{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS     NO\t: 2020/1386 <br>KARAR NO\t\t: 2024/824<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/02/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/19 Esas 2020/197Karar<br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ\t: 18/04/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ   : 18/04/2024 <br> <br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/19 Esas ve 2020/197 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br><br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin kaza, deniz, hava yolu taşıma ve depoculuk faaliyetinde bulunduğunu, davalı şirket ile  şehir içi ve şehirlerarası karayolu taşımaları ile fuar hizmetlerinin yapılması için anlaşma yapıldığı , anlaşma gereğince davalının katalog , duvar bloğu ve döşeme  emtialarını, İzmir'den Almanya Münih deki ... fuarına ... plakalı kamyonun karayolu ile taşındığını, taşıma haricinde fuar hizmetleri adı altında taşıma konusu emtiaların Münih fuar deposuna boşaltılması, stand teslimine  kadar geçici depolanması, eşyaların standa teslim edilmesi dahil hizmet verildiğini, işbu hizmetlere ve İzmir-Münih fuarı karayolu taşımasına ilişkin SCX2019000009992  nolu fatura  tanzim edildiğini, ancak faturanın davalı tarafından ödenmemiş olduğunu, davalının  davacı şirkete toplam 1.1160,00 Euro borcu bulunduğunu, bunun tahsili amacıyla İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2019/10396 esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalıya ödeme emrinin tebliğinden sonra davalı tarafından 29/07/2019 tarihinde borca haksız yere itiraz edildiğinden takibin durduğunu, yapılan arabulucuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenle davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile işlemiş ve işleyecek olan faizleri ile birlikte takibin devamına ve davalı borçlunun %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile; davacının bedelini talep ettiği hizmeti usulüne uygun olarak yerine getirdiğini ispat etmekle yükümlü olduğunu, faturanın kesilmiş olmasının hizmetin usulüne uygun olarak yerine getirildiğini kanıtlamayacağını, davacının taraflar arasındaki cari hesabı sona erdirmeden icra takibi başlattığını, TTK 97 maddesi uyarınca davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olmadığını, alacağın varlığı ve vadesinin gelip gelmediğinin yargılamada ortaya çıkacağını, likit bir alacak olmadığı için icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin konkordato talep ettiğini, buna ilişkin davanın İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı dosyasında kayıtlı olduğunu, 26/11/2019 tarihinden itibaren 3 ay geçici mühlet kararı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İzmir 15. İcra Dairesinin 2019/10396 sayılı dosyası celp , incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 7.769,43 TL fatura bedelinin tahsili için icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği ancak İcra Müdürlüğünün 16/12/2019 tarihli kararı ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı dosyasında verilen 26/11/2019 günlü kararın 9 bendi gereğince borçlu şirket aleyhine hiçbir takip yapılmaması, mevcut ve ileride yapılacak tüm takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verildiği anlaşılmakla, borçlu vekilinin taleplerinin kabulü ile takibin olduğu yerde tedbirin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. <br>İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı dosyasında davacılar ... ve arkadaşları tarafından hasımsız açılan konkordato davasının 26/11/2019 tarihli tensip tutanağının 9.bendinde davalı şirket hakkında hiçbir takip yapılmaması ve mevcut ve ileride yapılacak tüm takiplerin durdurulması, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarının uygulanmamasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiği anlaşılmıştır. <br>Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine İİK 67 mad kapsamında itirazın iptali davası açılmış ise de, davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2019/10396 sayılı dosyasında yapılan takibin konkordato nedeni ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararına istinaden durdurulmasına karar verildiği, teknik anlamda borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine durmuş icra takibinden bahsedilemeyeceği,  İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı kararı gereğince borçlu şirket aleyhine hiçbir takip yapılmaması, mevcut ve ileride yapılacak tüm takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, takip tarihinin 16/07/2019 olduğu, 26/11/2019 tarihinde verilen tedbir kararı gereğince takibin 16/12/2019 tarihi itibariyle tedbiren durdurulduğu,  