{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2020/1375 <br>KARAR NO\t\t: 2024/821<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/06/2020<br>NUMARASI\t\t: 2016/153 Esas  2020/287 Karar <br>DAVA\t\t: ALACAK <br>KARAR TARİHİ\t: 18/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 18/04/2024 <br> <br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/153 Esas ve 2020/287 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müvekkili kuruluştan ihale ile iş aldığını, ... sigorta iş yeri sicil numarası ile işçi çalıştırdığını, davalının posta işletme merkezi ve kargo işletme merkezi müdürlüğü bünyesinde posta tekeli dışında kalan gönderilen ayrım ve işleme dağıtım hizmetlerinin yaptırılması konusunda 4734 sayılı yasanın 3.maddesi gereğince yapılan ihale neticesinde hizmet ifa ettiğini, davalının sözleşme konuyu işi gerçekleştirmek üzere çalıştırdığı işçilerin bir kısmının iş akdinin davalıdan sonra ihalesi uhdesinde kalan ve aynı yerde aynı konuda son işveren olan ... firması tarafından feshedildiğini, bunun üzerine davacı müvekkili aleyhine asıl işveren sıfatıyla işçiler tarafından açılan davalar sonucunda işçilerin açtığı davalar sonucunda ödenen tutarın 331.183,38-TL'sinin davalı şirkete ait olduğunu tespit ettiklerini, ayrıca bir kısım davalarda verilen kararların kesinleşmediğini ve işçilere ödeme yapılmadığını, bu nedenle alacak miktarının kesin olarak belirlenemediğini, ... ile davacı arasında imzalanan idari şartnamede çalıştırılacak işçilerin iş kanunundan ve diğer yasalardan doğan tüm sorumluluklarının yükleniciye ait olduğu düzenlemesinin bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 331.183,38-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2.maddesinin 2.fıkrasında belirlenen faiz oranları üzerinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalının dava dilekçesinde gösterilen adrese çıkartılan tebligatın adresinden ayrıldığından bahisle iade edilmesi üzerine davalının ticaret sicil adresine gönderilen tebligatın da iade edildiği dikkate alınarak davalının ticaret sicilinde kayıtlı adresine TK 35 maddesine göre dava dilekçesi duruşma günü bilirkişi raporları tebliğ edilmiş davalı tarafından davaya cevap verilmemiş, davalı temsilcisi duruşmaya iştirak etmemiştir. <br>Davacı tarafından bildirilen deliller davanın konusu davalı aleyhine açılan işçilik davalarına ilişkin karar ve icra takipleri örnekleri taraflar arasındaki sözleşme toplanıp değerlendirilmiş, bilirkişi görüşüne başvurulmuştur. <br>Bilirkişi ... 17/03/2019 tarihli raporunda; davacı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin iş yeri devri olmayıp işveren-alt işveren niteliğinde olduğu bu nedenle ihtilafın hallinde işyerinin devrine ilişkin 1475 sayılı yasanın 14. maddesinin uygulanamayacağını, Yargıtay kararlarında ortaya konulduğu üzere son işveren olan davalının ihbar tazminatının tamamından kıdem tazminatı dahil olmak üzere diğer işçi alacaklarından ise kendi dönemiyle sorumlu olduğunu, buna göre davalının çalıştırdığı işçilerden daha sonra iş akdi feshedilenlerin üst işveren sıfatıyla davacının ödediği işçilik alacaklarından davalının çalıştırdığı döneme isabet eden toplam tutarın 228.567,99-TL olduğunu ortaya koymuştur. <br>Davacı vekilince bilirkişi raporuna itiraz edilmekle bilirkişi tarafından 31/10/2019 tarihli ek rapor sunulmuş ek rapor da bilirkişi görüş ve hesaplamasında ısrar ederek hesapladığı 228.567,99-TL'nin ayrı ayrı ödeme tarihine göre faiz başlangıcını bildirmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporu iş kanunu taraflar arasındaki sözleşmeye ve Yargıtay uygulamalarına uygun bulunarak hükme esas alınmıştır.<br>Toplanan tüm deliller karşısında; davalının davacı kuruluştan ihale ile iş alıp işçi çalıştırdığı, çalıştırdığı dönemin sona ermesinden sonra çalıştırdığı işçilerin iş akdinin davalıdan sonra ihalesi uhdesinde kalan aynı yerde aynı konuda faaliyet gösteren şirket tarafından feshedildiği, üst işveren sıfatıyla davacı kurum aleyhine davalının çalıştırdığı işçiler tarafından işçilik alacağı talepli davalar açıldığı, iş mahkemelerindeki yargılamalar sonunda hükmedilen işçilik alacaklarının davacı tarafından ödenerek sözleşme kapsamında davalıya rücu talepli olarak iş bu davanın açıldığı, dava dilekçesinde ortaya konulan işçilere davacının üst işveren sıfatıyla ödediği tutarlardan davalıya rücu edilebilecek tutarın bilirkişi raporunda ortaya konulduğu üzere 228.567,99-TL olduğu...'' gerekçesi ile; davanın kısmen kabulüne, ödeme tutarları faiz başlangıcı olarak kabul edilerek 228.567,99-TL'nin avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda bilirkişi ...'in 17/03/2019 tarihli raporunda; davacı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin işyeri devrinin olmadığını, işveren-alt işveren niteliğinde olduğunu, bu nedenle ihtilafın hallinde işyerinin devrine ilişkin 1475 sayılı yasanın 14. maddesinin uygulanamayacağını, Yargıtay kararlarında ortaya konulan son işveren olan davalının ihbar tazminatının tamamından kıdem tazminatı dâhil olmak üzere diğer işçi alacaklarından ise kendi dönemiyle sorumlu olduğunu, buna göre davalının çalıştırdığı işçilerden daha sonra iş akdi feshedilenlerin üst işveren sıfatıyla davacının ödediği işçilik alacaklarından davalının çalıştırdığı döneme isabet eden toplam tutarın 228.567,99.TL olduğunu ortaya koyduğunu şeklinde bir gerekçeyle hem bilirkişi raporuna bağlı kaldığını hem de Yargıtay kararlarına bağlı kalındığını, tam olarak mevzuata dayalı bir değerlendirme ile hüküm ittihaz edilmediği kanaatinin hâsıl olduğunu, bu sebeple usulen sadece bilirkişi raporuna dayalı karar verilmesinin ve hukuki değerlendirmenin bilirkişiye bırakılmasının usulen hatalı olduğunu, davalı şirketin ihale ile aldığı işin tüm mali sorumluluğunun sözleşme gereği olduğunu bilerek ihaleyi üstlendiğini ve ihalede verdiği teklifte bu külfeti bilerek veya öngörerek basiretli tacir olarak teklifini oluşturduğunu ve en avantajlı teklifi bu şekilde ihale yetkilisi olarak ... A.Ş 'ye sunduğunu, açılan dava ile istenen meblağın davalı ile yapılan sözleşmeye dayalı talep edildiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kısmen kabul kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, işçilik alacak ve tazminatına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesindeki hükümler gereğince davacı şirketin mahkeme ilamına dayalı olarak dava dışı işçilere ödediği işçilik alacak ve tazminatlardan davalı şirket nezdinde çalıştığı süre ile sınırlı olarak davalı şirketten talep edebileceğine, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/06/2020 tarih ve 2016/153 Esas  2020/287 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 427,60.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cd671a85b2fb78d3","SID":"0ced0ab986028716"}}