 40,00 TL takip masrafı, 180,00 TL işlemiş faiz, 22.004,23 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 22.224,23 TL düşüldüğünde bakiye kalan miktar 218.282,13 TLdir. Bu miktar ödeme tarihi itibariyle davacının talebi gibi davalı lehine ilgili kura çevrildiğinde 40.602,32 Euro'ya karşılık gelmekte olup, takip tarihi itibariyle asıl alacaktan düşüldüğünde dava tarihi itibariyle talep edilebilir alacak 10.557,73 Euro'dur(51.160,05-40.602,32). Bu durumda 10.557,73 Euro üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. İtirazın iptaline ilişkin davalarda uygulanması gereken İ.İ.K. 67/2 maddesi; \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" düzenlemesini içermektedir. Somut olayda takip konusu alacak fatura alacağı olup, davacının alacağı likit, davalı itirazında haksız olmakla hüküm altına alınan 10.557,73 Euro'nun takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığı olan 55.517,82 TL üzerinden % 20 oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir. Davacının, takip miktarı olan  54.353,13 Euro’nun  ya da bu meblağın karar ya da icra takip tarihi itibariyle TL karşılığının %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmolunmasına ilişkin istinaf sebebi İİK 67/2.maddesi hükmü karşısında yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin borcun tamamının ödenmiş olması ve takipten önce ödenen faturalar için de davacının takip yapması sebebiyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirmede, davanın reddedilen kısmı üzerinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötüniyetli olması şarttır. Eldeki davada her ne kadar reddedilen kısım yönünden davalı hakkında yapılan icra takibi haksız ise de davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu nedenle davalının kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; buna karşın ilk derece mahkemesince davanın 4.878,98 Euro üzerinden kabulüne karar verilmesi isabetli görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yapılan itirazın 10.557,73 Euro üzerinden  iptali ile takibin bu miktar  üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine 2-Davacı lehine hükmedilen tutara takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği değişen oranlarda Devlet Bankalarının Euro  cinsi  para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranın uygulanmasına 3-Davacı lehine hükmedilen tutarın  takip tarihindeki efektif satış kurunun (Euro/TL 5,2585 / 1 TL) karşılığı olan 55.517,82 TL üzerinden  % 20 si oranında 11.103,56 TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddedilen kısım yönünden davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine 5-Hükmedilen tutarın dava tarihindeki efektif satış kuru (Euro/TL 5,4802/1 TL)  karşılığı olan 57.858,47 TL üzerinden Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 3.952,31 TL harçtan peşin alınan 1.334,98 TL  ile ıslah harcı 35,90 TL nin  mahsubu ile eksik kalan 2.581,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL ıslah harcı, 1.334,98 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.370,88 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 7-Davacı tarafından yapılann 35,90 TL başvurma harcı, tebligat, müzekkere ve bilirkişi masrafı olarak toplam 1815,90 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden (%72,37 ) 1.314,16  TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Karar kesin olduğundan HMK'nun 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının  ilgili tarafa iadesine, 9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 10-Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 7.562,64 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya  ödenmesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 54,50 TL olmak üzere toplam 203,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Başlangıçta davalı tarafından yatırılan 415,51 TL harcın, alınması gereken  3.952,31 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.536,80 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.27/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55514e2ced5ab636","SID":"2e1692b39506fa63"}}