{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/592 <br>KARAR NO: 2024/612<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2024<br>NUMARASI: 2023/457 Esas -  2024/69 Karar<br>DAVA: İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün  İhtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: Talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; şirket yönetim kurulunun görev süresinin uzun zaman önce bitmesi nedeniyle şirketin organsız kaldığını, müvekkili ...'in,  şirkete  %12,5 oranında ve toplam itibari değeri 5.000.000,00.-TL olan hisselere sahip bulunduğunu, görev süresi sona ermiş olan yönetim kurulu üyelerinin, şirketi geçmişten bu yana zararlandırıcı işlemlerle yönettiklerinin taraflar arasında görülen davalar ile sabit olduğunu, yönetim kurulu tarafından  usule aykırı bir şekilde yapılan ve ilgili borç silme işleminin iptali isteminin reddine yönelik karar tesis edilen 21.04.2016 tarihli toplantıya yönelik ikame edilen dava kapsamında da mahkemece anılan kararın iptaline karar verildiğini, dava konusu şirkete “özel denetçi atanması” talebiyle de dava ikame edildiğini, işbu davanın kabulü ile şirkete özel denetçi tayinine karar verildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/125044 Sr.sayılı ceza soruşturma dosyasında şüphelilerin vergi dairesine verilen beyannamelerde sahtecilik yapmak ve kayıtlarda dolandırıcılık yapmak suretiyle oynayarak gerçeğe aykırı kayıtları vergi dairesine bildirildiğini, haklı ve hukuka uygun olarak tesis edilen istanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına karşı, kararın icrasının gerçekleştirmek üzere icra müdürlüğünde takip başlatıldığını, görev süresi sona ermiş olan yönetim kurulu üyesi ... ile ...’un hakim hissedar oldukları ... A.Ş için ... A.Ş’ye çektirdikleri kredi bedellerini ...’nin ödememesi üzerine; ... A.Ş hakkında, ... tarafından Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde, şirketin tek ve ana faaliyet konusu olan taşınmazın satışına dair satışa esas kıymet takdiri yapılması aşamasına gelindiğini, şirketin iflas noktasına geldiği aşamada, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.04.2023 tarihli ilamının hukuka uygun şekilde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icraya konulmasından sonra, şirket yönetimine dair esasen görev ve yetkileri sona ermiş olan yönetim kurulu tarafından görevlendirilen vekil aracılığıyla, şirkete ödenmesi gereken 55.086.745,14-TL alacak bedelinin faiziyle şirkete ödenmesinin engellendiğini,  dava konusu şirkette, görev süresi ve yetkileri sona eren yönetim kurulunun halen dahi şirketin menfaatlerini göz ardı ederek, şahsi menfaatleri uğruna şirketi zararlandırdıklarını, organsızlık hali içerisinde olan şirketin İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1221E. 2023/290K. sayılı dosyasından yasaya uygun şekilde verilen kararın icrası dahi bizzat söz konusu yönetim kurulu üyeleri tarafından kötü niyetle engellendiğini, şirkete ivedi olarak tedbiren kayyım tayin edilmesi gerektiğini, mevcut yönetim kurulunun şirketin finansal yapısının kasten işletilemez hale getirildiğini,  zararın her geçen gün geri dönülemez şekilde arttığını, bu nedenle HMK m.389 ve devamı maddeleri gereğince, şirket yönetim kurulu üyelerinin yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasına, şirkete kayyum heyeti atanmasına karar verilmesi gerektiğini, Yüksek Mahkeme içtihatları ile TTK’nun 626. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 427. maddesi ve 6100 sayılı HMK 389 vd. maddeleri uyarınca; son durumda, başlatılan icra takibinde kıymet takdir işlemleri aşamasında olduğunu, şirketin yegane malvarlığının satılma sürecinin neredeyse sonuna gelindiği ve artık mülkiyet yitirilerek iflas noktasına gelinmiş olmasına karşılık şirkete aktarılması gereken 55.086.745,14-TL bedelin aktarımını kasıtlı ve kötü niyetle engellenmesinin dahi şirketin yalnızca belli bir grubun kişisel çıkarlarını şirketin menfaatlerinden üstün tutulduğu göz önüne alınarak, HMK 389 ve devamı maddeleri gereğince, şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerinin yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla tedbiren kısıtlanmasına ve şirkete geçici olarak, tedbir kararından sonra açılacak davalarda verilecek kararlar kesinleşinceye kadar şirket yönetim kuruluna yönetim veya bu talep  kabul edilmediği takdirde denetim kayyımı heyeti atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Aleyhine ihtiyati tedbir talep olunan vekili 19/01/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle: esas dava açmadan değişik iş dosyasıyla ihtiyati tedbir ve müvekkili şirkete kayyım tayinini talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu,  yönetim kurulunun görev süresinin bitmesi nedeniyle şirketin organsız kalması hukuki nedenine dayandığını, bununla ilgili davet ilanlarının  şirket ticaret sicil dosyasında da mevcut olduğunu, bu aşamada şirket yönetim kurulu 10.01.2024 tarihli karar alarak şirket olağan genel kurulunun 2020, -2021, 2022-2023 toplantıya çağırdığını, pay sahiplerine 25.04.2024 Perşembe günü saat 10.30 için davetiye gönderdiğini, davacının bir diğer iddiasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2020-125044 Sr.sayılı ceza şikayet dosyası olduğunu, davacının dilekçesindeki beyanının aksine bu dosyanın derdest olmadığını, taraflar arasındaki ihtilaf ticari ve hukuki mahiyette olduğundan 20.09.2023 tarihinde  kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş olduğunu, davacının dilekçesindeki bir diğer iddiasının şirketin ...'a olan kredi borcu için bir kısım bağımsız bölümlerin icra satışının kıymet tespiti aşamasına gelindiğini, bu aşamada yapılması gerekenin mahkemeden kayyım tayin ettirip şirketin işlerini daha da zorlaştırmak olmadığını, hissedarların bir araya gelerek genel kurullları yapmak, yeni yönetim kurulunu oluşturmak ve mallarına sahip olmaları gerektiğini, İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018-1221 E. sayılı dosyasıyla yönetim kurulu üyelerinin 55.086,745,14 TL. şirket zararını şahsen tazminine karar verilmişse de bu karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, henüz kesinleşmiş bir karar olmadığını, 13.04.2023 yeni son tarihli bu davada davacının kayyım talebinin mahkemece reddedildiğini, şirketin 28.01.2021 tarihindeki olağan genel kurul toplantısında özel denetçi tayini talebinin % 76 yı aşan büyük bir çoğunlukla reddediliğini, dava konusu şirketin sahip olduğu ... AVM'nin Türkiye'nin ilk alışveriş merkezlerinden olduğunu, 2003 yılında açılan bu ilk AVM de kiralamaların Amerikan doları cinsinden yapıldığını, ... AVM nin yanında bitişik ... ve ... iki adet olmak üzere Türkiyede bir AVM furyası yaşandığını, rekabet sonucu kiraların çok düşmüş, yaşanan ekonomik krizle birlikte AVM lerin kapasiteyle kiracısız ayakta kalmaya çalışmak zorunda kaldıklarını, buna rağmen pay sahiplerinin % 76 oranıyla seçilen şirket yönetim kurulunun canla başla çalışarak \"... AVM'yi ayakta tutmayı\" başardıklarını, halen 43.000 m2 kiralanabilir alanın 40.000 m2 si yönetim kurulunun yoğun çalışmasıyla kiralanmış olduğunu, taleplerin reddine karar verilmesini savunmuştur.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ...Kaldı ki şirkette yönetici sıfatı olan kişilerin ana sözleşme ve kanun hükümlerine aykırı şekilde temsil, imza ve diğer yetkilerinin kaldırılması anlamına gelecek bu tip tedbir taleplerinin normal şartlar altında ve ancak şirket yöneticisinin haklı nedenle azli veya yetkilerinin sınırlandırılması noktasında açılabilecek bir davada ayrıca ve gerekirse tartışılması mümkündür. Eldeki tedbir niteliğindeki bu talep dosya kapsamındaki talep dilekçesi ve ekindeki delillere göre değerlendirilmelidir. İhtiyati tedbir talebinde bulunan talep ettiği varlığın hakkı ve bu hakkın varlığının tehlikede olduğu hususunda hakimde kuvvetli bir kanaat oluşturması hususunun ispatı gerektiği, ihtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli olmayacağı\" (İsmail Hakkı KARAFAKİH, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Usulü ve Esasları, Ankara, 1952, Sy.267; Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ, Medeni Yargılama Hukuku, Cilt 1-2, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, S. 58; Hakan ALBAYRAK, Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunda Yaklaşık İspat, Ankara, 2013, S.192,193; Dr. Evrim ERİŞİR, Geçici Hukuki Korumanın Temelleri ve İhtiyati Tedbir Türleri, 2013,Sy.148; Prof. Dr. Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4. Cilt, İstanbul, S.4326; Prof. Dr. Ejder YILMAZ, Hukuk Muhakemeleri Şerhi, Ankara, S.213; Prof. Dr. İlhan POSTACIOĞLU, Medeni Usul Hukuku Dersleri, İstanbul, 1975, S.488; Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ, İhtiyati Tedbirler, İstanbul Üniversitesi, İstanbul, 1981,S.783); ayrıca belge sunması gerektiği, atıf yapılan eserlerde de belirtildiği üzere \"ihtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olması yeterli olmayacağı\" gibi tam ispat aranmasa da  sunacağı belge ile yaklaşık ispat seviyesinde iddiasını ispatlamasının zorunlu olduğu halde bu noktada ve bu aşamada yaklaşık ispat seviyesinde de olsa talep edenin delillerinin toplanmadığı, ayrıca sunulmadığı, bu nedenle AVM yönetimini de üstlenen yöneticilerin yetkilerinin tedbiren kısıtlanması, yönetim veya denetim kayyımı atanması noktasında tedbir kararının verilmesi talebinin yasal koşullarının bu aşamada henüz oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında talep eden vekilinin tüm tedbir taleplerinin bu aşamada reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme ilamında yapılan tespitin aksine şirket yönetim kurulunun görev süresinin uzun zaman önce bitmesi nedeniyle şirketin organsız kaldığını, bu kapsamda ...'in 18/12/2021 tarihinde görevinin sona erdiğini ...'in yönetim kurulu üyeliğinin 28/12/2021 tarihinde sona erdiğini, genel kurulların ertelenmesi sebebiyle yönetim kurulu üyelerinin seçime ibrası gerçekleşmediğini, görev süresi sona ermiş yönetim kurulu üyelerinin davalı şirketin geçmişten bu yana zararlandırıcı işlemlerle yönettikleri, taraflar arasında görülen davalar ile bu hususun sabit olduğunu,  yönetim kurulu üyelerinin şirketten yüklü miktarda aldıkları borçların fiktif bir alacakmış gibi gösterilerek silinmesi yönündeki işlemin mahkemece zararlandırıcı bir işlem olduğuna karar verildiğini, dava konusu şirkete özel denetçi atanması talebiyle dava açıldığını, davanın kabulüyle özel denetçi tayinine karar verildiğini, şüpheliler arasında davacının da bulunduğu soruşturma dosyasının savcılık tarafından yürütüldüğünü, müvekkili tarafından yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespiti davası ve zararın talep edildiği sorumluluk davası açıldığını, hukuka uygun olarak tesis edilen İstanbul 5. Asliye ticaret mahkemesi kararına karşı kararın icrasının gerçekleştirilmesi için takip başlatıldığını, mahkemenin bu hususları göz ardı ederek hüküm tesis ettiğini, yönetim kurulu üyelerinden ... ve ... hakim hissedarı oldukları ... AŞ. İçin davalı şirkete kredi çektirdikleri, kredinin ... AŞ. Tarafından ödenmemesi nedeniyle davalı şirket hakkında icra takibi başlatıldığını ve şirketin ana faaliyet konusu olan taşınmazın satışına dair kıymet takdiri yapılması aşamasına gelindiğini, ... ve ... şirketi sadece şahsi çıkarlarına alet ettiği, zararlandırıcı işleri alışkanlık haline getirmiş oldukları, halen devam ettirdiklerini, görev süresi dolan yönetim kurulunun halen şirketi kendi menfaatleri için zararlandırdıklarını, şirketin finansal yapısını kasten işletilemez hale getirdiklerini, zararı her geçen gün arttırdıklarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yönetim veya denetim kayyumu atanmasını talep ve istinaf etmiştir. Aleyhine tedbir istenilen vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın yerinde olduğunu, şirkete kayyum tayinini telafisi imkansız zararlar doğuracağını, TTK 530 madde hükmünce