{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1036 <br>KARAR NO\t\t: 2024/834<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/15 Esas 2022/181 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 25.04.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25.04.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.02.2022 gün ve 2020/15 Esas 2022/181 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA : Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı üçüncü kişi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının söz konusu sözleşmeye müteselsil kefil sıfatı ile taraf olduğunu, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredilerinin ödemesine dair ihtarname gönderildiğini, muaccel hale gelen borcu ödemeyen davalı borçlu hakkında takip başlatıldığını, takibe davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, belirterek; 200,000-TL ve ferileri yönünden itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı, sözleşme imzalanırken kredinin 100.000-TL olduğu ve ancak 90.000-TL sinin ... fonu adı altında devletin garantisi altında olduğunu ve paranın ödenmemesi halinde devletin bu parayı ödeyeceği bu nedenle kefaletinin sadece 10.000-TL ile sınırlı olacağının banka memuru tarafından söylendiği, kefaletinin 10.000-TL ile sınırlı olduğunu bilerek imzaladığını, diğer imzalatılan evrakların matbu olduğunu, 10.000-TL nin dışındaki borçtan sorumlu olmadığını belirterek; belirterek; davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı borçlu ... arasında genel kredi sözleşmesi ile krediler kullandırıldığı, davalı ...'ın 200.000,00-TL tutarlı kefalet sözleşmesi imzaladığı, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek davalı ve dava dışı borçlu ...' karşı alacağın tahsili amacıyla 360.830,54-TL asıl alacak, 6.341,89-TL faiz, 317,09-TL BSMV olmak üzere toplam 367.489,52-TL bedel ile takip başlatıldığı, davalının kefalet limitinin 200.000,00 TL ile sınırlı olduğu belirtilerek; davacının davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğunu, \tdavalı takip borçlusunun alacağın tümüne itiraz etmiş olsa bile itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu tespit edilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, likit bir alacağın söz konusu olduğunu, davanın 200.000,00-TL ana para ve bu miktara karşılık gelen ferileri üzerinden açıldığını, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili, süresiz kefaletin söz konusu olmadığını, davalı  kefilin imza attığı sözleşmeye istinaden asıl borçluya bir kredi kullandırıldığını, bu kredi daha sonradan herhangi bir nedenle kapatılmış ise asıl borçluya daha sonra kullandırılan diğer kredilerden kefilin  hiçbir şekilde sorumluluğu söz konusu olamayacağını, kefilin bilgisi olmaksızın  daha sonradan asıl borçluya  kullandırılan kredilerden de sorumlu tutulduğunu, aksi kanaate dahi imza tarihinde kullandırılan ve 18/06/2018 tarihinde ödenerek kapatılan 100.000-TL kredi bedelinin mahsup edilmesi gerektiğin, kefilin asil borçlu tarafından daha sonradan kullandırılan kredilerden sorumluluğu söz konusu olmadığını, davalı asilin beyanına göre davalının 100.000-TL lik kredi sözleşmesine imza attığını bunun da 90.000-TL sinin hibe olduğunun söylenmesi nedeniyle kendisinin sadece 10.000-TL ile sorumlu olacağının kendisine söyelenrek sözleşmenin imzalandığını, bu husta tanıkların dinlenmesi gerektiğini, takip çıkışına göre reddedilen miktar yönünden davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi  gerektiğini, belirterek; kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2.\tTürk Borçlar Kanunu'nun 586/1 maddesi gereğince Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir. ( Yargıtay 11. HD'nin 01.11.2016 tarih 2016/12120 E. -  2016/8556 K. )<br>\t3.\tBanka nezdindeki kayıtlı adresine çıkartılan kat ihtarnameleri iade edilmiş olsa da adres değişikliğinin bankaya bildirilmemesi halinde sözleşmede belirtilen adres ile ticaret sicil / mernis kayıtlarındaki adrese yapılan bildirimlerin geçerli sayılacağın kararlaştırtmış olması karşısında, ihtarnamede belirtilen sürenin sonunda borcunun tamamın asıl borçlu, müşterek borçlu ve müteselsil kefil yönünden muacceliyet kesbedeceğinin kabulü gerekir. Hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı da aranmaz.( Yargıtay 11. HD'nin 07.06.2023 tarih ve  2022/91 E. -  2023/3569 K. ) Banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte kefile bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelirsede banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki bir gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiş, diğer bir söyleyişle muacceliyeti atıfet süresinin sonuna kadar ertelemiştir. ( Yargıtay 19. HD'nin 03.04.2019 tarih ve 2019/4707 E. -  2019/2247\tK. ) Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine de geçilemez. ( Yargıtay 11. HD'nin 02.11.2022 tarih ve  2021/3428 E. -  2022/7729 K. )<br>\t4.