takibin durma sebebinin konkordato nedeni ile verilen tedbir olması nedeni ile itirazın kaldırılmasının yargılamada tartışılamayacağı...'' gerekçesi ile; Davacı tarafından açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br> <br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br><br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu icra takibinin 16.07.2019 tarihinde başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin 29.07.2019 tarihinde takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı-borçlu şirketin İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/528 Esas sayılı dosyası ile açılan konkordato davasında 26.11.2019 tarihinden itibaren olmak üzere 3 ay geçici mühlet kararı verildiğini, İcra İflas Kanunu 288. maddesi uyarınca geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğurduğunu ve İİK 294. maddesi uyarınca davalı-borçlu şirket aleyhine  26.11.2019 tarihli geçici mühlet kararından itibaren takip yasağı başladığını, takip yasağının sadece icra takip işlemleri bakımından geçerli olduğunu konkordato mühleti içinde borçluya karşı dava açılmasına engel olmadığını, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br><br>Dava, fatura alacağına binaen yapılan icra takibine vaki itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Her ne kadar mahkemece, \"davacı tarafından davalı aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2019/10396 sayılı dosyasında yapılan takibin konkordato nedeni ile İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararına istinaden durdurulmasına karar verildiği, teknik anlamda borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine durmuş icra takibinden bahsedilemeyeceği,  İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/528 esas sayılı kararı gereğince borçlu şirket aleyhine hiçbir takip yapılmaması, mevcut ve ileride yapılacak tüm takiplerin tedbiren durdurulmasına karar verildiği, takip tarihinin 16/07/2019 olduğu, 26/11/2019 tarihinde verilen tedbir kararı gereğince takibin 16/12/2019 tarihi itibariyle tedbiren durdurulduğu,  takibin durma sebebinin konkordato nedeni ile verilen tedbir olması nedeni ile itirazın kaldırılmasının yargılamada tartışılamayacağı\" gerekçesi ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun konkordatoya ilişkin hükümlerinde geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı ifade edilmiş, kesin mühlet içerisinde borçlu hakkında daha önceden yapılmış olan icra takiplerinin duracağını hüküm altına almış ancak davalarla ilgili bu yönde bir hüküm koymamıştır. Dolayısı ile, konkordato yargılaması devam ederken borçlu hakkındaki derdest davalar kural olarak konkordato sonucunu beklemekle yükümlü değildir. Bu nedenle, açılan itirazın iptali davasının sonuçlandırılmasında konkordato bakımından bir engel bulunmamaktadır. Diğer taraftan yapılan icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali davası neticesinde verilen karar, ilk takibin devamını sağlamaya yönelik 2004 Sayılı İİK 'da düzenlenen özel bir dava türüdür. Konkordato yargılaması ve mühletleri devam ettiği sürece icra takibine devam edilemez hükmü ile kastedilen borçlu hakkında icra takip dosyasında icra takip işleminin yapılamayacağıdır. Diğer işlemlerin yapılmasına engel yoktur. Şu halde, itirazın iptali davası neticesinde verilen kararın icra dosyasına sunulmasında borçluya karşı yapılan takibin yürütülmesine yönelik bir işlem olmadığından icra takip işlemi niteliğinde değildir. Ancak sunulan itirazın iptali davasına ilişkin karar üzerine yeniden  ödeme veya icra emri tanzimi suretiyle bunun borçluya tebliğe çıkarılması icra takip işlemi niteliğindedir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davalı şirket ile ilgili olarak konkordato davası sırasında verilen geçici mühlet kararı, somut uyuşmazlığa dayanak icra takibi daha önceden başlatıldığından geçmişe etkili olamayacağından ve daha önce yapılan icra takibinden dolayı geçici mühlet kararından sonra itirazın iptali davası açılmasında yasal olarak engel bulunmadığından mahkemece, yargılamaya devam edilip, işin esasına girilip, taraf delilleri toplandıktan sonra gerekirse alanında uzman bilirkişi marifetiyle taraf ve yargı denetimine açık, gerekçeli ve ayrıntılı bilirkişi raporu da alınarak hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.<br>Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1).a-4 ve 6. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/02/2020 tarih ve 2020/19 Esas 2020/197 Karar sayılı hükmünün, 6100 sayılı HMK.' nın 355 ve 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacıya iadesine,<br>4-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa809d7884942fe8","SID":"6f8ad74ca1969d0c"}}