yönetim kurulu dinlenilerek şirketin durumunun kanuna uygun hale getirmesi için mahkemenin süre  belirleyeceği, bu süre içerisinde durum düzeltilmezse mahkemece şirketin feshine karar verileceğini, TTK'nın bu hükmüne göre davacı tarafça şirketin sona ermesi davası açılması halinde kayyum dahil bir tedbir vermesinin bir mümkün olabileceğini, davacının esas davasını açmadığını, kayyum tayininin D. İş dosyasıyla talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin ana sözleşme 23 maddesi gereği karar nisabının %76 olduğundan ve şirkette A ve B grubu 2 ayrı %50 , %50 hissedar grubu olduğundan bu güne kadar gerekli nisabın sağlanamadığını, şirket yönetim kurulunca 10/01/2024 tarihli karar alınarak genel kurulunun 25/04/2024 tarihinde yapılmasının kararlaştırıldığı, davetiyelerin gönderildiği, ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmasına dair karar verildiğini, İstanbul 5 ATM'nin bahsi geçen kararın henüz kesinleşmediğini, davacıların her genel kurul kararının iptali istemiyle dava açmayı alışkanlık haline getirdiklerini belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Talep ihtiyati tedbir yolu ile davalı anonim şirket yönetim  kurulu başkan ve üyelerinin yetkilerinin kaldırılarak yönetim veya denetim kayyımı atanması talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince tedbir isteminin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı tedbir isteyen tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati tedbir HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan geçici hukuki korumadır. 389. maddeye göre mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Ayn yasanını 390 Maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.İhtiyati tedbir kararına itiraz HMK'nın 394. Maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 2. fıkrasına göre ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata itiraz edilebilecektir.  ihtiyati tedbire itiraz sebepleri sınırlı olarak sayılmış olup bu sebepler dışında bır nedenle ihtiyati tedbire itiraz edilemeyecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir isteyen  tarafça şirketin yönetim kurulu başkan ve üyelerinin görev sürelerinin dolması nedeniyle şirkette organ boşluğu bulunduğu iddia edilmektedir. 6102 sayılı  Türk Ticaret Kanununda öngörülen üç yıllık görev süresinin dolmasına rağmen, yeni yönetim kurulunun seçilememesi durumunda, görev süresi dolan yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin devam edip etmediğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Son dönem Yargıtay içtihatları  ve bilimsel görüşler görev süresi dolsa dahi yönetim kurulunun yeni yönetim kurlu seçilinceye kadar görevinin devam ettiği ve şirkette organ boşluğunun oluşmayacağı yönündedir. Sürenin dolmasından sonraki dönem için görevin  kapsamı ise tartışmalıdır.  ((Hasan Pulaşlı şirketler hukuku 2. Cilt sayfa 1278 vd)  Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf ile diğer ortaklar  arasında şirket içi uyuşmazlıktan kaynaklanan davalar bulunduğu, ayrıca ceza soruşturması yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisindeki belgeler nazara alındığında taraflar arasında şirket içi ihtilafların bulunduğu da sabittir. Somut olayda dosyaya sunulan deliller ve yargılamanın  geldiği aşama itibarıyla tedbir isteyen  iddialarının varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaçtır. Bu durumda ihtiyati tedbirin konusu da dikkate alındığında mevcut yönetim kurulu başkan ve üyelerinin tedbiren görevden alınmasını gerektirir herhangi bir olgu yaklaşık olarak ispatlanmış değildir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Bu durumda dava dışı şirketin seçilmiş yönetim kurulunun  tedbiren görevden alınarak şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması isteminin talebinin reddine yönelik verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir isteyen tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b3110fdf071fae57","SID":"3e7491a67476a872"}}