\t6098 sayılı TBK'nun 589/1. maddesi gereğince kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur. Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır. Asıl borçlu yönünden sözleşmede, belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde de temerrüdün gerçekleşeceğine ilişkin hüküm konulmuş olması halinde İİK. 68/b maddesi uyarınca asıl borçlu yönünden temerrüt oluşur ise de bu hükmün kefil yönünden uygulanması mümkün değildir. ( Yargıtay 19. HD'nin 07.12.2015 tarih ve 2015/3357 E. - 2015/16301 K. )<br>\t5.\t6098 sayılı Borçlar Kanununun 117. ( 818 sayılı BK'nun 101.) maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. İhtarnamenin tebliğ edilmemiş olması durumunda temerrüdün takiple gerçekleşeceği kuşkusuzdur. Kefile hesap  kat ihtarı tebliğ edilemediği durumda temerrüdün takip tarihi itibariyle başlayacağı gözetilmeden kefillerin durumunu ağırlaştırıcı sözleşme hükümleri doğrultusunda temerrüt tarihinin tespiti ve takip öncesi işlemiş faiz ile sorumlu tutulması mümkün değildir. ( Yargıtay 19. HD'nin 20.06.2013 tarih ve 2012/14421 E. -  2013/11529 )<br>\t6.\tİlke olarak, kefil, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletini geri alamaz. Bu şekildeki bildirim akdin diğer tarafça açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz. Kefilin, kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olması da sonuca etkili değildir. Borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından, sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle banka ile kredi borçlusu arasındaki kredi ilişkisinin henüz tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalınmak kaydıyla borca kefalet etmiş kefil bir tarihte hesabın sıfırlanması nedeniyle sorumluluktan kurtulmaz. ( Yargıtay 19. HD'nin 19/12/2019 tarih ve 2017/4953 E. - 2019/5618 K. )\tGenel kredi sözleşmesi bir çerçeve sözleşme olup bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin bir an için ödenerek borç bakiyesinin sıfır olması kefilin kefaletini sona erdirmez ve tekrar kullandırılan kredilerde yine kefalet miktarı ile sorumlu olmaya devam eder. ( Yargıtay 11. HD.'nin 09.01.2024 tarih ve 2022/4092 E. -  2024/95 K. )<br>\t7.\tSomut olaya davacı banka ile dava dışı ... arasında düzenlenen 21.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesine davalının 19.06.2017 tarihli kefalet sözleşmesi ile sözleşmede belirtildiği üzere on yıl süre kefil olduğu, kefalet sözleşmesinin aranan kanuni şartları eksiksiz olarak taşıdığı ve dosyada mevcut banka kayıtlarında göre genel kredi sözleşmesi kapsamında cari hesap şeklinde kefalet tarihinden sonra dava dışı üçüncü kişiye banka tarafından hesabın kat edildiği tarihe kadar krediler kullandırldığı anlaşılması karşısında esasen davalı kefilin kefalet limiti ölçüsünde asıl borçtan ve yukarıda anılan şartların gerçekleşmesi halinde kendi temerrüdünün hukuki sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir.<br>\t8.\tAncak dosya kapsamında söz konusu kredilere ilişkin taksitli kredi ödeme tablosu adı altında bir takım belgeler bulunmaktadır. Bu belgelerin, dava dışı üçüncü kişi tarafından kullanılan kredinin genel kredi sözleşmesine bağlı olarak açılan ek cari hesap kredi sözleşmeleri mi yoksa ayrı bağımsız kredi sözleşmeleri mi olduğu dosya tam olarak anlaşılmamaktadır. Nitekim, ek cari hesap kredi sözleşmeleri; kişi veya işletmelere işin durumu, ödemeleri ve ihtiyaçlarına göre kredi limitlerinin artırılmasına olanak vermekle birlikte, bu sözleşmeler; genel kredi sözleşmelerinin eki niteliğinde olup ayrı bir sözleşme de olmadığından kefilin imzasının bulunduğu çerçeve niteliğindeki genel kredi sözleşmesine ek olarak asıl borçluya kullandırılan krediler olması hasabiyle kefilin kefaleti ile sınırlı olmak kaydıyla ek cari hesap kredi sözleşmeleri ile kullandırılan kredi borcundan da sorumlu olacak,  ayrı bağımsız kredi sözleşmeleri olması halinde ise bu sözlemeler nedeniyle kefilin sorumlu tutulabilmesi için ayrıca kefaletinin bulunması gerekecektir. ( Yargıtay 11. HD'nin 15/02/2022 tarih ve 2020/6969 E.  2022/1128 K. )<br>\t9.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu çerçevede;  dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu da yukarıda açıklanan ilkeler ışığında yetersiz olup, davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t10.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından davacı bankaya müzekkere yazılarak takibe konu edilen kredi sözleşmelerinin ek cari hesap kredi sözleşmeleri mi yoksa ayrı bağımsız kredi sözleşmeleri mi olup olmadığı sorulup bu sözleşmelere ilişkin başta sözleşme suretleri ile asıl borçlu ile müşterek kefillere yapılan kat ihtarının tebliğine ilişkin tebliğ mazbatası  getirtilerek davalılara usulüne uygun şekilde kat ihtarının tebliğe çıkartılıp çıkartılmadığı  denetlenip, davalı asıl borçlu yönünden kat ihtarına ilişkin tebligatın geçerli olduğu kabul edilirse verilen atıfet süresi de göz önüne alınarak müşterek ve müteselsil kefile başvuru şartlarının oluşup oluşmadığı gözetilip, dosyanın bankacılık alanında uzman yeni bir hesap bilirkişine tevdi ile banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması suretiyle, takibe konu kredi sözleşmesi kapsamında davalı veya dava dışı asıl borçlu tarafından yapılan bir ödeme bulunup bulunmadığıda gözetilerek yukarıda anılen ilke ve esalar ile tarafların iddia ve savunmaları çerçeseinde davalının takip kapsamında sorumluğunu gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, takip talebinde yer alan asıl alacak, işlemiş faiz, vs kalemlerin her biri yönünden  alacak miktarının tespiti ile infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\t11.\tKabule göre de; dava, itirazın iptali davası olup, icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Davacı icra takibinde 362.985,00-TL asıl alacak, 6.341,89-TL işlemiş faiz ve 317,09-TL % 5 BSMV olmak üzere toplam 369.643,98-TL alacak talebinde bulunmuş, itiraz üzerine üzerine harca esas değer olarak 200.000,00-TL göstererek dava açmış ise de, dava dilekçesinin sonuç kısmında \" borçlunun icra takibine yönelik tüm itirazların iptali ile takibin davalı borçlu yönünden kefalet tutarı olan 200.000,00-TL asıl alacak ile faiz ve ferrileri üzerinden devamına % 20'sinden az olmamak üzere icara inkar tazminatına hükmedilmesine \" karar verilmesini talep etmiş olması karşısında davacıya 6100 sayılı HMK'nın 31. Maddesi kasamında 200.000,00-TL asıl alacağa karışılık gelen miktarda takipteki feri alacak kalemleri yönünden bir talebi bulunup bulunmadığı var ise bu feri alacak kalemleri yönünden tek tek talebinin ne kadar olduğununu açıklatılmasını müteakip açıklanan dava değeri yönünden  492 Sayılı Harçlar Kanunun 30. ve 32. maddelerinde belirtilen usule uyğun şekilde işlem yapılmak suretiyle eksik harcın da tamamlatılması gerekir. ( Yargıtay 19. HD'nin 16.05.2015 tarih ve  2015/4022 E. <br>2015/8936 K. )<br>\t12. \t6100 sayılı HMK’nın 297.maddesinde bir hükmün neleri içermesi gerektiği tek tek sayılarak ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. Buna göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu şekilde dava sonunda mahkemenin kimin lehine, kimin aleyhine karar verdiği, davacının talebinin ne kadarının kabul edildiği, davalının neye göre mahkum edildiği tereddütsüz şekilde anlaşılmalıdır. Biçim koşullarının getiriliş amacı, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamaktır. Aksi hâl, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır ve dava içinden yeni davaların doğmasına neden olur. İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur. ( Yargıtay HGK'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. - 1997/776 K.)<br><br>\t13.\tEldeki dava dosyasında, davacının davasının kısmen kabulü ile İzmir 20. İcra Müdürlüğü 2019/13176 E. sayılı takip dosyasında davalılar tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 200.000-TL asıl alacak üzerinden yine icra takibi ödeme emrindeki faiz hesaplama kriterlerine göre hesap edilecek faiz miktarı ile  takibin devamına karar verilmiş olup faize ilişkin alacak kalemleri ile işletilecek faiz oranları kararda açlıkça gösterilmediği gibi az yukarıda ifade dildiği üzere esasen davacının dava dilekçesindeki talebin tamamın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması çelişki olup ilamın hüküm kısmının bu haliyle şüphe ve tereddüte yer vermeyecek biçimde açık olmadığı gibi infaz kabiliyetinin de bulunmadığı anlaşıldığından HMK’nın 297. maddesinde belirtilen şekilde ve denetime elverişli gerekçe içerir ve denetlenebilir bir hüküm olduğundan söz edilemez.<br>\t14.\tDava, banka kredisinin ödenmemesi nedeniyle gerçekleşen banka alacağının kefillerden tahsilini amaçlayan itirazın iptali davası olup  banka kredisinin ödenmemesinden kaynaklanan alacak muayyen (likit) olduğundan, bu alacağın hesaplanması için bilirkişiye başvurulması alacağın bu vasfını değiştirmeyeceğinden, davalılar aleyhine icra inkar tazminatınına hükmedilmesi gerekirken akisi yönde dava konusu alacağın likit olmadığından hareketle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde de hukuki isabet görülmemiştir. (Yargıtay 19. HD'nin 05/02/2018 tarih ve 2016/15060 E. 2018/374 K.)<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.02.2022 tarih 2020/15 Esas 2022/181 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3801be17bc8933f7","SID":"d28b1b31a9ee79c9"}}